Ne Mutlu Türküm Diyene

17 Temmuz 2015 Cuma


Antika gezmelerde - Gordion Müzesi

0 Yorumgaçlı Okurcan
Öncelikle hepinizin Şeker - Ramazan Bayramı en içten dileklerimle kutluyorum biliyorum bloğa yazmaya epey ara verdim ama kendimce gerekçelerim ve tabiki bahanelerim var :)

Neyse efenim konumuza dönecek olursak geçen hafta evde pineklemekten yorulan lollacığım ve bendeniz Gordion Müzesine gitmeye karar verdik. Ankaradan arabanızla yaklaşık bir buçuk satte ulaşabilirsiniz.(ilk sefer gidenlerin bulması biraz sıkıntılı olabilir navigasyon kullanmanızı tavsiye ederim) Polatlıya girdikten sonra hemen sağda Gordion Müzesi tabelasını göreceksiniz tabelaları takip ederek (müze dışında da bol bol fotoğraf çekeceğinize eminim çevre çok güzel) pek zorluk çekmeden müzeyi bulabilirsiniz.

Açıkçası müze beni ebatlarıyla hayal kırıklığına uğrattı zira çok küçük gerçi yan taraftaki inşaat faaliyetlerine baklırsa muhtemelen müzeyi genişletecekler gibi hissettim. Tüm müzeyi tümülüs dahil 1 saatte rahatlıkla dolaşmanız mümkün. Beni üzen başka bir husus se insanımızın müzeye olan ilgisizliği bizim orada bulunduğumuz süre zarfında müzeyi gezmeye gelen insan sayısı iki elin parmaklarını geçmezdi muhtemelen. Hani pahalı desen pahalı değil kişi başı yalnızca beş lira ama ne gelen var ne giden gerçi insanlarda bir yerde haklı müzenin yeri Midas Tümülüsünün yanında olduğundan mütevellit oldukça sapa.

midas_tumulusu


Müzede frig, helenistik ve roma dönemine ait pek çok güzel eser mevcut.

gordion_muzesi gordion_muzesi

Tümülüse girerken aklınızda bulunsun kapıdan mezara kadar oldukça yürümeniz gerekiyor :)

midas_tumulusu midas_tumulusu midas_tumulusu
Ankara ve çevresinde oturan, imkanı olupta burayı gezmeyen çok şey kaybeder benden söylemesi eğer haftasonunuz boş ve aracınız varsa mutlaka uğrayın kürek kürek kültür sahibi olursunuz hemde vaktinizi iyi değerlendirirsiniz.

7 Mayıs 2015 Perşembe


Bir evcil hayvan olarak tatlı su yengeci :)

0 Yorumgaçlı Okurcan
tatli_su_yengeci
Bir süre önce balık sevdası depreşen biricik arkadaşıma akvaryum kurduk içine türlü türlü birbirinden güzel bitki ve balıklar yerleştirdik bu süreç zarfında dolaştığımız akvaryumculardan birinde Tatlı Su Yengeciyle karşılaştık tabi hemen küçük habitatımıza onu da ekledik.

Aradan geçen süre zarfında biricik arkadaşım bu güzelim yaratığa kanının pek ısınmadığını keşfedince akıbetinin bahçedeki çimlerin arası olması deyü istersen ben alayım dedim :) Sevinçle kabul etti nihayetinde kendisi görüp görebileceğiniz en mega hayvanseverdir :)

Hemen o gece eve getirip benim yavru balıkları büyütmeye çabaladığım akvaryuma koydum.

Öncelikle belirtmem gerekir ki bu hayvanları izlemek gerçekten çok keyifli yandan çarklı yürüyüşleri, kıskaçlarıyla zeminden bişeyleri alıp ağızlarına götürmeleri, etraflarından geçen balıkları dikizlemeleri,meraktan dibine kadar sokulan yavru balıkları yakalamaya çalışmalarını gözlemlemek kadar eğlenceli birşey yok.

Tabi bu yaramazların ufak bir sıkıntısı da var arada bir firar edebiliyorlar ee o kadarcık kusur kadı kızında da olur.

Eğer sizin de niyetiniz varsa akvaryumu (saklanıp dinlenebilmesi için) bol miktarda kayayla mağaralar oluşturacak şekilde dekore etmenizi, mümkünse java moss türü yosunla kaplu kütüklerden de ilave etmenizi ve ayrıca tırmanarak su seviyesinin üstüne çıkabileceği balkonumsu bir yer (tabi akvaryumdan kaçırmamaya dikkat edilecek) sağlamanızı öneriririm tabiki yengecinizin mutluluğu için bunlar.

Not: Aman diyim elinizi pek yaklaştırmayın minicik boylarına aldanıp yoksa canınız epey yanabilir benden söylemesi.

Bundan sonraki hedefim akvaryumların külhan beyi olan cüce kerevit:)

27 Mart 2015 Cuma


Onurlu insanlar

0 Yorumgaçlı Okurcan
kishi_ryoichi
Türkiye'de herşey olursunuz ama rezil olamazsınız diye bir söz var eminim bu satırları okuyan aşşağı yukarı herkes biliyordur zira çok sık kullanırım. Kasten sadece para hırsıyla iş güvenliği kurallarına uymadığınız için yüzlerce kişi madenlerinizde hayatını kaybedebilir, hiç uygun olmadığı halde trenlere raylarda yüksek hız yaptırılarak bir dünya insanın ölümüne yol açabilirsiniz, bariz bir şekilde yolsuzluk yapabilirsiniz ama kimsenin aklına intiharı geçtim istifa etmek hatasını kabul etmek gibi erdemli hareketlerde bulunmak gelmez.

Geçenlerde İzmit Körfezi Geçiş Köprüsü'nde bir halat koptu kimse ölmedi, kimse yaralanmadı ama köprünün yapımından sorumlu japon mühendis Kishi Ryoichi intihar etti. Yazılanlara bakılırsa muhtemelen kendisinin doğrudan bir ihmali de yoktu ama adam böyle bir kazayı, aksiliğin yaşanmasını gururuna yediremedi.

Adamlar onurları için yaşıyorlar bizde ise onur adeta bozuk para haline gelmiş durumda.

Şimdi bi japon mühendise bakıyorum bi bizim aymaz sorumlulara arada dağlar kadar fark var anlayış olarak yüzyıllar var e böyle olunca da ne yazık ki bizden bi japonya çıkmıyor bu gidişle de çıkmayacak.

Acı ama gerçek bu maalesef.

Huzur içinde uyu onurlu adam...

11 Mart 2015 Çarşamba


Ne yapsın bu insanlar

0 Yorumgaçlı Okurcan
Dün 11 marttı Berkin Elvan'ın ölüm yıldönümü hemen hemen Türkiye'nin her yerinde anma yürüyüşleri yapılmaya çalışıldı. Çalışıldı diyorum zira devletimiz artık gelenekselleştiği üzere yürümek isteyen kendinden gayri düşünen her vatandaş grubuna karşı olduğu gibi şiddetini esirgemedi hal böyle olunca meydan radikallere kaldı yine bilindik görüntüleri izledik atılan taşlar,molotoflar .

Geçen yine böyle görüntüleri tv'den izlerken "Neden insanlar radikalleşiyor?" diye sordu bi arkadaşım. Bence çok basit.

Küçükken hepimize öğretildiği üzere sus büyükler konuşurken lafa girilmez diyerek ifade özgürlüğü törpülendi.

İlk ve orta öğretimde yaratıcılıktan uzak ezberci sistem düşünmemizi engelledi es kaza sürüden farklı düşünen bireyleri ise elinden geldiğince ezdi elimine etti.

Üniversitede ise aman evladım siyasete karışma başın polisle derde girmesin diyerek yine çoğunluk baskılandı.

Bu baskı içerisinde büyüyen insanlar dertlerini meydanlarda ifade etmeye çalışınca tepellerine binildi.

Hal böyle olunca düşünemeyen, düşünse de düşündüğünü ifade edemeyen insanlar yetiştirdi bu toplum.

Sonuç: radikal unsurların ellerinde militanlaşma

Herkes böyle olacak diye bir kaide yok tabi, şansı yaver giderse sürüden biri olur ömrünün sonuna kadar etliye sütlüye karışmadan mutlu mesut yaşar ya şansı yoksa....

18 Şubat 2015 Çarşamba


Özgecan'a dair

0 Yorumgaçlı Okurcan
Geriye benim söyleyebileceğim pek bir söz kalmadı sanırım bu konuda yorumda bulunmayan, aforizmalar patlatmayan, ütopik çözümler sunmayan, saçmalamayan ( idam ve hadım gibi ) kimse kalmadı...

Peki ya çözüm ne bundan bahsedeni duyduk mu?

Erkeğin bakış açısını kadını metalaştırmayacak şekle evirmek, şiddeti toplumsal hayattan uzaklaştırmak için ortaya bir fikir, öneri koyabilen oldu mu? Ben duymadım.

Bu yazıyı okuyan hemen hemen herkes her gün düzenli olarak gazete okuyordur muhtemelen 3. sayfalardaki haberlerden haberi vardır her gün birbirinden daha vahşi cinayetler işleniyor daha dün istanbulda parçalanmış bir kadın cesedi bulundu ve aynı gün sadece dükkanının camına kartopu isabet ettiği için esnaf bir gazeteciyi (Nuh Köklü) bıçaklayıp öldürdü.Daha ondört yaşında bir çocuk silahla okul basıp kız arkadaşını kaçırmaya kalktı.Seksenlerinde bir ninenin belki yüz lira edecek yüzüğü için ağzını burnunu kırdılar.

Neden?

Neden her geçen gün daha yüksek volümlü şiddet dalgalarına maruz kalıyoruz, yoksa toplumsal olarak bir cinnet hali mi yaşıyoruz.

İnsanları böylesi vahşete sürükleyen sebep ne.

Hepsi psikopat ya da akıl sağlığı yerinde olmayan insanlar değil herhalde. Cinayet işleyen, tecavüz eden, gasp yapanların büyük çoğunluğu gayet aklı başında. Bilinçle, planlayarak ve kastla işleniyor bu suçlar.

Sokaklarımızı yeniden güvenilir hale getirmek zor olacak bence çünkü bu şiddeti minimize etmek için en az sağlıklı yetişmiş iki hatta üç nesil geçmesi gerekecek. Toplumca kollektif bir biçimde kendimize gelip bunun için çabalamamız zorunluluk başka bir çözüm yolu göremiyorum.

Zira insanımızın yetişme, yetiştirilme tarzında sorun var.

Çocuklar yetişirken adalet, merhamet, empati gibi erdemlere sahip olmaktan ziyade kibir yüklü, herşeyi yapmayı kendinde hak gören, emek harcamaktansa köşeyi dönme düsturunu benimsemiş hırs küpüleri olarak büyüyorlar.

Zeki olmak birşeyler başarmak değil, çakal olmak birşeyler kotarmak derdindeler.

Farkındalar artık ekmeğini bölüp arkadaşıyla paylaşmak yerine arkadaşının ekmeğini gasp etmek ya da çalmak daha evla sayılıyor. İtibar gören iyi insanlar değil artık ne kadar kötüysen, ne kadar çalarsan ne kadar garibanın hakkına tasallut edersen o kadar mutebersin.

Güçlü olan herşeyi yapabilir yanına da kâr kalır mottosu gencecik beyinlere kazındı artık ve maalesef kolay kolay geri dönüş yok. Böyle yetişen insanlar varken yeni Özgecan Aslanlar mutlaka olacak ve her zaman olduğu gibi ölenin yedisi çıkmadan herşey unutulacak... 

Adaletin a'sının bile kalmadığı bir memlekette daha başka birşey de beklenemez zaten.

Gün geçtikçe iyi olan kavramların içi hızla boşaltılırken sonumuz ne olacak bende çok merak ediyorum. Ya toplumca en dibe vuracağız ve yukarı çıkacağız ya da uzunca bir süre bu şiddetin içinde piyango bir gün bana ve aileme de vurmasın diye dua ederek varolmaya çabalayacağız.

Sürç-ü lisan ettiysek affola

30 Ocak 2015 Cuma


Türk gencinin Emilie Voe Nereng ile imtihanı

0 Yorumgaçlı Okurcan
emilie_voe_nereng

Malumunuz güzel bir kadın gören türk erkeği şebermekten kendini alıkoyamaz. Emilie Voe Nereng ablamızda maşallahı var dünya tatlısı. ekşisözlükte emilie hakkında ki başlığa birkaç kişi abanınca tabiki dikkatleri çekmesi uzun sürmedi.

Yurdumun ne kadar "romeosu" varsa sosyal medya üzerinden başına üşüştüler kızcağızın bir kaç gün içinde 200 civarı er kişinin faceebook'ta kendisini eklemesi ile dumura uğramasına kendisi kadar şaşırmadım. Söz konusu olan biz olunca bu daha başlangıç diyorum umarım olayın gidişatı çirkinleşmez.

Allah sabır versin kendisine  :)))


13 Ocak 2015 Salı


Mentalite farklı

0 Yorumgaçlı Okurcan
Bundan çok değil 1.5 yıl önce gazetelerde Ekonomi Bakanımızın bir beyanı vardı "Uzay gemisi yapmamızı engelliyorlar". O zaman okuduğumda çok gülmüştüm millet marsa roket yollarken bizim televizyonlarda hala şu caiz mi bu mekruhmu gibi mevzular konuşulan bir ortamda bilim üretilmez diye düşünüyorum. Nitekim geçen zaman beni yanıltmadı Geçenlerde okuduğum bir haber ne kadar haklı olduğumu artık aksi ispat edlemeyecek şekilde ortaya koydu :)

Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Motorlu Araçlar ve Ulaştırma Teknolojileri Bölümü 2.5 yıl uğraşmış ve 5 farklı model elektirikli araç üretmiş araçları görünce kendimi tutmadım gülmekten sandalyeden yuvarlanıyordum. asına da boy boy fotoğraflar vermişler te allahım. Elalemin yaptığı elektrikli araca bak birde bizimkilere :)



elektrikli_araba

Dünya uzay çağını yakalamış bizimkiler daha bir üniversitede adam akıllı araç bile üretilemiyor fotoğraf ortada fazla söze gerek var mı? Ha diyecekseniz bir dünyaca tanınmış bir markanın konsept arabası üniversiteyle mukayese edilmez haklısınız mukayese edebilmek için terazinin iki küfesinde de bişeyler olması lazım. Üniversitelerimizin durumu, bilime, gelişmeye ne kadar değer verildiği ortadayken bizim avrupanın seviyesini yakalayabilmemiz için temiz bir yüz sene falan lazım ama bu hızla ve bu kafayla gidersek temiz üçyüz, dörtüz yılı bulur.

Sürç-ü lisan ettiysek affola...

26 Aralık 2014 Cuma


Zenginliğe dair

1 Yorumgaçlı Okurcan

Cebinizde, kasanızda, banka hesaplarınızda tomar tomar paranız, lot lot hisseleriniz, onlarca eviniz, yatınız, katınız olabilir ama eğer şu videodaki evsizin onda biri kadar olamadıysanız ve paylaşmıyorsanız kimseciklerle dünyanın en fakir insanı sizsiniz demektir.

Bilin istedim...

10 Aralık 2014 Çarşamba


Sevimli Aşıklar :)

0 Yorumgaçlı Okurcan
ask

Bir hayli sevimi buldum atışmalarını paylaşmak istedim, çok uzun sürmez tekrar birleşirler bunlar ;)

23 Kasım 2014 Pazar


Hayat küçük zaferlerle güzel

0 Yorumgaçlı Okurcan
cay

Bundan iki-üç ay önce benim gibi çay tiryakisine birisi yakında çayı şekersiz içeceksin dese muhtemelen yüzüne karşı gülerdim.

Bir dünya zararının olduğunu bilmeme karşın çayımın kahvemin yanında bol miktarda şeker tüketmekten geri kalmıyordum ama sonunda bir noktada kafama dank etti bırakmalıyım bu mereti dedim ve uygulamaya geçtim. Zira o kadar çok içilen çayın yanında aldığım şeker yüzünden bildiğin yürüyen kesme şeker gibi dolanıyordum.

Daha önce defalarca şekeri azaltmaya teşebbüs ettiysem de tükettiğim çay miktarı yüzünden eninde sonunda eskiye dönüyordum. Lakin bu sefer kesin niyet etmiştim kısa vadeli teşebbüslerin netice vermeyeceğini bidiğim için uzun bir süreye yayarak bırakmayı denedim.

Yavaş yavaş azalta azalta en sonunda şekersiz içmeyi başardım. İlk başlarda biraz zor geldi çok zaman midem bulanır gibi oldu yanına tatlı bişeyler aldım ve dengeledim artık onuda istemiyor canım.

Yaklaşık 2 haftadır çayı şekersiz içiyorum en koyu kahvede bile tek şeker yetiyor da artıyor bile eninde sonunda kahvede de sıfıra indireceğim ama 2-3 günde bir bardak içtiğim için o kadarcık şekerden bir zarar geleceğini sanmıyorum fakat onu da sıfırlamaya niyetim var.

Zamanla çay kahve alışkanlığımı da sona erdirmeyi kafaya koydum irademe karşı bu zaferimden sonra başaracağıma da eminim :)

Darısı sizlere...

Sırada sigara var ama gözüm şimdilik yemiyor :)))
Önceki kayıtlar Anasayfa