Ne Mutlu Türküm Diyene

Elazığ Depremi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Elazığ Depremi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2011 Pazartesi


Ondan bundan birazda şundan bölüm 22

0 Yorumgaçlı Okurcan
*Rabıta medyası (yandaş medya) sonunda adil yargılanma ilkesi ve masumiyet karinesinin ne kadar önemli birer olgu olduğunun farkına varmaya başladı ee nasıl olmasın malum Deniz Feneri davasının ucu kendilerine de (Nihayet 3 yıl sonra) ulaşınca mecburiyetten bu güzide ilkelerin varlığından haberdar oldular.Ergenekon,balyoz vs davalarda hiç akıllarının ucundan bile geçmezken şimdi birer masumiyet karinesi havarisi kesilmeleri "Gülme komşuna gelir başına" atasözünün en güzel örneğini teşkil ediyor.Umarım bundan sonra haber yaparlarken kendilerine servis edilenleri değil akıl mantık süzgecinden geçirdikten ve masumiyet karinesi akıllarına geldikten sonra yayınlarlar.Vur abalıya misali insanları infaz etmekten vazgeçsinler benim için yeterli.Deniz Feneri davasından gereken mahkumiyetler çıkmasa bile en azından bazı insanlara adaletin bir gün hepimiz için gerekli olduğunun farkına varmaları bile güzel.

*Biz zamanında bazı davalarda adaletin hata yaptığını söylerken birtakım arkadaşlar bizi faşitlikle, ordu yandaşlığıyla ,postal yalayıcılığıyla itham ettiler.Önemli değil ben doğru bildiğimdan şaşmam o zaman söylemiştim zamanla bizim haklılığımız yavaş yavaş ortaya çıkacak diye Askeri Casusluk davasında Üsteğmen Emrah Küçükakça'nın "sehven" tutanaklara işlenmiş delillerle tutuklandığı ortaya çıkınca alel acele tahliye edildi neden biliyormusunuz? Polisin evinde yaptığı aramada bulunduğu öne sürülen suç delili (içinde gizli bilgilerin varolduğu) harici diskler meğer Üsteğmen Emrah Küçükakça'nın evinde bulunmamış her nasıl olduysa tutanaklara "sehven" işlenmiş.Şimdi bu Üsteğmenin haybeden yattığı 9 ay hapsin vebali nasıl ve kim tarafından ödenecek merak ediyorum.Hadi diyelim maddi kayıplarını telefi ettiniz ya manevi yönden kaybettiklerini kim telafi edecek?

çayda çıra

*İkinci ucube vakamız hayırlı uğurlu olsun Elazığda bulunan çayda çıra heykeli halktan gelen tepkilere rağmen yıkıldı.Ben anlamıyorum bu akp'deki heykel nefretini kardeşim çıkıp biz değiştik geliştik diyorsunuz ustalık dönemindeyiz diyorsunuz hala heykel yıkıyorsunuz ne istiyorsunuz bu heykellerden sorması ayıp? Hani ilk heykel görsel olarak belki sizi tatmin etmedi ya bu çayda çıra heykelinin neyi var şahane bir yapıt hem anlaşılmayacak derin bir manasıda yok yörenin folklörünü yansıtıyor.Ayıptır günahtır heykeli yapmak için yapılan emeğe yazıktır.Gerçi ben burdan yazsamda halk tepki koysada anlamsız arkalarında necip milletimizin %50 ye yakın desteği varken bir gün sıra Atatürk heykellerine de gelecek diye endişeliyim.

*Harry Potter ve Ölüm Yadigarları - 2.Bölüm'ü izledim ne yalan söyliyeyim biraz içim buruk ayrıldım ekranın karşısından bir sonraki bölümde harry ile voldemort arasında neler yaşanacağını merak edemeyeceğim artık.Nihayet harry'nin voldemortla ortak enteresan güçlerinin sebebi ortaya çıkıyor, severus snape'in acıklı öyküsüde izlemeyenleri çok şaşırtacağına eminim.Kitabını okumadım ancak yapılan incelemeleri okuyunca filmin sonunun kitabın sonundan oldukça farklı olduğunun yazıldığını gördüm eğer öyleyse serinin okurlarına büyük haksızlık yapılmış.Beklediğim kadar güzelmiydi kesinlikle hayır ama izlenmez demek büyük haksızlık olur 10 üzerinden 7 veririm.Aslında bu güzel final filmi için daha detaylı bir inceleme yazısı yazmak isterdim lakin filmden beklediğim lezzeti alamamanın etkisi olsa gerek pek yazmakta gelmedi içimden.Harry Potter hayranları kesinlikle kaçırmasın...

10 Mart 2010 Çarşamba


Elazığ Depremi ve Kerpiç Ev Sorunsalı

0 Yorumgaçlı Okurcan
Elazığ DepremiHepimizin bildiği üzere yurdumuzun büyük bir kısmı deprem kuşağında yeralmakta (%92 inanmayan araştırsın - Nüfusun %98'i) başka bir ülkede olsa insanlar ne yapar bu gerçek üzerine önlem alır ya biz ne yapıyoruz ufak tefek çabaları saymazsak kocaman bir hiç.Ekonomimizin yarısı İstanbul'da yani ekonominin kalbi İstanbul'da atıyor buna karşın İstanbul'un nerdeyse %70-80'i kaçak,ruhsatsız.İstanbul'u her an bekleyen 7.5 şiddetinde olacağı tahmin edilen deprem riski varken Belediye Başkanı Hazretleri Kadir Topbaş'a deprem konusunda ne yaptıkları neden bu kadar az önlem alındığı sorulunca Muhalefet elimizi kolumuzu bağlıyor diyor pişkince.Suçu başkasına atmakta oldukça mahiriz vesselam.

Bundan çokta uzun olmayan bir süre önce 17 Ağustos 1999'da 7.4 şiddetinde yaşanan depremle Gölcük ve İzmit tarumar oldu.Arkasından 12 Kasım 1999'da 7.2 şiddetindeki depremde Düzce.Süper hızlı "dürüst" müteahitlerimizin marifetleri sayesinden 2 depremde 20.000'e yakın insanımız hayatlarını kaybetti.

Biz ders aldık mı almadık hala hızla kaçak yapılaşma devam etmekte,"Dürüst" müteahitlerimiz cukkalarını doldurmakta.Elimizdeki binaları güçlendiriyormuyuz hayır.Yahu İstanbul'da deprem için acil durum konteynırları oluşturuldu adamlar içindeki jenaratörleri,matkapları çaldılar ve çalmaya devam ediyorlar.Utanmadan ekonomimiz dünyada ilk 20 içinde demeyi biliyoruz ama insana verdiğimiz değer sıralamasında 150.sırayı falan zor buluruz benden söylemesi.

Elazığ'da yaşanan 6.0 şiddetindeki depremden sonra 41 vatandaşımız hayatını kaybetti.Elazığ Depremi ortaya çıkardı ki deprem konusunda çok hazırlıksızız.Ölenlerin sayısını bile doğru düzgün tespit edemedik depremin ertesinde 51 denilen ölü sayısı gün itibariyle 41'e düşmüş durumda.Kuşkusuz depremdeki ölümlerin en büyük sebebi bölgedeki yapılaşmanın kerpiç diye tabir edilen saman - killi çamur karışımı inşaat malzemesinin kullanımından kaynaklanıyor.İnsanlar kerpiç'i babasının hayrına kullanmıyor yokluktan, fakirlikten çünkü ucuz, evini yapabilmek için elinde başka malzeme de yok.Betonarme yapmaya kalksa parası mümkün değil hayatta yetmez.

Bilim adamlarımız vakti zamanında deprem olabileceği konusunda yetkilileri uyarmışlar.Her zamanki gibi bürokrasimiz bu uyarıları kaale almamış.Alsalardı da bişey değişmezdi zira koca bir bölgenin tamamı kerpiç evlerden oluşmakta.İşin kolayına kaçıp devleti suçlamayacağım tabiki kusuru var ancak kusurun en büyüğü yine bizde bizim duyarsızlığımızda 1999'daki depremler bize ders olsaydı Toplum olarak bilinçlenmiş olsaydık belki bu gün 41 vatandaşımız hayatını kaybetmemiş olurdu.İnsanlar gırtlağından keser evini güçlendirirdi.Biz bilinçli olmadığımızdan bizim gibi insanlardan müteşekkil devlette bilinçlenemedi o da alması gereken önlemleri almadı.Vatandaşlarına evlerini güçlendirsinler diye yardım etmedi yol göstermedi teşvik etmedi yeterince.

Şili'de 8.8 şiddetindeki depremin hemen ardından ortalık toparlandı 3-5 gün içinde hayat normale döndü neden ? Şilililer daha önceki depremlerden dolayı önlemlerini almışlar üst ve alt yapılarını güçlendirmişlerdi de ondan.Bizde aynı şiddette deprem olsa Allah muhafaza ülke birdaha toparlanmamacasına yerle yeksan olur.
Önceki kayıtlar Anasayfa