Ne Mutlu Türküm Diyene

8 Şubat 2012 Çarşamba


Nostalji

Gecenin bir vakti durduk yere içimde eskiye dair bir özlem belirdi aklıma gelenleri yazmazsam içimde kalır.

-Biz eskiden mahalle maçları yapardık sokaklarda sadece 2 taştan mürekkep kalelerimiz vardı sokaklardan şimdiki gibi vızır vızır arabalar geçmezdi.Düşerdik kanımız asfalta akardı ama canımız acımazdı hevesimizden.

-Eskiden oyunlarımız vardı saklambaç,misket,kapak,kukalı saklambaç,yağlı kayış,zıldır zımba vs şimdiki gençler gibi cs'atmazdık ya da knight nedir bilmezdik zira bilgisayarımız yoktu olan insanlar zaten sınırlıydı onlarda da oynayacak pek oyun bulunmazdı malum teknolojinin emeklediği yıllardı.Eve kapanıp dış dünyayla temasımızı kesmezdik istesekte kesemezdik hayat dışardaydı sokaklarda.

-Cep telefonumuz olmadığından eve geldiğimizde kapıda kalırsak komşuya sorardık anahtarı o kadar güvenirdi insanlar birbirlerine hatta anahtar yoksa komşuda beklerdik ana-babamız gelince bizi beklerken bulacağı yeri bilirdi.

-Apartman bahçelerimizde kedi köpek beslerdik ve onlara yiyeceği de ya evlerimizden ya da mahale kasabından temin ederdik şimdiki gibi mamalar yoktu anlayacağınız kedi payı dediğimizde anlardı kasap hemen tezgahın kenarında birikmiş kırpıntılardan bir gazete kağıdına sarar verirdi.Mahallenin hayvanları kimselerden kaçmazdı şimdi taşınacaksanız bir mahalleye eğer kedileri köpekleri kaçmıyorsa sizlerden oraya taşının hemen muhtemelen her sabah günaydın diyen,hal hatır soran,bayramda çocukları kapınızı çalan, komşularınız olacaktır.

-Oyuncaklarmız vardı ahşaptan, bezden,hatırası,dokusu olan hatta yoktu çok zaman kendimiz yapardık, el emeğimizle esnek bir ağaç dalından.Orta kalınlıkta bir dalın iki ucuna ip gerip yay ya da söğüt dalından bir fülüt yapardık elimizi kesmeyi göze alırdık cebimizdeki çakılar birbirimize karşı değil ağaçlara karşı çalışırdı anlayacağın.Çelik çomak için az dal koparmadım ağaçlardan,telerden kendimize çember yapar onu dündürürdük,hayal gücümüz kuvvetliydi vesselam her türlü çer çöpten kendimize oyuncak yapabilme kaabiliyetimiz mevcuttu.

-Kışları kar yağdığında neşe içinde boş arsalara koşar kartopu savaşı yapardık.Çoğumuzun kızağı vardı ama yinede vazgeçemezdik naylon poşetlerle kaymaktan ayrı bir zevk verirdi bize.Eldivenlerimiz buz tutardı kaskatı kaloriferli apartmanların içine kaçar kalorifere koyardık eldivenlerimizi,sırtımızı kalorifere dayar ısıtırdık içimizi,kaloriferde ısınan eldivenlerin çok tuhaf bir kokusu olurdu ama olsun koku umrumuzda değildi ki dona ısına kaymaya devam ederdik hava kararana kadar.

-Soba yanardı çoğu evde o zamanlar, soba başı sohbetleri olurdu.Üzerinde her daim bir çaydanlık çoğu zaman kestane hafta sonları ise içinde kömür ateşinde sucuk yapılırdı ekmek arası.O küçücük soba hayatımızı ısıtmaya yeterdi soğuk kış günlerinde.

-ve Eskiden 246 okurgaç vardı şimdi kalmış 242 nereye gittiniz okurgaçlar :( Böyle mi söz vermiştik birbirimize hani, sonuna kadar beraberdik :(

4 Yorumgaçlı Okurcan:

yeşiL on 9 Şubat 2012 03:14 dedi ki...

yaşlanıyor muyuz ne? :D

cemo on 9 Şubat 2012 07:56 dedi ki...

Gün geçtikçe gençleşen bir tek Ajda Pekkan var benim bildiğim,tabi ki yaşlanıyoruz :)

yeşiL on 9 Şubat 2012 12:54 dedi ki...

sen benden daha yaşlısın sen düşün :D

cemo on 9 Şubat 2012 13:21 dedi ki...

Düşünmekten saçlarıma ak düştü zaten :)

Yorum Gönder

Dök içinden geçeni

Yeni kayıtlar Önceki kayıtlar Anasayfa