Ne Mutlu Türküm Diyene

16 Mayıs 2011 Pazartesi


Filtrelize edilmiş hayat

Sabah her zamanki gibi erkenden uyandı niyazi uzaktan sevimli kuş cıvıltılarını duyuyordu güneş ise henüz nazlı nazlı yükselmekteydi.Kalktı elini yüzünü yıkamaya gitti aynaya baktığında bir önceki gece belli belirsiz eline gelen sivilcesinin aynadan görünmediğini farketti.Elini attı hâlâ tatlı sert yerinde duruyordu malum şahıs ancak aynada görünmüyordu bir anlam veremedi ama üzerinde de fazla durmadı,.Odasına tekrar dönüp okul kıyafetlerini giydi o sene Milli Eğitim Bakanlığı tarafından izin verilen renklerde devlet baba ücretsiz vermişti.Kahvaltısını ederken haberleri izlemeye koyuldu sabah haberlerinde tonton ve sevimli bir sunucu Toplum Hayatını Düzenleme Kurulunun yeni aldığı karar neticesinde önceki gece itibariyle aynaların yüzlerdeki sivilce ve bilimum lekeyi göstermesinin engellendiğini ve bu engellemenin faziletlerini anlatıyordu.Kahvaltının ardından banyoya giderek okul tarafından izin verilen şekilde saçlarını taradı ardından çantasını aldı yeni ayakkabılarını giydi eskiden rengârenk ayakkabıları olduğunu hatırladı hayal meyal.Uzun zamandır herkesde sadece Toplum Hayatını Düzenleme Kurulunun izin verdiği renklerde düz ayakkabılar vardı.

Dışarı çıktı öğrencilere tahsis edilmiş yoldan çıkmadan servisine bineceği noktaya doğru yola koyuldu.Az ileride koyu lacivert giyinmiş belinde copu ve biber gazı ile THDK Görevlisi vardı.Gülümseyen bir yüzle gitmesi gereken yönü işaret etti.Herzamanki güzergahları bu gün için değiştirilmişti.Gece vakti Yeniden Özgür Türkiye Örgütünün Spreyle Yazı Yazma Kanadı öğrencilerin güzergahına anarşist ifadeler içeren yazılar yazmıştı.Yazılar silinene kadar sokak kapatılmış sokakta yaşayan halkın iyiliği için pencereleri ve camları açmaları yasaklanmıştı.Niyazi servisinin geleceği noktada beklemeye başlamıştı aklından neden iki saat uzaktaki haymanada bir okula gittiğini geçiriyordu.Ya haymanadaki çocuklar onlar daha kötü durumdayı onlar kızılcahamam milli parkı içinde kurulmuş okullara gitmek zorundaydılar.Kızkardeşi ise uzun zamandır bâlâ'daki yatılı kız yetiştirme okulunda okuyordu sadece yaz ve sömestri tatillerinde görüşme şansları vardı onu çok özlüyordu ve hâlâ neden kızların şehir dışarısında ayrı okullarda yatılı okuduğunu çözememişti.Servise bindiler ve usulca sabahın ilk ışıklarıyla yola koyuldular tüm yollar okula giden çocukları taşıyan servislerle kaplıydı.

Uzun süren yolculuğun ardından sabahın mahmurluğunu taşıyan gözlerle okulun kapısından içeri girdiler.Binaya girmeden önce köşede tek ayak üzerinde duran saçlarını düzgün taramamış ya da farklı kıyafetler giyerek okula gelen haylazları gördü içinden yazık ilerde anarşist olur bunlar diye geçirdi.İlk dersleri Tarih'ti çantasından onaltı sayfalık Dünya Tarihi kitabını çıkardı.Talim Terbiye Kurulu ve Toplum Hayatını Düzenleme Kurulunun ortaklaşa hazırladıkları ders kitapları insanları şiddete yöneltebilecek ve anarşist fikirler aşılayabilecek ifadelere yer olmadığı gerekçesiyle yeniden düzenlenmişti.Savaşlar,anlaşmalar çekilen çileler yerine sadece devletlerin kuruluş tarihleri verilmiş kurucularının isimleri ve yerleri belirtilmişti yıkılma tarihleri ise anarşiye yolaçabileceği gerekçesiyle yazılmamıştı bile.Bir sonraki ders Matemetikte sınav vardı 1 saat boyunca harıl harıl uğraştı ancak test usulü sınavdan pek umutlu değildi sınıftaki babası partide çalışan arkadaşlarının 5 dakika sonra sınav kağıtlarını verip çıkmalarına hayret etmişti.

Akşam olduğunda yorgun argın servisin yolunu tuttu niyazi.Aklında neden eskisi gibi renkli ayakkabılar giyemediği vardı neden Toplum Hayatını Düzenleme Kurulu siyah,mor,kızmızı gibi renklerin kullanımını yasaklamıştı bilmiyordu.İçindeki o renklere karşı olan özlem hiç dinmemişti.Arkadaşlarına da sormaya korkuyordu geçen yıl böyle konular hakkında soru soran arkadaşı Ahmet THDK Görevlileri tarafından aynı gün okuldan götürülmüştü.Başına ne geldi yaşıyormu hala bilmiyordu niyazi her sabah servise binerken onun yüzünü bir gün yeniden görmeyi umut ediyordu.Eve dönerken sabah kapatılmış olan tercihli yoldan geri döndü sokak temizlenmiş belediye ekipleri tarafından yeniden boyanmıştı ancak aceleyle yapıldığından ucundan kıyısından belli belirsiz seçilir gibiydi okumaya çalıştı 3-5 harfini söker gibi oldu S.n..r. So. yazıyordu ancak aradaki harfleri çıkartamadığından kelimeleri ne olduğunu anlayamamıştı.Meraklı gözlerle duvardaki yazıyı okumaya çalıştığını gören THDK Görevlisi yanına yaklaştı ve ikaz etti.Korkup hemen uzaklaşan niyazi eve dönünce internetten öğrenmeye karar verdi neydi bu kelimeler neyi anlatıyordu.Yol boyu aklında dönüp durdu okuduğu 3-5 harf neden yazmışlardı duvarlara o yazıları.İkinci kelime son'a benziyordu ama neye son demek istemişlerdi acaba.

Eve geldi çantasını attı ve bilgisayarın başına geçti.Kimlik numarasını yazdı açılan bilgisayarından devletin uzun zamandır kullanmayı halkın iyiliği için zorunlu kıldığı Devlet Arama Motoruna S.n..r. So. yazdı karşısına "Aradığınız kelimeyle ilgili bir sonuç bulunamamıştır" yazısı çıktı.Niyazi iyice şaşkınlığa kapılmıştı nasıl olurdu koca arama motoru şu kadarcık harfi anlamlandıramazdı halbuki dünyanın en ileri arama motoru olduğu söylenmekteydi.Gerçi zararlı kelimeleri filitre ediyordu ama olsun bu zamana kadar aradığı herşeyi bu aramam motoru sayesinde bulmuştu.Demekki duvara yazılanlar gerçekten zararlı şeylerdi.Yoksa kesinlike ne olduğunu öğrenebilirdi.

Ailesiyle beraber oturup yemek yemeye başladılar o sırada haberlerde o gün mahallelerinde yaşanan olaydan bahsediliyordu.Olayın failleri yakalanmış ibret-i alem için televizyonda yüzleri gösteriliyordu gözucuyla televizyona bakarken tanıdık bir sima farketti niyazi.İyice dikkat kesilince yakalananlardan birinin Ahmet olduğunu anladı sonunda ahmet okuldaki haylazlar gibi zararlı fikirlere kapılıp anarşist olmuştu.Utanmadan anarşist fikirlerini duvarlara yazıp insanların beynini bulandırmaya çalışmış ve yakalanmıştı.İyi olmuştu pis anarşiste.

Uzun zamandır anarşistleri toplama kamplarına atıyorlardı Ahmet orada kendisi gibi özgürlük,adalet isteyen kötü insanlarla beraber ömür boyu maden ve taş ocaklarında çalışacak kirli fikirlerini yayamayacaktı.Niyazi derince bir iç çekti ohh dedi Allahım iyiki beni korudun bu zehirli fikirleriyle beni de yanına çekseydi şimdi onun yanında bende olabilirdim diye düşündü o zaman ailesi ne olurdu yüce devletin himmetiyle onun kapısında çalışan babası işsiz kalır zor bela geçindikleri hayatları hepten zindana dönerdi kör şeytana sövdü,kulağını çekti ve tahtaya üç kere vurdu.Ardından gidip uykuya daldı.Rüyasında gördüğü gül'ün ve üzerindeki uğur böceğinin kırmızı olması gerekirken neden turuncu olduklarını ise hiç çözemedi...

Cemo
16.05.2011

4 Yorumgaçlı Okurcan:

Gürhan GÜLEZ on 16 Mayıs 2011 15:03 dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
cemo on 16 Mayıs 2011 15:22 dedi ki...

İnşallah zaten bende yaşanmasın diye yazdım.Olurda belki 3-5 kişi uyanır da hatasından döner :)

asliii on 26 Mayıs 2011 12:09 dedi ki...

:) çok keyıflı bir yazıydı.. elinize yüreğinize sağlık ...

bu arada ben sizin yeni izleyıcilerınizdenim.. ilaç niyetıne belkıde kafa dagıtmak için oyle ders molalarında bırer birer yazılarınıza gözlerim misafir oluyo :) ahkam pek kesemesemde beğenerek okuduğumu gönülden dile getirmek isterım... saygılar efendım :)

cemo on 26 Mayıs 2011 13:06 dedi ki...

asliii beğendiğine sevindim :)

Yorum Gönder

Dök içinden geçeni

Yeni kayıtlar Önceki kayıtlar Anasayfa