Spor medyasına hiç bir zaman güvenim olmadı nedeni oldukça basitti asla gerçekleri yazmadılar ısrarla bundan imtina ettiler hep çıkar menfaat ilişkisi üzerinden hareket ettiler masa başlarında uydurma transferler yaptılar vs vs.
Artık maalesef spor medyamıza da tetikçi gazetecilik faaliyetleri sirayet etti yaşanan şike davasından sonra.Uydurma-türetme haberler yerini doğrudan hedef alan hiç bir kaynağa dayanmayan kişileri rencide edip toplum içinde küçük düşürmeye yönelik iftiralar aldı.
En son örneğini bu gün hürriyet gazetesindeki köşesinden Erman Toroğlu yaptı.Güya Bülent Uygun adliye koridorunda karşılaştığı Şekip Mosturoğlu'na "Ulan Şekip, öyle bir Şiddet Yasası çıkardınız ki, eskiden olsa belki hiç yatmadan yırtacaktık. Şimdi kanıtlanırsa yıllarca içeride sürüneceğiz." demiş kimden duymuş bunu Erman Hoca? belli değil ne zaman söylemiş bu sözleri peki Bülent Uygun belli değil şahit var mı yok ee bu cümleyi yazmanın amacı ne peki?
Tabiki Aziz Yıldırım ve Fenerbahçeye duyulan nefret.
Digitürkteki ballı kaymaklı işinden olduya şimdi Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe sıkıntıda birde ben sallıyayım diye şikayetçi olduğu yetmemiş şimdide köşesinden sağdan soldan duyduğu kanıtsız desteksiz sadece insanları kamu vicdanı önünde mahkum etmek amaçlı dezenformasyona başlamış.Tebrikler Erman Hocam sizden beklenen de buydu zaten.Kendisi bizatihi kirli dümanlerin içinde olanlar mı futbolu temizleyecek.R.O.Kütahyalı ve M.Baransu stili gazeteciliğe mi başladınız artık köşenizde? Size yapıldığını öne sürdüğünüz kelle alma operasyonuna şimdi de siz mi başladınız.
Önceden arada sırada okurdum köşe yazılarını demekki bundan sonra okumamak lazımmış.Kişisel bir protesto olarak bayiden hürriyet almaktan da vazgeçtim Erman Toroğlu hürriyette yazmayı bırakana kadarda almayacağım.Tüm fenerbahçelilere de tavsiye ederim.
31 Temmuz 2011 Pazar
30 Temmuz 2011 Cumartesi
Ben Bu Kadar Değilim
Ben bu kadar değilim
Kışlada ölü bir zaman
Bir güzel at durdukça gider
Gittikçe döner bir bir güzel at durdukça
Askerim, benim ağzım kuşlardan.
Güneşi sormuyorum lekelenmiş dallardan
Dalları sormuyorum dallardan daha iyi
Yüzümü istiyorum bir süvari alayından
Ne yapsam istiyorum, ama istiyorum
Bir kişi bile değilim yalnızlıktan.
Bir kişi bile değilim yalnızlıktan
Gözlerim ormanlara asılı
Ağaçlar, kırlar ve şehirler geçiyor kaputumdan
O kadar geçiyorlar ki, sadece duruyorum
Bir an bir yerde ölümü tanımazlığımdan.
Ben bu kadar değilim
Kışlada ölü bir zaman.
Kışlada ölü bir zaman
Bir güzel at durdukça gider
Gittikçe döner bir bir güzel at durdukça
Askerim, benim ağzım kuşlardan.
Güneşi sormuyorum lekelenmiş dallardan
Dalları sormuyorum dallardan daha iyi
Yüzümü istiyorum bir süvari alayından
Ne yapsam istiyorum, ama istiyorum
Bir kişi bile değilim yalnızlıktan.
Bir kişi bile değilim yalnızlıktan
Gözlerim ormanlara asılı
Ağaçlar, kırlar ve şehirler geçiyor kaputumdan
O kadar geçiyorlar ki, sadece duruyorum
Bir an bir yerde ölümü tanımazlığımdan.
Ben bu kadar değilim
Kışlada ölü bir zaman.
Edip Cansever
29 Temmuz 2011 Cuma
Nereye gidiyor bu memleket?
"Feminist kadın kaybedilmiş kadındır" başlıklı köşe yazısını okuyordum bir kadının elinden nasıl çıkar bu makale dedim kendi kendime.Yazara göre kadın hakları olmamalıymış aslında, hakkını arayan kadın maraza çıkartırmış.Evliliğinde ve hayatında muhabbet arayan hatun kişi olabildiğince alttan almalıymış ki sıkıntı yaşamasın muhabbetin ilk adımı ise kadın haklarını unutmakla başlarmış.Kadının hakkı olmamalıymış vazifeleri ve sorumlulukları olmalıymış.
Bir kadın kadın haklarından rahatsız olur mu hiç olabiliyor muş demekki :) Enteresan!!!
Köşe Yazar hatun kişi eşiyle sorun yaşamakta olan bir kadına alttan almasını salık vermiş kadın ise cumhuriyet kurulduğundan bu yana biz bu hakları boşuna kazanmadık demiş bak şu terbiyesize.Şimdilerde eşinden boşanmış evinde yalnız yaşamaktaymış kedi sesinden bile korkar olmuş ve o meşhur kadın hakları onu korumamaktaymış.E be güzel ablacım zaten kimseyi haklar korumaz ki haklar uyarınca hazıranmış yasalar ve kolluk kuvvetleri korur.
Meğerse kadın hakları onların kadın olma haklarını engellermiş bunca zaman :)
E ablacım zaten senin zihniyetinin tezahürü yüzünden yaşanmıyor mu bu ülkede kadın cinayetlerinin pek çoğu.Kadın boşanamaz kadın hak arayamaz diyen çarpık zihniyetin ürünü değil mi mezarda yatan analar ve anasız kalan çocuklar?
Ne yapsın kadın yediği dayağı işittiği hakareti sineye mi çeksin evde huzursuzluk çıkmasın diye? Yesin dayağı işitsin hakareti ve sussun dayak yedikçe daha da yesin ses çıkarmayınca birdaha yesin e bu kısır döngü ne zaman kırılacak hiç anca ölünce hesap günü zihniyete bakarmısın.
Ezilmelerinde etkenlerden biride kocalarıyla hak yarışına girmeleriymiş bu kadınların.Hak aramazsan ezilmezsin doğal olarak :)
Dizilerde karılarına iyi davranan erkekler yüzünden bizim dizileri izleyen arap ülkelerinde de boşanma oranları artmış.Kocalarından bir gün olsun güler yüz görmeyen, tatlı söz işitmeyen,cinsel hayat olarak tecavüzümsü birleşmelerden başka birşey bilmeyen kadınlar dizilerden gördükleri romantik evlilikleri ister olmuşlar besbelli.Yazarken inceden hayıflanıyor köşe yazar hatunkişi.
Allahtan hala yaşadığımız güzel vatanı tamamiyle esir alamadı bu zihniyet.Bunlara kalsa kadın hakkını geçtim en tabi hakkını yaşama hürriyetini elinden alırlar ilk fırsatta.Görüyoruz okuyoruz isteği dışında evlendirilen berdel vs yöntemlerle takasa girilen kadınların yaşadıkları dramları,namus ve töre cinayetlerini.
Bu zihniyetin elindeki kadın kişiliksizleşir silikleşir anasının babasının yanıa gitmeyi bırak bakkala bile eşinden izin almadan çıkamaz."Günah" diye kadını çarşafa sokarlar yetmez mazallah göz zinası olur gerekçesiyle peçe de şart olur.Bunlara göre kadın kenafir canlıdır o yüzden hayattan mümkün oldukça soyutlanmalıdır.Evinde saksı gibi otursun :)
Erken yaşta çocuklara din eğitimi istemelerinin bir gerekçesi de budur çocuklarını 9.yy zihniyetiyle yetiştirmek.Hacıların hocaların softaların tornasından geçen çocuk anlamaz kadın haklarından onun için anlamsızdır zira dini yaşamda kadın her zaman 3.tekil şahıstır hakkı yoktur.Sütre gerisinde durmalı sesini çıkartmamalı dayak yese bile kocasına mutlak itaat erdeminin sahibi olmalıdır.Böylesi bir tornadan geçen çocuk ileride şeyhi benim tenasül organım nur çeşmesidir dediğinde inanır ama darvinin evrim teorisine inanmaz.Şeyhinin koynuna kuzu gibi girerken huzurla dolar ama biraz samimi olmaya başlamış genç sevgililerden rahatsız olur.
İşte bu yazıyı yazdığım sırada televizyonlarda ordudaki istifa depremi yankılandı bir anda.Bende değinmeden edemedim.
Kuvvet komutanlarının istifası ardından normalleşme başlıyormuş Türkiye avrupa standartlarında özgürlükler gelecekmiş öyle dedi mealen kır saçlı dinci yazar. Mehmet Altan gibi liboşlarda sevinçlerinden ağızları enselerinde ekranlarda boy göstermeye başladılar.Demokrasinin geldiğini muştulamaktalar demokrasiye, özgürlüğe, hakka aç vatandaşlara.Tabi hiçbirinin aklına şah döneminin sonunda irana gelen "demokrasi,insan hakları ve özgürlüklerin" iranlılara ne kadar fayda sağladığı gelmiyor.Sahiya iranda da liboşlar ve çakma solcular humeyniye destek verdikten sonra humeyninin ilk işi sokaklarda darağaçlarında sallandırmak olmamış mıydı bu gibi zerzevatı:) Tek particiler polise güvenmezmiş de orduya güvenirmiş oo analize bak analizdeki zekaya bak.Siyasetin orduya karışması normalmiş de anormal olan ordunun siyasete karışmasıymış vay hele vay vay.Bir kurumun işleyişiyle bu kadar oynanırsa sonuçta o kurumdan kimseye hayır gelmez..
Dinci ve yalaka basının yere göğe sığdıramadığı Jandarma Komutanı önce kara kuvvetleri komutanı yapıldı ardından genelkurmay başkanı.Lakin unutmasınlar orduyla ordunun işleyişiyle oynayanların siyasi ömrü uzun olmaz bunu akıllarının bir köşesine yazsınlar.
Yargı zaten bitik şimdi ele geçirilen yargı sayesinde rahatlıkla tarumar edilen ordu'da engel olmaktan çıktı.Artık altbenliklerde itina ile saklanmış olan karşı devrim son sürat uygulamaya konulabilir.
Hiç umutsuzluğa kapılmayın Karanlığın en yoğun olduğu vakit şafak sökmeden az öncesidir.Şafak yeniden sökecek aydınlığın güneşi yeniden vatanseverleri ve bu vatanı ısıtacaktır.
Bir kadın kadın haklarından rahatsız olur mu hiç olabiliyor muş demekki :) Enteresan!!!
Köşe Yazar hatun kişi eşiyle sorun yaşamakta olan bir kadına alttan almasını salık vermiş kadın ise cumhuriyet kurulduğundan bu yana biz bu hakları boşuna kazanmadık demiş bak şu terbiyesize.Şimdilerde eşinden boşanmış evinde yalnız yaşamaktaymış kedi sesinden bile korkar olmuş ve o meşhur kadın hakları onu korumamaktaymış.E be güzel ablacım zaten kimseyi haklar korumaz ki haklar uyarınca hazıranmış yasalar ve kolluk kuvvetleri korur.
Meğerse kadın hakları onların kadın olma haklarını engellermiş bunca zaman :)
E ablacım zaten senin zihniyetinin tezahürü yüzünden yaşanmıyor mu bu ülkede kadın cinayetlerinin pek çoğu.Kadın boşanamaz kadın hak arayamaz diyen çarpık zihniyetin ürünü değil mi mezarda yatan analar ve anasız kalan çocuklar?
Ne yapsın kadın yediği dayağı işittiği hakareti sineye mi çeksin evde huzursuzluk çıkmasın diye? Yesin dayağı işitsin hakareti ve sussun dayak yedikçe daha da yesin ses çıkarmayınca birdaha yesin e bu kısır döngü ne zaman kırılacak hiç anca ölünce hesap günü zihniyete bakarmısın.
Ezilmelerinde etkenlerden biride kocalarıyla hak yarışına girmeleriymiş bu kadınların.Hak aramazsan ezilmezsin doğal olarak :)
Dizilerde karılarına iyi davranan erkekler yüzünden bizim dizileri izleyen arap ülkelerinde de boşanma oranları artmış.Kocalarından bir gün olsun güler yüz görmeyen, tatlı söz işitmeyen,cinsel hayat olarak tecavüzümsü birleşmelerden başka birşey bilmeyen kadınlar dizilerden gördükleri romantik evlilikleri ister olmuşlar besbelli.Yazarken inceden hayıflanıyor köşe yazar hatunkişi.
Allahtan hala yaşadığımız güzel vatanı tamamiyle esir alamadı bu zihniyet.Bunlara kalsa kadın hakkını geçtim en tabi hakkını yaşama hürriyetini elinden alırlar ilk fırsatta.Görüyoruz okuyoruz isteği dışında evlendirilen berdel vs yöntemlerle takasa girilen kadınların yaşadıkları dramları,namus ve töre cinayetlerini.
Bu zihniyetin elindeki kadın kişiliksizleşir silikleşir anasının babasının yanıa gitmeyi bırak bakkala bile eşinden izin almadan çıkamaz."Günah" diye kadını çarşafa sokarlar yetmez mazallah göz zinası olur gerekçesiyle peçe de şart olur.Bunlara göre kadın kenafir canlıdır o yüzden hayattan mümkün oldukça soyutlanmalıdır.Evinde saksı gibi otursun :)
Erken yaşta çocuklara din eğitimi istemelerinin bir gerekçesi de budur çocuklarını 9.yy zihniyetiyle yetiştirmek.Hacıların hocaların softaların tornasından geçen çocuk anlamaz kadın haklarından onun için anlamsızdır zira dini yaşamda kadın her zaman 3.tekil şahıstır hakkı yoktur.Sütre gerisinde durmalı sesini çıkartmamalı dayak yese bile kocasına mutlak itaat erdeminin sahibi olmalıdır.Böylesi bir tornadan geçen çocuk ileride şeyhi benim tenasül organım nur çeşmesidir dediğinde inanır ama darvinin evrim teorisine inanmaz.Şeyhinin koynuna kuzu gibi girerken huzurla dolar ama biraz samimi olmaya başlamış genç sevgililerden rahatsız olur.
İşte bu yazıyı yazdığım sırada televizyonlarda ordudaki istifa depremi yankılandı bir anda.Bende değinmeden edemedim.
Kuvvet komutanlarının istifası ardından normalleşme başlıyormuş Türkiye avrupa standartlarında özgürlükler gelecekmiş öyle dedi mealen kır saçlı dinci yazar. Mehmet Altan gibi liboşlarda sevinçlerinden ağızları enselerinde ekranlarda boy göstermeye başladılar.Demokrasinin geldiğini muştulamaktalar demokrasiye, özgürlüğe, hakka aç vatandaşlara.Tabi hiçbirinin aklına şah döneminin sonunda irana gelen "demokrasi,insan hakları ve özgürlüklerin" iranlılara ne kadar fayda sağladığı gelmiyor.Sahiya iranda da liboşlar ve çakma solcular humeyniye destek verdikten sonra humeyninin ilk işi sokaklarda darağaçlarında sallandırmak olmamış mıydı bu gibi zerzevatı:) Tek particiler polise güvenmezmiş de orduya güvenirmiş oo analize bak analizdeki zekaya bak.Siyasetin orduya karışması normalmiş de anormal olan ordunun siyasete karışmasıymış vay hele vay vay.Bir kurumun işleyişiyle bu kadar oynanırsa sonuçta o kurumdan kimseye hayır gelmez..
Dinci ve yalaka basının yere göğe sığdıramadığı Jandarma Komutanı önce kara kuvvetleri komutanı yapıldı ardından genelkurmay başkanı.Lakin unutmasınlar orduyla ordunun işleyişiyle oynayanların siyasi ömrü uzun olmaz bunu akıllarının bir köşesine yazsınlar.
Yargı zaten bitik şimdi ele geçirilen yargı sayesinde rahatlıkla tarumar edilen ordu'da engel olmaktan çıktı.Artık altbenliklerde itina ile saklanmış olan karşı devrim son sürat uygulamaya konulabilir.
Hiç umutsuzluğa kapılmayın Karanlığın en yoğun olduğu vakit şafak sökmeden az öncesidir.Şafak yeniden sökecek aydınlığın güneşi yeniden vatanseverleri ve bu vatanı ısıtacaktır.
26 Temmuz 2011 Salı
Alem gider mersine biz gideriz tersine
Türkiye'de neden bilim adamı yetişmez sorusunun çok basit bir cevabı var aslında biz birbirini çekemeyen insanlar topluluğu olduğumuzdan içimizden birisi eğer sıradışı bir başarı elde ederse,buluşa falan imza atarsa ilk yaptığımız iş hemen ona çamur atmak olur.Hafızalarda yeri olduğu için örnek olarak veriyorum mesela "erke dönergeci" .İlk çıktığında sınırsız enerji vaadeden (kabul ütopik ama) bu proje haftalarca televizyonlarda yerden yere vuruldu ne oldu adamlar piyasaya çıktıklarına pişman oldular şimdi ortalıktan kayboldular çıt yok.
Başka bir örnek Yıllar önce zakkumdan kanser'e çare buldum diyen bilim adamı Dr. Ziya Özel'i yaşı müsait olanlar hemen hatırlayacaktır.Adamcağız buluşunu açıkladığına pişman oldu demediklerini bırakmadılar adı dolandırıcıya bile çıktı ne oldu geçtiğimiz günlerde adamcağızın ilacı Amerika'da FDA tarafından onaylandı eli kulağında piyasaya çıkacak.
Şimdi diyeceksiniz ki bu herif niye böyle saçmalıyor diye en son örnek Tübitak'ın yarışmasına matematik dalında başvuran lise öğrencisi Barış Paksoy'un projesi “Seviye üstü çalışma olduğundan projeniz reddedildi” denilerek seçmelerden elendi.Çocukcağız birde jüri önünde projemi savunayım dediği halde kaale alınmamış.Şimdi söyleyin bu ülkeden neden ve nasıl bir matematikçi çıksın? Yahu madem inanmıyorsun yaptığına bırak çocuk çıksın jüri önünde ispat etsin kendi yaptığına neden hayır diyorsun gencecik bir çocuğun hevesini kırıyorsun? Çok mu kıymetli ona ayıracağın yarım saat? Eğer çalıntıysa zaten jüri önünde anında ortaya çıkacaktır.
Eğer Barış Paksoy "Nesin Matematik Köyü" kaynaklı değil de "F Tipi" bir okul çıkışlı olsaydı "abilerin" referansıyla katılsaydı yarışmaya elenirmiydi hiç zannetmiyorum.Kafadan birinci olurdu hatta.
25 Temmuz 2011 Pazartesi
Ömer Hayyam - Ecel Şarabı
Sonsuz çemberinde bu dipsiz evrenin
Gönül hoşluğuyla iç, geçmeden devrin
Ecel şarabın sunulunca da ah etme:
Sıran gelince içmezlik edemezsin
Gönül hoşluğuyla iç, geçmeden devrin
Ecel şarabın sunulunca da ah etme:
Sıran gelince içmezlik edemezsin
Ömer Hayyam
24 Temmuz 2011 Pazar
Dağdan geliyor bir cinnet döne döne
Bizim gennçlik cidden acayip boş beleş (İstisnalar kadeyi bozmaz) abicim insan yaşadığı toprakların derdiyle sıkıntısıyla bu kadar uzak olur mu ? Olur itinayla apolitize edilmişlerse eğer.
Devletin açıkça kanunları ihlal ederek yapımına başladığı HES'leri durduran mahkemenin üyelerinin tamamı değiştirildi.Tabi netice bu sefer büyük ihtimalle yeni gelen üyelerle beraber değişecek ve devletin istediği şekilde olacak.(KAYNAK) Gelişmiş bir ülkede şu işlem yapılsa yer yerinden oynar gösteriler birbirini izler ama nerdeee.Avrupadakiler piç ettikleri doğalarını geri kazanmaya çalışıyor yeniden kırsalda vahşi yaşam oluşturmaya çalışıyorlarken biz kendi ellerimizle doğamızı geri dönüşü imkansıza yakın süreçlere sokuyoruz.Gönüllü olarak vahşi kapitalizmin kölesi oluyoruz.
Referandum sürecinde bu günlerin geleceğini söylediğimizde bize etmediği hakareti bırakmayan arkadaşlar neredeler acaba merak ediyorum ? O zamanlar hakaretleride göze alarak yargıyı hükumetin güdümüne sokacak değişikliklere hayır demeleri çağrıları yapmıştık ve karşılığında "solcu" olduklarını söyleyen arkadaşlardan bol küfürlü ve yetmez ama evetli yanıtlar almıştık.Acaba şimdi yaşananları gördükçe vicdanları bir nebze olsun sızlıyormudur acaba?
Bakıyorum da sosyal medyada bu konu hakkında kalem oynatan kişi sayısı %1 bile değil.Varsa yoksa Amy Winehose'nin ölümü yok o ne giymiş yok öbürü berikine ne demiş.Allah rahmet eylesin genç yaşta yitirilen başka bir müzisyen ama kardeşim insan birazda kendi memleketinin sorunlarıyla ilgilenir.Hangi ara ülkenize yabancıladınız bu kadar?
Kimseye oturup bu konularda kafa patlatın demiyorum ama insan biraz olsun ilgilenmez mi ya bu memleket batarken vurdumduymaz arkadaşlar kaçıp başka ülkelerde mi yaşamayı düşünüyorlar acaba?
Neyse yazdıkça sinirlerim zıplıyor en iyisi daha fazla kendimi harab etmeden burada noktalıyayım.Umarım çok geç olmadan tepkisiz vatandaşlarda uyanırlar duruma...
Devletin açıkça kanunları ihlal ederek yapımına başladığı HES'leri durduran mahkemenin üyelerinin tamamı değiştirildi.Tabi netice bu sefer büyük ihtimalle yeni gelen üyelerle beraber değişecek ve devletin istediği şekilde olacak.(KAYNAK) Gelişmiş bir ülkede şu işlem yapılsa yer yerinden oynar gösteriler birbirini izler ama nerdeee.Avrupadakiler piç ettikleri doğalarını geri kazanmaya çalışıyor yeniden kırsalda vahşi yaşam oluşturmaya çalışıyorlarken biz kendi ellerimizle doğamızı geri dönüşü imkansıza yakın süreçlere sokuyoruz.Gönüllü olarak vahşi kapitalizmin kölesi oluyoruz.
Referandum sürecinde bu günlerin geleceğini söylediğimizde bize etmediği hakareti bırakmayan arkadaşlar neredeler acaba merak ediyorum ? O zamanlar hakaretleride göze alarak yargıyı hükumetin güdümüne sokacak değişikliklere hayır demeleri çağrıları yapmıştık ve karşılığında "solcu" olduklarını söyleyen arkadaşlardan bol küfürlü ve yetmez ama evetli yanıtlar almıştık.Acaba şimdi yaşananları gördükçe vicdanları bir nebze olsun sızlıyormudur acaba?
Bakıyorum da sosyal medyada bu konu hakkında kalem oynatan kişi sayısı %1 bile değil.Varsa yoksa Amy Winehose'nin ölümü yok o ne giymiş yok öbürü berikine ne demiş.Allah rahmet eylesin genç yaşta yitirilen başka bir müzisyen ama kardeşim insan birazda kendi memleketinin sorunlarıyla ilgilenir.Hangi ara ülkenize yabancıladınız bu kadar?
Kimseye oturup bu konularda kafa patlatın demiyorum ama insan biraz olsun ilgilenmez mi ya bu memleket batarken vurdumduymaz arkadaşlar kaçıp başka ülkelerde mi yaşamayı düşünüyorlar acaba?
Neyse yazdıkça sinirlerim zıplıyor en iyisi daha fazla kendimi harab etmeden burada noktalıyayım.Umarım çok geç olmadan tepkisiz vatandaşlarda uyanırlar duruma...
22 Temmuz 2011 Cuma
Dünya fani

Dün sabah uyandığımda karşılaştığım süprizle oldukça büyük bir şoka uğradım.Yataktan doğruldum daha afyonum bile patlamadan ayaklarım yere değer değmez zeminde bir ıslaklık hissettim.Endişeyle eğilip odanın zeminine baktım ancak görünürde bişey yoktu o sırada yatağın altından bir balığın çırpınma seslerini duyar gibi oldum aceleyle yatağın aşşağı yukarı 4 parmak yükseklikte olan altına baktım benim tosun frontosa boylu boyunca uzanmış son çırpınışlarını vermekte.Hemen alel acele kaptığım gibi akvaryumun içine geri postaladım kendisini.Akvaryuma atmadan önce garibanın derisinin oldukça kuru olduğunu hissetmiştim sanırım bir iki dakika kadar suyun dışında kalmış.Suya girer girmez hızla dibe çöktü 3-5 yüzgeç darbesi ya attı ya atmadı kumların üzerine bırakıverdi kendini boylu boyunca.Zannımca dışarda oksijensiz kaldığı süreçte büyük bir beyin hasarına uğradı belki düzelir diye umut ettim ama aradan geçen yarım saatte diğer balıklarında ilgisini çekmesi nedeniyle hemen yavruluğa naklettim bu akşam yemeğine kadar soluk alıp veriyordu yemekten sonra geldiğimde maalesef tosunum yüzgeçleri dikmiş imamın kayığına tek gidiş bileti kestirmişti.
İnsan ister istemez üzülüyor kolay değil aylarca emek vermiştim her gün sektirmedien yemini ver, hastalanınca ilacını dök,her hafta dip temizliğini yap bir dünya uğraş dur sonra sabah yatağının altından çıksın.Zibidi o kadar uğraşıp akvaryumun üstünü kapattığım halde hangi aradan atladı nerlerden sekti de benim yatağın altına kadar girdi hayretler içerisindeyim napalım birlikte olan yolculuğumuz buraya kadarmış.Artık haftaya gidip jr frontosalardan alırım bir tane daha, ölenle ölünmüyor.
21 Temmuz 2011 Perşembe
Millet cidden coşmuş
En kısa zamanda bu soruların cevabını öğrenmek lazım :)
19 Temmuz 2011 Salı
Tüm renkdaşlarımın Fenerbahçeliler Günü kutlu olsun

Yine bir 19.07'de geldi çattı.Maalesef başımız malum çevrelerle hemde üzerimize atılı çirkin bir ithamla dertte olmasına rağmen hep beraber bu zor günleri de atlatacağımız kanaatindeyim.Yeter ki Fenerbahçe'mize sahip çıkalım her şartta destek olalım.
Diğer takımların maytap geçmelerine takılmayın garibanların böyle özel ve güzel bir günü olmadığından kıskançlıklarından çatlıyorlar :)
Diğer takımların maytap geçmelerine takılmayın garibanların böyle özel ve güzel bir günü olmadığından kıskançlıklarından çatlıyorlar :)
18 Temmuz 2011 Pazartesi
Ondan bundan birazda şundan bölüm 22
*Rabıta medyası (yandaş medya) sonunda adil yargılanma ilkesi ve masumiyet karinesinin ne kadar önemli birer olgu olduğunun farkına varmaya başladı ee nasıl olmasın malum Deniz Feneri davasının ucu kendilerine de (Nihayet 3 yıl sonra) ulaşınca mecburiyetten bu güzide ilkelerin varlığından haberdar oldular.Ergenekon,balyoz vs davalarda hiç akıllarının ucundan bile geçmezken şimdi birer masumiyet karinesi havarisi kesilmeleri "Gülme komşuna gelir başına" atasözünün en güzel örneğini teşkil ediyor.Umarım bundan sonra haber yaparlarken kendilerine servis edilenleri değil akıl mantık süzgecinden geçirdikten ve masumiyet karinesi akıllarına geldikten sonra yayınlarlar.Vur abalıya misali insanları infaz etmekten vazgeçsinler benim için yeterli.Deniz Feneri davasından gereken mahkumiyetler çıkmasa bile en azından bazı insanlara adaletin bir gün hepimiz için gerekli olduğunun farkına varmaları bile güzel.
*Biz zamanında bazı davalarda adaletin hata yaptığını söylerken birtakım arkadaşlar bizi faşitlikle, ordu yandaşlığıyla ,postal yalayıcılığıyla itham ettiler.Önemli değil ben doğru bildiğimdan şaşmam o zaman söylemiştim zamanla bizim haklılığımız yavaş yavaş ortaya çıkacak diye Askeri Casusluk davasında Üsteğmen Emrah Küçükakça'nın "sehven" tutanaklara işlenmiş delillerle tutuklandığı ortaya çıkınca alel acele tahliye edildi neden biliyormusunuz? Polisin evinde yaptığı aramada bulunduğu öne sürülen suç delili (içinde gizli bilgilerin varolduğu) harici diskler meğer Üsteğmen Emrah Küçükakça'nın evinde bulunmamış her nasıl olduysa tutanaklara "sehven" işlenmiş.Şimdi bu Üsteğmenin haybeden yattığı 9 ay hapsin vebali nasıl ve kim tarafından ödenecek merak ediyorum.Hadi diyelim maddi kayıplarını telefi ettiniz ya manevi yönden kaybettiklerini kim telafi edecek?

*İkinci ucube vakamız hayırlı uğurlu olsun Elazığda bulunan çayda çıra heykeli halktan gelen tepkilere rağmen yıkıldı.Ben anlamıyorum bu akp'deki heykel nefretini kardeşim çıkıp biz değiştik geliştik diyorsunuz ustalık dönemindeyiz diyorsunuz hala heykel yıkıyorsunuz ne istiyorsunuz bu heykellerden sorması ayıp? Hani ilk heykel görsel olarak belki sizi tatmin etmedi ya bu çayda çıra heykelinin neyi var şahane bir yapıt hem anlaşılmayacak derin bir manasıda yok yörenin folklörünü yansıtıyor.Ayıptır günahtır heykeli yapmak için yapılan emeğe yazıktır.Gerçi ben burdan yazsamda halk tepki koysada anlamsız arkalarında necip milletimizin %50 ye yakın desteği varken bir gün sıra Atatürk heykellerine de gelecek diye endişeliyim.
*Harry Potter ve Ölüm Yadigarları - 2.Bölüm'ü izledim ne yalan söyliyeyim biraz içim buruk ayrıldım ekranın karşısından bir sonraki bölümde harry ile voldemort arasında neler yaşanacağını merak edemeyeceğim artık.Nihayet harry'nin voldemortla ortak enteresan güçlerinin sebebi ortaya çıkıyor, severus snape'in acıklı öyküsüde izlemeyenleri çok şaşırtacağına eminim.Kitabını okumadım ancak yapılan incelemeleri okuyunca filmin sonunun kitabın sonundan oldukça farklı olduğunun yazıldığını gördüm eğer öyleyse serinin okurlarına büyük haksızlık yapılmış.Beklediğim kadar güzelmiydi kesinlikle hayır ama izlenmez demek büyük haksızlık olur 10 üzerinden 7 veririm.Aslında bu güzel final filmi için daha detaylı bir inceleme yazısı yazmak isterdim lakin filmden beklediğim lezzeti alamamanın etkisi olsa gerek pek yazmakta gelmedi içimden.Harry Potter hayranları kesinlikle kaçırmasın...
*Biz zamanında bazı davalarda adaletin hata yaptığını söylerken birtakım arkadaşlar bizi faşitlikle, ordu yandaşlığıyla ,postal yalayıcılığıyla itham ettiler.Önemli değil ben doğru bildiğimdan şaşmam o zaman söylemiştim zamanla bizim haklılığımız yavaş yavaş ortaya çıkacak diye Askeri Casusluk davasında Üsteğmen Emrah Küçükakça'nın "sehven" tutanaklara işlenmiş delillerle tutuklandığı ortaya çıkınca alel acele tahliye edildi neden biliyormusunuz? Polisin evinde yaptığı aramada bulunduğu öne sürülen suç delili (içinde gizli bilgilerin varolduğu) harici diskler meğer Üsteğmen Emrah Küçükakça'nın evinde bulunmamış her nasıl olduysa tutanaklara "sehven" işlenmiş.Şimdi bu Üsteğmenin haybeden yattığı 9 ay hapsin vebali nasıl ve kim tarafından ödenecek merak ediyorum.Hadi diyelim maddi kayıplarını telefi ettiniz ya manevi yönden kaybettiklerini kim telafi edecek?

*İkinci ucube vakamız hayırlı uğurlu olsun Elazığda bulunan çayda çıra heykeli halktan gelen tepkilere rağmen yıkıldı.Ben anlamıyorum bu akp'deki heykel nefretini kardeşim çıkıp biz değiştik geliştik diyorsunuz ustalık dönemindeyiz diyorsunuz hala heykel yıkıyorsunuz ne istiyorsunuz bu heykellerden sorması ayıp? Hani ilk heykel görsel olarak belki sizi tatmin etmedi ya bu çayda çıra heykelinin neyi var şahane bir yapıt hem anlaşılmayacak derin bir manasıda yok yörenin folklörünü yansıtıyor.Ayıptır günahtır heykeli yapmak için yapılan emeğe yazıktır.Gerçi ben burdan yazsamda halk tepki koysada anlamsız arkalarında necip milletimizin %50 ye yakın desteği varken bir gün sıra Atatürk heykellerine de gelecek diye endişeliyim.
*Harry Potter ve Ölüm Yadigarları - 2.Bölüm'ü izledim ne yalan söyliyeyim biraz içim buruk ayrıldım ekranın karşısından bir sonraki bölümde harry ile voldemort arasında neler yaşanacağını merak edemeyeceğim artık.Nihayet harry'nin voldemortla ortak enteresan güçlerinin sebebi ortaya çıkıyor, severus snape'in acıklı öyküsüde izlemeyenleri çok şaşırtacağına eminim.Kitabını okumadım ancak yapılan incelemeleri okuyunca filmin sonunun kitabın sonundan oldukça farklı olduğunun yazıldığını gördüm eğer öyleyse serinin okurlarına büyük haksızlık yapılmış.Beklediğim kadar güzelmiydi kesinlikle hayır ama izlenmez demek büyük haksızlık olur 10 üzerinden 7 veririm.Aslında bu güzel final filmi için daha detaylı bir inceleme yazısı yazmak isterdim lakin filmden beklediğim lezzeti alamamanın etkisi olsa gerek pek yazmakta gelmedi içimden.Harry Potter hayranları kesinlikle kaçırmasın...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












