Ne Mutlu Türküm Diyene

26 Şubat 2012 Pazar


Mazi kokan insanlar

Dün öğle üzeri tatlı tatlı mayışmışken çalan telefonla irkilerek doğruldum ve açtım geçmişten gelen bir dost arıyordu.Yiğeninin nişanı varmış yakındalarmış bana uğramak istiyordu.Taa kaç yıl önceden kalkıp gelmek isteyen misafire yok müsait değilim denmez tabiki doğrudan eve buyur ettim.

Telefonla verilen yol tariflerinin ardından yarım saat içinde ev civarında buluştuk ikimizin de ortak kanaati yılların bizden bişey alamadığıydı tükenmekte olan ömrümüz dışında hiç değişmemiştik zira yıllar önce nerede bıraktıysak cismen oralardaydık benim dökülmekte olan saçlarım hariç :) Eve çıktık bizimkilerle hasbihal, çay muhabbeti derken vakit hızlıca tükendi nişana dönüşte beni da çağırdı gel bizimkilerle görüşürsün güzel olur vs

Dayanamadım canlı hatıraların çağrısını yanıtsız bırakamazdım bende atladım arabaya yolları bilmiyoruz ama dandik bir navigasyon cihazıyla kör topal ilerliyoruz neyse on,onbeş dakika sonra nişan evine ulaştık yıllardır görmeyi beklediğim ama bir türlü ulaşamadığım insanlarla karşılaştım sohbet şamata gırgır derken nişan merasimi için tutulan mekana geçtik.

Mekanı görür görmez potansiyel damadın cebinde akrep olduğuna kanaat getirdim.Gerçi iyi biine benziyordu ama altında cayır cayır araba tuttuğu mekan "nohut oda bakla sofa" minnacık bir yer sıkış tepiş hemen yanı başımızda halı sahada gençler canhıraş bağırtılarla maç yapmakta :) Birde bize ayrılan masa çalgıcıların dibi çıkmaz mı :)Başladı mı sana üç saatlik Angara havalı işkence,şarkıları söyleyenin karga sesine mi yanarsın elektro sazdan gelen çiğ tınılara mı yoksa, ritm tutmayı bilmeyen darbukacıyla davulcuya mı?

Kendimi zor attım dışarıya havada soğuk mecburen arada içeri kaçmak ısınmak gerek hele birde kız tarafının minnacık kütlesi içinde gelmiş biri olarak insanları yanlız bırakmakta olmaz.

Neyse efenim bizim gençliğimizde mini mini birler çalışkan ikiler olan minnacık ablalarımızın gelinlik çağa geldiği hatta nişanlandığı törenin ardından arabayla beni eve bırakmaya karar verdiler.

Tabi bendeki klasik alışkanlıkla eve davet ettim bu sefer daha kalabalık bir güruh halinde eve geçtik çaylar muhabbetler,hatıralar, eskiler,göçüp gidenler,yadetmeler derken ayrılık vakti geldi çattı söz verdik havalar ısınınca bizde iade-i ziyarete gideceğiz.

Vay arkadaş ya daha dün bacak kadar olan minnoşlar ev bark sahibi oluyor biz hâlâ sap geziyoruz adaletini seveyim dünya :)

2 Yorumgaçlı Okurcan:

yeşiL on 1 Mart 2012 07:46 dedi ki...

ben de okurken tam da: "aa hiçbişey değişmediyse cemonun saçları küçükkene de mi döküktü acaba" diye düşünürken ,benim dökülen saçlarım hariç, cümleciğini okudum da rahata erdim :D

cemo on 1 Mart 2012 13:17 dedi ki...

Doğuştan değil sonradan tabikisi ne sandın yeşiL hanım :)))

Yorum Gönder

Dök içinden geçeni

Yeni kayıtlar Önceki kayıtlar Anasayfa