Ne Mutlu Türküm Diyene

politik bakış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
politik bakış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Nisan 2014 Çarşamba


İnsan gerçekten hayret ediyor

0 Yorumgaçlı Okurcan
Aslında yazmak istediklerim bambaşkaydı ama bu köşe yazısını okuduktan sonra anlamsız geldi Mehmet Y. Yılmaz'ın affına sığınarak yazısından bi parça paylaşacağım paylaşmazsam içimde ukde kalır :)
Müsrif Merkel’e benden bir hayat dersi

FEDERAL Almanya Başbakanı Angela Merkel, paskalya tatili için her zaman olduğu gibi yine İtalya’ya, Napoli’ye gitmiş.
Pompei kalıntılarını gezerken çekilmiş bir fotoğrafı gazetelerde yayımlandı.
Üzerinde kanvas bir pantolon, bir ceket ve beyaz tişört var.
Pompei müzesinin müdürü, gezisi sırasında kendisine eşlik etmek istemiş.
Merkel bu öneriyi “Resmi gezide değil, tatildeyim, sıradan bir turistim” diyerek geri çevirmiş.
Eşi, bir arkeolog arkadaşı ve iki korumasının 55 Euro tutan giriş biletlerini de kendisi satın almış ve ödemiş.
Zaten tatilini geçirdiği otelin oda ücretini de kendisi ödüyormuş. Tam pansiyon mu, oda-kahvaltı mı, onu öğrenemedim ama.

Bize ne kadar uzak bir durum!
Bir kere koskoca Başbakan iki koruma ile mi gezer?
Bunun ambulansı, önde iki araba, arkada üç araba koruması nerede?
Olur da sağdan soldan protesto gelirse, onları döverek karakola çekecek bir ekip daha gerek.
Ayrıca Başbakan dediğin, elini cebine atar mı? Elini parayla kirletir mi?
Merkel, meteliğe kurşun atarken, bizimkilerin evlerinden milyon Euro’lar taşmasının nedeni bu işte.
Bizimkiler tutumlu, Merkel müsrif!
55 Euro oraya, 750 Euro buraya dağıtırsan, elde para kalır mı?
Ondan sonra elde para kalmayınca gidip ucuz kanvas pantolonlar giyiyor tabii.
Almancada “kendi zenginini yaratmak” diye bir kavram da olmadığı için kendisine ne Hermes çanta hediye ediliyor, ne Chanel cüzdan. Bir Bottega bile alamıyor.
Bu işte Almanya da suçlu tabii! O kadar Alman’dan bir Rixos çıkmamış!
Oysa bak bizimkilere: Tutumlu davranıyorlar!
“Sıfırlamak için” bütün yakın akrabaların evi seyyar kasa gibi kullanılıyor ama elde “babacığımın” 30 milyon Euro’su kalakalıyor!
Sıfırlamak için mecburen gidip ev alıyorlar!
Ne oluyor, hop o evler de değer kazanıyor, al sana yeni para kaynağı!
Birisinin Merkel’e “Damlaya damlaya göl olur” atasözümüzü öğretmesi lazım.
Baskıyı durdurun! Aklıma başka atasözü geldi!
“Bal tutan parmağını yalar”ı öğrense acaba daha mı iyi olurdu?

Bu arada meclisten geçirilmek üzere olan yeni yasa sayesinde muhteremlerin muhalefeti suçlamakta kullandığı baasçı bunlar tezi de tarih oluyor zira kendi elleriyle bir baas rejimi kurmaya başladılar eskiden suriye için söylenen şakayla karışık bir söz vardı "Her 10 suriyeliden 11'i el muhaberat elemanıdır." diye sayelerinde yakında bizim için de benzer cümleler kurulmaya başlanırsa şaşırmayacağım.

31 Mart 2014 Pazartesi


Başka bir devlet mi kursak napsak :)

2 Yorumgaçlı Okurcan
Sekiz kişinin öldüğü, onlarca kavganın yaşandığı, yüzlerce hile hurda tutanağı tutulan neredeyse Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en yüksek katılımlı seçiminin ardından ortaya çıkan manzara şudur; halkımızın %45'i için ortaya çıkan yolsuzlukların, hırsızlıkların, adaletsizliğin, hukuksuzluğun, en ufak hak arayışında ya da gösteride kafaya cop, surata biber gazı yemenin, hunharca atılan dayakların, hatta devlet eliyle katledilmenin bir önemi yokmuş.

Kısacası özgürlük, demokrasi, insan hakları falan fasa fisoymuş.

En önemlisi bazı yerlerde ayyuka çıkan hileyle elde edilen sonuçlara da kimse benden saygı duymamı beklemesin.

24 Şubat 2014 Pazartesi


Zıplayabilen filler ülkesi

0 Yorumgaçlı Okurcan
Karada yaşayan en haşmetli, en kudretli, en azametli canlıdır Fil, görkeminden yanına yaklaşılmaz bir o kadar da tehlikelidir, sürüyle aslanın arasına girer tabiri caizse çizik almadan alayını dağıtır çıkar. Karşısında ulu yaşlı ağaçlar bile duramaz onları kolayca yerinden söker orta boy bir otobüsü bile devirebilir. Gel gelelim filin bir de kusuru var zıplayamaz kendisi zira tabiat kanunlarına uymak zorundadır onca heybetin getirdiği. Ne kadar uğraşsada bu güne değin zıplayabilen bir fil görülmemiştir.

Ancaak söz konusu Fil Türkiyede yaşıyor olsaydı hem zıplar üstüne birde uçardı. Nerden çıkarttın diyecek olursan buralarda kudretli insanlar için herşey değişebilir hatta gerekirse tabiat kanunları dahi. Bir gecede Tabiat parkları inşaat yapılması mümkün olacak şekilde yer değiştirir. Ormanlar bir anda vasfını kaybedip tarla olabilir. Dünyanın en güzel manzaralarından birine sahip bir göl betonlanıp süs havuzuna dönüştürülebilir.

Yeterince kudretliyseniz vatandaşın bir göz oda yapamadığı araziye gökdelen dikilebilir, bir şehrin ciğerlerinin ortasından hançer sokar gibi otoyol geçirilir, sulak alanlar doldurulup havaalanı arazisine dahil edilir.

İhale kanunları değiştirilir, kimseciklerin haberinin olmadığı ihalelere paravan şirketle girilebilir örneğin 10 liralık bir kamu iktisadi teşekkülü 1 liraya ellezi cebellezi edilebilir, hatta yapımı 3 lira tutacak bir inşaat için 10 lira ile ihale kazanılabilir.

Başınız dara düşerse polislerin, savcıları,hakimleri yeri bile değişir. Yetmezse yasalar değişir olmadı anayasa değişir yeterki siz gücünüzü konuşturun.

Ses kayıtlarınız ortaya dökülebilir ama siz rahatça insan içine çıkıp boy gösterebilir kayıtları komplo, zamanlama manidar diye nitelendirip inkar dahi edebilirsiniz. Hatta milyonlarca insan da bu palavralarınız yutabilir. Kazandığı asgari ücretle sizin götürdüğünüz paralar arasında mukayese yapabilecek idrakten yoksun olduğundan sizi hunharca alkışlayabilir.

Yeterki güçlü olun eğer Türkiyedeyseniz filler zıplayabilir, kelebekler ossurabilir, balıklar kavağa çıkıp şezlogda güneşlenebilir, develer bale yapabilir.

7 Kasım 2013 Perşembe


Ve sıra geldi evlerimizin içine

2 Yorumgaçlı Okurcan
penguen

Muhterem devlet büyüğümüz çok sever herşeye ayar vermeyi bu sefer gençlere yöneldi 18 yaşını geçmiş reşit insanların nasıl yaşayacağına da kendisi karar verecekmiş bundan kelli zira onun muhafazakar yapısına tersmiş böyle kızlı erkekli oturmalar, sabahlamalar, konaklamalar. Gerçi daha önce bir konuşmasında dolmabahçedeki ofisinden gördüğü sokaktaki kız erkek münasebetlerini tasvip etmediğine dair düşüncelerini biliyoruz ama gel gelelim bunun ucunun müdahaleye kadar varacağını en sıkı hayranları bile akıllarının ucundan bile geçirmemişlerdi buna eminim. Ama beyefendi kendinden emin madem halk bize sandıkta yetki verdi biz her tür düzenlemeye gidebiliriz ve bu hayat tarzına müdahale olarak nitelendirilemez kafasında.Yalnız bu çıkışları olduğunu beyan ettiği "muhafazakar demokrat" kimliğinin yapısına ters düpedüz otoriterlik. Otoriter eğilimleri yurtdışında yabancı bir gazetecinin konuyla ilgili sorusuna "Değerli arkadaşımı birileri herhalde özel olarak görevlendirmiş öyle anlıyorum" cevabından kabak gibi ortaya çıkıyor zira demokrat zihniyete sahip bir kişi sorulan soruya böyle cevap vermez.

Yasal düzenlemeye gidilecekmiş bakalım nasıl çıkartacaklar anayasaya ters düşmeden :) Merak ediyorum nasıl bir uygulamaya gidileceğini zira konut dokunulmazlığı diye birşey var polis evlere arama kararı olmadan giremez peki bu arama kararlarını hangi suça ve buna bağlı olarak yasa maddesine dayandıracaklar.

Bir konuda haklı devlet vatandaşlarını her türlü kötülükten uzak tutmak ve onları korumakla mükelleftir dünyanın her yerinde genel geçer bir kuraldır, varlığının asıl amacı budur zaten. Gel gelelim devlet vatandaşlarının ana-babası hatta namus bekçisi değildir ha öyle olduğunu zanneden devletleri de görüyor ve biliyoruz ahlak zabıtaları ve şer-i polisleri ile yaptıkları güzide kırbaçlı falakalı uygulamaları da, maalesef gidişatımız o yöne doğru.

Modern devletlerde kötülüklerden koruma güzel davranışları teşvik ederek yapılır örneğin gençlerin evlilik dışı ilişkilerinden rahatsız olan bir yönetim varsa evlilik sosyal devlet çerçevesinde teşvik edilir polisiye tedbirlere başvurulmaz.

Devletin evlerin içine kadar karışmaya başlamasının sonu da gelmez bu anlayışa karşı çıkılmazsa her konuda vatandaşlara müdahale yolu açılır ne renk çorap giyeceğinden günde, kaç sefer tuvalete gideceğine, ne kadar ibadet edeceğine kadar. Oldu olacak her gencin bi tarafına çip taksın devlet, kadın-erkek nikah düşen vatandaşlar yan yana gelince alarm zilleri çalsın en yakın ahlak zabıtasına sinyal gitsin anında müdahale edilsin...

10 Ekim 2013 Perşembe


Kimseye karıştığımız yok ama sıkıyorsa benim istemediğimi giy

0 Yorumgaçlı Okurcan
gozde_kansu_dekolte


Gözde Kansu'nun başına gelenlerin kısaca özeti bu. Muktedir neye onay verirse artık onu giyecek kadınlar. Onların onayladığı kadar düşünüyorduk (aksi durumda hapislerde sürünüyorsunuz), onların onayladığı zamana kadar içki alabiliyor onayladıkları yerlerde içebiliyorduk (yasayla yasaklandı kibarcası düzenlemeye gidildi 4.Muratın gözleri yaşarıyordur eminim), şimdi sıra kıyafete müdahil olmaya geldi. Bundan sonra heralde belirli günlerde yolda tek ayak üzerinde zıplayarak gitmemiz gerektiği ya da onlardan değilsek kıyafetimize sembol dikmemizin zorunlu olacağı günler gelir kim bilir !!!

Muhterem şöyle buyurmuş;"Dün bir bu merkez medyadan bir kanalda bir yarışma programı vardı. Bir baktım, bir sunucu, yani öyle bir kıyafet giymiş ki; olmaz böyle bir şey. Dünyanın her yerinde umuma açık yayın yapan televizyonlarda bunun bir hassasiyeti vardır. Kimsenin kıyafetine karıştığımız yok. Ama böyle çok aşırı nerdeyse bir gece kıyafetiyle gelip de sen böyle çok seyredilen bir kanalda sunuculuk yapabilir misin? Dünyanın hiçbir yerinde hoş karşılanmaz. Hollywood'da bile 'uçuk olmuş' derler." bu cümlelerden sonra kalkıp biz kimsenin hayat tarzına karışmıyoruz bla bla diye konuşurlarsa kusura bakmasınlar alacakları tek tepki "yav he he" olur ancak. Olayın komik tarafı ise "Dünyanın hiçbir yerinde hoş karşılanmaz" cümlesi gülsem mi yoksa başbakan yardımcısı seviyesinde bir insanın dünyadan bu kadar bihaber olmasına ağlasam mı bilemedim. Hangi dünya da hoş karşılanmaz acaba? Muhteremin dünya algısı muhtemelen sadece kendi fikir yapısından olan insanları kapsıyor ki bu kadar kesin kanaat bildirmiş. Üstüne cila olarak söylediği "Hollywood'da bile 'uçuk olmuş' derler." sözleri ise düpedüz komedi kendisi oscar ödül törenlerini kırmızı halıları falan izlemiyor olabilir gel gelelim devleti yöneten insanların en azından kültürel emperyalizminden nasibimizi aldığımız Amerika'nın en göz önünde bulunan tabiri caizse vitrini olan Hollywood camiasının hayat tazından haberdar olması gerekir diye düşünüyorum.

Muhtemelen Gözde Kansu bundan sonra iktidarın etkisindeki hiç bir ana akım medya kanalında ekmek bulamayacaktır zira kara listeye girdi büyük ihtimalle.

Bir zamanlar kılık kıyafet konsunda sıkıntı çekenlerin güç kendilerine geçtiğinde diğerlerini aynı şekilde mağdur etmeleri ne kadar ironik.

Dehşet verici olan ise bir siyasinin ağzından çıkan iki kelimeyle bir başka vatandaşın ekmeğinden ve kariyerinden olabilmesi. Her ne kadar kendisi ben kimseyi hedef göstermedim işaret etmedim minvalinde konuşsa da kendisinin kimi kastettiği kabak gibi ortadaydı ve gereği yapıldı. Eskiden asker tak diye emreder gereği şak diye yapılırdı şimdi muhteremler tak diye emrediyor gereği şak diye yapılıyor sorgu sual olmadan. Yazılı ve görsel medyada kaç kişi onlar yüzünden ekmeğinden oldu yıllarca çalışıp emek verdiği kurumdan kovuldu sayısını hatırlamıyorum bile. Sayelerinde ekranlarda doğru düzgün siyasi tartışma programı bile kalmadı. Bize tartışma programı diye sunulanlar ise hep aynı kafadan insanların koro halinde aynı görüşleri savunduğu Joseph Goebbels'e rahmet okutturacak derecede ağır propaganda bültenlerinden pek farklı değil.

Aralarında bağlantı var diye değinmeden edemeyeceğim;

Yepis yeni demokrasi paketimizden çıkan kamuda Kıyafet "Türban" Özgürlüğü (nasıl bir özgürlükse ben bilmiyorum ama onlar öyle diyorsa saygı duymak zorundayım) bile diğer çalışanlara pek rasgelmedi yine memure hanımlar yine kısa kollu ya da diz üstü etek giyemiyecek ha özgürlük geldi oh ne güzel kafasını yaşayanlardan deneyen olursa başına gelecek belli anında soruşturması açılır garanti.

Bilmiyorum farkında mısınız gittikçe bizim "modern" diye nitelendirdiğimiz yaşam tarzı gettolaşmakta büyük şehirlerin belirli semtleri dışında bizlerin nasiplendiği özgürlük maalesef çok kısıtlı hatta hiç bulunmuyor. Benim gibi düşünen insanların pek çoğu üzerlerindeki bu baskılardan bunalmış durumda bu böyle nasıl devam eder bilemiyorum pek çok insan fırsatını bulduğu anda "batı" ya kapağı atma derdinde yaşadığımız güya "demokratik" gelişmelerde kimsenin endişelerini gidermeye yetmiyor.

Bazı liboşların "Endişeli Modernler" diye nitelendirerek hakir gördükleri insanların endişelerine hak vermeye başlamaları ise gözlerimi yaşartıyor ne diyeyim bizim 10 senedir söylediğimize yeni geldiniz ama olsun bu da bir gelişme :)

Gökten üç elma düştü.Biri tepkisiz kalanlara, biri gözdeyi kovanlara diğeride bu ülkenin demokratikleştiğini zanneden saftiriklere.

23 Temmuz 2013 Salı


Sözün bittiği yer

0 Yorumgaçlı Okurcan

Bir ülkenin başbakanı hemde iftarda yaptığı konuşmada "Türkiye 'de bir kişi, iki kişi, üç kişi, dört kişi polise şiddet uygularken ölüyor, twettler, faceboklarla, dünyanın altını üstüne getiriyorlar ama öbür tarafta şu ana kadar Mısır'da 300 kişi ölüyor, bunların 53 tanesi namaz kılarken ibadet esnasında kurşunlanarak öldürülüyor, dünya sessiz. Niye konuşmuyorsunuz? Hadi bunun karşısında da konuşun. İkircikli olmanın anlamı yok" diyorsa eğer (yok canım dememiştir diyenler için videosunu da koydum) artık söylenecek bi söz kalmamıştır.Bir yetkili nasıl olur kendi ülkesinde gösterilerde hayatını kaybeden insanların durumunu değersizleştirmeye çalışır üstelik doğru olmayan ifadelerle.Gezi parkı direnişinde ölen insanların hiçbiri polise şiddet uygularken ölmedi aksine bilakis polisin orantısız güç, aşırı şiddet uygulamaları sonucu hayatını kaybetti.Ne yapsaydı vatandaş kendi canı gitmiş, kendi kanı dökülmüş, arkadaşı, kardeşi, dostu hayatını kaybetmiş, hatta gözlerini yitirip sakatlanmış, tepkisiz mi dursaydı? Bazıları gibi kendi vatandaşı hayatını kaybetmişken sessiz, tepkisiz kalıp hatta katillerine ellerine sağlık 3-5 terörist eksildi diyerek el oğlu öldüğünde mi yaygara koparmalıydı?

Hangi vicdana sığar bu sözler ya da hangi insaf ölçütleri ile izah edilebilir ki, nasıl bir düşünce yapısıdır bizi yöneten...

Allah sonumuzu hayır etsin...

20 Haziran 2013 Perşembe


Duran adam'a karşı duran adam'a karşı duran adam.

0 Yorumgaçlı Okurcan
Gezi parkı olayları artık bitse de başka konularda da yazabilsem temennisindeyim gel gelelim bizim devlet-i âl-i'miz gösteri yapan vatandaşların dertleri ile zerrece ilgilenmediği kulağının üstüne yattığı için gösteriler gün geçtikçe farklı boyutlara taşınıyor.Bu gidişlede duracağa pek benzemiyor değişik şekillere evrilecek başka boyutlarda devam edecek belli oldu artık.

En son duran adam peyda oldu pasif direniş için gayet güzel bir örnekti oldukça tutulan pasif direniş şekli gittikçe yaygınlaştı tabi haliyle rahatsız olanlarda konuyu provoke etmekte gecikmedi güya hiçbir siyasi görüş ve organizasyonla bağlantılı olmayan bu sakallı beyzadeler tamamen bireysel hareket ediyorlardı lakin üzerlerindeki tek tip ünüformamsı tşört pek dedikleri kadar masum olmadıklarının bariz bir kanıtıydı.Allahtan uzun sürmedi de tatsızlıklar yaşanmadı.

Sevgili devlet-i âl-i'mizin toplumun beklentilerinden ne kadar uzak olduğu en baştakilerin açıklamalarından ortaya çıktı kendileri demokrasiyi sandığa endekslediklerinden onlara oy vermeyen geri kalan vatandaşların zerrece kıymeti yok,ne isterler ne dertleri var umurlarına bile değil. Devlet sadece onlara oy verenlere ait gibi davranmayı adet bellemişler gerçi bu zihniyete sahip olan yöneticilerin kendilerine oy veren kitle için de aynı şeyleri düşündüğü azcık kafası çalışan her insan evladı tarafından farkedilebilir ancak bizim muhteremlere oy veren arkadaşların partizanlıkları maalesef durumu görmelerine engel.

Zat-ı alileri etrafındaki danışmanlardan ve yalaka medyadan kafasını kaldırabilse belki gerçeği bir nebze olsun görecek (en azından ben öyle olacağını temenni ediyorum aksi korkunç olurdu zaten) ama adamcağızı öyle sarıp sarmalamışlar ki memlekette ne olup bittiğinden haberi yok gösterilerde polis'in silah kullanmadığını beyan edecek kadar gerçeklikten ve hayattan kopmuş. Hadi diyelim ankarada yakın mesafeden başına aldığı polis kurşunuyla hayatını kaybeden ve kendisine doğru düzgün bir cenaze töreni bile çok görülen Ethem Sarısülük'ten haberi yok hiç mi polis müdahalesini izlemedi gaz bombalarıya hedef gözeterek insanları adeta ördek avlarcasına kafalarından bedenlerinden vuran, yaralayan ve bazılarının bundan garip bir haz aldıklarını vatandaşları vurduktan sonra zafer işareti yaptıkları havalara zıpladıkları videolardan belli olanları hiç mi görmedi.Çok enteresan doğrusu...


devlet

Çevreci bir hareketin polis şiddetiyle evrilip temel hak ve özgürlükler için yapılan bir mücadeleye dönüştüğünü kavrayamayan büyük bir organizasyon var maalesef biz bunlara kısaca yalaka medya diyoruz kabaca türk medyasının %90'ı bunlardan müteşekkil onlar hâlâ olayların arkasında yabancı bir kaynak, mihrak aramaya, bir mihrak uydurmaya çalışıyorlar.Bu kutsal hak arama hareketini darbe girişimi olarak görenleri bile var okudukça, izledikçe iğreniyorum.

Ve en son sözüm devlet yetkililerine bu güne kadar gösterilerde ölen, ağır ya da hafif yaralananlar için bir çift söz etmeyi özür dilemeyi bile çok gördünüz hâlâ şu kadar mal gitti şu kadar zarar ettik aman ülkenin itibarı yerle yeksan oldu derdindesiniz yahu bırakın giden malın yerine yenisi konur zarar ve kaybedilen itibar bir şekilde zamanla telefi edilir ama siz diyiverin hele canını kaybedenin canını,gözünü kaybedenin gözünü geri verebilecek misiniz?

1 Haziran 2013 Cumartesi


Yeni birşeylerin başlangıcıdır bu

0 Yorumgaçlı Okurcan
taksim_gezi_parki


Önce çevreci bir eylemdi,taksim gezi parkında toplananlar ağaçların kesilmemesi için naif, kimseye zararı olmayan bir protest duruş sergiliyorlardı sadece. Devletin ve polisin akıl almaz müdahaleleriyle an be an çığ gibi büyüdüler kalabalıklaştılar her yerden destek yağdı çevreci protesto yaşam tarzlarını tehdit altında hissedenlerin özgürlük için haykırdıkları bir çığlığa dönüştü.Oysa en baştan polis göstericilere saldıracağına onların güvenliğini sağlayacak tedbirleri alsa devlet ne istiyorsun kardeşim itirazın niye diye görüşse, müzakere etse kitlesel bir eyleme dönüşmeyecekti. Kendileri zorla taşırdılar bardağı.

Şu an Türkiyenin her yerinden destek gösterileri yapılıyor ve hemen hemen her yerde polis ve devlet aynı şiddeti göstericilere karşı uyguluyor.Bu tavır siyasi görüşleri itibariyle bir araya gelmesi imkansız toplulukları özgürlük isteyen büyük bir kitleleye çevirdi hâlâ bunun farkına varamadılar.

Bu satten sonra ne kadar baskı yaparlarsa yapsınlar, ne kadar şiddet uygularsa uygulasınlar ellerindeki tüm gazları bile insanların üzerine sıksalar bu güzel kalabalığı ruhen dağıtmaları mümkün değil.

Tonla yaralı ve pekçok hayatını kaybeden insan var ve kimse de bir yılgınlık yok...

Bizim yavşak medya yine yavşaklığını gösterdi yurdun her yerinde yer yerinden oynarken eğlence programları ve alakasız konularla milleti oyaladılar, normalde gazetelerde manşetten girilmesi gereken haberleri görmediler bile.Yurtdışındaki gazeteciler, koskoca hollywood yıldızları bile bu aymazlıklarıyla resmen dalga geçti ama değişen birşey yok zaten olması da mümkün değil patronları göbeklerinden bağlı muktedire, onu üzecek dara sokacak bişeyler yayınlamaları mümkün değil.

Hele hele satılık yalaka kalemlere denilecek birşey bulamıyorum o kadar aşşağılık o kadar necisler ki bunlar boka değse boku bile murdar edebilecek tıyniyette insanlar tiplerini gördükçe öğürme hissi uyanıyor bende.

İçim umutla dolu demek ki bardak taşınca üzerine ölü toprağı serpilmiş insanlar ortak bir konuda birleşip birşeyleri değiştirebilmek için harekete geçebiliyorlarmış.

17 Mayıs 2013 Cuma


Gözyaşı

0 Yorumgaçlı Okurcan
reyhanli


Bazen dayanamıyorum kendimi politik mevzularda yazmak zorunda hissediyorum, biliyorum söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil ama ne yapayım elimden gelen sadece yazmak bir de zamanı gelince sandıkta nacizane oyumu kullanmak.

Reyhanlı'da resmi rakamlara göre 51 vatandaşımız hayatını kaybetti ancak oralardan yayılan söylentiler aslında hayatını kaybeden insanlarımızın sayısının resmi rakamın birkaç katı olduğu yönünde.Gerçi önemli olan bu değil ha 3 kişi ölmüş ha 300 sonuçta bir kıyım sözkonusu.Gazetelerde köşelerden televizyonlarda programlarda bangır bangır bağırıyorlar bombayı şu terör örgütü patlattı yok bu istihbarat örgütü patlattı diye inanın zerrece umrumda değil katil ha ahmet olmuş ha mehmet farkeder mi? Önemli olan o bombanın oraya konulmasına sebep olan devlet ve politikaları değil mi? Bence katil her ne kadar düğmeye basan ya da basanlar olsa da onu teşvik eden, tahrik eden bizim neo osmanlıcı über zekalar.

Burada kaç sefer yazılarımda dile getirdim bu açma sapan hayallerin bize mutlaka bir maliyeti olacağı belliydi.Kendi ülkende barış sürecini işleme koyarken komşundaki güya "muhalefet" aslen teröristleri ve onların eylemlerini maddi ve lojistik olarak desteklemek ne kadar hazin ve ağır bir ikiyüzlülüktür? Üstelik terörden bizzzat senelerce en büyük acıları yaşamış ve en ağır faturaları,bedelleri ödemişken. Elalemin verdiği gazla kurduğun saçma sapan hayallerin yüzünden gün gelir işte böyle kendi hanende de acılara yol açarsın.

Büyükbaşlar ekranlarda boy gösterip haberimiz vardı, takipteydik, enselerindeydik vs diye beyanlar veriyorlar. Nasıl oluyorsa hep böyle acı olaylardan önce istihbarat alınıyor kimin yapacağı, nasıl yapacağı belli ama bir türlü engellenemiyor ya bizim emniyette ve istihbaratta bir sorun var ya da birileri bizimle fena dalga geçiyor.

Daha uzun uzun yazasım var tonla değinecek konu başlığı toplamıştım bu konu hakkında ama vazgeçtim ne de olsa neticeye bir etkisi olmuyor 3-5 gün sonra olayın sorumluları unutulacak, yetkililerce vatandaşın ağzına bir parmak bal çalınacak ve bu saçmalığın müsebbibi olanlar mecliste hiç utanmadan boy göstermeye devam edecekler nutuklar ata ata hatta ilk seçimlerde bizim necip milletimiz meşhur maluliyeti nisyanı ile yine bu muhteremlere oy yağdıracak ki yeni felaketlere yol açabilsinler diye...

Ölenlere Allahtan rahmet kalanlara da başsağlığı dilerim...

28 Nisan 2013 Pazar


Akilim,akilsin,akil

0 Yorumgaçlı Okurcan
Güzel memleketim Türkiye'de politikacı olmak kadar enteresan bir iş yoktur.Doğası gereği aslında oldukça dürüst olmanız gereken yerde bizde modern dünyanın tam aksine biraz cin olmanız, çok konuşup hiçbir şey anlatmamanız ve cambaza bak sanatını ustalıkla icraa edebilmeniz gerekir.Sağolsun yıllardır başımızda olan hükumet bu işin inceliklerini o kadar iyi kavramış ki resmen rakipsiz olarak memleketi hemde oylarını arttırarak yönetiyorlar.

Kor ateşi almanız gerektiğinde eliniz yerine eğer kafanız çalışıyorsa bir maşa kullanırsınız yurdumun son maşaları Âkil Adamlar bu arkadaşların tarihte bir benzerleri daha vardı Heyet-i Nasiha detay vermiyeyim amaçları da kuruluş şekilleri de neredeyse bire bir aynı merak eden elinin altındaki klavyeden google amcaya sorar bulur.İşte bu muhterem akil adamlar pkk ile görüşmenin hükumet üzerinde yaratacağı tahribatı süspanse etsinler diye oluşturuldu tüm kin öfke bu muhteremlere akacak "barış sürecini" yönetenlerin neyse veballerini gögüsleyecekler.

Ortaya barış süreci diye bir kavram atıldı tüm akıllılar bir oldu ama hâlâ ne olduğu bilinmiyor :) Nedir diye sordun mu kabahatli oluyorsun vay efendim savaş çığırtkanı mısın, sen barış istemiyor musun bir dünya tantana da cabası. Millete süreci anlatmaları için ortaya Âkil Adamları sürdüler fakat bu arkadaşların da haberi yok neyin ne olduğundan.Soruyorsun lafı eveleyip geveliyorlar ama sonuç olarak ortaya birşey koyamıyorlar.Âkil sözlük anlamı olarak yiyici demek bu muhteremlere yiyici dendiğinde kızıldı bir dünya ama işin aslı ortaya çıktı ki muhteremler gerçekten yiyiciymiş, milyonlarca dolarlık tahsisat yapılmış kendilerine eee kolay değil yurdun dört bir tarafına vip localarından geçerek seyahat edilecek, beş yıldızlı otellerde konaklanacak, yenilecek içilecek, milletten gelen bi dünya küfürün hazmedilmesi için mide ilacı alınacak vs vs. Bu Âkil arkadaşların genelinin ortak özelliği cumhuriyetle sorunlu insanlar olmaları içlerinde tescilli bölücüler ,şeriatçılar, ikinci cumhuriyetçi liboşlar ve bir miktar sos olsun diye serpiştirilmiş ne yaptıklarından habersiz saftorik sanatçılar mevcut.Eskiden bu tiplerden olmak ayıp ve utanılacak şeydi şimdi vatansever olmak nerden nereye...

Yurdumun politikacıları baktılar âkil muhteremler zor durumda nereye gitseler protesto ediliyorlar bekledikleri fayda yerine halkın öfkesi gün geçtikçe artıyor "sürecin" zararları kalkanları deldi son gaz kendilerine rücu ediyor yeni bir muhabbet atıldı ortaya.

milli_icki
Bobilerden güzel bir monte :)
Milli İçkimiz Ayran mı yoksa değil mi :) Ortalık yıkıldı sokağa stand açıp ayran dağıtanı mı ararsın birilerine yaranmak için ayran milli içkidir diye televizyonlarda beyanda bulunanları mı ararsın gırla. İçkinin sözlük anlamı içinde alkol barındıran içecektir yanisi ayran'ın içki olması mümkün değil ha illa bir milli içki tesbit edilecekse bu ancak Kımız olur Rakı olur zira Türk kültüründe en bilinen ve bize has olduğu kabul gören alkollü içecekleri bunlardır. Ayran olsa olsa milli içecek olur ki Şalgam Suyu da, Çay da en az ayran kadar millidir.Niye onlara üvey evlat muamelesi yapılsın ki.

Aslına bakarsanız alkol kadar ayran'da zararlıdır çok içerseniz Ayran Budalası olursunuz ağzınız açık olan biteni mal mal izlersiniz. Yoksa size gösterilen şöyle büyüdük, şöyle demokratikleştik, şöyle uçtuk-kaçtık ilüzyonlarına inandınız da çoktaaaan oldunuz haberiniz mi yok :)

30 Mart 2013 Cumartesi


Zırvada çığır açmak

0 Yorumgaçlı Okurcan
Yeni dönemin çakma aydınları gün geçmiyor ki yeni bir zırvaya imza atmasınlar, sağa sola yaranmak adına akıl ve mantığın sınırlarını zorlamasınlar.Bunlardan sonuncusu Hilal Kaplan namlı muhafazakar "aydın" hanımefendinin bayrak saçmalatması.

Hanımefendiye göre "Türk Bayrağı"nın adı değiştirilmeliymiş onun yerine "Devlet Bayrağı" denilebilirmiş.Sebep? Bu öneriye ancak şakaysa hiç komik değil ciddiyse çok komik denilebilir.Terbiyesizliğin vs (daha ağır yazmak istemiyorum) önde gideni aslında ama neyse konumuz bu değil.

Hani Türk kelimesi aslında bir etnisiteyi belirtmemesine rağmen muhtereme göre etnisite belirtiyor diyelim o zaman denilmesi gereken Türkiye bayrağı değil mi neden devlet bayrağı? Aaa pardon Türkiye'nin içinde de Türk kelimesi geçiyor nee kaaa faşizan bi isim o da etnik hemen onu da değiştirelim soralım hilal hanımefendiye devletin adı ne olsun heralde cevabı devlet olsun olur :) Bir etnisiteye ve coğrafyaya aitlik içermesin zira aksi durumda her türlü birileri alınır.

Bayrağın sadece adını değiştirmekte yetmez rengini şeklini de değiştirelim daha post modern bir hal alsın hatta Cemil İpekçi veya Dilek Hanif yeni bir tasarım yapsın acunun programında sms oylaması ile yeni bayrağa karar verelim olma mı?

Şimdi gülümsüyoruz mevzuyu espiriye vurup mavra yapıyoruz ama yaşananlar halka bir fikri aşılamaya çalıştıklarının kanıtıdır. Uzak olmayan bir gelecekte gerçekleştirlmesi düşünülen rejim değişkiliği için ön çalışma yapılıyor vatandaşın kafasında acaba daha mı yi olur sorusu uyandırılmaya çalışılıyor bilinen propaganda ve sosyal toplum mühendisiliği yöntemleri işte.

Deveti soysuzlaştırmak kimliksizleştirmek değerlerini ve temellerini yoketmeye çalışıyorlar bazı şeyleri daha kolay gerçekleştirebilmek için.

Kütçü ve islamcı cephe el ele memleketi ortadoğu tipi başkanlık sistemine sürüklüyorlar yavaş yavaş şimdi bayrak,yarın başkanlık öbür gün eylet sistemi derken bir bakmışsınız olan olmuş atı alan üsküdarı geçmiş.

Ne mi olacak peki e bi zahmet onu da ben söylmiyeyim az saksıyı çalıştırın ne olacağını anlayacaksnız.

16 Mart 2013 Cumartesi


Acı bir şaka içinde yaşamak

0 Yorumgaçlı Okurcan
Dün Ankara'da acayip bir fırtına vardı öyle böyle değil.Ağaçlar yerinden sökülecek gibiydi uğultusuyla bile beni uyutmadı desem anlarsınız herhalde.Öğlene doğru yatakta debelenirken duvarların titrediğini hissettim peşi sıra acayip bir gürültü hasıl oldu kendimi alelacele yataktan dışarı attım noluyor diyerek.Salona geçtim pencereden baktım ki ne göreyim bizim çatı yerlerle yeksan hayatımda ilk defa oturduğum bir evin çatısı uçtu.Tam o sırada kapı çaldı bir baktım bizim peder bey bakkaldan gazete almaya çıkmış çatının düştüğü yerden 2-3 saniye önce geçmiş verilmiş sadakamız varmış vesselam.

asgari_ucret

Neyse efenim bu kadar benden haberler yeter asıl konumuza dönelim.Yazmayayım yazmayayım diyorum ama ne yapayım her gün yeni bir bomba patlatıyor memleketi yönetenler.Çalışan tek bireyin açlık sınırının 1.365 TL olduğu bir ülkede Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı basının karşısına çıkıp 800 TL'lik asgari ücretle geçinilmez diye bişey yok diyebiliyor.Vatandaşla dalga geçmekten başka bişey değil bu.

Aslına bakarsanız haklı olduu bir tarafta yok değil eğer mini şehirlerden birinde yaşıyosanız kira olarak 100-200 TL size yetiyorsa, ısınma sorununuz devletin hibesi kömürle sağlanıyorsa, elektiriğiniz suyunuz kaçaksa kısacası beleş ya da devlete yaslanmış şekilde yaşıyorsanız 800 TL ile zor da olsa geçinilir. Ancaaak çalışan-üreten nüfusumuzun büyük bir çoğunluğunun yaşadığı lafta değil harbiden büyük bir şehirde yaşıyorsanız ortalama 400 TL kira 250-300 TL ısınma elektirik su telefon gibi masraflarınız varsa e birde işe otobüsle gidiyorsanız bu masraflardan sonra geriye size kalacak para kocamana bir "0" sıfır.Hele birde millete 3 çocuk yapın diye tavsiyede bulunmuyorlar mı ne desem bilemiyorum neyle doyacak bu çocuklar?

Sevgili bakanımız maşallah güzel kazanıyor Allah için onun kazancında gözüm yok ama kendisine 800 TL versek zaten yediğinden içtiğinden para alınmıyor bir ay değil sadece bir hafta geçinebilir mi acaba hiç zannetmiyorum denemesi bedava.Lafı geçtiğinde milletvekili maaşları yüksek diyen arkadaşlara söylediğim söz "derin olan kuyu değil kısa olan ip" çok olan milletvekili maaşı değil az olan sıradan asgari ücret ve biraz üzerinde kazananların maaşları.


***   ***   ***

Bir başka fecaat Gençlik ve Spor Bakanından geliyor kendisini protesto ettiği için gözaltına alınan öğrenciyi içerden çıkarttırdıktan sonra ikna odasında ikna etmeye çalışırken sarfettiği "Evrimi tabii ki sansürleyeceğim. Sen evrime mi inanıyorsun? Maymundan mı geldin? Yukarıda Allah var" diyor muhterem. Allahın varlığını gerekçe göstererek bilimsel bir teori olan evrim teorisini sansürlemeyi kendine hak bizlere reva görüyor.Gerçi evrim teorisinin ne olduğunu bilmediği de ortada insan bilmediği şeyi neden sansürlemeye çalışır ki.Önce aç bi oku bakalım evrim teorisine göre insan maymundan mı geliyor yoksa başka bişey mi?

Muhteremden bir başka inci daha Gençlik Treni var malumunuz web sitesinde "gençlerin seyahat etmeleri, akranlarıyla tanışmaları ve kaynaşmaları ve ülkemizin doğal ve tarihi güzelliklerini yerinde görmeleri" amacı taşıdığı belirtiliyor lakin iş icraata gelince muhterem kız ve erkek öğrencierin ayrı ayrı seyahat etmesi gerektiğini, kız ve erkek öğrencilerin bir arada olduğu bir trende güvenliği sağlayamayacağını beyan ediyor hatta istemeyen gelmesin diyor güler misin ağlar mısın? Zannedersin çocuklar seyahat etmeye değil birbirlerinin üzerine atlamaya, aşna fişne yapmaya geliyorlar oraya.Peki bu çocuklar kimle kaynaşacaklar kendi hemcinsleriyle mi? Koskoca spor organizasyonları yapabiliyorsun güvenlik açısından bir sıkıntı çıkmıyor ama bir trende kız ve erkek öğrencilerin bir arada ama farklı kompartımanlarda olduğu seyahatte güvenliği sağlıyamıyorsan ne denir ki pes demekten başka :) Muhterem birde olimpiyatlara talip olurda kazanırsak orada kadın erkek sporcular arasına sur mu çekecek aralarında bişeyler olmasın diye :)

Şaka gibi memleket buna benzer tonla beyanat var ve en acısı hala bu partiye %40-50 arası oy çıktığı görülüyor anketlerde topluca bir delilik yeşıyoruz herhalde başka bir açıklaması yok bu durumun...

16 Aralık 2012 Pazar


Ondan bundan birazda şundan bölüm 25

2 Yorumgaçlı Okurcan
Arşivime bir gözattımda epeydir Ondan bundan birazda şundan yazısı yazmamışım bu hafta bayağı konu birikti malum gündem yoğun mecburen böyle kısa kısa geçicem sevgili okurcanlar :)

*Sonunda beklenen vukuu buldu ve Taraf Gazetesi dağıldı bir süredir muktedirle ters düşmüş tabiri caizse saç saça baş başa bir kavgaya tutuşmuşlardı.Muktedirin himmetiyle kurulan gazete yine muktedirin iradesiyle yerle yeksan oldu.Bu gelişmeye şaşırdım dersem yalan olur er geç yaşanacaktı ne de olsa belirli bir misyon için bir araya getirilmiş 2.cumhuriyetçiler,liboşlar,cemaat tetikçilerine amaç hasıl olunca gerek kalmadı.

Varlık sebepleri TSK'yı Kemalistleri itibarsızlaştırmak, Ergenekon ve Balyoz sürecinde birilerine payanda olmak dezenformasyon ve kara propaganda yapmak kıscası muhalefet potansyeli olanları susturmaktı.Balyoz sona erdi e artık Ergenekon da bitmek üzere(sonuç belli zaten sadece kaçar yıldan kesecekler cezayı orası muamma), kemalist ve laik aydınların çoğu cendere içinde gık çıkartamıyorlar,gazete ve görsel medyada yer bulmakta zorlanıyor, muhalefet sesini kolay kolay hiç bir mecrada duyuramıyor

Şimdi bazı arkadaşlar amanın bunlar da işsiz kaldı diye üzüleceklerdir hiç endişeleri olmasın cemaatin yayın organları ve muktedir onlara yeni görevler idas edeceklerdir uzun süre arpasız kalmazlar.

Beni şaşırtan tek şey Nuh Gönültaş'ın twitterda yaptığı Taraf Gazetesi itirafı oldu o cenahtan böyle cesur bir çıkış,itiraf beklemiyordum.


nuh_gonultas_tarafin_misyonu


*İkinci Bomba haber TRT'den geldi bu yıl Eurovision'a katılmayacakmışız güya sebep değerlendirme aşamasında seyirci oy oranlarının ağırlığının azaltılmasıymış tabi yersen :) Uzun zamandır al takke ver külah komşu goygoyuyla devam eden yarışmada oy oranları değişse ne olur değişmese ne olur baştan belli zaten başarısız olacağın slavlar birbirlerine oy verecekler sen de ağzını açıp bakacaksın tabi bomba bir parça bulup piyasayı yıkabileceğine inanıyorsan orası ayrı mesele :) Yıllardır bi dünya adama harcama yapıldı haybeden, ne kazandık koca bir hiç sonuçta eurovision "müziğin" yarıştığı siyasi bir platform yardırmanın bi alemi yok.Eurovision'dan çekilme meselesi ise tam anlamıyla komedi çekileceğine tepkini koy espirili bir sahne şovu hazırla çekilmek acziyetin simgesidir bana kalsa katılır maytabımı geçer gelirim.

*İstanbulda ulaşıma çözüm diye getirilen metrobüs sistemi iflas etti bunu Kadir Topbaş istemeyerekte olsa itiraf etti.Zamanında metrobüs olmaz raylı sistem kurulmalı diyenlere demediğini bırakmayan yer yere hakarete varan konuşmalar yapan arkadaşlar şimdi ne düşünüyorlar acaba merak ediyorum. Bir dünya otobüs alındı metrobüs sistemi için ona harcanan paraya pekala hafif raylı sistem kurulabilirdi sadece biraz uzun süredi kurulumu ama kalıcı bir çözüm yaratılmış olurdu.Bizim başkan Melih Gökçekte istanbula özenip metrobüs hattı kurdu yakında mesai çıkışlarında konya yolu üzerinde kaos iyiden iyiye hakim olur insanları tek otobüsle taşımak yerine 3-5 aktarma yapmaa zorlayarak ne kazanacak acaba? Oy olmayacağı kesin.

*Bülent Arınç'ın yüzünün kızarabildiğini ve utanabildiğini öğrendim hayretler içerisinde kaldım beyefendi Aylin Nazlıaka'nın kürtaj konusunda sarfettiği "Başbakan vajina bekçiliğini bıraksın" sözlerinden dolayı yüzü kızarmış,utanmış bir kadın milletvekili cinsel organ hakkında nasıl böyle açıkça konuşabilirmiş meh meh meh.Yahu refah partisindeyken parti trilyonluk cukka yaptı mahkeme kararıyla tescilli ondan utanmadı 10 senedir içinde bulunduğu iktidar türlü zulümlere,haksızlıklara,yolsuzluklara garkoldu yüzü kızarmadı,utanmadı da bir vajina sözünden utanmış güler misin ağlar mısın :)

*Bu arada Allahını seven üzerme Asena'nın adresini atsın abla evde jartiyerle dolaşıyormuş komşu olup arada bir kahve istemeye gidicemde yardımcı olun sevabına :D

24 Kasım 2012 Cumartesi


Adam gibi ölmek mi ?

0 Yorumgaçlı Okurcan
Muhterem buyurdu "öleceksek adam gibi ölelim" deyü ölelim ölmesine de ne için kimin için? Filistin'de yaşanan insanlık ayıbına,drama,haksızlıklara seyirci kalmayalım eyvallah lakin daha kendi ülkemizde ki dramları,haksızlıkları,adaletsizlikleri çözüp bir sonuca bağlayamamışız biz.Ülkenin bir yarısı adeta kan gölü göz yaşı dökeceksek önce orada hayatını kaybeden masumlara dökelim.

Muhteremin de kullanmayı pek sevdiği Şeyh Edebali'ye ait bir söz vardır "insanı yaşat ki devlet yaşasın" ölmek yerine adam gibi yaşasak ya.

Daha adam gibi yaşatmaya muaffak olamadığın bir halktan adam gibi ölmesini beklemek biraz saçma değil mi?

Dünyaya merhaba diyen her çocuk daha bismillah demeden binlerce dolar borçla doğarken, ilköğrenime gelene kadar çocukların temel sağlık ihtiyaçlarını bile devlet tarafından doğru düzgün karşılanamaz ve bu çocuklara adam akıllı bir ilk ve orta öğrenim sunamazken,okul dershane arasında tarumar edip sınav maratonlarına boğulup gençliklerini yaşamalarına bile izin verilmezken,hasbel kader ünversiteyi kazandılar diyelim dünya standartlarında bir üniversite eğitimi sunulamazken,mezuniyetin ardından iş bulma umudu neredeyse Allah'a kalmışken,es kaza bir iş bulduğunda alacağı ücret adam gibi yaşamasına izin vermezken nasıl adam gibi ölsün bu insanlar.Hiç hakkıyla yaşamamışlar ki...

Hayatı geçtim doğru düzgün aşk bile yaşayamıyorsun bu topraklarda hele toplum içinde öpmeyi geçtim sevdiğinin omzuna elini atmaya gör bak başına neler gelir.

Ayrıca kimin hakkı ne var insanlardan ölmelerini istemeye?

Ölüme atfedilen bu kutsallık neden?

İlla ölmemiz gerekiyorsa eğer kendi vatanımız için ölelim bir şeyler yapmaya çalışırken hele bi kendi söküğümüzü dikebilelim de o zaman düşünelim elalemi.

31 Ağustos 2012 Cuma


Neo Osmanlı

0 Yorumgaçlı Okurcan
Uzun yıllar boyu terörden en çok çeken,bu belayı başımızdan defetmek için nice canlar feda eden,yurdumuzu imar etmeye,fabrikalar kurup vatandaşların gönencini arttırmaya, gençlerimizi adam akıllı eğitmeye yarayacak milyarlarca doları askeri harcamalara,terörle mücadeleye gömen bir ülke olmamıza rağmen şu anda devletimizin bilfiil suriyedeki terörü destekliyor olması çok acı, Hatay'ın adeta bekaa vadisine döndürülmesi ise çok ironik.

"Mülteci" olarak geldikleri Hatay'da başka din ve mezhepten insanları daha en baştan huzursuz etmeyi başardılar esnaftan para ödemeden alışveriş yapmak,yemek yemek içmek sonra parasını ödemeden gitmek,silahlarla dolaşmak hatta insanlara açıkça Suriye'den sonra sıra sizde diye tehdit etmeler vs vs polis ve jandarma çaresiz zira devlet destekliyor, adamlara dokunmayın diye talimat bile gelmiştir mutlaka ama bizim devletin yetkililerine bakarsan böyle vahim şeyler hiç olmamış herşey süt liman "yersen".Sorsan mültecilere yapılan yardım sadece insani ama adamların kendi internet sitelerinde ordu merkezleri "Hatay",batılı medyayla yaptıkları röpörtajlarda bizden  aldıkları silah yardımını inkar etmiyorlar


Adamlar geceleri mülteci kamplarından Suriye'ye sızıp operasyon yapıp dönüyorlar yaralılarına bile kendi vatandaşımızdan önce bakıyoruz pes.

İnsanlar fikirleriyle onlara karşı gelince iktidar yanlıları diktatörü mü destekliyorsun şöyle zalim böyle zulüm mangalda kül bırakmıyorlar ama Suriye'ye "demokrasi" getirecek tiplere bakıyorsun el-kaidenin uzantıları sağda solda cihatçılık oynayan eli kanlı katiller sürüsü ve batının satın aldığı devşirdiği suriyeli askerler bu kitle mi demokrasi getirecek insanlara huzur verecek adamlar buldukları ilk fırsatta milletin kafasını uçuruyor katliam üstüne katliam yapıyorlar.Daha birkaç gün önce suriye ordusu yaptı dedikleri deraya katliamını "muhalif","demokrasi aşığı" (terörist)lerin yaptığı ortaya çıkmadı mı?


Başka bir ülkede yaşanan iç savaşın tarafı haline gelmek,orada çoluk çocuk ayrımı yapmaksızın dökülen kanların vebali altına girmek kendine "müslüman" diyen ezici bir çoğunlukla ülkeyi bir partiye yönettiren insanların nedense hiç umrunda değil.Umrunda olsa tepki gösterir ve bu saçma politikaya devam etmelerini engellemeye çalışırlardı oysaki muhteremlerden tık yok.Allahtan da mı korkmuyorsunuz kardeşim?

Birileri köşelerinden bu insanlara göbeğini kaşıyan adam,bidon kafa,koyun sürüsü dediğinde haklı olarak kızıyorlar ama son tahlilde geldiğimiz durum bu aşşağılayıcı nitelendirmeyi yapan insanların gözlemlerinde pek de haksız olmadığını ortaya koyuyor.

Tarihini bilmeyen,bilmediği için de ders alamayan toplumsal hafızası en fazla bir ayla sınırlı olan güzide insanlar onları yönetenlerin sattığı sahte ilüzyonun peşinden son sürat koşmaya devam ediyorlar.Önlerindeki duvarın farkına varmadan zira gözler kapalı.

Neo osmanlıcılık oynuyoruz, birazda batının gaz vermesiyle emperyalizm hayaliyle yanıp tutuşuyor bizi yönetenler Türkiye'de herşeyi hallettiler sıra nizam-ı aleme geldi orta doğunun tek hakimi biz olacakmışız güya :) Yedirirler mi adama ortadoğudaki petroller dururken o bölgenin hakimiyetini? Hele hele Amerika,Rusya ve Yeniden uyanan dev Çin iştahla doğal kaynakların peşindeyken?

Adamın mabadından şırıngayla kan çekerler kamil...

Osmanlıcılık hayaliyle yapmadıkları saçmalık kalmadı Osmanlıcılığın bir hayrı olsaydı Osmanlı'nın kendisi yıkılır mıydı?

15 Mayıs 2012 Salı


Güme giden bir gençlik vakası Cihan Kırmızıgül

0 Yorumgaçlı Okurcan
Cihan-kırmızıgül
Bu ülkede başınıza birşey gelmesi için illa bir aksiyonda bulunmanız gerekmez.Saçınızın uzun olması,sakalınızın olması,bıyığınızın bir şekle benziyor olması,gözlüklü olmanız,kıyafetiniz,poşu takmanız hatta göznünüzün üzerinde kaşınızın olması kafidir.Bazen sadece yanlış yerde ve yanlış zamanda bulunmanız dahi hayatınızın kararmasına yeter de artar bile.En son Cihan Kırmızıgül'ün başına gelenler gibi tabi bu basına yansıyanlar yansımayan Allah bilir neler var.

Uzun uzadıya yazacak değilim mevzu kısaca şöyle;


"Cihan'ın tek suçu arkadaşının evinden çıkıp otobüs durağına doğru yürümek,boynundaki poşuyu görenpolisler bir anda tepesine çullanıp karga tulumba götürüyorlar.Güya kendisi yasadışı örgütün bir marketi molotofla kundaklama eylemine katılmış.Hakkında elle tutulur hiç bir delil olmamasına (gizli tanık ifadesi hariç) rağmen uzunca bir süre içeride tutulduktan sonra mahkemeye çıkartıldı burada gizli tanık Cihan Kırmızıgül'ün ifadesinde belirttiği kişi olmadığını açıkladı ,atılan molotofların üzerinde cihan'ın pamak izi falan da yok üstüne üstlük savcı beraat isterken mahkeme kör gözüm parmağına örgüt üyeliği,patlayıcı madde bulundurmak ve mala zarar vermekten 11 yıl 3 ay hapse mahkum etti."


Allah hepimizin yardımcısı olsun baksana yolda yürüken tipini kıyafetini beğenmeyen polisler alıp götürse aleyhinde delil falan da olmadan mazallah örgüttten bilmem neden piyangodan çıkan 10-15 senelik hapis cezasıyla ödüllendirilmen mümkün.

Kimse kusura bakmasın adalet mekanizmasının böyle işlediği bir ülkede yaşanmaz gün geçtikçe daha da yaşanmaz hale geliyor.Gidişattan memnun olan koyunlara diyecek sözüm yok zaten ben ne desem bildiklerini okurlar gerçi herhangi bir matbu eser,gazete,dergi vs okduklarından okusalar da anladıklarından şüpheliyim ya neyse konumuzun dışında bu.

Artık yeter...

1 Nisan 2012 Pazar


Mıncıklanan eğitim sistemi

0 Yorumgaçlı Okurcan
Bizim siyasetçi muhteremler pek severler eğitim sistemiyle oynamayı ben lisede okurken getirdikleri kredili sistem mesela, kendilerine çok güveniyorlardı sorsan uhuu memleket uçacaktı öyle alladılar öyle pulladılar, sonucunda ortaya çıkan garabete kendileri de şaştılar zira getirdikleri sisteme uygun altyapı yoktu. Öğrencilerin danışabileceği danışman öğretmen yerine müdür yardımcıları ikame ediliyor 400-500 öğrenciye bir danışman düşüyordu.Hesapta insanlar ders seçecekler ama ortada o kadar az sınıf vardıki seçtiğiniz derslerin yarısı zorunlu derslerinizin saatleriyle çakışır istemeye istemeye başka derslere yönelirdiniz.Seçmeli derslerde devam zorunluluğu olmadığından öğrencilerin okuldan kopuşları başladı.Başarılı öğrenciler 5 dönemde okul bitirebilirken başarısız öğrencilerin 9. hatta 10. dönemlere sarkmalarına şahit olduk.En sonunda eski sisteme dönüldü kalan artık öğrenciler mezun olabilsin diye bir dönemde çeşitli dümenlerle 80-90 kredi ders aldırılarak mezun edildiler sonuç ise tam anlamıyla fiyasko yiten giden gelecekler, harcanan öğrenciler vs.

Şimdi yepyeni nur topu gibi bir eğitim sistemi değişikliğimiz var.Sağolsun yüce devletlülerimiz biz vatandaşlarını düşünüp güya anti demokratik olan 8 yıllık eğitimi 2'ye bölüp 4 ekleyerek demokratlaştırıp 12 yıla çıkardılar.

Düzenleme teklifi verenler arasında bir adet bile numune niyetine eğitimle alakalı insan olmaması ve komisyonda %70-80 oranında değişmesine rağmen bana kalırsa bu güne kadar yapılmış en fena düzenleme olarak tarihteki yerini alacak.

Meslek eğitimi yönelimi vs diyerek imam hatiplerin orta kısmının açılmasını geçtim o yaştaki bir çocuğun yeteneğini nasıl tespit edip ona göre hangi alana nasıl sevk edileceği hala meçhuliyetini koruyor daha zihninde meslek namına hiçbirşey olmayacak çocuk doğal olarak velisinin isteği doğrultusunda belki ömür boyunca nefret edeceği bir alana yönlendirilecek.Bunun geri dönüşüde kolay değil zira çocuk 8 yıllık eğitimin ardından yönlendirildiği doğrultuda 3.kademede lise eğitimine geçecek al başına püsküllü belayı.

Sayelerinde artık çocuklarımız oyun çağı 5 yaşında kağıt kalem tutacak 9 yaşından sonra da bildiğin din eğitimi ile yoğrulacaklar.Hadi canım sende demeyin adım gibi eminim yaşanacaklardan şimdi 2.kademe 4.yıla din eğitimi paketi konuyor bunun içerisinde kuran dersi ve peygamberin hayatı işlenecek sanki zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi içinde yokmuş gibi.Laik vatandaşlar ,aleviler ya da başka dini inanca mensup insanlar bu dersleri aldırmak istemeyecekler bu seferde çocukları "dinsiz" olarak "fişlenecek" eğitim hayatları boyunca hatta belki daha ilerisinde de büyük sıkıntılara,baskılara, zulümlere maruz kalacaklar.Bazıları bu baskıya dayanamayıp mecburen "seçmeli" olan bu paketi seçecekler zamanla "seçmeli" din eğitimi de kalıcı hale gelecek.

Doğal olarak bu dersleri alırlarken kız ve erkek öğrenciler aynı sınıfta olmayacaktır sınıflar ayrılacak küçücük kız çocukları kuran derslerine girerken mecburen şimdiki iktidarın siyasal simgesi olan türbanla tanışacaklar.

Din paketini öğretecek öğretmenler konusu ayrı bir muamma şu an ki kadro sayısının yeterli gelmeyeceği kesin bu öğretmenler mevcutlar arasından mı seçilecek, diyanet kadrolarından milli eğitime din öğretmeni geçişi hızlanacak mı yoksa kpss ile mi alınacak belli değil.

9-10 yaşlarında bir çocuğun dini kavramları algılayabilmesi sorgulayabilmesi mümkün mü? O yaşlarda zihni beyaz bir defter gibi tertemiz olan çocukların kafaları bilimsel foğrular yerine doğmalarla dinsel hurafelerle doldurulacak.Böyle yetişen bir çocuk ileride bilimsel bir eğitimi kabullenebilir mi? Evrim teorisini anlatmaya kalksan kabullenebilir mi?

Öyle yetişen çocuğun ileride bilimsel düşünü kapasitesi Harun Yahya kitaplarını aşabilir mi?

Amaç belli çocuklar küçük yaştan başlayarak malum siyasi görüş tarafından doktirine edilecekler.

Bu düzenlemelere sahip çıkanların milli güvenlik dersiyle çocuklar askeri disiplinle doktirine ediliyor inklap tarihiyle Atatürkçü olmaya zorlanıyor diye yırtıan insanlar olması oldukça enteresan.

Peki buradaki çelişkiyi yalnız biz mi görüyoruz yoksa onlarda farkındalar mı acaba?

Ben dini eğitime karşı değilim hatta en rafine,doğru ve geniş kapsamlı din eğitiminin devlet tarafından isteyen ailelerin çocuklarına verilmesi taraftarıyım ancak bu kadar erken değil.Okullarda temel dinler tarihi,içerikleri ve felsefesi verilmeli ancak daha ileri eğitimler diyanet işleri tarafından mezhep ve din gözetmeksizin hali hazırda varolan kurslar yeniden düzenlenerek sağlanmalı.Çocukların kafalarının gerçekten çalışmaya,idrak etmeye ve birşeyleri sorgulamaya başladığı zaman yani lise çağlarında.

Demokratikleşmeyi asıl olması gerektiği yerde üniversitelerde sağlayamamış,rektörlerini öğrencilerin de ciddi söz sahibi olduğu okul senatoları yerne anti demokratik bir şekilde yürütme eliyle sadece biat gözönünde bulundurularak seçerken ilköğretimde demokratikleşmeyi sağlama iddaası kimse kusura bakmasın hiç gerçekçi değil.

12 yıllık eğitimin gerektirdiği ek derslik,öğretmen açığı ve gereken yatırım miktarı konusuna girmiyorum bile.Şimdi 5-10 bin öğretmen alırken bin dereden su getirenler nereden,nasıl ve hangi kaynakla temin edecekler öğretmenleri?

Güya 28 şubatın izleri silinmiş olacakmış yeni yasayla iyide kardeşim bir askeri müdahale sonucunda memlekete gelmişsede faydalı olmuş 8 yıllık eğitim düzenlemesi. Kız çocuklarında bilhassa okullaşma oranı tavan yapmış Türkiyenin toplam eğitim yılı seviyesi yükselmişken sırf senin askere olan gıcıklığın ve din eğitimi sevdan yüzünden neden sabinin geleceğiyle oynuyorsun?

3-5 oy kazanmak, tabana bir selam çakmak uğruna bu kadar kolay mı bir ülkenin geleceğini ayaklar altına almak?

6 Ocak 2012 Cuma


Enteresan gelişmeler

2 Yorumgaçlı Okurcan
Dün gece ajanslara düştüğünde hayretler içerisinde kaldım İlker Başbuğ'un tutuklandığı haberine.Bir genelkurmay Başkanı Silahlı Terör Örgütü yöneticiliği ve darbeye teşebbüsle suçlanarak cezaevine kondu.İnsanın tüylerini diken diken eden bir hadise.Savcıların hangi verilere dayanarak bu suçlamayı yaptıkları ve ellerindeki kanıtlar ise tam anlamıyla bir muamma üstelik genelkurmay başkanı ve kuvvet komutanlarının yargılanması anayasanın 148.maddesi gereğince yüce divanda yapılması gerekirken özel yetkili mahkemelerde bu işlemin yapılması ister istemez insanın aklında soru işaretleri oluşuyor.

Bizim "aydın" liboşlar tv'lerde salyalar akıtarak sevinç gösterilerinde bulunuyorlar güya bu tutuklama sayesinde ülkenin üzgürlük baremi bir çıta daha yükselmiş demokrasimiz daha güçlenmiş peki hangi demokrasi ve özgürlük? Pankart açmaktan 19 ay yatılan bir ülkede demokrasi mi olur? Gazetecilik faaliyetlerinden tutuklu 80'e yakın insanın olduğu bir ülkede özgürlük mü olur?

Referandum sürecinde herşey daha güzel olacak diye bırbır edenler şimdi iktidarın yargıyıda ele geçirmiş olduğunu görmüyorlar mı? İstediğini içeri attırıyor istemediği hemen dışarda.Şike davası ise bunun en bariz göstergesi...

İlker Başbuğ'un tutukluluğunun bize gösterdiği şudur artık Türkiye'de dönüşüm tamamlanmış karşı devrim amacına ulaşmıştır.Parti devleti artık geçerli düzendir demokrasi ve özgürlük ise sadece içi boş iki ütopyadır.Ya partidensindir ya düşman tıpkı Demokrat partinin bir zamanlar oluşturduğu Vatan Cephesi'nin üye olmayanlara baktığı göz misali.

Komik olan genel kurmay başkanı silahlı örgüt yöneticisi olmakla itham ediliyor doğal olarak bu örgüt TSK olmalı peki TSK'nın başkumandanı kim Cumhurbaşkanı değil mi o zaman örgütün başı cumhurbaşkanı olmalı sırada Cumhurbaşkanı mı var?

Emrinde koca 700.000 kişilik ordu olan bir genelkurmay başkanı 3-5 dandik siteyle mi darbe yapacak.Bir talimatıyla yüzbinlerce askeri sokağa sürebilecek binlerce tanka-uçağa sahip İlker Başbuğ darbe yapmak istese neden etkisi sınırlı internet siteleriyle uğraşsın ki?

Türk Silahlı Kuvvetleri büyük bir töhmetin altına sokulmuştur resmen terör örgütü muamelesi yapılmıştır.

Türkiyenin içinde bulunduğu çevresel ve siyasi koşullar belli bu tatavanın ardından daha ne büyük süprizlere gebe acaba.

Allah sonumuzu hayretsin.

13 Aralık 2011 Salı


Bu gidişat ne yöne usta?

2 Yorumgaçlı Okurcan
Güzide ülkemizde enteresan gelişmeler yaşanıyor ancak gündem öylesi saçma sapan mevzular tarafından işgal edilmiş ki normalde yer yerinden oynaması gerekirken kimseden çıt çıkmıyor mesela ilkokul 4-8.sınıf arasına seçmeli yabancı dillere Arapça'nın eklenmesi gibi :) Arapça bu milletin gençlerine ne kazandıracak cidden merak ediyorum arapça beynelmilel bilim dili mi hayır peki kültür,edebiyat ya da sanat dili mi hayır e peki bizim Milli Eğitim Bakanlığı ne diye durduk yerde seçmeli yabancı diller arasına Arapça'yı yerleştirdi? İnsan düşünmeden edemiyor bu kadar Arapça bilen öğretmen nereden temin edilecek imam hatipler olmasın sakın :) aa durun bir saniye imam hatip mezunu olanlar herhangi bir arap ülkesinde adres soracak kadar bile Arapça bilmez ki biliyor diyen beri gelsin

Akabinde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın mele açılımı geldi bildiğiniz üzere mele güney doğu anadoluda medrese (merdiven altı yasadışı eğitim kurumu) eğitimi görmüş kendini yetiştirmiş din adamlarına verilen isimdir.Bu muhteremleri diyanet işlerine alacaklarmış hemde kadro sayısı bin (1000) millet g.doğuda okullarda öğretmen bulamıyor devletin derdine düştüğü şeye bak zaten diyanetin kadrosu ağzına kadar dolu diyanetin hocası gidip görev yapamıyor mu oradaki camilerde? Ya hocalar gitmiyor ya da gönderdiğin hocaları cemaat istemiyor her iki durumda da devletin bir aczinin ifadesi olmuyor mu bu durum.

Bu gidişler yakın zamanda televizyonlarda meleler profesörlerin karşısına çıkıp dünya düz mü yuvarlak mı tartışması yaparlar ırakta olduğu gibi :)

İşine geldiğinde devlet ceberrut olmayı biliyor ama mesela izmirde polislerce karakolda ağzı yüzü dağıtılan darp edilen kadının durumu gibi.Olay ortaya çıkınca kadın konsomatris diye aşşağılandı birde sanki başına gelenler konsomatris olunca hak ve reva.Kadıncağız yerle yeksan olmuş neredeyse, rapor almak için gittiği doktor basit lezyon demiş yani dayaktan eser yok olsa olsa itiş kakış var ayıptır.Üstüne birde savcı polisleri korumak adına dava açma istemni iddaalar soyut, inandırıcı delil yok gerekçesiyle reddetmiş.Allahtan kamera görüntüleri ortaya çıktı da daha fazla inkar edemediler tabi görüntüler ortaya çıkana kadar kadının polisten aldığı tehditler, yaşadığı korku,endişe vs cabası.Şimdi HSYK savcı Türk Tabipleri Birliği ise doktor hakkında soruşturma açmış bakalım ne çıkacak sonuçta.Benim pek ümidim yok ama belli de olmaz bakarsın bir mucize olur.

Lafa gelince işkenceye sıfır tolerans ama nerde.

Cüppeli Ahmet Hoca namlı bir muhterem var kendi cemaatinde takılır sağa sola politikaya pek bulaşmaz pek sevmem hatta dini görüşlerinin çoğuna katılmam ama adamcağızın başına gelen pişmiş tavuğun başına gelmemiştir.Son zamanlarda yaygın olan kaset furyasından o da darbe aldı dinle diyanetle uğraşan adamın seks kasedi çıktı bana pek inandırıcı gelmedi (olabilir gerçektir belki ama günahını almamak lazım) Bir insan bu kadar aleni savunduğu değerleri hemde koca cemaatin başı konumundayken çiğnemez diye düşünüyorum.Ortada dönen bir dümen var ama nerde ya cübbeli çeviriyor ya da karşısına aldığı cemaat du bakalım yakında çıkar kokusu.

Olayın ironik tarafı Deniz Baykal'ın kaseti çıktığında blok halinde kasetin gerçekliği kesinlikle iman eden insanların şimdi bu kaset için karın ağrılarıyla kıvranması :) Ne diyelim "Gülme komşuna gelir başına"

18 Kasım 2011 Cuma


Aptal mıyız?

0 Yorumgaçlı Okurcan
Aziz Nesin'in %60 aptal çıkarımından haberdar olduğumdan beri düşür dururum bir neticeye ulaşamadım henüz,muallaktayım, sözleri hakikatin ta kendisi miydi yoksa durum düşündüğünden daha mı vahimdi rahmetlinin?

Van depreminden sonra "zorunlu" deprem sigortası yaptıranların oranının %5'i bile zor bulduğu gerçeği ortadayken ne diyebilirsin ki aptallık oranı hakkında?

Gerçi onlarda haklı ben içindeyken ev yıkıldıktan sonra neyleyeyim sigortadan gelecek parayı diye düşünmüş olabilirler.Hatta paranın verilip verilmeyeceğinden bile kuşkuya düşmüş olabilirler burası Türkiye olur mu olur.Birileri çıkar verginin üzerine yattığı gibi sigortanında üzerine yatabilir :)

Neyse efenim bizim delet-i alimiz yıkılan ev sahiplerine müjdeyi verdi de rahatladık yeni evler yapılacakmış kendi evlerinin bedeli peşinat kabul edilecek geri kalan fark uzun vadeli kredi ile tahsil edilecekmiş :) Kapitalizmin kalesi Amerika'da bile doğal afetlerin ardından yıkılan evlerin yerine yapılan evlerden tek kuruş alınmadığı düşünülürse küçük Amerika olmayı çoktan geçmiş vahşi kapitalizmde Amerika'nın kendisini aşmışız.

Olsun ne de olsa %50 oy verdi necip milletimiz biz ne desek boş.

Toplanan deprem vergileri duble yollara harcanmış, bu harcama pişkince savunulmuş, ne gam hatta başbakanın kendisi tarafından verginin varlığı dahi inkar edilmiş tık yok.

Depremzedelere 220 milyon lira gönderilirken Libya'da ki isyancılara 300 milyon dolar tek kalemde yollanmış kimsenin umrunda değil kar yağıyormuş, millet çadır bulamıyormuş amannnn nasıl olsa bi şekilde halledilir.

Bizimkilerin gündeminde varsa yoksa Suriye.Savaş tamtamları çalınmaya topraktan çıkarılmış savaş baltalarının tozları silinmeye başlamış bile.Bıraksalar dalacaklar hataydan 24 saatte İsrail'e komşu olacaklar.

Demokrasi ihraç edecekmişiz sanki bizim ihraç edeceğimiz şeye daha çok ihtiyacımız yokmuş gibi
"Himmete muhtaç dede, başkasına nerde himmet ede" demezler mi adama?

Daha 6 ay önce can ciğer kuzu sarması iki katlı ekmek kadayıfıydınız şimdi diktatör olan o zaman çok mu demokrattı ?

Kusura bakmasınlarda ne oldum delisi oldu %50'nin hükumeti.Elinde teknolojin yok sanayin yok hammedden yok dahası enerjin yok batının gazıyla kalkmış bölgenin süper gücü olmaya heves ediyorsun.Kullandığın elektiriğin yarısını doğalgazdan elde ediyorsun ve doğalgazı Rusya ve İran karşılıyor.Suriye'nin arkasına bakıyoruz kim var İran ve Rusya sana yedirirler mi oraları sen kılını kıpırdatsan kestikleri anda doğalgazı kış ortasında kıçın ayazda kalır.

El yumruğu yemediklerinden kendilerininkini balyoz zannediyorlar :)

Tek güç kaynağın Mehmetçik onunda komutanlarının yarısı dandik bir davadan içerdeler ve uzun yıllarca çıkacağa da benzemiyor.

Daha kıçımızdaki don'u bile tamamen kendimiz üretemiyorken (pamuk Yunanistandan, elektirik Rusya ve İrandan, makinalar Avrupadan)fetih moduna girmek aptallık mıdır gerizekalılık mıdır onu çözemedim hala.

Du bakalım düşünmeye devam belki bir neticeye ulaşırım :)
Önceki kayıtlar Anasayfa