Ne Mutlu Türküm Diyene

16 Nisan 2010 Cuma


Hızla bozulan olgular

Zaman ilerledikçe kuşaklar değiştikçe hayatımıza anlam katan çoğu olgu değersizleşip yozlaşıyor.Tabi bu durumda hepimizin katkısı var suçu başkalarına atmadan önce çuvaldızıda kendimize bandırmamız gerektiği kanaatindeyim.Önceliklerimiz, değer yargılarımız zaman ve değişime karşı yenik düşüyor bizi insan yapan vasıflarımız yavaş yavaş siliniyor, robotlaşıyoruz.Antisosyal,çıkarcı,benmerkezci olmaya devam ediyoruz köküne kadar ruhsuz nesnelere dönüşüyoruz farkında değiliz.

Aile:Aranızdan kaç kişi eve geldiğinde ev ahalisiyle sosyalleşiyor? Direk odalarımıza çekilip açıyoruz bilgisayarı yemek yiyip uyumak dışında vasfı kaldımı evlerimizin? Kaç kişi kaldı acaba evden birisi çıkıp giderken kapıda uğurlayan ya da evden çıkarken geride kalan herkese Allahaısmarladık diyen? Eminim pek çoğunuz anne ve babanızın favori yemeklerini renk tercihlerini bile bilmiyordur.Kaçınız son bir hafta içinde tüm ailesiyle beraber aynı sofrada yemek yedi? Bayramların anlamı kaldı mı tatilden gayri ? Yaşıyorsa nine ve dedelerini görmeye ellerini öpmeye giden var mı?

Arkadaşlık:Büyük oranda menfaat ilişkisi, işi düşmeyen karşı tarafı aramaz aylar geçse aramayan tipler var birbirini hesapta arkadaşlar (bende çok var bu tiplerden) Arkadaş arkasından atıp tutmak en son atasporumuz.

Dostluk:Arkadaşlık ilişkisinin üst kademesi bir nevi simbiyotik yaşam ancak karşılıklı.Sırlar paylaşılır (sakın ha koz vermeyin ileride bu deliller arkadaş ortamlarında ardınızdan gülmek için kullanılacaktır)

Sevgi-Aşk:Tamamen anlamsızlaşmış durumda duygusal anlamı nerdeyse bitti şimdilerde tensel temas aşk ve sevgi için kullanılan kılıf oldu.Kız - Erkek farketmiyor hedef yatak...

Evlilik:Laf olsun poşet dolsun diye yapılan evliliklerin sonu her zaman hüsran toplumumuzda her geçen gün boşanma oranı artıyor.Severek evlendiklerini düşünen insanların birkaç sene sonra birbirlerinin yüzünü bile görmeye tahammülü kalmıyor.Bir yatak bir somyayla evlenen gerekirse aylarca soğan ekmek yiyen dirayetli naz çeken eski nesilin yerini en baba düğünleri isteyen, dayalı döşeli ev bekleyen, kocasının dünyaları kazanmasını kazandığı tüm parayı ayaklarına dökmesini niyeaz eden ve o parayı çatır çatır sorumsuzca harcamakta beis görmeyen,kapris canavarı kadınlar ile hayatında hiçkimseye sadakat duymamış parayı gördüğü anda ya da başka bir hatun kuyruk salladığında kollarına koşmayı vazife zanneden erkekler aldı biz kısaca bu tiplere yeni nesil karı koca diyoruz.

Hayatını kazanmak:Para araçtan amaca dönüşmüş halde hayatın tek anlamı para kazanmak ve en hızlı şekilde tüketmek.Tüketilen para mı yoksa ömür mü orası tartışılır yıllarca para kazanmak için uğraşır sonra para kazanmak için kaybettiğimiz sağlığımızı geri kazanmak için para harcarız o zaman kazanmanın anlamı ne ? Dünya kadar paranız olsa bir nefes satınalabilir misiniz? Süprizzzz Kefenin cebi yok kazandıklarınızın hepsi bu dünyada kalacak :)

Yukarıda saydıklarım hemen aklıma gelenlerden dilim döndüğünce anlatmaya çalıştığım birkaçı.Tabi ben bu tanımlamalara uymuyorum diyenler mutlaka çıkacaktır.Yukardaki tanımlamalar size uymuyorsa şanslı insanlardan birisiniz oturun Rabbinize şükredin,hatta fakire fukaraya sadaka verin zira şanssız olanların durumu yukarıdaki gibidir kimseye güvenemezler,kimseyi sevemezler,doğru düzgün bir aile yaşantıları yoktur.Yaşadıkları zaman dilimine hayat derler ancak gerçek hayatı ömür boyu hiç bilmezler.

Ben mi :) iki arada bir deredeyim diyeyim bazıları bana da uyuyor siz kendiniz değerlendirin bakalım ne kadar şanslısınız....

cemo
17.04.2010

0 Yorumgaçlı Okurcan:

Yorum Gönder

Dök içinden geçeni

Yeni kayıtlar Önceki kayıtlar Anasayfa