Ne Mutlu Türküm Diyene

2 Ekim 2010 Cumartesi


Kesin dönüş

TaşınmakTaşınmak zor zenaat azizim.Öncelikle eşyalarını toplayacaksın sonra güzelce paketleyip kolilere istif edeceksin.Kolileri düzgün yerleştirmez ve içinde ne olduğunu yazmazsan taşıyan adamda içinde ne olduğunu bilmediğinden kırığın çıkığın çok olur iş bittiğinde.Düzenli tertipli bir çalışmanın ardından varacağın yerde yine aynı özenle açacaksın kolileri ve eşyalarını yerleştireceksin yepyeni bir düzene geçeceksin.Ekim geldi dolayısıyla bize kesin dönüş yolu göründü Ankara'ya, büyük bir aksilik çıkmazsa önümüzdeki ay eski minnacık odamdan yazıyor olacağım şimdikinin yarısı ya eder ya etmez.Tabiiki bir süre afallayacağım yeniden adapte olana kadar.Havasına suyuna insanına kışının ayazına.İşim zor anlayacağın gerçi dönüş yapacağım yer doğup büyüdüğüm yer bile olsa kolay olmayacak.Ne zaman taşınsam bir tuhaf oluyorum zaten kendime gelmem uzun sürüyor. Benim gibi alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı yaşayan bir insan için taşınmak harbiden zor ve külfetli.Arkada bırakılacak hatıralar, dostluklar,yürekteki yaralar da cabası...

Antalya'ya alışamadım bir türlü, millet bayılıyor yazları gelmeye de temelli kalınca insanı bayıyor.Gece dışarı çıkmak ve denize girmekten başka bir etkinlikte bulunamıyorsun.Benim gibi gece dışarı çıkmaktan hoşlanmayan biri içinde deniz deniz nereye kadar.Kar yağmayan memleketi napayım ben.

Dün eşyalarımın bir kısmını kolilerken aklıma bunlar geldi.Maalesef chip-pcnet-level karma dergi kolleksiyonumun tamamını atmak zorunda kaldım Ankara'daki evde onları koyacak yer bulamam.Amma ağırmış mübarekler 6 koca poşet dolusu dergi her biri lök gibi ağır içine 3-5 dergi daha atsam yerinden kalkmayacak.Ayrılmak kolay olmadı tabi herbirinin sayfa sayfa okumuşum, okurken neler düşünmüşüm, üzerine hatıralar işlemiş.Anılardan ayrılmak gibiydi adeta.Gerçi tek tesellim eski lemanlarımımdan ayrılmak zorunda kalmamak oldu hepsi koli içindeydi ve o kadarda ağır değillerdi.Ankaraya dönüşte güzelce kolisinden çıkartıp üzerine ağırlık koyarak düzeltmem gerekecek ama olsun o kadarcık.

Bu ara ufak tefeği topluyoruz henüz bir yoğunluk,karmaşa ve telaş yok.Kiracımız henüz taşınmış değil bir çıksında hayırlısıyla daha taşıma şirketi bulunacak fiyatta anlaşılacak buradaki elektirik su kapatılacak telefon ve tabiki adsl öbür eve transfer ettirilecek.Bi dünya tatava.Yakında başımı kaşıyacak vakit bulamayabilirim.Offf offfff biri şu ışınlanma olayını icadediversin lütfen.

Bir an önce yaşansada bitse :)

9 Yorumgaçlı Okurcan:

Pilli Petro on 2 Ekim 2010 09:11 dedi ki...

heh tamam ben de ankaraya gitmeyi planlıyorum cemo sen hazır taşınma işlerinde ustalaşmış olursun bana yardıma gelirsin :))

kolay olsun umarım ki :)

mEta on 2 Ekim 2010 10:02 dedi ki...

Izdıraptır kendileri

cemo on 2 Ekim 2010 12:19 dedi ki...

Pillicim sen gel de ben gelirim tabiki :)

mEta hakkaten öyle

Mia Wallace on 2 Ekim 2010 15:51 dedi ki...

hadi hayırlısııı inş Ankaraya alışırsın cemo :)

cemo on 2 Ekim 2010 16:22 dedi ki...

Çabuk alışırım miacım nerdeyse tüm akrabalarım ve tüm arkadaşlarım orada (arkadaşlar tarih oldu sayılır ama olsun) doğup büyüdüğüm yer çok zorlanmayacağıma eminim.

KELEBEK on 4 Ekim 2010 03:21 dedi ki...

cemo hemşerim :) bende ( angara bebesiyim ) ankaralıyım :))antalyaya ilk göç ettiğimizde bende senin gibi düşünüyodum ama şimdi sanki antalyadan başka bir yerde yaşıyamazmışım gibi geliyo ...
burda kar yağmasada kış, yaz ayrı güzel bir manzarası var ,yağmurda bir yere oturduğunda burnuna gelen buram buram toprak kokusu var yazın yakamozlarla ,kışın fırtanın rahvetiyle hırçılaşan denizim var ,şöyle gerilipte bir baktığında gökyüzü var ... ankarada koca koca betonlar ,devlet kokusu var keşke gitmeseydin azizim ... ama olan olmuş inşallah tez zamanda alışırsın hemşerim ...

cemo on 4 Ekim 2010 07:33 dedi ki...

Oooo bir bebe daha :))) Antalyaya sen alışmışsın ama ben alışamadım ne yazık ki yoksa tabi güzel yer antalya.Kaleiçinde limana karşı demlenmek,konyaaltı sahilinde yazları yakamozların dans edişini izlemek falezlerde denize karşı efil efil esen rüzgar seni okşarken bir bardak çay içmenin zevki ayrı tabiki.Taşınıyoruz diye ayağımızı kesmedik sağolsun dostlarım illa bekleriz diyip duruyolar artık misafir olarak dönerim buraya ancak.Tabi büyük konuşmamak lazım belki ileride iş güç buralara düşürür yolumuzu belli mi olur

ESRİK on 7 Ekim 2010 14:22 dedi ki...

Ben ise Ankara'ya alışamamıştım ve hatta her kış Ankara'da soğuk yüzünden ağlamışlığım bile vardır. Sana kolay gelsin ama beni bekleme ben sana yardım amaçlı olsa bile Ankara'ya gelmem:)))

cemo on 7 Ekim 2010 14:45 dedi ki...

Hain esrik :)))

Yorum Gönder

Dök içinden geçeni

Yeni kayıtlar Önceki kayıtlar Anasayfa