Ne Mutlu Türküm Diyene

28 Aralık 2011 Çarşamba


Ali Biçim - Kaysana

0 Yorumgaçlı Okurcan


Parodi konusunda oldukça ilerledi Ali Biçim elemanda gelecek var bence en son imza attığı işte Peaches adlı grubuyla Bee Gees'in "Staying Alive" şarkısını metrobüslere "Kaysana" diye uyarlayarak yapmış.Ne yalan söyliyeyim "Just Pide" kadar güldürmese de oldukça iyi bir işe imza atmış hele sesler falan direk bee gees soundu izlemek lazım hele hele ufak bir tebessüme bile muhtaç bizler için adeta bir ilaç.

Orjinalinede yer vermeyim biraz nostalji olsun :)

Bee Gees - Staying Alive

26 Aralık 2011 Pazartesi


Kadınlar acımasızdır.

2 Yorumgaçlı Okurcan
ersin korkut-gülfer sarıgül
Evet sevgili okurcan maalesef acı ve gerçektir bu,aslında genellememek lazım lakin kadınlar bazen cidden hitlerden daha acımasızdır.Gerçi birazda karakter meselesi ama yaşadıklarımla birleştirdiğimde maalesef bu sonuç bariz bir şekilde çıkıyor.Zorda kaldıkları zaman yanındakini anında satma,ezme huyundan bir türlü vazgeçemiyorlar.

Söz konusu ettiğim olay dün internet üzerinden gazetelerde gezinirken gördüğüm bir haber hemen hemen hepimiz Ersin Korkut'u tanıyoruz kimimiz komik bulur kimimiz bulmaz ben komik ve sevimli bulanlardanım.

Gülfer Sarıgül namlı bir arkadaşı varmış (sanırım artık böyle bir arkadaşlık olmayacak) ilk defa duyuyorum ve bu bayan Engin Akyürek namlı bir oyuncunun ex sevgilisiymiş.İş bu arkadaşın magazin servislerinde Ersin Korkut'la fotoğrafları çıkıp akabinde magazinciler tarafından sevgililer muhabbeti yapılınca hanfendi köpürmüş.

Sarfettiği cümleleri okuyunca insanlığımdan utandım bi an;

Varan-1"Ersin'i severiz, arkadaşlarımla birlikteyken çağırırım, bir yemek ısmarlarım, maskot gibi bizi eğlendirir." (Şebek mi lan bu çocuk? ne demek bir yemek ısmarlarım maskot gibi bizi eğlendirir aklıma izlediğim bir türk filmindeki "oyna oyna eğlendir bizi" repliği geldi)

Varan-2"Ersin'le sevgili olmaktansa kendimi boğaz köprüsünden aşağıya atarım." (Arkadaş olmakta bir beis görmemişsin ama, boğaz köprüsünü boşver galata köprüsünden veya viyadükten falan at kendini)

Varan-3"Benim sevgilimde oyuncu gayet yanıma yakışan Türkiye'nin en yakışıklı adamları arasındaydı. Haberi gördükten sonra beni aradı.O bile habere çok alınmış,'Benden sonra kendine bu adamı mı yakıştırdın' dedi. Kendisini haklıda buluyorum. Attan inip eşeğe binmek gibi bir şey" (Valla kusura bakmasın engin'de siz Ersin'e bile yakışmıyorsunuz bu sözlerle)


Maşallah şu egoya, şu kibre, şu kendini dev aynasında görmelere bir bakın.İnsan arkadaş kategorisiyle nitelendirdiği birine bu yakıştırmaları yapar mı ? Bir yerlere oturup bişeyer yemiş içmişsiniz iki satır sohbet etmişsiniz hatta fotoğraflar çektirmişsiniz sonra kalkıp Ersin Korkut'a böylesi aşşağılayıcı sözleri söylemek nasıl bir karakterin eseridir.

Yeter artık anlayın dünya sizin etrafınızda dönmüyor.Kimse kimseye köpek ya da şebek muamelesi yapamaz.

Tamam çocuk yakışıklı değil hatta çok çirkin bile olabilir ama bu kimseye onu aşşağılama hakkı vermez.Şahsen ben Ersin Korkut'un yerinde olsam çok ağır bir tazminat davası açarım hanfendiye.Birde hanfendi gerçekten çok âlâ bir güzel olsa içim gam yemeyecek vasat üzeri sıradan biri bana pek çekici gelmedi hatta bu haberden sonra çok çok itici geldiğini söyleyebilirim.

Açıklama yapacaksan da sadece arkadaşız aramızda öyle bir ilişki yok demek neden bu kadar zor acaba? Yoksa bu gündeme gelmek için hanfendi tarafından planlanmış bir oyun olmasın sakın :) Ben şu Ersin'e iki giydireyim medyada yer bulurum nasıl olsa demiş olabilir valla bana öyle geldi işin aslı nedir bilemiycem.

Bu vukuat üzerine tepki çekince de twitter'dan kendini mağdur gösterme,Ersin Korkut'u karalama edebiyatı yapmaya başalmış hanfendi ne kadar komik bir suçluluk telaşesi emaresi.(Ne yazdığını merak edenler twitter'den rahatlıkla adresine ulaşabilir ve görebilirler twitlerini ben daha fazlasını yazmaya utandım yazmıyorum.)

Ersin Korkut babamın oğlu değil, iş güç bağlantım yok dolayısıyla ondan bir çıkarım da yok ama yapılan haksızlığa katlanamadım ne yapayım.

Yazık gerçekten çok yazık...

25 Aralık 2011 Pazar


Çocukluk

0 Yorumgaçlı Okurcan
kaydırak
Çocuk olsam tillahı gelse kimse bu kaydıraktan kaydıramazdı beni :) Böyle kaydırak mı olur bu kaydıraktan kayan çocuktan büyüyünce hayır mı gelir Tövbe estafurullah :)

22 Aralık 2011 Perşembe


Kırım kırım soykırım

4 Yorumgaçlı Okurcan
Fransa
Bu gün kendini güya özgürlüğün beşiği ilan eden Fransa'nın sözde "Ermeni Soykırımı" kavramını reddetmeyi suç sayan yasayı kabul ettiği gün.Tarihe bir not düşmek istedim dolayısıyla.

Bu yasa düşünce özgürlüğüne vurulmuş en büyük darbelerden biridir.Karşıt düşünceyi hapsetmek ya da cezalandırmak kadar saçma ve faşizan bir uygulama olamaz.Gözümde Sarkozy'nin Hitlerden bir farkı kalmamıştır.

Soykırım var - yok muhabbetine hiç girmeye niyetim yok benim siyasi görüşlerimden az çok belli zaten düşüncelerim varsa da yoksa da bu Türkiye ile Ermenistan arasındaki bir meseledir üçüncü taraflara şahsi kanaatimce bok yemek düşer.Fransa'nın sembolü neden horoz sizce ne de olsa boğazına kadar bokun içinde bile yaşasa öten tek hayvandır muhterem:) Kendi pisliğine bakmaz elalemin çöplüğünü karıştırır.

Bizim atarlı cemaat hemen başladı malları boykot edeceğiz lakırdısına daha önce soykırım yasası geçerken ya da italya apo şerefsizine kucak açtığında benzer bir süreç yaşanmıştı da ne oldu ? Önce necip milletimiz tepkisinin düzeyini azalttı sonra hepten unuttu şu an fransayla iş hacmimiz 14 milyar dolar italyayla ise ölümüne kankayız :)

Elin oğlu olmayan şeyi senelerce kastırarak dünyaya kabul ettirir sen haklı davanda işini takip etmediğinden, gereken bağlantıları yapmadığından yaya kalırsın.Bak Fransa'da 500.000 Ermeni var bununla beraber 550.000 Türk ama Ermenilerin borusu ötüyor Fransada neden bunu bir düşün istersen.

Ermenilerin daha 20 sene önce yaptığı Hocalı Katliamı'nı kabul ettiremedin kimseye.

Hem organize değilsin hem haklı davanın takipçisi...

Dişe dokunur tek tepki benim nazarımdan icraatlarını hiç sevmedğim Melih Gökçek'in verdiği tepki oldu.Yapabilirse fransız elçiliğinin karşısına ya da civarına Cezayir Soykırımı Anıtı dikecekmiş tabi o çevreyi bilmeyenler kolayca inanır lakin elçiliğin civarındaki bölgede öyle bir anıt dikilmesine müsait bir alan yok gerçi melih emmi için pek farketmez o bir formül bulur sonuçta.

Şimdi bu yasa senatoda onaylanır ve yürürlüğe girerse soykırım yok diyen hapis üstüne para cezası alacak.Al sana bir zihni sinir procesi eğer ben başbakan olsam önce fransız hapishanelerinin kapasitesini tespit ederim akabinde doğrudan temasımın olduğu belli olmayacak bir kanaldan binlerce insanı örgütler akın akın fransaya yollarım ve parlementonun önündeki meydanda soykırım yoktur diye bağırmalarını sağlarım.Hepsini hapse atabilecek değiller kapasite belli sonunda pes edeceklerdir :) Ne de olsa beyin bedava

Sevgili okurcan şimdiden çok celallenmeye lüzum yok nasıl olsa bizim necip milletimiz bunu da en geç bir ay içinde unutur normal hayatına döner sende yaşadığın sinir harbinin bedeninde yaşattığı tahribatla kalırsın

Ünlü bir türk büyüğünün dediği gibi "Durmak yok uyumaya devam"

20 Aralık 2011 Salı


Bir gelinim olsun mümkünse kung-fu'cu olsun

0 Yorumgaçlı Okurcan
Biliyorum düzenli takip edenler taktın bu izdivaç programlarına diyorlar içten içe ama ne yapayım takılmayacak gibi değil ki Hande Ataizi sağolsun nerede enteresan insan varsa toplayıp evermeye uğraşıyor haliyle bana da malzeme çıkıyor.

Benim gibi müzmin bir bekarı bile evlenmeye itecek kadınla Hande hanım sayesinde nette gezinirken karşılaştım allahım yarabbim şu zarefete ve kudrete bakarmısın.Koskoca tosun gibi adamla kafakola girmiş güreşiyor.



Hanfendiyi alan yaşadı valla evde eğlence eksik olmaz kah güreşirsin,kah minderde karşılıklı kung-fu yaparsın,kah tv izlerken önünden uçan tekmeyle geçen bir eşin olur fena mı :)Allah bilir evde salatayı da kılıçla falan yapıyordur :) Üstelik ilerde başın sıkışırsa annecim diye kaçan bir karın olmaz allah ne verdiyse sağlı sollu girişir hasmına yanında kahramanca.Ayrıca spor salonuna para vermenede gerek yok beleş öğrenirsin uzakdoğu düvüş sanatlarını.

Hande Ataizi'ne topluma olan hizmetlerinden dolayı saygılarımı ve hürmetlerimi sunmayı bir borç bilirim :)

16 Aralık 2011 Cuma


Güneşin en güzel battığı şehir

2 Yorumgaçlı Okurcan
Ayaz mı ayaz lakin,
Üşümüyorum inadına.
Zira yetiyor nefesinin sıcaklığı,
Mevsimleri değiştirmeye,
Güneşin en güzel battığı şehirde.

17.12.2011
Cemo

13 Aralık 2011 Salı


Bu gidişat ne yöne usta?

2 Yorumgaçlı Okurcan
Güzide ülkemizde enteresan gelişmeler yaşanıyor ancak gündem öylesi saçma sapan mevzular tarafından işgal edilmiş ki normalde yer yerinden oynaması gerekirken kimseden çıt çıkmıyor mesela ilkokul 4-8.sınıf arasına seçmeli yabancı dillere Arapça'nın eklenmesi gibi :) Arapça bu milletin gençlerine ne kazandıracak cidden merak ediyorum arapça beynelmilel bilim dili mi hayır peki kültür,edebiyat ya da sanat dili mi hayır e peki bizim Milli Eğitim Bakanlığı ne diye durduk yerde seçmeli yabancı diller arasına Arapça'yı yerleştirdi? İnsan düşünmeden edemiyor bu kadar Arapça bilen öğretmen nereden temin edilecek imam hatipler olmasın sakın :) aa durun bir saniye imam hatip mezunu olanlar herhangi bir arap ülkesinde adres soracak kadar bile Arapça bilmez ki biliyor diyen beri gelsin

Akabinde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mele açılımı geldi bildiğiniz üzere mele güney doğu anadoluda medrese (merdiven altı yasadışı eğitim kurumu) eğitimi görmüş kendini yetiştirmiş din adamlarına verilen isimdir.Bu muhteremleri diyanet işlerine alacaklarmış hemde kadro sayısı bin (1000) millet g.doğuda okullarda öğretmen bulamıyor devletin derdine düştüğü şeye bak zaten diyanetin kadrosu ağzına kadar dolu diyanetin hocası gidip görev yapamıyor mu oradaki camilerde? Ya hocalar gitmiyor ya da gönderdiğin hocaları cemaat istemiyor her iki durumda da devletin bir aczinin ifadesi olmuyor mu bu durum.

Bu gidişler yakın zamanda televizyonlarda meleler profesörlerin karşısına çıkıp dünya düz mü yuvarlak mı tartışması yaparlar ırakta olduğu gibi :)

İşine geldiğinde devlet ceberrut olmayı biliyor ama mesela izmirde polislerce karakolda ağzı yüzü dağıtılan darp edilen kadının durumu gibi.Olay ortaya çıkınca kadın konsomatris diye aşşağılandı birde sanki başına gelenler konsomatris olunca hak ve reva.Kadıncağız yerle yeksan olmuş neredeyse, rapor almak için gittiği doktor basit lezyon demiş yani dayaktan eser yok olsa olsa itiş kakış var ayıptır.Üstüne birde savcı polisleri korumak adına dava açma istemni iddaalar soyut, inandırıcı delil yok gerekçesiyle reddetmiş.Allahtan kamera görüntüleri ortaya çıktı da daha fazla inkar edemediler tabi görüntüler ortaya çıkana kadar kadının polisten aldığı tehditler, yaşadığı korku,endişe vs cabası.Şimdi HSYK savcı Türk Tabipleri Birliği ise doktor hakkında soruşturma açmış bakalım ne çıkacak sonuçta.Benim pek ümidim yok ama belli de olmaz bakarsın bir mucize olur.

Lafa gelince işkenceye sıfır tolerans ama nerde.

Cüppeli Ahmet Hoca namlı bir muhterem var kendi cemaatinde takılır sağa sola politikaya pek bulaşmaz pek sevmem hatta dini görüşlerinin çoğuna katılmam ama adamcağızın başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.Son zamanlarda yaygın olan kaset furyasından o da darbe aldı dinle diyanetle uğraşan adamın seks kasedi çıktı bana pek inandırıcı gelmedi (olabilir gerçektir belki ama günahını almamak lazım) Bir insan bu kadar aleni savunduğu değerleri hemde koca cemaatin başı konumundayken çiğnemez diye düşünüyorum.Ortada dönen bir dümen var ama nerde ya cübbeli çeviriyor ya da karşısına aldığı cemaat du bakalım yakında çıkar kokusu.

Olayın ironik tarafı Deniz Baykal'ın kaseti çıktığında blok halinde kasetin gerçekliği kesinlikle iman eden insanların şimdi bu kaset için karın ağrılarıyla kıvranması :) Ne diyelim "Gülme komşuna gelir başına"

11 Aralık 2011 Pazar


Sen Koydum Adını

6 Yorumgaçlı Okurcan
İçimde tarifsiz bir sıkıntı,
Gözlerimde özlem dolu bakışlar,
Dilimde hasret temalı bir türkü,
Erkenden şehre çöken karanlıkta,
Manasızca yolları gözlerken,
Aniden,
Yüzüme tatlı bir gülmseme kondu,
Sen koydum adını...


12.12.2011
Cemo

10 Aralık 2011 Cumartesi


Halil Sezai Paracıkoğlu - Olsun

0 Yorumgaçlı Okurcan
Halil Sezai Paracıkoğlu'nun şarkılarına bayılıyorum hemde o kadar içten kalpten söylüyorki hissetmemek imkansız.Nedense olsun'un Cem Adrian'la söylenmiş versiyonu pek hoşuma gitmedi.Bir kaç gündür dilimden düşmüyor dinleyin bakalım hala dinlemeyen kaldıysa sevabına :)



Halil Sezai Paracıklıoğlu - Olsun Şarkı Sözleri

Çaresiz içimdeki çocuk
Bir günah gibi hep suçlu
Senin hala ellerin soğuk
Ve yağmurlu
İçimde her gün ölen umutlar var
Olsun zaten aşklar hep böyle...

Sana bir söz yazdım bugün
Yolladım rüzgarla
İçinde gözyaşı vardı
Küçükcük bir kadınla

Sana bir söz yazdım bugün
Yolladım rüzgarla
İçinde gözyaşı vardı
Küçücük bir adamla.

Çaresiz bütün kelimeler
Bir yalan gibi hep suçlu
Senin hala gözlerin soğuk
Ve yağmurlu
İçimde her gün büyüyen çığlıklar var
Olsun zaten aşklar hep böyle...

7 Aralık 2011 Çarşamba


Türk gencinin evlilik programıyla imtihanı

4 Yorumgaçlı Okurcan
İnternette dolaşırken insan harbiden çok komik ama gördüğünde içini enteresan bir şekilde acıtan şeylerle karşılaşıyor.Esra Erol'un programına katılmış bir gencin fotoğrafı var kimdir kimlerdendir ne iş yapar en ufak bir fikrim bile yok ama eleman öyle bir stayla yapmış ki kendine gördüğümde ekşiciler misali sandalyeden düşüyordum nerdeyse :) Bu kılıkta evlilik programında ne işin var senin hemşerim rockçımısın,metalcimisin, emomusun, gothicmisin,satanistmisin bilemedim çözemedim aslına bakarsan çözmekte istemedim nasıl bir kısmet bekliyorsun açıkçası o konuda da herhangi bir fikrim yok :) yok okurcan benim beyin durdu mavi ekran veriyorum kelimeler düğümlendi hatta bitti bu ne len :D

satanist genç

Bir diğer gencimiz ise sanırım kısmetsizlik canına tak etmiş "nefes alsın" diyor durum o derece vahim yani tabi bunu bir er kişi söylese komik olabilir lakin söyleyen bir hatun kişi olunca turum traji komedinin alanına giriyor.Bilmem anlatabildim mi ?



Yapmayın kardeşim kendinize yazık ediyorsunuz kendinizle beraber ailenizide bulunduğunuz şehrin eşrafı ve ahalisinin ağzına sakız ediyorsunuz farkındamısınız?

6 Aralık 2011 Salı


Kedi

4 Yorumgaçlı Okurcan

İki kedi arasındaki 7 farkı bulunuz :)

3 Aralık 2011 Cumartesi


Adalet mi o da nesi?

2 Yorumgaçlı Okurcan
Bazen atarım tutar Rahmetli Aziz Nesin'in şu sözü aklıma gelir "Bir gün bu memleketin yanağına öpücük, başucuna da bir not bırakıp gideceğim: “Öyle güzel uyuyordun ki, uyandırmaya kıyamadım!”" cidden gidesim var buralardan öyle böyle değil ülkeme ve sisteme olan inancım hızla azalıyor.

Eğer herhangi bir nedenden mahkemelere düştüysenizsize sabırlar dilerim.Zira artık ülkemizde adalet mekanizmasıyla ufak bir temasınız varsa bile zulme uğramanız işten bile değil.Hapishanelerinizde yatan 120.000 (yüzyirmibin) kişiden 50.000 küsürü (ellibin) mahkum değil tutukluysa Allah muhafaza eskaza dandik bir gerekçeyle sizde bir gün ellibin kişiden biri olabilirsiniz.Tutuklu yargılanma istisnai bir durum olması gerekirken bizde maalesef tam tersi.

Bu zamana kadar defaatle söyledim ve benim gibi düşünenlerde söyledi hala ayılamadınız.Tutukluluk bu ülkede artık cezalandırma mekanizmasının bir parçası.Ergenekon davasında hakkında hiç bir somut delil bulunmadan içeride olanları gördük bir kısmı 1000 küsür günü devirdiler çoluk çocukları onları göremeden büyüdü,Parasız eğitim pankartı açtıkları için terör örgütü üyesi olmaktan tam 19 ay içeride tutulan Berna Yılmaz ve Ferhat Tüzer daha yeni çıktılar içerden dile kolay tam on dokuz ay.Ömründen haybeye 19 ay çalınan kişinin mağduriyetini nasıl telafi edebilirler?

Sözü nereye getireceğim zamanlama itibariyle aşşağı yukarı anlaşılmıştır herhalde tabiki Adalet Mekanizmasının son kurbanı temmuz ayının ilk günleri onuru lekelenen Fenerbahçe'ye.

Ortada şike varsa mutlaka cezasını çeksin yapanlar eğer ciddi somut deliller varsa amenna boynumuz kıldan içce lakin dosyadan sızanların alayı fos çıktı.Savcıların maç sonuçlarını bildikleri,Emenike'nin para sayma görüntüleri üfürmece, Ümit Karan'ın para aldığı önesürülen poşette saat olduğu ortaya çıktı, hele Korcan'ın ablasına alınan araba tamamen hayal mahsulü zira garibimin ablası bile yok.Kısacası nerden tutsan elinde kalıyor.

Şimdi iddaanamede açıklandı tek suçu Fenerbahçe'yi üst seviyelere çıkarmak tesisleşmede avrupa takımlarını bile geride bırakmak olan sevgili başkanımız Aziz Yıldırım tam tamına 49 yıldan 132 yıla kadar cezalandırma istemi ile yargılanacak sadece insafınız kurusun diyorum yahu vatan haini olsan bu kadar yıl ceza istenmez.Dolandırıcılıkta alt ceza 1 yıl nitelikli dolandırıcılıkta 2 yıl şike olduğu zaman cezada alt sınır 5 yıl kulüp başkanı vs iseniz 7.5 yıl oluyor.Hukuk bilgim maalesef sınırlı bildiğiniz gibi bir hukukçu değilim ama cezalandırmanın ölçülü olması gerekmez mi yahu şike dediğin bir nevi nitelikli dolandırıcılık peki neden alt sınır bakımından bu kadar fark var ikisinin arasında? İzah edebilecek biri varsa beri gelsin.

Bu absürt cezalandırmaya karşı meclis yeni bir yasa yaptı ve cumhurbaşkanına gönderdi.Lakin bu zamana kadar noter edasıyla çalışan cumhurbaşkanı yeni yasayı beğenmedi kendine göre gerekçeler sunarak iade etti.Şimdi 2 yol var ya meclis yeniden aynen geri yollayacak yasayı ki cumhurbaşkanı veto edemesin gerçi yine anayasa mahkemesine götürme hakkı baki ya da meclis yasada ufak değişiklikler yapıp cumhurbaşkanına gönderecek o da yeniden inceleyecek vs vs.Ölme eşşeğim ölme.

İhtimal dışı değil belki yasa yeniden gündeme bile gelmeyecek.Yanan yandığıyla kalacak.

Sayın cumhurbaşkanımız kusura bakmasınlar ama gerekçeleri hiçte mantıklı değil.En azından benim mantığıma yatmadı aptal bir insan sayılmam, iyi kötü mürekkepte yaladık, eh Allahın verdiği azcık aklımızdan kalanlara dayanarak fikir yürütmeye hakkımız var.

İlk gerekçesi yasa değişikliğinden dolayı halkın adalete olan güven duygusunun sarsılacağı :) Cidden komik Türkiyede kim adalete güveniyorum diyebilir ki hangi güven sarsılacakmış insanlar sorgusuz sualsiz suçunu bilmeden aylarca içerde tutulan bir ülkede hangi adaletten bahsediyorsunuz sayın cumhurbaşkanı.Kamuoyuna malolmuş tecavüz davalarından yırtan şerefsizler yüzünden,korunmadığı için kocaları tarafından katledilen kadınlar yüzünden adalete güven sarsılmıyor da bundan mı sarsılacak.

Bir diğer gerekçede ise kişiye özel yasa çıkartılıyor havası doğduğundan bahsetmekte ve kişiye özel yasa yapılmasının doğru olmadığından dem vurmakta lakin kendisi bizzat 2 adet kişiye özel değiştirilmiş yasada imzası bulunduğunu unutuyor sanırım birincisi Tayyip Erdoğan'ın meclise gireilmesi için yapılan anayasa değişikliği bir diğeride merhum Necmettin Erbakan'ın hapis cezasını evinde çekebilmesi için yapılan kanun değişikliği peki bunlar ne kişiye özel değil mi? Ya da önceden kişiye özel yasa yapmak caizdi de şimdi mi caiz değil? Merak ediyorum eğer bu yasa değişikliği Deniz Feneri davasından içerde olanları dışarı çıkartacak olsa aynı gerekçelerle veto edermiydi?

Başka bir gerekçe cezaların caydırıcı ve ölçülü olması gerektiğine dair yukarda belirttim nitelikli dolandırıcılık 2 yıl dolandırıcılığın türevi olan şike 5 ila 7.5 yıl hani nerde ölçü ? Cezaların caydırıcılığı ise ayrı bir komedi bildiğim kadarıyla cezalar insanları sadece caydırmak için değil ıslah etmek için konulur amaç sadece caydırmak olsaydı en ufak kabahatler kanununda bile ceza tek olurdu idam kimse korkusundan evinden çıkamazdı al sana caydırıcılık.

Sayın Cumhurbaşkanı bu hareketiyle koca camiayı derinden yaraladı.İçerde saçma sapan gerekçelerle tutulan insanların yeni kanunla çıkacaklarına dair hayallerinin yıkılmasına halini hele hiç düşünemiyorum.Ne acılar çekiyorlar kim bilir aman o insanlar zengin bilmemne triplerine girmeyin sadece garibanın canı yanmıyor onlarda insan.

İddaanamedeki en son bomba ergenekon davasından bir gizli tanığın şike davasında da gizli tanıklık yapacak olması.Gidişata bakılırsa 3 vakte kadar şike davasını ergenekon'un futbol ayağı olarak davayla birleştirecekler.Asıl korkum o zaten öyle olursa küllim içerden çıkamazlar nasıl bir sistemse her bulduğunu aynı çuvala atıyor.

Fenerbahçe düşmanlarına ise gün doğdu zil takıp oynuyorlar haliyle ama anlamadığım bir mevzu var tabi bu mevzu şike davasında bir çapanoğlu var diye düşünmemde en büyük etkenlerden biri de o.Hayatlarında futbolla yakından uzaktan alakası olmamış çim sahaya girse inek gibi otlamaya çalışacak, futbol topunu görse bomba zannedecek kimi tetikçi yazarların televizyonda şike ve futbol konusunda ahkam kesmeleri.Hepsinin aynı anda aynı yönde hareket etmeleri aşşağı yukarı aynı sözlerle ellerini ovuşturmaları çok enteresan ve kuşku uyanıracak cinste.İsimlerini zikretmeye gerek yok kim olduklarını tahmin edebiliyorsunuzdur yolda görsen adam yerine koyup suratına tükürmezsin gel görki herifçioğulları her gün görsel medyada boy göstermekte.Bilmedikleri konularda atıp tutmakta insanların günahına girmekte.

Eskiden şimdiki kadar fanatik değildim ama gördüğüm haksızlıklar beni takımıma daha da yaklaştırdı önceleri gülüp geçtiğim espirilere artık gülemiyorum ister istemez sinirleniyorum.

"Darağacında olsak bile son sözümüz Fenerbahçe" işte şu anki ruh halimi yansıtan cümledir bu.

Kısacası Fenerbahçe'ye yapılanlar ayıptır,günahtır,zulümdür...

1 Aralık 2011 Perşembe


Nasıl rezil olunur

4 Yorumgaçlı Okurcan
Kerâmeti kendinden menkul ünlü magazin figürlerimizden esra ceyda ersoy kardeşler nam-ı diğer cicişler sonunda rezilliğin dibine vurmuşlar.Bundan ötesi ne olur bilemem ama ilgi çekmek için neden bu kadar uğraşılır anlamadım anlayamayacağımda ömrümün sonuna kadar.Açık saçık fotoğrafların ardından şimdide erotik sayılabilecek video çekmişler yılbaşı için noel anne kıyafetleri ve kırmızı iç çamaşırlarıyla dans edip hoplayıp zıplıyorlar.



"Evinizde çocuklar youtube'un karşısına dizilmiş oturuyorlar. Karşınızda videolara çıkan esralar , ceydalar, hilal cebeciler... Birbirlerine ikram ediyorlar, birbirleriyle yiyorlar, şakalaşıyorlar. O çocuk aklından geçiriyor: Benim de bir esram,ceydam olsa. Benim de bir Hilal Cebecim olsa diyor. Anne bana niye almıyorsunuz diyor. Biz de niye yok diyor."


Önce Hilal Cebeci zıvanadan çıktı birbirinden erotik saçma sapan fotoğraflarla takipçi sayısını ve konuşulurluğunu arttırdı basında daha çok yeraldı.Haliyle piyasası genişledi ekstralardan falan güzel para kırdı.Bu açıdan bakarsan "sex sells" stratejisi işe yaradı.

Peki bu cicişler ne iş yapıyor arkadaş hala çözemedim.Şarkıcı desen değiller dansçı desen değiller ekstralara gidemeyeceklerine göre çektikleri onca ilgi neye yarayacak? Twitter'de kazandıkları takipçi sayısı artışından başka?

Bundan yıllar sonra olur da evlenip barklanırlarsa ne olacak çoluk çocukları bu fotoğraf ve videolara ulaştığında hiç mi utanmayacaklar şimdi yaptıklarından ya peki o sabilerin durumu ne olacak

Ha eğer niyetleri zengin abazaları paralarını sömürmek amacıyla kafalamaksa yayınladıkları erotik fotoğraflar pek işlerine yaramaz zira fotoğraflarda sebeplenecek olan sadece yurdumun abazan ergenlerinden başka kimse olmayacak.

Allah Akıl fikir versin ne diyeyim.

30 Kasım 2011 Çarşamba


Adsız

1 Yorumgaçlı Okurcan
Gittin.
Mevsimler bile kuşlar misali göçerken sıcak iklimlere,
Kal diyemedim ardından...

01.12.2011
Cemo

İçimdeki ses

4 Yorumgaçlı Okurcan
garfield
Öylesi yorgun hissediyorum ki kendimi şu an, tarifi imkansız anlatamam...

28 Kasım 2011 Pazartesi


Zamanlama problemi ve ahalinin ahvali

2 Yorumgaçlı Okurcan
penguenGeçen gün Kızılay'a indim öyle çok mühim işlerim var zannetmeyin sadece sıkıldım sırça köşkümde bakayım ahali ne yapıyor,ne yiyor, ne içiyor bensiz diye indim.Tabi ben inersem mutlaka bi enteresan durum yaşanır sırça köşkümden çıkıp belediyenin bana tahsis ettiği MAN otobüse doğru yol aldım lakin sadece birkaç saniyecik bir farkla yetişemedim kendisine gözgöze geldik ama ayrılmak zorundaydık zira trafik beklemezdi.Neyse efenim çok dert etmedim nasıl olsa bana tahsisli bir diğer MAN gelirdi arkadan lakin bu sefer bahtımıza mini otobüscüklerden çıktı halkımı daha fazla bekletmemek adına ona bindim şöförümüz yolun yarısını kağnı diğer yarısını NFS drift modunda tamamladı lakin Eskişehir Yolu'na çıktıktan sonra Kızılay'a gelene kadar otobüstekiler yol boyunca bembeyaz benizlerle hepbir ağızdan salavat getirdik.

Kızılay'a iner inmez daha önce kendime defalarca söz verip parmaklarıma çaput bağladığım halde aklıma birtürlü gelmediğinden mütevellit almadığım gitar tellerimi aldım.Eğer tel almadan cafeye falan uğrasaydım muhtemelen yine unutacaktım :)

Yolda eski mahallemizin yıllarca kasaplığını yapmış hüseyin amcanın oğlunu gördüm ama onuda otobüsü kaçırdığım gibi birkaç saniye farkla kaçırdım.Yaşlanmışız garibimin kafasında saç kalmamış sarışın ve açık tenli olduğundan büsbütün 9 numaralı bilardo topu gibi olmuş siması :)

Neyse teller cebimde mutlu mesut cafe'nin yolunu tuttum ama o da nesi cafede oturcak değil ayakta duracak yer bile kalmamış bende biraz daha tenha bir mekana yöneldim.Bu cafede arkadaşlar dışarıya insanlar ısınsın diye sadece 2 adet tüplü dandini ısıtgaçlı oturgaç koyduklarından bahçe tenha içerisi ise mahşer yeri gibiydi.Hemen bahçeden kendime ısıtgaçlı oturgaç'a nazır bir masa gözüme kestirdim ve konuşlandım kahvemi aldım ki yan masama 2 adet afet'i devran rus gelmesin mi bır bır bır rusça beynimi yediler yarım saat içinde.Tabi benim ayağım bereketlidir hemen ardından 2 öğretmen hanım daha yanaştılar ısıtgaçlı oturgaçın yanına.İnsan ister istemez tek oturduğunda çevresinin muhabbetlerine kulak kabartıyorlar.Gençlerin neden sınav ve ödev manyağı olduğunu öğretmen hanımlar sağolsun anında kavradım.Yazık üzüldüm çocuklarına elemanları resmen ders beygirine döndürmüşler okul-dershane-özel ders üçgeninde beyinlerinde nöron kalmamıştır elmayı göstersen hacmini hesaplamaya çalışmaktan yemek akıllarına gelmez.Birde çocukların arada bir aldıkları zayıf 80-85 gibi notlar için hayıflanıyordu öğretmen hanımlar ki benim kahvem bitti şükür az daha kalsam sanırım bende yan masadan sirayet eden fotosellileştiren enerji dalgasından etkilenecektim.

Biraz daha gezmeye vaktim vardı ama Ankara'nın ayazı büsbütün bastırmadan eve dönmeye karar verdim dönüş yolunda murphy amca bana son kıyağını yaptı durağa ben gelmeden duraktan bana tahsisli bir MAN daha kalktı upuzun kuyruk ve ben başbaşa kaldık haklımla biraraya gelmek için bundan daha iyi bir fırsat daha olamazdı ah keşke önümde fosur fosur samsun içen amca olmasaydı gemi bacası mübarek açık havada dumanaltı oldum yarım saat sonra allahtan diğer otobüs geldide yırttık paçayı.

Şimdi ne mi yapıyorum yeni telleri gitara alıştırdım hamlayan ellerim ve kulağımla fade to black'in aklımda kalan riflerini çalmaya çalışıyorum tabi haliyle çalamıyorum sanırım 1-2 ay daha egzersiz yapar ve sabredersem eski günlerdeki seviyeme dönebilirim :)

25 Kasım 2011 Cuma


Satanist gençlerini yürek burkan dramı

6 Yorumgaçlı Okurcan
satanist
Dün televizyonda gezinirken karşıma Hayatın Şifreleri programı çıktı mevzu ilginçti Türk televizyonlarında ilk defa satanist gençler çıkıp satanizm'i ve kendilerini anlatacaklardı.Tabi mevzu bu olunca ilgimi çekti hemen seyre daldım.Aman Allahım sanki gençleri oraya hayat görüşlerini ve inançlarını anlatmaları için değil de linç etmek maksadıyla çıkarmışlar yazık garibanlar başka bir stüdyodan sürekli söz söylemeye çalışıyorlar ancak karşılarında Mustafa Karnas namlı ezoterizm vs uzmanı olduğunu söyleyen bir şahıs ne dedilerse ağızlarına tıkmakta.Tabi böyle olunca programın diğer konukları biraz pasif kaldıklarını hissettiler arada Zekeriya Beyaz Hocu hatta Ömer Çelakıl birkaç lakırdı etti ama o da gürültünün içinde kayboldu gitti :)

Sapıklıkla, putperstlikle suçlamalar, hakaretler gırla gitti başlarına geleceği bilseler sanırım o gençler orada olmazlardı.

Rezzan Kiraz'ın sürekli beyler sakin olun durun dinleyin sözlerine aldırış etmeden gençleri linç faaliyetlerine devam ettiler.Hatta içlerinden birisi tam olarak kim hatırlayamıyorum gençlere yüzlerini neden açmadıklarını sordu sanırım muhteremin dünyadan haberi yok Allah yazan dövmesi var diye telef edilen insanların yaşadığı bir ülkede alenen tv'de satanist olduğunu yüzünü göstererek açıklayan birinin yaşama ihtimali nedir?

Gerçi arkadaşlar satanist değil spritüalist olduklarını söyleselerde sanırım kafaları epeyce karşımış ne olduklarını bilmiyorlar bi sümer tabletlerine uzanmalar bi azazelin çocuklarıyız ,enki menki derken reklam arasından sonra uçurdular çocukları.

Bence iyi de oldu yoksa daha ilerisi Mustafa Karnas gibi biriyle daha vahim sonuçlarla neticelenebilirdi.Bi ara monitörden uçup diğer stüdyodaki çocuklara dalacak gibi bir his oldu bende.Bütün yayın çorba oldu sayesinde ama bol bol güldüğümü hatta zaman zaman sandalyeden düşercesine koptuğumu da inkar edemem :)

Programın devamında yeraltından gelen sesler cehennemden mi geliyor uzaydan gelen ses sur borusunun sesimi gibi geyik ötesi mevzularla vakit öldürdüler ama arkasından muhteşem bir konu peyda olmaz mı subliminal mesajlar.Güya İlluminati ve benzeri oluşumlar çocukları çizgfilmler ve filmler yoluyla subliminal mesajlar vererek seks ve tembelliğe itmek suretiyle aptallaştırmaya çalışıyormuş :) Gülsem mi ağlasam mı bilemedim açıkçası.Hani bir söz vardır "Elinde çekiç olan herşeyi çivi sanır" almışar ellerine bir subliminal mesaj mevzusu her yerde illuminati sembolleri ve sex sözcüğü aramaktalar tabi kafa buna fikslenince mutlaka ite kaka zorlaya zorlaya bişeyler buluyorsun.

Bazı filmlerde bu sembollerin kasten yer aldığı bir gerçek inkar etmenin bir anlamı yok ama bu işi çizgifilmlerle millete subliminal mesaj vermekle bir alakası olduğunu düşünmüyorum.

Yalnız bir tek Mustafa Karnas'ın asabiliğine ve illuminati takıntısına anlam veremedim adam ağzını kapatıyor illuminati açıyor illuminati :) Allah çevresindekilere sabır versin ne diyeyim :)

23 Kasım 2011 Çarşamba


Bedelli Askerlik

3 Yorumgaçlı Okurcan
bedelli askerlik
-Şey pardon ben vatan borcumu ödemek için gelmiştim ne yapmam gerekiyor?
-Nakit mi kredi kartı mı? Eğer yeterli paranız yoksa bankamız size vatan borcu için gerekli krediyi 60 aya kadar vadelerde ödeme imkanı sağlıyor.


Aslında söylenecek çok şey var ama söylemeye dilim varmıyor yüreğim yaralı önceden Peygamber Ocağı olan ordu artık devlete Banka Kasası oldu daha ne olsun...

Bedelli Askerlik yapan parasını verir en azından 21 gün kamuflaj giyer talim yapar karavana yerdi şimdi o da yok doğrudan teskere satışı bu.Dini imanı para oldu devletin.Bastırdın mı parayı her kapı sonuna kadar açılıyordu askerlik hariç nihayet ondanda kurtuldunuz.

Fakirsen yat,kalk,sürün zenginsen teskeren anında ayağına gelsin.

Seçimden önce bedelliyi referanduma götürürüm diyorlardı noldu? Paranın yeşilliği gözlerini kamaştırdı.

Kılıfta hazır şehit ailelerine verilecek tabi canım getireyim külahımı ona anlat sen daha önce deprem vergilerini nereye harcadıysan bunu da oralara harcayıp çarçur edeceksin.

Bundan sonraki hamleleride hapis cezalarını paraya çevirmek olur herhalde ne yaparsan yap bastırıp parayı elini kolunu sallayarak gezersin.

Eee boru mu bütçeyi büyütmek gerek süper devlete süper para lazım masraf çok bölgesel süper güç olduk arık dünya önümüzde titriyor heytt be heyyttt

At be martini debreli hasan dağlar inlesin.

Durmak yok uyumaya devam yeşil yeşil paralar çok güzel vesselam.

21 Kasım 2011 Pazartesi


İki konu iki yorum

2 Yorumgaçlı Okurcan
Malumunuz basınımızda yer alan bir Mehmet Baransu olgusu var.Kendisine gazeteci titrini tırnak içinde bile sarfetmeyi gerçek gazetecilere zul saydığımdan mütevellit kullanmıyorum.

İşte bu muhterem dün twitter aleminde ekşisözlük kapatılsın kampanyasını hizmete açtı.Güya ekşisözlük'te bazı başlıklarda Allah'a ve Peygambere hakaret ediliyormuş muhterem bundan rahatsız olmuş din diyanet süslü pek çok twitle vatandaşları kampanya namına galeyana getirmekte.Hatta olayı öyle bir boyuta taşıdıki tepki göstermeyen müslüman değildir mealinde fetva vermeye kadar vardırdı.Kendisi bildiğim kadar ilahiyat mezunu değil ya da medrese tedrisinden geçmedi gerçi bizim milletin bir konuda ahkam kesip fetva verebilmesi için o konunun uzmanı olması gerekmiyor bildiğiniz üzere :)

Tabiki bende Allah ve Peygamber'e hakareti tasvip edecek değilim.Ayıplıyorum hatta çoğu zaman gördüğümde üzülüyorum,utanıyorum.Ama olay Allah ve kul arasında günahı kendi boynuna bizi alakadar etmez diye düşünüyorum.

Baransu'nun yarasının Allah ve peygamber'e küfür falan olmadığı kendi hakkında ekşisözlükte sarfedilen hakaretamiz sözleri sildiremediği için böyle bir yönteme başvurduğu aynı gün ortaya çıktı.Resmi büyütürseniz açıklamayı okuyabilirsiniz.

ekşisözlük
Twitlerini okurken aklımdan maraş-çorum olayları hatta sivas katliamı geçti.Bu vahim olayların ardında bu tip zihniyetlerin olduğu bilinen bir gerçek.İnsanları gaza getirmenin en kolay yolu din olmuştur her daim.Biriyle husumetiniz varsa tek başınıza güç yetiremiyorsanız yanınıza adam toplamanın en basit yolu Allah'a Peygamber'e küfretti demenizdir tarihin her döneminde bu böyle olmuş ve olacaktır.

Bu gazlamanın ardından ekşicilerin başına bir iş gelirse mesuliyet tamamiyle Mehmet Baransu'nundur.Hatta ekşicilerin yerinde olsam Mehmet Baransu hakkında halkı kin ve düşmanlığa tahrik'ten (TCK 216) suç duyurusunda bulunurum.

Muhteremin kendisi zamanında düşünceye özgürlük ve demokrasi konusunda bayraktarlık ettiğini önesüren bir zattı lakin işin ucu kendine dokunduğu zaman nedense bu düşünce özgürlüğü ve demokrasi kavramlarını unutverdi hatta bu gün savcılığa vermek için hazırladığı suç duyurusu dilekçesinin suretini bile yayınlamış.Ne kadar samimi olduğu ortaya çıktı.Hakkında edilmiş 3-5 lakırdıya bile gülüp geçemiyor hatta bu lakırdıları kesebilmek için bir siteyi alenen provakasyon yaparak kapattırmaya çalışıyor.

*** *** *** *** ***

Birde Pucca mevzusu var nihayet tereddüte mahal vermeyecek şekide fotoğrafı yayınlandı artık yolda belde görürsek kendisini cismen'de tanıyabileceğiz çok şükür sittin (60) senedir bir araya gelmeyen iki yakamız sonunda kavuştu rahata erdik.

pucca
Lakin bu seferde pucca'da amma çirkinmiş minvalinde sözler dolanmaya başladı ortalıkta.Yahu kardeşim sanki herkez Angelina Jolie ya da Brad Bitt olmakla mükellef. Ne yapsın kızcağız size gözel görünmek için estetik mi yaptırsın.Daha öncede defaatle söyledim bırakın insanların kusurlarıyla uğraşmayı kimi çirkin, kimi kel, kimi kör, kimi topal,kimi peltek konuşur elimizde olmadan doğuştan gelen ya da sonradan olan kusurlarla dalga geçmek zorundamısınız kardeşim.Sokağa çık bak ortalama bir vatandaş işte sanki bi dudağı yerde bi dudağı gökte.

Çirkin diyenler bi aynaya baksınlar sonra konuşsunlar anasını satayım sanki hepsi melek sıfatlı dünyanın en yakışıklı, en güzel insanları görsen tipinde meymenet yoktur ama kalkar elalemi çirkin diye yargılar.Ayıptır günahtır.

Pucca'yı da öyle kabul ediverin.Hatta varsın dünyanın en çirkin kadını olsun sana ne, bize ne, kime ne sevgilisi misin ya da arkadaş camianda da sevgilin olma potansiyeli mi var ki çirkin ya da güzel olması seni ırgalasın.

18 Kasım 2011 Cuma


Aptal mıyız?

0 Yorumgaçlı Okurcan
Aziz Nesin'in %60 aptal çıkarımından haberdar olduğumdan beri düşür dururum bir neticeye ulaşamadım henüz,muallaktayım, sözleri hakikatin ta kendisi miydi yoksa durum düşündüğünden daha mı vahimdi rahmetlinin?

Van depreminden sonra "zorunlu" deprem sigortası yaptıranların oranının %5'i bile zor bulduğu gerçeği ortadayken ne diyebilirsin ki aptallık oranı hakkında?

Gerçi onlarda haklı ben içindeyken ev yıkıldıktan sonra neyleyeyim sigortadan gelecek parayı diye düşünmüş olabilirler.Hatta paranın verilip verilmeyeceğinden bile kuşkuya düşmüş olabilirler burası Türkiye olur mu olur.Birileri çıkar verginin üzerine yattığı gibi sigortanında üzerine yatabilir :)

Neyse efenim bizim delet-i alimiz yıkılan ev sahiplerine müjdeyi verdi de rahatladık yeni evler yapılacakmış kendi evlerinin bedeli peşinat kabul edilecek geri kalan fark uzun vadeli kredi ile tahsil edilecekmiş :) Kapitalizmin kalesi Amerika'da bile doğal afetlerin ardından yıkılan evlerin yerine yapılan evlerden tek kuruş alınmadığı düşünülürse küçük Amerika olmayı çoktan geçmiş vahşi kapitalizmde Amerika'nın kendisini aşmışız.

Olsun ne de olsa %50 oy verdi necip milletimiz biz ne desek boş.

Toplanan deprem vergileri duble yollara harcanmış, bu harcama pişkince savunulmuş, ne gam hatta başbakanın kendisi tarafından verginin varlığı dahi inkar edilmiş tık yok.

Depremzedelere 220 milyon lira gönderilirken Libya'da ki isyancılara 300 milyon dolar tek kalemde yollanmış kimsenin umrunda değil kar yağıyormuş, millet çadır bulamıyormuş amannnn nasıl olsa bi şekilde halledilir.

Bizimkilerin gündeminde varsa yoksa Suriye.Savaş tamtamları çalınmaya topraktan çıkarılmış savaş baltalarının tozları silinmeye başlamış bile.Bıraksalar dalacaklar hataydan 24 saatte İsrail'e komşu olacaklar.

Demokrasi ihraç edecekmişiz sanki bizim ihraç edeceğimiz şeye daha çok ihtiyacımız yokmuş gibi
"Himmete muhtaç dede, başkasına nerde himmet ede" demezler mi adama?

Daha 6 ay önce can ciğer kuzu sarması iki katlı ekmek kadayıfıydınız şimdi diktatör olan o zaman çok mu demokrattı ?

Kusura bakmasınlarda ne oldum delisi oldu %50'nin hükumeti.Elinde teknolojin yok sanayin yok hammedden yok dahası enerjin yok batının gazıyla kalkmış bölgenin süper gücü olmaya heves ediyorsun.Kullandığın elektiriğin yarısını doğalgazdan elde ediyorsun ve doğalgazı Rusya ve İran karşılıyor.Suriye'nin arkasına bakıyoruz kim var İran ve Rusya sana yedirirler mi oraları sen kılını kıpırdatsan kestikleri anda doğalgazı kış ortasında kıçın ayazda kalır.

El yumruğu yemediklerinden kendilerininkini balyoz zannediyorlar :)

Tek güç kaynağın Mehmetçik onunda komutanlarının yarısı dandik bir davadan içerdeler ve uzun yıllarca çıkacağa da benzemiyor.

Daha kıçımızdaki don'u bile tamamen kendimiz üretemiyorken (pamuk Yunanistandan, elektirik Rusya ve İrandan, makinalar Avrupadan)fetih moduna girmek aptallık mıdır gerizekalılık mıdır onu çözemedim hala.

Du bakalım düşünmeye devam belki bir neticeye ulaşırım :)

15 Kasım 2011 Salı


Ehl-i keyf

6 Yorumgaçlı Okurcan
Rakı
Nihayet onca soğuğun ardından kar yağdı Ankara'ya yağarda soğuk kesilir dedik ama nerdee :) Kim ne derse desin kar bu topraklara çok yakışıyor.Ayrı güzel oluyor sokaklar, caddeler, ağaçlar, hatta insanlar.Ancak o zaman gözünüzle görebiliyorsunuz insanların içindeki sıcaklığı her nefes alıp verdiklerinde.

Dün çok sevdiğim birisi bana nispet olsun diye rakı fotoğrafı yolladı.Biliyor bam telimi, damarımın en hassas noktasını inadına basıyorda basıyor.

Niyetim var kar yağdığı gün bir gün kuracağım en çilingirinden masayı,açacağım müziğin nihavendini,hüzzamını müzeyyen abla olsun sanat güneşi olsun yağan kar'ı izleyerek demleneceğim yavaş yavaş, usul usul...

Tabi tek içmeyeceğim yanımda illa birileri olacak içmesini bilen, muhabbeti âlâ.Zira rakıyı içmesini bilmeyenle içmeyeceksin.Büyük üstat Aydın Boysan'ın dediği gibi aptalı daha aptal,akıllıyı daha akıllı yapar bu meret.

Niyetim var....

13 Kasım 2011 Pazar


Conan The Barbarian

2 Yorumgaçlı Okurcan
conan the barbarian
Düzenli olarak okuduğum ilk çizgi romandı conan.Cebim biraz para gördüğünde yeni macerası çıktı mı diye dolaşırdım bayileri.Bir solukta okur bitiriridim.Arkadaşlarla aramızda birbirimizde olmayan maceraları takas eder conan kültürümüzü arttırırdık.Sanırım kimmeryanın bağrından çıkagelmiş asi, ele avuca sığmayan,boyun eğmeyen conan ve onun büyülü maceralarının bizi kendine çeken ve bağlayan da o biraz erotik destansı ve masalsı atmosferiydi...

The İnceleme

Arnold Schwarzenegger'in rezil oyunculuğu ile başrolünde olduğu conan the barbarian(1982) ve conan the destroyer(1984)'den sonra yeni çekilecek filmden umutluydum.Zira en azından başrolünde gerçekten rol yapabilecek bir oyuncu Jason Momoa ve sinema teknolojisindeki gelişmeler vardı.Lakin izlerken kazın ayağının hiçte öyle olmadığı ortaya çıktı.Belki ben conan konusunda biraz hassas davranıyorumdur bilemiyorum ama nedense bugüne kadar çekilmiş hiç bir conan filmi bende çizgi roman okurken hissettiklerimi yaşatmadı.Tek espirisi 3d çekilmesi o da olmasa da olur kabilinden bir özellik.

Maalesef çekilen hiç bir film conan severleri tatmin etmedi hep bir yanı eksik kaldı.

Jason Momoa'nın tip olarak conan karakteri için birebir örtüşmesine ve iyi sayılabilecek oyunculuğuna rağmen filmdeki diğer unsurlar büyük hayalkırıklığı yaşattı.Beklediğimi bulamadım hele hele filmin en başındaki savaş sahnesi felaketti 2.sınıf amerikan filmlerinde bile böyle özensiz saçma sapan sahne çektiklerini zannetmiyorum ne barbarlar barbarlara benziyor ne diğerleri bişeye.Senaryo desen,görüntü desen ayrı felaken hangisinden bahsedeyim.

Unuttum ben film eleştirmeni değildim değil mi :) Neyse traşı kesip fikrimi kısaca söyliyeyim eğer boş vaktiniz varsa ve sıkılmadan izleyecek aksiyon dolu bir film arıyorsanız conan the barbarian tam size göre ama ben filmin kalitelisini severim ağa diyenlerdenseniz mümkünse uzak durun.

The End

11 Kasım 2011 Cuma


Soğuk

2 Yorumgaçlı Okurcan
Sizi bilmem de benim gibi tuhaf bir insan güzel havaya uyanmayınca hiç çekilir olamıyor maalesef.Nemrutluk,aksilik,suratsızlık desen hepsi birarada voltranı oluşturuyorlar tastamam.

Verilen bilgiler ışığında ve Ankara'da olmamdan mütevellit güne nasıl başladığımı tahmin edersiniz.Neyse her zamanki teraelerin ardından pazara çıktım bizimkilerle ayacıklarım geri gide gide.Hiç duramadım dışarda soğuk iliklerime işledi,kanım çekildi tadım tuzum kalmadı gideceğim yerlerede uğramadan döndüm eve rahvan yürüşle.Ankara'nın ilk soğukları çekilmez.

Akşam üzeri gelen telefon keyfimi de yerine getirdi sevimliliğiyle insanın içini ısıtan arkadaşımla alışverişe çıktık.Evini yeni kurduğu için pek çok eksiği var garibanın.Bayramın son günü aynı teraneden gezmekten pert olmuşken üzerine birde bu gün gezdik iyi mi :) Allahtan bu sefer gezilecek mekan kısıtlı olduğu için şanslıydım :)

Not:Okursa kesin vurur :)

Not 2:Allahım koru beni :)

*Bu arada şaka şuka 11.11.11 saat 11.11'de hiç bişey olmadı milletin kopardığı kuru gürültüden öteye geçemedi.

*Milli Takım'da yenildi uyuz oldum zaten en baştan belliydi böyle göçeceğimiz kadro sıkıntısı ortadayken takımın başına bu kadar lakayıt birini getirirsen başka ne olacaktı

Yılmaz Vural Teknik Direktör olsun en güzeli :)

10 Kasım 2011 Perşembe


10 Kasım 2011

1 Yorumgaçlı Okurcan
Mustafa Kemal Atatürk

1881-193∞


Sonsuza dek yüreğimizde...

7 Kasım 2011 Pazartesi


Kurban bayramınız kutlu olsun

3 Yorumgaçlı Okurcan
koyun
demek isterdim ama içimden gelmiyor.Uzun zamandır bayramlar niteliğini yitirdiği ve konsepti değiştiği için isim değişikliği şart kanımca.Kurban Bayramı yerine Kavurma Bayramı olarak adlandırırsak daha yerinde olur kutladığımız bayramı.Kurbanın belkide en önemli özelliği olan fakirler,ihtiyaç sahipleri ve misafirliğe gelenlerle paylaşma adeti artık ne yazık ki kayboldu.Kurban etleri paylaşmak yerine buzluklarda stoklanıyor.Böyle olunca da benim içime sinmiyor.

Kurbanı gereklilikleriyle birlikte yerine getirenlerin Kurban Bayramını kutlarım.

Gerisine iyi tatiller :)

5 Kasım 2011 Cumartesi


İki fincan kahve

2 Yorumgaçlı Okurcan
dedi adam garsona biri sütlü diğeri sade lütfen.Garson şaşırdı üç kişilik yuvarlak masada tekbaşına oturan adamın isteğine.Birisi kendineydi diğeri beklediği kadının güzelliğinin şerefine afrodit'e

Gelince kahveler usulca doğruldu adam yerinden 3 şeker aldı ve karıştırmaya başladı sade kahvesini.İlk yudumunu aldı ve etrafı seyre daldı ne çok insan vardı sokaklarda ne yapıyor nereden gelip nereye gidiyorlardı, belkide çoğu amaçsızca dolanıyorlardı sadece, merak etti ama en çok gelmeyeceğini bildiği halde gelir diye ümitle beklediği kadını.

Akşam büsbütün çökmekteydi şehre ve hala ses seda çıkmamıştı kadından.Telaşlanmadı, elbet önemli bir işi vardır ondan bakmıyordur telefonlarına diye düşündü.Aklında kadın, diğer arkadaşlarını aramaya koyuldu belki birileri boştur ve gelirler dertlerini bölüşmeye.Hayret hepsinin işi vardı kalakalmıştı yapayalnız alışkındı ama dokunmuştu kanına besbelli.

Bir yerlerde duymuştu "Yalnızlık kader değil yalnızca kederdir" diyordu şair.Kederinden bir lokma kopardı adam kahvesinin son yudumuna katık etti.Fazla beklemeden eini kaldırdı ve

-Hesap lütfen

İki fincan kahvenin parasını ödedi cafeden çıkıp usulca kalabalığın arasında kayboldu kadını düşünerek.

3 Kasım 2011 Perşembe


Yeni Ali Kemaller

4 Yorumgaçlı Okurcan
Televizyonda tartışma programlarını izledikçe Atatürk'ün meşhur sözü aklıma geliyor "Kahramanı kadar gafili de, haini de çok bir milletiz".Her ne hikmetse ekranlar vatansever insanlara değilde daha ziyade yeni jenerasyon kadın - erkek Ali Kemal Jr.ların hakimiyetinde.

İşleri güçleri belirli odaklardan aldıkları bilgilerle toplumda dezenformasyon temelli manipülasyon yapmak zırnık kadar tarih bilgileri ve über zekalarıyla yarattıkları kendi hayal dünyalarındaki tarihi topluma empoze etmek.Öyle ya yoksa başka türlü millet kendi tarihinden geçmişinden kopartılıp bilinçsiz bir güruh haline getirilebilir ki?

Tabi ancak böyle yaparak patronlarının uslu elemanları olup maaşlarına zam alıyor ve pıtırak gibi biten tartışma programlarında daimi koltuk ve maaş sahibi oluyorlar.

Yeni Ali Kemal jr.'ların ortak özelliği istisnasız hepsinin herbokolog olmaları bilmedikleri ve uzmanı olmadıkları bir konu yok programda birisi mazallah beyin cerrahisinden bahsetse 40 yıllık cerraha ameliyat öğretecek kadar cesarete sahipler.Tarihçiye tarih,ekonomiste ekonomi,jeoloğa jeoloji dersi vermekten hiç çekinmezler.

Bizi ilgilendiren kısmı ise tarih.Bu muhteremlerin ortak noktaları ise asıl meslekleri tarihçilik olmayan hatta tarih konusunda literatüre herhangi bir katkısı olmamış kimseleri referans alarak ( Mustafa Armağan gibi )"gayri resmi tarih" anlayışını pompalamaları.

İşte bu yüzden Nagehan Alçı'nın Atatürk'e diktatör dediğini duymak hiç tuhafıma gitmedi zira eşi ROK'la beraber bu yeni nesil Ali Kemal jr.topluluğunun önde gelen isimlerinden kendisi.

Dün twitter'de dolanırken takip ettiğim arkadaşlardan hanımefendinin Hulki Cevizoğluyla aynı programda olduğunu haber aldım ve izlemeye başladım lakin hanımefendinin Atatürk'e diktatör yakıştırması yaptığı argümanlar o kadar saçma ki akıllara seza.İstiklal Mahkemeleri,Takrir-i Sükun kanunu ve Muhalefetin olmayışı (daha doğrusu denemelerin başarısız olması) diktaya delaletmiş.Hanımefendi zahmet edip devrimlerin nasıl yapıldığını araştırsa ve diktatör diye nitelendirilen insanların uygulamalarına bakıp mukayase etse (kapasitesi olduğunu sanmıyorum ya Allah'tan ümit kesilmez) gerçeği bilecek.Bana kalırsa gerçeği kendiside adı gibi biliyor ama söyleyemez zira Atatürk'ü överse arkasındaki Ali Kemal Jr. güruhunun desteğini kaybedebilir.Mazallah gelen cukkalar kısılır sonra evin taksitleri nasıl ödenir :)

Kendisi Che gibi bir isme bile barbar yamyam diyebilecek tıyniyette birisi diyeyim gerisini siz anlayın okurcanlar.

Yurdunu işgalden kurtaran ,ülkesini moderleştirmek ve toplumunu çağdaşlaştırmak adına ömrünü harcayan istese padişah olabilecekken reddedip yurttaşlarına cumhuriyet gibi kendini yönetme fırsatı tanıyan yabancı ülkelerde bile kendisinden övgüyle sözedilirken aradan geçen yılların ardından kendi yurttaşları tarafında böylesi acımasızca eleştirilen kaç lider vardır?

Bu gün sıcak koltuklarınızdan oturup 80 yıl öncesini eleştirmek acımasızca yerden yere vurmak çok kolay öyle olmasaydıda böyle olsaydı vırt zır sen olsaydın daha iyisini yapsaydın demezler mi adama.Bırak geçmişi geçti gitti şimdi çok daha iyi bir ortamdasın o zaman varolmayan demokratik haklarında mevcut gir siyasete al mührü daha iyisini yap görelim.Daha başında bulunan iktidarın anti demokratik hareketlerini açıkça eleştiremiyorsun kalkmış heryerde faşizmin kol gezdiği yıllarda Türkiye'de dört dörtlük demokrasi arıyorsun ayıptır..

Tarih konusunda uzman değilim ancak hiç yoktan vicdanımla ölçüp biçiyor elimden geldiğince kimseye haksızlık etmemeye çalışıyorum.

Şartları düşünelim ve M.Kemal'in yerine kendimizi koyalım.Savaştan çıkalı henüz 2-3 yıl olmuş Cumhuriyet daha sadece 1 yaşında ülke perperişan ve dünyada demokrasinin "D"si konuşulmuyorken Atatürk "deneme amaçlı" güvendiği insanlara kurduruyor Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası'nı bakalım yapabiliyormuyuz diye. Hal böyleyken hala aklı fikri padişahın saltanat günlerinde olan yeni rejimin cumhuriyet olmasından pekte hazzetmeyen ne kadar muhalif ve yobaz varsa doluşmuş partiye üzerine birde Şeyh Sait isyanı çıkıyor.Yıllarını verip inşaa etmeye çalıştığın uğruna yedi düvele karşı savaşlar verdiğin ülke darmadağın olma aşamasına geliyor.Haliyle M.Kemal'de ortalığı yeniden toplamak için Takrir-i Sükun Kanununu çıkartıyor parti kapatılıyor asileri İstiklal Mahkemelerinde yargılatıyor vs vs siz olsanız ne yapardınız asilere çiçek atıp muhaliflerle uzlaşma masasına mı otururdunuz yoksa henüz erken olduğuna kanaat getirip noktayı bir süreliğinede olsa koyarmıydınız.Ha bu yaptığı ve hüsrana uğradığı denemenin ardından hala Atatürk için demokrat değildir diyenin anlını karışlarım ben.

Hesapta Atatürk tanrısallaştırılıyormuş.Daha yeni bir milletvekili tarafından Başbakana dokunmak ibadettir denmedi mi ya da Tayyibi üzmek Allahı üzmektir diye şiir yazılmadı mı.Peki bunları ne yana koyacağız nagehan ve tayfası bu sözlere gıkınız çıkıyor mu?

İstiklal Mahkemeleri adil değilmiş vallaha mı ya bu gün haybeden yıllarca içerde tutulan insanlar ne olacak onlar için gıkınız çıkıyor mu,itiraz ediyormusunuz yok.Vatansever insanlar içerde boş yere hapislerde çürürken göbeğinizi hoplata hoplata kakır kakır gülüyorsunuz.80 yıl önceki olağanüstü şartlarda oluşturulmuş mahkemelerden bu günkünden daha adil olmasını bekliyorsunuz.DGM'lerin yerine kurulan Özel Yetkili Ağır Ceza Mahkemeleri ve bu "özel yetkileri" işinize geldiği için sorgulamıyorsunuz bile.

İstesenizde sorgulayamazsınız zira sizin asıl finansörünüz olan iktidardan Allah'tan korktuğunuzdan daha çok korkuyorsunuz.

Atatürk tek adamdı kuşkusuz ama bu onu diğer tek adamlardan (Adnan Menderes,Turgut Özal,Tayyip Erdoğan) daha fazla diktatör yapmaz kaldı ki Atatürk'le bu üç muhteremin toplamı bile mukayese edilemez.Atatürk yoktan savaşarak bir cumhuriyet rejimi kurdu söz konusu diğerleri ise içinde bulundukları demokrasiyi doğru düzgün geliştiremediler bile.Buldukları ilk fırsatta despotluklarını gösterip demir yumruklarını vurdular hak arayanların üzerine.

Yeni bir Tarih dersinde buluşmak üzere selametle :)

2 Kasım 2011 Çarşamba


Gülücük

2 Yorumgaçlı Okurcan
gülücük
Oldum olası çevremdekileri gülümsetmeyi denedim çoğu zaman başardım mutlu oldular ve birgün mutluluklarını da yanlarına alıp gittiler.

Arkalarından baktım sevindim ama hiç gocunmadım yalnız bıraktıkları için.Varsın benden uzak ama mutlu olsunlar.Beddua etmedim arkalarından iş çevirmedim.

Kimseyi bile isteye kırmamaya ve üzmemeye çalıştım aksi durumda ilk özür dileyende ben olmaya gayret ettim.

Ne mi oldu her zamanki gibi hep ben yalnız kaldım.

İçime attım ve yaşamaya devam ettim.

Biliyorum elbet birileri mutluluğa ihtiyacı olduğunda geri dönecek yanımda yine yüzlerinden gülücükler eksik olmayacak ardından mutluluk gelecek ve onlar yeniden gidecek.

Lakin sebebini buldum sürekli mutlu etmeye çalıştığım için oluyor insanlar birazda mutsuzluk istiyorlar kavga olsun, çekişme olsun, entrika olsun e tabi benim gibi alttan alan, her halta okey diyen,arayıp noldu merak ettim diyen,hal hatır soran insan uzun vadede sıkıyor sanırım.

Napalım bu satten sonra değişemem ya :)

31 Ekim 2011 Pazartesi


Kazanan ve kaybedenler

0 Yorumgaçlı Okurcan
Yazmazsam içimde patlardı yazayım dışarda patlasın istedim.Belki yazdıklarımdan memnun olmayacak insanlar olabilir olsun varsın kimseyi mutlu etmek gibi bir mükellefiyetim yok netice itibariyle.

Şehitlerin üzerine van depremi felaketide eklenince apartta bekleyen bazı dangozlarında köklemesiyle devlet-i alimiz 29 ekim cumhuriyet bayramı kutlamalarını iptal etti malumunuz.Heralde arkadaşlar isminde kutlama geçtiğinden mütevellit konuya fransız olduklarından dolayı milletin kop kop yaptığı üçyüs beşyüs diyerek göbecikleri döktürdükleri bir şenlik olduğunu tahayyül etmiş olsalar gerek.Kutlamaların iptali üzerine netice itibariyle seviçten göbek atan cumhuriyet düşmanı bir güruh var.Hatta bazıları siz cumhuriyeti kutlayın ben demokrasiyi bekliyorum kutlamak için diyecek kadar densizlik bile yaptılar.Onlar zaten konu dışı kaale almaya bile değmezler.

Ardından çok güzel bir gelişme yaşandı duyarlı ve cumhuriyet aşığı vatandaşlar harekete geçerek kendi alternatif cumhuriyet bayramlarını kutladılar gösterişten uzak asalet ve vakar içerisinde.Belki sayıları yüzbinler değildi meydanları ağzına kadar dolduramadılar ama vatansever insanların yüreklerine dolup taştılar.

Enteresan olan cumhurun başı ve başbakan kutlama olmasın deyü ferman salmış insanların kutlama yapmasına izin vermemişken aynı gece sanki inadına düğün dernek cirit attılar.Sormazlarmı adama bu ne pehriz bu ne lahana turşusu ?

*** *** ***

Avrupanın göbeği pariste terörü lanetlemek için bir araya gelmiş kadın,çocuk,ihtiyar,genç kalabalığa organize bir grup terör örgütü sempatizanı - mensubu tarafından saldırı düzenlendi.Akabinde herifler utanmadan Türk Faşistlerine engel olduk keh keh keh diye videoyu youtube'a yüklemişler.Kadın çoluk çocuğun olduğu ortamı basmak kolay sıkıyorsa amacı maraz çıkartmak olan gerçekten hazırlıklı bir grup Türk Milliyetçisinin önüne çıksanıza yer mi maçanız? Anca çoluk çocuğa saldırırsınız.

E be benim beyinsiz arkadaşım diyelim Türklerin hepsi faşist peki sen bu yaptığınla faşistin önde gideni olmuyor musun? Zulmünden kaçtığını söylediğin faşizmin bir neferi olmuyor musun?

Bu muhteremlerin dilinden barış,kardeşlik demokrasi eksik olmuyor heralde Türkçeyi bilmiyorlar bunların dilinde barış - kavga,kardeşlik - kalleşlik,demokrasi de terör eyleminde bulunup kan dökme şeklinde anlam buluyor.

Son zamanlarda ciddi mânâda kavram kargaşası var demokratım diyen faşist,sosyalistim diyen ırkçı,dindarım diyen liboş çıkıyor ya bu vatandaşlar bu kavramları bilmiyor ya da biz bugüne kadar yanlış öğrendik :)

29 Ekim 2011 Cumartesi


29 Ekim Cumhuriyet bayramınız kutlu olsun

0 Yorumgaçlı Okurcan
cumhuriyet
Ahh keşke şu cümleyi cumhuriyetin 88.yılında gönül rahatlığıyla kurabilseydim.Maalesef necip milletimiz uzun yıllardır mührü cumhuriyetle alakası olmayan insanlara teslim etmekteler.Sayelerinde şehitlerimizin aziz kanlarıyla kurtardığımız vatan birilerine itina ile peşkeş çekilmekte,cumhuriyet değerleri ince ince kıyılmakta.

"Cumhuriyet kutlanacak değil kurtarılacak hale geldi" Uyan Türkiye.

28 Ekim 2011 Cuma


Asu Maralman - Bağrı Yanık Dostlara

0 Yorumgaçlı Okurcan
Kaybedenler Kulübünün yeniden popüler ettiği Asu Maralman'ın şarkısı Bağrı Yanık Dostlara (Sigaramın dumanı da dumanı) bu aralar dilime bir dolandı sormayın hemen hergün 2-3 sefer dinlemezsem içim rahat etmiyor.Dinledikçe her seferinde ayrı bir lezzet alıyorum ne varsa eskilerde var arkadaş.Sanırım teknoloji hayata hakim oldukça duygular yavaşça uzaklaşıyor bizden belkide o yüzden eskisi kadar anlamlı şarkılar dinleyemiyoruz artık...



Asu Maralman - Bağrı Yanık Dostlara - Sigaramın dumanı da dumanı Şarkı Sözleri

Pencerede oturmuşum oturmuş,
Türküler tutturmuşum, tutturmuş
Şu garip baş bir yerlere vurulmaz
Gurbet ellerde gayrı durulmaz

Sigaramın dumanı da dumanı
Yoktur aman şu yarimin imanı
Bağrı yanık dostlara da merhaba
Boynu bükük eşlere de merhaba

Pencerede oturmuşum oturmuş,
Türküler tutturmuşum, tutturmuş
Kaç yıl oldu söz verip te gideli
Tükendi bitti ömrüm çileli

Kıvrılsa da tütünümün dumanı
Elimdedir şu aklımın dümeni
Bak buraya ey zalimin adamı
Vardır elbet her şeyin bir zamanı

26 Ekim 2011 Çarşamba


Medeniyet dediğin

0 Yorumgaçlı Okurcan
Zor günlerde belli oluyor azizim ciddiyim bu konuda ne kullandığın son model telefon, ne teknolojiye olan aşinalığın, ne giydiğin kıyafet, ne bindiğin araba, ne okuduğun kitap senin medenilik göstergen değil.Bir depremden ya da doğal afetten sonra girdiğin ihtiyaç kuyruğudur aslolan gösterge bütün insanlar aç açıktayken onların hakkına saygı duyabiliyormusun, kurallara riayet edebiliyormusun cevabın evetse medenileşebilmiş bir insansın demektir.Yok ben açım ben açıktayım diye tarumar ediyorsan önüne geleni, yardım etmeye çalışanı dövüyor ve elinden alıyorsan mallarını hatta gidip hayasızca zor durumdaki insanlara satmaya çalışıyorsan yağma malını kusura bakma bilader biraz ağır olcak ama hakkın ancak Neyzen Teyfiğin şu sözleri olur "Ben sana b.k demem, b.klar duyar ar eder,bir zerren b.ka düşse onuda mundar eder."

İki fotoğraf var tam ibretlik biri Japonya'da çekilmiş diğeri Van'da.Aradaki farkı görünce insan irkiliyor japonlar 9 şiddetinde bir deprem ve ardından yaşanan tsunamiden sonra alabildiğine ağırbaşlı ve vakar içinde çizgileri dahi aşmadan sıraya girmiş bekliyorlar hepsi aç hepsi açıkta.Hatta söylenenlere göre ne kadarı doğru bilemem ama bu kareden sonra inanırım elektirikler kesildiğinde marketten alacaklarını geri raflarına koyup çıkmış insanlar japonlar.

japon-sukuneti van-yagmacıları

Van'da yaşayan bir grup vandal ise ihtiyaç sahiplerine giden tırın önünü kesmiş tepesine çıkıp malları yağma ediyorlar.Hatta CnnTurk canlı yayında gösterdi adamlar öyle organize olmuşlar ki arabalara dolduruyorlar bazıları götürüp satıyor bu yardım mallarını.Yahu kardeşi bıraksan da 1-2 saat sonra senin de kapına gelse ya yardım bu ne acele, bu ne hırs, bu ne öfke insan gördüklerinden sonra insan sıfatından utanıyor.Bunu kimse bana cahillikle falan açıklamaya kalkmasın tamamiyle içindeki insaniyetle alakalı.Kızılay genel müdürü bu şekilde 17 tırın yağmalandığını söylüyordu el insaf.Depremin ardından hasarlı evlere gidip biz kontrole geldik diyerek evdeki ziynetleri indiregandi edenler bile varmış düşün pes.

*İçinde insaniyet kalmış kurallara uyan dürüst vanlıları tenzih ederim.

M.Ali Brand efendi çıkmış ekranlarda yağmacıları savunuyor vay efendim organizasyon yokmuşta bilmemneymiş insanlar çaresiz kalmış bak sen şu işe.Japonya'da insanlar çaresiz değil mi keriz mi sırasını bekliyor o adamlarda açıkta aç bilaç dolaşmıyorlar mıydı yaşadıkları o koca felaketin ardından.Neden bir allahın kulu çıkıpta evleri dükkanları yardım malzemelerini yağmalamadı?

Ayrıca japonları bir sefer daha takdir ettiğim konu var adamlar daha kendi yaralarını doğru düzgün kapatamamışken bizim büyükelçiliğin posta kutusuna zarfların içine iyi dileklerini bildiren birer geçmiş olsun notu ile buna iliştirilmiş paraları gizlice atıp kaçıyorlarmış kimsecikler görmeden ve bunların arasında küçücük çocuklar da var ne kadar zarif ve asil davranış.Yüzbin doların üzerinde rakamlarla ifade ediliyor bu şekilde ulaşan yardımın miktarı.

Tamam kimseden japonlar kadar duyarlı ve hassas olmasını beklemiyorum ama insan birazcık başkasının hakkına riayet etmezmi yahu çok şey mi istiyorum?

24 Ekim 2011 Pazartesi


Nefret Tohumları

2 Yorumgaçlı Okurcan
Van depreminin ardından sosyal medya mecrasında gözlemlediğim bazı vakaalar açıkçası beni ciddi manada endişelendirdi.Bu toplum ne zaman bu kadar nefretla donandı böylesi nefret bir bünyeye nasıl ağır gelmez hayretler içerisindeyim.

Bazı şaşkalozlar neredeyse depremde ölen kürtler oldu diye zil takıp oynayacaklar.Vay efendim oradaki insanlar pkk destekçisiymiş polise taş atıyormuşta bilmemne yahu varsın isterse vatan haini olsun orada yaşayan insanlar seninle aynı kimliği taşıyor mu taşıyor aynı oksijeni aynı suyu paylaşıyormusun paylaşıyorsun birde aynı dindensin ve sen bu insanların felaketinden kıvanç duyuyorsun ya yuh olsun sana.Bu tavrınla Marmara depreminden sonra 7.4 yetmedi mi diye pankart açan akıl fukarasından ne farkın kaldı aynı bokun laciverdisin sende.Seçim sonuçlarına bakarsan o bölgedeki insanların en az yarısı birlik ve bütünlük için oy vermiş yani o enkazların altında yatan her 2 kişiden birisi senden benden bizden.

Hele yardım çalışmalarına büyüklük taslayarak yaklaşanlar var onları da bir kaşık suda boğasım var.Siz böyle yaptınız ama bak başınıza bir iş geldi mi yine biz yetişiyoruz safsatası.Tabi sen yetişeceksin şaşkaloz onlar senin vatandaşın ettiğin yardım belki orada şimdiye kadar sana başka gözle bakmış birtakım insanların fikirlerinde değişim yaratacak bölge halkının indindeki Türk algısı bir nebze olsun değişecek ama sen böyle yaptığın zaman buna fırsat vermiyorsun ki.Adamın başına kakarsan yaptığın yardımın ne kıymeti kalır.Ha yüzüne küfretmişsin ha yaptığın yardımda büyüklük taslamışsın bir fark yok.

Birde madalyonun öbür yüzü var tabi devlet nerde niye bize - bölge halkına çabucak yardım ulaşmadı diyen dangozlar mevcut onlarıda unutmamak lazım.Bre gafil bunu senin deprem telaşene ve üzüntüne vermek isterdim ama bu gün kadar yaptığınız söylemler bunun bir gaflet belirtisi olmadığını ortaya koyuyor daha bu sene içerisinde Kütahya'da yaşanan depremde de devlet anca sana ulaştığı sürede ulaştı kütahyadaki insanlara ama oradakiler ağlamadı senin gibi "dövlet bize bahmiir" demediler.Büyük Marmara depreminde devlet oraya tam anlamıyla ancak bir haftada hakim olabildi hafızanı yoklarsan hatırlayacaksın.Ayrıca sen böyle saçma sapan yakınma diye ekstradan hızlı olmaya çalıştı.Millet sana kucağını sen açtı hala "dövlet bize bahmiir" kısmını bir geçemedin.İnan bölgede terör melaneti olmasa çok daha candan yaklaşırdı kalan insanlar.Yardıma bizzat gelmek isteyipte pkk'nın fenalığından ürküp gelemeyenler var haberin var mı?

Deprem dolayısıyla yardıma gelmek isteyen israil'in yardım önerisinin reddinden sevinen gebeşlerede bir çift sözüm var.Yahu insan hiç siyasi gerekçelerle yardım önerisini reddeder mi bu kadar mı çıktınız insanlıktan.İsrail'den gelecek uzman ekipler enkazdan 3-5 kişiyi kurtarsa fena mı olurdu yazık değilmi hiç canlar üzerinden siyasi hesap yapılır mı? Vay efendim israil yardım ederek bizi dünya nezdinde küçük düşürecekmiş ulan bunu ancak senin mercimek kadar beynin tahayyül edebilir.Sana ve senin gibi düşünenlere ancak BSG denir.Kafan birazcık çalışırsa (Rabbin bir mucizesi olurda) açılımının ne manaya geldiğini rahatça anlarsın.

23 Ekim 2011 Pazar


Yaratıcı olmak

3 Yorumgaçlı Okurcan
Hayatınız boyunca hiç çalıştığınız yerden bando eşliğinde istifa etmeyi düşündünüz mü? Zannetmiyorum düşünmüş olsanız haberimiz olurdu :)

Amerikalı Joey DeFrancesco zorlu çalışma koşullarına sahip ve uzun süreler çalışmaları istenen işyerinden en nihayetinde istifa ederken arkadaşlarından mürekkep bir bando ile işyeri müdürüne dilekçesini veriyor şaşıran müdürün yüz ifadesi muhteşem sinirinden kudurmuş.İzlediğimde çok güldüm hiç aklımın ucundan geçmeyecek bir yöntem bulmuş.Düşün ne kadar sevindiğini.

Eğer Amerikada yaşayan işverenlerden birisi olsam bu genci dakika sektirmeden işe alırdım sonuçta böylesi sevimli bir yaratıcılık sergileyebilecek pek az insan var.


19 Ekim 2011 Çarşamba


Vatan Sağolsun

2 Yorumgaçlı Okurcan
vatan-sagolsun
Yine hain saldırılar,kalleşçe pusular yine yitip giden canlar arkalarından söylenebilecek sadece bir çift söz VATAN SAĞOLSUN.

17 Ekim 2011 Pazartesi


Koyun

3 Yorumgaçlı Okurcan
koyun
Sigaraya zam - içmeyin kardeşim zaten zararlı

İçkiye zam - Az için şu mereti günah

Ete zam - Memlekette hayvan kalmadı yurtdışından getiriyoruz yine yetmiyor ne yapalım eti çok yemeyin kolestrol yapıyor gittikçede obezleşiyoruz az yiyin kardeşim.

Telefona zam - Fakir olduğunu söyleyen adamın elinde çifter çifter telefon konuşmayın kardeşim zaten dinliyorlar

Doğalgaza zam - Az kullanın kardeşim bizden çıkmıyor ki bu meret 2 kat giyinin idareli kullanın

Elektiriğe zam - Her evde çifter çifter televizyon buzdolabı çok lüks azaltın kullanımını

Benzine zam - Kardeşim binmeyiverin azcıkta arabaya toplu taşıma kullanın

Otomobile zam - Porshe kullanmayın yerli arabaya binin hem kaza falan oluyor neme lazım biz sizin canınızı düşünüyoruz

vs vs uzarrr gider Bu ülkede herşey olursunuz bir tek rezil olamazsınız o nedenle arkanız sağlamsa yönetmek kolaydır bu coğrafyayı.Ne de olsa halk cefakar,sessiz ve munis gıkı çıkmaz vurursun ensesine alırsın ekmeğini bir türlü dökülmez sokağa.Çıkanada çıktı diye kızarlar içten içe.Bir kaçyıl önce devletine sahip çıkmak için meydanlarda olanlar nerede silivride necip milletimin oldukça büyük bir kısmıda terörist olduklarını düşünmekte ne denirki bu işe

Durmak yok uyumaya devam kazıklar çok güzel alıştık devamı yok mu vesselam :)

16 Ekim 2011 Pazar


Yağmur

0 Yorumgaçlı Okurcan
Hava soğuk,
Kemiklerime kadar işliyor yalnızlığın ve hayırsızlığın ürpertisi.
Uzun zamandan beri ilk defa çıktım yağmura şemsiyesiz,
Islanmak istedim,
Amaçsız dolandım boş sokaklarda.
Nedendir bilinmez,
Bir an için kıskandım denizdeki balıkları.
Tek tük ben gibi avere gezenlere rastgeldim,
Bakıştık inceden.
Aynada her sabah gördüğüm yüzün yansımalardıydı sanki,
Aynı donuk acı ifade,
Yerleşmiş yorgun simalara,
Nedendir bilinmez.

16.10.2011
Cemo

15 Ekim 2011 Cumartesi


62 Tavşanı

1 Yorumgaçlı Okurcan
Denize düşen bir oyuncaktır Kız Kulesi
Soruyorum berber koltuğundan
İki ayna arasında akıp giden görüntüme
Şair olanımız hangisi?
Pencere tüllerine gelinlik diye sarılan
O küçük kız nerede şimdi?
Gemim battı çoktan
Denize inen tüm filikalarıma erkekler bindi
Duvardaki yangın düğmesini örten cam parçasıyım
Kurtuluşun olacaksa hiç düşünme ayakkabının topuğu ile kır beni
İnanmıyorum uzaylılara duymalıyım birilerinden
Yıldızlardan nasıl görünürdü diye mahallemizdeki yazlık sinema
Öğrendim saat kulelerini kibrit kutularından
Bağışla beni iki dünya savaşının yaşandığı yüzyılda
Nüfus cüzdanımdaki 62'den yaptığım tavşan

Sunay Akın

13 Ekim 2011 Perşembe


Ayrı eve çıkmak

2 Yorumgaçlı Okurcan
Zaman zaman hepimizin aklından en az bir sefer geçmiştir ayrı eve çıkmak.İstediğin saatlerde eve girebilmek,karışanın görüşeninin olmaması kısacasına alabildiğine özgürlük.

Lakin iş gerçekleştiğinde getirileri olduğu gibi götürülerinin olduğu gerçeğiyle yüzyüze gelirsiniz.Kimi hakkını verir dağ gibi tek başına ayakta durur kimi köhne bir duvar gibi ilk darbede yerle yeksan olur.

Evden ayrılmak ayrılabilmek bile başlı başına bir sorundur.Kopamazsınız ailenizden onların siz giderken ki halini görür yüreğiniz parçalanır.Aynı şehirde hatta aynı semtte bile olsanız ayrısınızdır artık ve o hasret hiç bitmeyecektir ne kadar görüşürseniz görüşün gece gelince herkes ayrı damlar altında yatacaktır artık.

Evi tutmak dayamak döşemek mesele değil.

Akşamları işten yorgun argın eve geldiğinizde kapıyı anahtarla açmak zorundasınızdır ve o anahtarı kullanmadan girebilmek inanın hertürlü özgürlükten çok daha âlâ dır.Sizi gülümseyen bir yüzün karşılaması kadar büyük bir nimetin farkına ancak o zaman varırsınız.

İçeri girdiğinizde aç karnınızı doyurmak zorundasınızdır.Dakika bir gol bir tas sıcak yemeğiniz ya da o yorgunlukla mayışmış kalmışken size yemek getirecek birisi yoktur.Kalkar paşa paşa bekar evi yemeğinizi yapmaya başlarsınız hamaratsanız biraz uğraşla ağzınızın tadını bozmadan karnınızı doyurmayı başarırsınız yok yemekten anlamıyorsanız kısıtlı imkanlarınızla yemek getirtirsiniz paranız yoksa evdekilerle allah ne verdiyse işkembeyi doldurup karın gurultunuzu bastırırsınız.

Karnımızı doyurduk şöyle tv'nin karşısında 2 tek atalım diye geçtik salona o da ne yaşadıklarınızı sevinçlerinizi paylaşacak kimseniz yok üzgünseniz başınızı dizine yaslayacağınız teselli bulacağınız.Masanın üzerinde birikmiş faturaları nasıl ödeyeceğinizi düşünürsünüz kara kara.

Yatmaya gidersiniz yatak buz gibi gelir ev ne kadar sıcak olursa olsun.Zira o evi asıl ısıtan sevgi olmaz tek yaşayan insanların barınağında.

Sabahları kalkmak hazırlanmak ayrı zahmettir kimi zaman kabus gibi tabi uyanabilirseniz vakti zamanında.Çok zaman kahvaltı bile yapmadan ayrılırsınız akşam döneceğiniz soğuk ve kasvetli evinizden.

Aslında yazılacak o kadar çok şey varki ben yazdıkça bunalmaya başladım o yüzden kısa kestim.

Kalın sağlıcakla...

10 Ekim 2011 Pazartesi


Rutkay Aziz ve samimiyet üzerine

3 Yorumgaçlı Okurcan
Bazen düşünüyorumda bizim insanımız biraz tuhaf gibi geliyor bana.Kendi hakkını savunana inanımaz bir öfkeyle söven başka bir millet var mıdır acaba? Böylesi zamanlarda atasözümüz "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar"ın bu topraklarda cidden yaşandığına kâni oluyorum.Antalya Altın Portakal Film Festivali ödül töreninde ülkemizde yaşanan yanlışlıklardan konuşan Rutkay Aziz'e bazı sosyal medya mecralarında abuk sabuk yüklenilmesini başka türlü nasıl izah edebiliriz ki?

Adamcağızın mesleğini icraa ederken aldığı rollerden tutun da geçimini sağlamak için oynadığı reklamları bile söylediği sözleri çürütebilecek bir doneleri olmadığından ad hominem yapmak için kullanan kelli felli, okumuş yazmış insanları gördükçe irkiliyorum.Sırf siyasi görüşleri farklı olduğundan yüzde yüz haklı olduğunu bildikleri bir konuda dahi Rutkay Aziz'e hak vermemiş olmak için akla hayale gelmeyecek ayaklara yatmaları, bahanelere sığınmaları yok mu ister istemez çileden çıkıyorsun.

Tabi alışmışlar sanatçının da yalakasının konuşmasına ciddi ve dik duruş sergilendiği zaman gocunuyorlar yaralarından.Aman ağam aman paşam demeyen birileri karşılarına çıktığında onca kalabalıklarına ve güçlerine rağmen ifade edemeselerde ölesiye tırsıyorlar.Herkes Ali Kemal olsun bir Hasan Tahsin daha çıkmasın istiyorlar.

Medya bastırılmış,susuturulmuşken televizyon programlarında ya da gazete köşelerinde hatta bloglarda yaşanan baskı ve zulme karşı kimse birşey diyemez, diyeninde anında kellesi kovularak,tazminat davalarıyla tırstırılarak ya da hapse tıkılarak alındığı bir dönemde birinin sesini yükseltmesi adaletsizliğin karşısında milyonlar izlerken dik durması takdir edilmesi gerekirken yeriliyor ya gördükçe,okudukça utanıyorum.

Hele hele haber kanalıyım diye geçinen şimdilerde hepten yalaka bir duruşa sahip bir medya kuruluşunun bu konuşmayı bile kesmeden yayınlamaya ödünün patlamasına ne demeli :)

Şimdi gel bu vatandaşların hak-özgürlük bağlamında samimiyetine inan bu zibidilerin seçtiği vekillerle yapılacak anayasanın ülkeye özgürlük getireceğini tahayyül et olur mu olmaz.

Rutkay Aziz'in konuşmasının videosu ve tam metni



Ben biraz değişik konuşacağım, izninizle...

Öncelikle 48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin, başta başkanı olmak üzere, tüm yaratıcılarını, tüm emekçilerini, Çağdaş Sinema Oyuncular Derneği adına en içten duygularımla selamlıyorum. Ayrıca bu festivalde yarışan arkadaşlarımızı, onların tüm yaratıcılarını, emekçilerini yürekten selamlıyorum.

Ama asıl önemli olan bir olay da, sayın başkanın da (Anlatya Büyükşehir Belediye Başkanı) değindiği gibi, 1979-80 yılında yaşanılan sansür ve darbe döneminde ödüllerine ulaşmamış arkadaşlarımızın 30 yıl sonra bu ödülleriyle buluşmalarıdır.

Bu çok ciddi, tarihî, örnek alınacak bir adımdır. Dilerim bu dönen dünyamızda; faşizm ve darbe sürecinden geçmiş ülkelerin sinemacıları da bunu örnek alarak bu tarihi adımı onlar da kendi ülkelerinde paylaşırlar.

Onun için de, o ödül sahibi arkadaşlarımı... Ne yazık ki aramızda Ömer Kavur yok, Zeki Ökten yok. Onlar da ışıklar içinde yatsınlar. Bu anlamda da -dernek olarak- tekrar yürekten kutluyorum.

Bana verdiğiniz ödüle gelince...

Lütfettiniz, teşekkür ederim. Dilerim hak etmişimdir; dilerim yaşadığım sürece de hak etmeye çalışırım. Ola ki, moda deyimle, bir döneklik ya da sapma olursa bu verdiğiniz ödülü özgürce geri alma hakkına da sahipsiniz!

Gerçek sanatçılar, ülkesinin ve dünyanın gerçeklerine tanık olmakla yükümlüdür. Benim Türkiye'min gerçeklerine tanık olduğum olay; hukukun üstünlüğünün yittiği, adaletsiz bir kalkınma gidişinin hızla yol aldığı, "parasız eğitim" diye pankart açan genç arkadaşımın 16 ay tutuklu kalması ama Şili'de o çocukların devrim yapması...

(Burada, yaklaşık 45 saniyelik uzun bir alkış tufanı kopuyor.)

Burada festival "KADIN"ı tema alyor; dünyanın hiçbir yerinde kadın, çocuk, bu kadar cinayete, tacize maruz kalmıyor.

Goethe'nin dediği gibi, "Dünyanın en tehlikeli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir." Bu da benim üklemin bir gerçeğidir. Dünyanın gerçeğine dönüyorsunuz: savaş çığlıkları, açlık, işgal, sömürü! İşte gerçek sanatçılar bunlara tanık olmakla yükümlüdürler...

Ve şuna inanıyorum ki, sinema -Şarlo'nun (Charlie Chaplin'in) dediği gibi- gerçek anlamıyla bir barış sanatıdır. Ve sinema kendi içindeki o "barış" içeriğini koruyarak, hem Türkiye'ye, hem de dünyaya demokrasi, özgürlük, barış ve insanlığa katkı sağlayacaktır.

Bu festivalin de bu katkıyı sağlamasını diliyor, hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.


Konuşma videosu ve metni beyn.org'dan alınmıştır
Yeni kayıtlar Önceki kayıtlar Anasayfa