Ne Mutlu Türküm Diyene

30 Mayıs 2011 Pazartesi


Stockholm Sendromu etkisindeki ülke Türkiye

zulüm
İlginç bir ülkede yaşadığımız kesin aslında uzun zamandır aklımın bir köşesinde varolan bu kuşku Emre Kongar'ın son kitabı İçimizdeki Zalim'i okudukça yerini kesin kanaat'e bıraktı evet maalesef biz milletçe (En azından büyükçe bir kısmımız) Stockholm Sendromu mağdurlarıyız.Zalimlerin bize ettikleri zulümler karşılığı onlara bağlılık hissediyoruz.Başımızda bulunan ne kadar zalimse biz de o kadar yoğun bir sadakat hissediyor peşinden gidiyoruz ve bu durum maalesef eğitimli ya da cahil ayrımı olmaksızın insan psikolojisi gereğince her kesimde oldukça yaygın.

Aslına bakarsanız içinde yetiştiğimiz ortam bizi buna zorluyor zira küçüklükten başlayarak hepimiz zulmün çemberinden geçerek büyüyoruz.Bu şekilde yetişen bireylerin bir kısmının bile demokrat olabilmesi gerçekten mucize.Sadece içimizde bulunan şanslı bir azınlık zulme uğramadan insanca bir ortamda yetişme şansına sahip.Onların da çoğunluğu bize zulmeden zümrenin şanslı veletleri yani doğuştan haklı olanlar.

Büyüklerin varken sana söz düşmez,bir konuda fikir beyan ederken sus konuşma demek,karşı çıktığında saygısız olmakla itham edilmek hatta dayakla ödüllendirilmek bizim toplumumuzda çok yaygın davranışlar.Kızını dövmeyen dizini döver diye atasözü bile var daha ne olsun.Böyle yetişen insanlar doğal olarak büyüdüklerinde atalarından daha da zalim bireyler oluyorlar.Kendilerini yönetecek olanı da içlerindeki en zalimlerden seçiyorlar.Dolayısıyla milletçe zulmün bağımlısı ve zulmün getirdiği güce tapan insanlara dönüşüyoruz.Seçimle başımıza gelenlerin zamanla tiranlaşmalarına göz yumuyor hatta teşvik ediyoruz sonunda öyle muktedir oluyorlar ki çaresizce yaşananları kabullenip onların kulu kölesi haline geliyoruz.Korkumuzdan onlara karşı gıkımız çıkmıyor çıkaranların da sonu destek bulamadıklarından doğal olarak hüsran oluyor.

"Aydınlarımız" (Bir kısım gerçek demokratlar hariç) da bizden pek farklı değil sonuçta aynı toplumun arızalı ürünleriyiz.Hatta pek çoğu standart birey profilinden daha fanatikler.Bulundukları mevkiyi korumak için bireyden daha sert bir biçimde zalimi koruma eğilimindeler.Kraldan çok kralcı olmak deyimi bu şahsiyetlere bire bir uymakta.Yahu aydın denen insan hiç sansürü destekler ve onu aklamaya çalışır mı bizde oluyor :) Hapislerde sürünen insanların haklarını savunacaklarına başlarına gelen haksızlıkları görmezden geliyor hatta mevzuyu saptırıp "usul önemli değil efenim amaç ulvi" denilebiliyor.Örneğin tek suçuları başbakanın karşısında parasız eğitim istemek olan öğrenciler 14 ay geçmiş tutuklu mapus damlarında çürümekte "aydın" zat-ı muhteremlerin umrunda değil.

Hak arayan işçilerle memurlar,ücretsiz eğitim ve özerk üniversite isteyen öğrenciler polisin copları altında inim inim inler,fakir halk daha da fakirleşir,muhaliflerin uydurma kanıtlarla açılan davalarla senelerce içerde tutulur,toplumun geniş bir kesimi dinlenme kuşkusuyla ve hapis tehtidiyle terörize edilirken iktidarda olan partilerin ülkeyi yönetmeye devam etmesi ve bu zulmün sonuçları oylara neredeyse hiç yansımaması mantıklı olarak Stockholm Sendromu dışında başka ne ile açıklanabilir ki?


Durmak yok uyumaya devam,çok taze biber gazı ve turfanda cop geldi denemesi bedava vesselam.

Not:Emre Kongar - İçimizdeki Zalim mutlaka okuyun oldukça aydınlatıcı.

3 Yorumgaçlı Okurcan:

yeşiL on 1 Haziran 2011 04:25 dedi ki...

ama çok güzel yazıyorsun :)

cemo on 1 Haziran 2011 07:57 dedi ki...

Gaz vermeee :)))

yeşiL on 1 Haziran 2011 09:03 dedi ki...

Gaz değillll :)

Yorum Gönder

Dök içinden geçeni

Yeni kayıtlar Önceki kayıtlar Anasayfa