Bir süre önce balık sevdası depreşen biricik arkadaşıma akvaryum kurduk içine türlü türlü birbirinden güzel bitki ve balıklar yerleştirdik bu süreç zarfında dolaştığımız akvaryumculardan birinde Tatlı Su Yengeciyle karşılaştık tabi hemen küçük habitatımıza onu da ekledik.
Aradan geçen süre zarfında biricik arkadaşım bu güzelim yaratığa kanının pek ısınmadığını keşfedince akıbetinin bahçedeki çimlerin arası olması deyü istersen ben alayım dedim :) Sevinçle kabul etti nihayetinde kendisi görüp görebileceğiniz en mega hayvanseverdir :)
Hemen o gece eve getirip benim yavru balıkları büyütmeye çabaladığım akvaryuma koydum.
Öncelikle belirtmem gerekir ki bu hayvanları izlemek gerçekten çok keyifli yandan çarklı yürüyüşleri, kıskaçlarıyla zeminden bişeyleri alıp ağızlarına götürmeleri, etraflarından geçen balıkları dikizlemeleri,meraktan dibine kadar sokulan yavru balıkları yakalamaya çalışmalarını gözlemlemek kadar eğlenceli birşey yok.
Tabi bu yaramazların ufak bir sıkıntısı da var arada bir firar edebiliyorlar ee o kadarcık kusur kadı kızında da olur.
Eğer sizin de niyetiniz varsa akvaryumu (saklanıp dinlenebilmesi için) bol miktarda kayayla mağaralar oluşturacak şekilde dekore etmenizi, mümkünse java moss türü yosunla kaplu kütüklerden de ilave etmenizi ve ayrıca tırmanarak su seviyesinin üstüne çıkabileceği balkonumsu bir yer (tabi akvaryumdan kaçırmamaya dikkat edilecek) sağlamanızı öneriririm tabiki yengecinizin mutluluğu için bunlar.
Not: Aman diyim elinizi pek yaklaştırmayın minicik boylarına aldanıp yoksa canınız epey yanabilir benden söylemesi.
Bundan sonraki hedefim akvaryumların külhan beyi olan cüce kerevit:)
Akvaryum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Akvaryum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Mayıs 2015 Perşembe
13 Kasım 2012 Salı
En nihayetinde
![]() |
| Frontosalarım yeni akvaryumun keyfni sürüyor :) |
Neyse efenim lollacığım sağolsun haftasonu bize ziyarete geldi hertürlü yardımlarını seferber etti benim için. Emekse emek, terse ter, gözyaşıysa gözyaşı berebarce kahvelerimizi içerek muhebbetin dibine vurarak kurduk muhteremi ama pek şeker oldu öyle böyle değil al eline çayını otur karşısına yudumlaya yudumlaya hayallere dal.
Kurulumdan sonra friendfeed'de resimlerinden bi kuple yayınladım artık hangi kem gözlü şahsiyet nazar ettiyse bitkilerimden biri çürüdü :/
Akvaryumu almışken bununla yetinmeyen ben gittim birde kocaman JBL Cristal Profi 901 e greenline dış filtre aldım.Allahtan bizim semtteki akvaryumcu kampanyalı çekmiş malları da bana oldukça güzel bir indirim yaptı,yoksa almam imkansızdı. Piyasada fiyatlar tabiri caizse uçmuş vaziyette neredeyse benim akvaryumla dış filtrenin toplam fiyatına satıyorlar aynı dış filtreyi.
![]() |
| JBL Cristal Profi 901 e greenline |
Dış filtre almayı düşünen arkadaşlara benden uyarı!!! aman diyeyim uyanık akvaryumculara kanıp çin malı dandik mallardan almayın uzun vadede harcadığı fazladan elektirikle maliyeti hemen hemen aynı paraya denk geliyor ayrıca yanında bonus olarak gelen sızdırma ve gürültü problemleriyle cebelleşeceğinizde cabası az sıkın bütçeyi taksit maksit yapın yinede kaliteli ürün alın.JBL'in negatif yönü emiş aparatı ve su çıkışında kullanılan şelale aparatının çok dandik olması ha birde su içindeki minik partikülleri çok tutamıyor, sanırım ya elyaf kullanılmadığından ya da henüz yeni kurulduğundan dolayı zamanla o da hallolur bekleyip göreceğiz.Şu yazıyı yazdığım odada duyabildiğim yegane ses bilgisayarın fan sesi düşünün :) cayır cayır çalışan koca dış filtrenin sesi akvaryumun iç fltresinin sesinden daha az bazen yanından geçerken durdumu la yoksa bu diye kulağımı yaklaştırıyorum.
Bu vesileyle yine akvaryumcu yolları gözüktü bana Ankara piyasası kadar dandik bi piyasa yok gerçi diğer illere nazaran daha iyi ama çok yetersiz.Aradığın balığı uygun bir fiyata bulman mümkün değil.Ya balıklar hasta çıkıyor ya çok pahalı ya hiç bulamıyorsun.Koca Ankara'da düzenli olarak leptosoma,black camerun calvus,brichardi,brevis gibi tanganyika balıkları satan bi yer yok arkadaş illa ithalatçının getirtmesini bekliyeceksin. Ayrıca henüz balıkların yeni geldiği vakitlerde akvaryumcularda bulunmak için dua etmen gerekiyor yoksa hemencik bitiveriyor.İşin kötüsü hobicilerde de pek yok ve olanda oldukça zahmetli büyüyen türler olduğundan biraz tuzlu.
Hele hele G.Amerika cüce cichlid türlerinin durumu içler acısı hobiciler dışında bulmak neredeyse imkansız varsa yoksa malawi ve tropheus
Kafanızı çok şişirmeyeyim gideyimde balıcıklarıma bakayım az daha acıkmıştır keratalar :)
16 Eylül 2012 Pazar
Dünyanın en güzel hediyeleri
Malumunuz bir doğum günümü daha yalnız geçirmiştim ama daha sonra en sevdiğim insanlardan birinden dünyanın en güzel hediyelerini almamla üzerimdeki melankolik havanın dağılması bir oldu.Evren bana mesaj yolladı demek ki zannettiğim kadar yalnız değilmişim.
Cuma günü lollayla birlikteydik.Artık kader mi desem kısmet mi desem meydana gelen çeşitli aksilikler sebebiyle epeydir biraraya gelemiyorduk sonunda doğum günümün de etkisiyle makus talihimizi zorlayarak kırdık ve muhteşem bir gün geçirdik.Uzunca bir süre hasbihal ettikten sonra tipik hayvansever davranışımızı ortaya koyarak klasik adetimizi yerine getirdik yakınımızdaki tüm petshop'ları tavaf ettik.Az kaldı hanımefendi 3.kediyi de alıyordu deli bu kız.Benim gözüm akvaryumun içindeki leleupilerde kaldı tabi bunu farkeden lollacığım akvaryumdaki bütün leleupileri aldı ve bana hediye etti :)

Neyse efenim sonracıma evlerimizin yolunu tuttuk tabi benim şansım yine kendini gösterdi bizim güzergahtaki en dandik körüklü otobüs durağa geldi yanımdaki balıklarla bir an önce eve yetişme telaşı ile birazda mecburiyetten yer olur diye binme gafletinde bulundum.Hakikaten içeride bol miktarda yer vardı ama hikayedeki bahçeden gülü seçemeyen sonunda en dandik güle mecbur kalan prens misali otobüsün sonuna geldiğimde koltuk beğenemediğimden mütevellit en dar koltuğa razı olmak zorunda kaldım Ankara'nın göçen metro sebebiyle oluşturduğu trafiğe söverek yola koyulduk.Daha yolun başında balıkların konulduğu poşetin sızdırdığını farkettim Allahtan poşeti koyduğumuz poşet sızdırmıyordu da otobüsün içinde ufak bir göl oluşturmadık.Balık poşetini ters çevirdim ve bir an önce trafikten kurtulmak için dua etmeye başladım lakin dualarım pek işe yaramadı.Muhterem körüklümüz bizi hoplata hoplata bol maceralı uzuuuun bir yolculuğun ardından balıcıklarımla beraber eve kadar getirdi.İner inmez koştura koştura tek nefeste evden içeri girdim hediyelerimi akvaryumun içine poşetiyle beraber koydum.

Aradan 1-2 saat geçmeden köftehorlar yerlerine alıştılar hemde o kadar alıştılar ki diğer balıklara yem bırakmıyor namussuzlar.Bendeki frontosa ve calvuslar tabiatları gereği biraz ağırkanlı,hantal hayvanlar haliyle leleupiler akvaryumu ele geçirip can getirdi.Gerçi artan nüfustan mütevellit artık akvaryum biraz daraldı ama neşe içinde yüzüyorlar keratalar o kadarcığa da katlansınlar, şimdilik yapcak bişey yok büyük akvaryum alsam bir yere koyamam her taraf sıkış tepiş neyse bir ara bu konuyla ilgileneyim ufak çaplı organizasyonlar yer açmayı deniyeyim bakalım daha büyük bir akvaryumu yerleştirebilecek uygun bir mekan ortaya çıkacak mı?
Not:Fotoğrafların kalitesi için kusuruma bakmayın kardeşim Antalya'ya giderken fotoğraf makinasını götürdü video kameradan anca bu kadar :)
Cuma günü lollayla birlikteydik.Artık kader mi desem kısmet mi desem meydana gelen çeşitli aksilikler sebebiyle epeydir biraraya gelemiyorduk sonunda doğum günümün de etkisiyle makus talihimizi zorlayarak kırdık ve muhteşem bir gün geçirdik.Uzunca bir süre hasbihal ettikten sonra tipik hayvansever davranışımızı ortaya koyarak klasik adetimizi yerine getirdik yakınımızdaki tüm petshop'ları tavaf ettik.Az kaldı hanımefendi 3.kediyi de alıyordu deli bu kız.Benim gözüm akvaryumun içindeki leleupilerde kaldı tabi bunu farkeden lollacığım akvaryumdaki bütün leleupileri aldı ve bana hediye etti :)

Neyse efenim sonracıma evlerimizin yolunu tuttuk tabi benim şansım yine kendini gösterdi bizim güzergahtaki en dandik körüklü otobüs durağa geldi yanımdaki balıklarla bir an önce eve yetişme telaşı ile birazda mecburiyetten yer olur diye binme gafletinde bulundum.Hakikaten içeride bol miktarda yer vardı ama hikayedeki bahçeden gülü seçemeyen sonunda en dandik güle mecbur kalan prens misali otobüsün sonuna geldiğimde koltuk beğenemediğimden mütevellit en dar koltuğa razı olmak zorunda kaldım Ankara'nın göçen metro sebebiyle oluşturduğu trafiğe söverek yola koyulduk.Daha yolun başında balıkların konulduğu poşetin sızdırdığını farkettim Allahtan poşeti koyduğumuz poşet sızdırmıyordu da otobüsün içinde ufak bir göl oluşturmadık.Balık poşetini ters çevirdim ve bir an önce trafikten kurtulmak için dua etmeye başladım lakin dualarım pek işe yaramadı.Muhterem körüklümüz bizi hoplata hoplata bol maceralı uzuuuun bir yolculuğun ardından balıcıklarımla beraber eve kadar getirdi.İner inmez koştura koştura tek nefeste evden içeri girdim hediyelerimi akvaryumun içine poşetiyle beraber koydum.

Aradan 1-2 saat geçmeden köftehorlar yerlerine alıştılar hemde o kadar alıştılar ki diğer balıklara yem bırakmıyor namussuzlar.Bendeki frontosa ve calvuslar tabiatları gereği biraz ağırkanlı,hantal hayvanlar haliyle leleupiler akvaryumu ele geçirip can getirdi.Gerçi artan nüfustan mütevellit artık akvaryum biraz daraldı ama neşe içinde yüzüyorlar keratalar o kadarcığa da katlansınlar, şimdilik yapcak bişey yok büyük akvaryum alsam bir yere koyamam her taraf sıkış tepiş neyse bir ara bu konuyla ilgileneyim ufak çaplı organizasyonlar yer açmayı deniyeyim bakalım daha büyük bir akvaryumu yerleştirebilecek uygun bir mekan ortaya çıkacak mı?
Not:Fotoğrafların kalitesi için kusuruma bakmayın kardeşim Antalya'ya giderken fotoğraf makinasını götürdü video kameradan anca bu kadar :)
1 Ekim 2011 Cumartesi
Hobinin bokunu çıkarmak diye buna denir herhalde

Hemen hemen her normal insan evladı gibi benimde bir hobim var balık besliyorum.Yıllardır bu hobiyle ilgileniyorum hiç bir zaman aşırıya kaçmadım.Hep makul ölçülerde makul miktarlarda kaldım.Biraz olsun büyütmeyi istemedim de değil yalan yok ama abartmayı hiç düşünmedim.
Geçenlerde bir akvaryum forumunda gezinirken rast geldiğim eleman ipin ucunu fena kaçırmış hangi akla hizmet bir insan evinin garajını komple akvaryum odasına çevirir ki? Tabi bu muhteremin Türk olmadığını belirteyim Taylandlıydı yanılmıyorsam.
Forumda tek tek hangi aşamalardan geçtiğini fotoğraflarla aktarmış hayret ve ibretle baktım fotoğraflarına :) Link bulabisem sizde bakın diycem ama bulamadım sadece elimde birkaç fotoğrafı kalmış buncağızlarla idare ediverin gari.

Akvaryum değil de mübarek sanki yarı olimpik yüzme havuzu yaptırmış.İçine girsen yüzme bilmesen boğulursun.İçinde aynı anda 2-3 kişi birbirine değmeden çalışabiliyor dersem heralde daha anlaşılır olacaktır.
Ha işin güzelliğine gelirsen Allah var adam döktürmüş.Karşısına geç günlerce bıkmadan usanmadan izlersin.Denizin dibini almış odanın ortasına koymuş.
Masraf konusuna hiç girmeyeyim adam garajı komple akvaryum odası yapmış derken abartmıyorum garajı baştan aşşağı akvaryum tesisatına uygun olarak yenilemiş değme hayvanat bahçesinde öyle tesisat yoktur.Ayrı bir bölmede alttan giden borularla vs su temizliği yapılıyor dalgalanma sağlamak için zibilyon tane ekipman takılmış odanın duvarları oturma grubu vs vs hep sıfır kısacası yok yok.Para var huzur var kardeşim...
İleride acayip derecede zengin olsam bile böyle bişey yaptırmam gerçi bizim memlekette bu kadar sistematik ve tertipli bir deniz akvaryumu yapabilecek know-how var mıdır o da belli değil ya neyse :)
En iyisi hiç bulaşmayıp sadece fotoğraflarına bakıp vay be adamlar yapmış demek.
22 Temmuz 2011 Cuma
Dünya fani

Dün sabah uyandığımda karşılaştığım süprizle oldukça büyük bir şoka uğradım.Yataktan doğruldum daha afyonum bile patlamadan ayaklarım yere değer değmez zeminde bir ıslaklık hissettim.Endişeyle eğilip odanın zeminine baktım ancak görünürde bişey yoktu o sırada yatağın altından bir balığın çırpınma seslerini duyar gibi oldum aceleyle yatağın aşşağı yukarı 4 parmak yükseklikte olan altına baktım benim tosun frontosa boylu boyunca uzanmış son çırpınışlarını vermekte.Hemen alel acele kaptığım gibi akvaryumun içine geri postaladım kendisini.Akvaryuma atmadan önce garibanın derisinin oldukça kuru olduğunu hissetmiştim sanırım bir iki dakika kadar suyun dışında kalmış.Suya girer girmez hızla dibe çöktü 3-5 yüzgeç darbesi ya attı ya atmadı kumların üzerine bırakıverdi kendini boylu boyunca.Zannımca dışarda oksijensiz kaldığı süreçte büyük bir beyin hasarına uğradı belki düzelir diye umut ettim ama aradan geçen yarım saatte diğer balıklarında ilgisini çekmesi nedeniyle hemen yavruluğa naklettim bu akşam yemeğine kadar soluk alıp veriyordu yemekten sonra geldiğimde maalesef tosunum yüzgeçleri dikmiş imamın kayığına tek gidiş bileti kestirmişti.
İnsan ister istemez üzülüyor kolay değil aylarca emek vermiştim her gün sektirmedien yemini ver, hastalanınca ilacını dök,her hafta dip temizliğini yap bir dünya uğraş dur sonra sabah yatağının altından çıksın.Zibidi o kadar uğraşıp akvaryumun üstünü kapattığım halde hangi aradan atladı nerlerden sekti de benim yatağın altına kadar girdi hayretler içerisindeyim napalım birlikte olan yolculuğumuz buraya kadarmış.Artık haftaya gidip jr frontosalardan alırım bir tane daha, ölenle ölünmüyor.
2 Mart 2011 Çarşamba
Benim hamsiler


*Bazı arkadaşlar merak ediyorlardı beslediğim balıkları dün gece üşenmedim resimlerini çektim ama bendeki yetenekle çekilen resimlerin %90'ı abidik gubidik çıktığından 50 kare resimden toplasan 7-8 karesi bişeye benzedi bende içlerinden 2 tanesini seçtim ne yapayım şansınıza küsün :) İşte benim frontosa ve calvuslar şimdilik ufacıklar 3-5 ay sonra bişeye benzerler.Baktıktan sonra maşallah demeyi unutmayın nazar değmesin :)
*Blogspot kapatıldı diye bloğumu başka mecralara taşımayacağım buna kesin kararlıyım.Gemiyi terkedenlerden olmaya niyetim yok ama başka sistemlere taşınmayı seçen arkadaşlara da saygım sonsuz.Belki ilerde güzel bir domain bulursam kendi sitelerimin bulunduğu host'a geçerim.Sayaç hizmeti aldığım yerden ziyaretçi sayıma baktım takriben %40 civarında bir düşüş var ama ne yapalım zaten blogdaki amacım aman çok hit alayım aman çok kişi izlesin olmadığından pekte umrumda değil açıkçası yaşanan düşüş
20 Aralık 2010 Pazartesi
Afacan Balık Firarda

Allah aptala eşeğini kaybettirir, sonra buldurup sevindirir derler.Bende balığımı kaybettim hemde hepi topu 55 cm boy 45 cm eni olan bir akvaryumun içinde.Öğlen yemlemesi sırasında Akvaryum içtimasında var yazılmış olan afacan calvusumuz sigara almaya çıkıp döndüğümde kayıplara karışmıştı.
Birlikte firar var
Seçenekler gayet basit ya kayaların arasında ya yer yarıldı içine girdi ya kuş oldu kanatlanıp uçtu ya da akvaryumun dışına atladı.Kayaların arasındadır diyip yem attım yok, camı tıklattım yok,akvarymun çevresini ki gayet minnoş bir odada yaşamaktayım kardeşimle beraber el feneriyle aradık bulmadık.Ümidimi hepten yitirdikten sonra ne yapalım biraz ara verelim yemekten sonra tekrar ararız dedim elden bişey gelmez.Dışarıya firar ettiyse çoktan kurumuştur ortalık kokmasın diye ölüsünü bulmak lazımdı.
Aç ayı oynamaz
Yemeğin üzerine benim saksı çalışmaya başladı, önce leğeni aldım akvaryumdaki bütün kayaları çıkardım, çıkarmadan önce salladım ki eğer deliklere girdiyse korkup çıksın nafile, ışığın altında tekrar kontrol ettim yine yok.Madem bu kadar zahmet edip kayaları çıkardım bari musluğun altına tutayımda arasında pislik kaldıysa çıksın temizleyeyim dedim.Kayaları leğenden çıkartıp tek tek iyicene suya tuttum sonuncu kayaya geldiğimde suyun altında bir kuyruk farkettim :)
Firari balık yakalandı
Hemen akvaryuma koştum kayayı suya daldırdım baktım bir hareket yok.Sıkıştı balık diye kuyruğundan tutmaya kalkınca afacan can havliyle kendini akvaryuma atıverdi.Allahın akıllısı nasıl saklandıysa bu kadar uğraşıdan sonra anca ortaya çıktı.Nasıl sevindim nasıl sevindim anlatamam.Ancak balık kayadan çıktıktan sonra durumu pek hoşuma gitmedi akvaryumda bir kenara pıstı tabi 1-2 dakika suyun dışında kalınca hayvancağız oldukça sersemlemişti.Yüzgeçleri dikip tanganyika cennetine gidecek diye oldukça endişe ettim.Aradan birkaç saat geçtikten sonra kendine geldi şimdi yeniden akvaryumun efesi kesildi bütün balıkları köşe bucak kovalıyor.
Tabi bu durumda üzerine akvaryuma birdaha oluklu kaya koyarmıyım tövbe oluklu olanları balkona kaldırdım yarın çekiçle oluklarını yokedicem.
15 Aralık 2010 Çarşamba
Balıklarım geldi

Siparişini bir hafta önce verdiğim frontosa ve calvus'larım geldi sonunda.Piyasada (akvaryumcularda) kol gibi fiyatlardan satılan yavruları yeni tanıdığım akvaryumcu sayesinde piyasa fiyatının nerdeyse yarısına almayı başardım.Şu anda akvaryum içinde diğer balıklarımla beraber takılıyorlar bakalım inşallah alışma sürecini zaiyatsız atlatırız.Sadece iç flitreyle ne kadar dayanacaklar merak ediyorum en kısa zamanda kaliteli fakat ucuzundan bir dış flitre almam lazım.Ayrıca balık sayısıda arttığından artık daha fazla mağaramsı oluşuma ihtiyacım var dekorasyonuda yenilemem gerek.
22 Kasım 2010 Pazartesi
Balıklar geldi
Bu gün nihayet akvaryumda biyolojik denge oluşması ve içinde hastalıklara yol açacak etkenlerin olup olmadığını görebilmek amacıyla iki tane sarı prenses cinsi Cichlid aldım.İnşallah bir problem çıkmaz.Takriben bir hafta kadar akvaryumda tutmayı düşünüyorum sonra akvaryumcuya iade edeceğim büyük ihtimalle zira almayı planladığım Cichlid türleri farklı bir gölden aralarında problem yaşanmasını istemiyorum.Birbirlerini didiklemeye başlarlar bir gıdım huzur versin diye kurduğum akvaryum bende stres yaratır.Şimdilik bir mesele yok sarı prensesler ilk yemlerini yedi ve akvaryumu keşfetmekle uğraşıyorlar.Daha önce akvaryumdan bahsettiğimde fotoğraf isteyen arkadaşlar için fotoğrafda çektim biraz amatörce ama idare edin :)
19 Kasım 2010 Cuma
Ahvalim 3
Yeni eve tam anlamıyla yerleştiğimden beri akvaryumu geri kurmaya niyetliydim.Bu gün eyleme geçmeye karar verdim.Dün aldığım silis kumları yıkamakla başladım işe maalesef kumlar suya bir miktar salınım yaptığından 11 kilo kumu temizlemem takriben 2-3 saat sürdü.Kendimi çiğköfteci gibi hissettim kumu yoğurmaktan imanım gevredi.O hızla önüme çiğköfte malzemeleri koysanız 2 tepsi çiğköfteyi yapar kenara koyardım :))) Tabi kumu temizleken hesaplamadığım bir problem yaşadım evde 2 leğen olduğunu düşünürken sadece 1 adet olduğunun farkına varmam pek iyi olmadı.Kumları 2 parti yıkamak niyetinde 2 ye bölmüştüm temizlenmiş kumlarıda kirletmemek için akvaryumu temizlemek zorunda kaldım tek başıma kaldıramayacağım kadar büyük ve ağır olduğundan babam sağolsun bir el attı. İş çabuk bitsin diye cebelleşirken yalapşap yapmış bulundum pek sırıtmadı.Akvaryumu yerine yerleştirip ilk parti kumu koyduktan sonra 2.partiye geçtim en sonunda suyunuda ilave edince akvaryum bişeye benzedi.Silis kumla bu kadar hoş gözükeceğini tahmin etmiyordum hakkaten çok şeker oldu.Kurulumu tamamladığımda mutlaka resimleri koymaya niyetliyim.İnşallah pişman olmam bu sefer.TTnet yine yapacağını yaptı yazıyı yazmakta olduğum sırada internet gitti 3-4 sefer şükür kavuştuk güya özelleşince hizmet kalitesi artacaktı ama nerde elin herifi ellezi cebellezi yapıyor her sene milyarlarca doları bizde ağzımızı açıp bakıyoruz.
18 Eylül 2010 Cumartesi
Ondan bundan birazda şundan bölüm 8

-Bu aralar genel bir bezginlik hali var üzerimde hayırdır inşallah.Önce sinemada Resident Evil: Afterlife'ı izlemeye gidecektim sonra vazgeçtim.Altı gün önce tüm yurtta ve dış temsilciliklerde kutladığımız doğum günümden sonra kardeşimle bana hediye seçmeye gidecektim ondan da vazgeçtim.Vazgeçebilme özgürlüğü güzel bişey mirim.Ben senin benden vazgeçebilme ihtimalini sevdim.
-Bir süre daha sevgili olayını askıya almaya karar verdim."Kadınları anlamak zor hafız" triplerinede girmiycem.Heralde bundan sonra ben kendimi hazır hissedene kadar hatun milleti benim nazarımda okeye dördüncü olabilir ya da ortaklaşa kurbanda bir danaya girilebilir varlıklar olarak kalacak.Ah keşke "Hüseyin Kaya" uçarılığında "Filiz Sevişelim mi ?" umarsızlığı içerisinde olabilsem.
-Müge Anlı namlı sunucu bacının stüdyosunu fena bastılar 2 kişi yaralandı.Eleman milleti öldürmeye niyetli gelmiş hemde Allah korudu oradakileri.E baştan belliydi abidik gubidik aile mevzularına, cinayetlere,kayıplara ,erenlere karışırsan sonucunda bi bokluk çıkacağı.Filmlerin altın kuralıdır silahtan bahsedilirse ya da bir karede silah görünürse mutlaka o silah patlar.İnşallah bu tatsız olayı hayırlara vesile olurda bir daha görmeyiz kendilerini.Uzun süre dinlensin en azından ben bir 75-80 olana kadar ekranlarda boy göstermesin.Çoluk çocuğa karışsın makrome kursuna gitsin ne bileyim türlü aktiviteye versin kendinide gözüm görmesin.
-Referandumda evet çıktığından beri bazı "okumuş evetçi" arkadaşların egoları öyle bir şişti ki maşallah uçan fil dumbo'yu geçtiler.Friendfeed'de biri "Evetçilerin arasında ne kadar profesör, ne kadar mühendis, ne kadar öğretim görevlisi var biliyormusun"a kadar getirdi işi e napalım bizim kızı ne doktorlar ne mühendisler istedi de vermedik.Hayırcıların alayı sanki inşaat amelesi.Bilinen bişeyden bahsetmek lazım Hayır oyu verme oranı eğitim seviyesi yükseldikçe artıyor.Artmasına artıyor da bizim memlekette ne kadar okusan da eşeklik baki kalıyor bazıları için.
-Haluk Bilginer "Oyuncuların çoğu yavşaktır" demiş be bilader sende oyuncu değilmisin? Böyle saçma bir önermede nasıl bulunabiliyorsun.Yıllarını sahneye vermiş usta oyuncu böyle derse arkasından gelenler ne der? İşi abartıp "Büyük oyuncu olarak hatırlanan birçok isim, aslında kötü oynayan ama efsane yaratmayı becerebilmiş yavşaktı" diyerek aslında kendi kuyusunu kendi kazıyor farkında değil birkaç sene sonra genç oyunculardan biri çıkıp kendisi için de "yavşak" tabirini kullanırsa ne olur kızmasın.Yavşak muhabbetide hepten yavşadı.
-Akvaryumumdaki balıklar sürekli ölüyor asabım fena bozuldu bakım ve besleme işini gayet iyi yapıyorum halbuki görünürde belli bir hastalıkta yok.Hevesim geçti ha geçecek.Ölmeyen balık istiyorum.Mümkünse asidik ve yüksek kireçli sularda yaşayabilsin, her türlü hastalığa dayanıklı olsun, bir batında 1000-2000 yavru versin birde kendini finanse edebilsin yeter.
7 Mayıs 2010 Cuma
Anneler Günü Hediyesi Macerası
Malum haftasonu Anneler Günü kardeşimle beraber Anneme hediye almaya karar vermiştik.Bu gün annemide yanımıza alıp ona hediyesini almaya gittik bendeki şans bedevide olmadığından mütevellit yağmur ha yağdı ha yağacak durumdaydı.Neyseki bu sefer talihimiz döndü de yağmur yağmadan yırttık :)

Mesonauta festivus (Bayrak Cichlid, Festivum)
Hazır merkeze inmişken Akvaryumcuya uğramadan duramadım bişeyler dürttü beni.Nedense şu dünyada içinden çıkamadığım tek mağaza türü akvaryumcular.Bu seferde kanım kaynadı iki balığa alıverdim biri ramirezi biri festivum ama sanırım festivum'u almakla biraz hata ettim şu anda bile akvaryumun içinde Kiraz Karidesleri kovalamakla meşgul keşke onu alacağıma ramireziyi çift alsaymışım.Pişmanlık için çok geç aldığım balığıda iade etmek gibi bir alışkanlığım da yok dursun zaten taşınırken büyük ihtimalle iade edicem balıkları akvaryumcuya karşılığında da heralde balıkların yerine malzeme takası yaparım ankaraya gidip kurduğumda da yeniden akvaryum alemine dalarım.

Microgeophagus altispinosa (Bolivian Ram) Ramirezi
Bitkilerim hepten nanay olmuştu akvaryumcuylada aram iyi olduğundan bana birkaç kök saz bitkisi verdi çıkarken de adının pistia olduğunu öğrendiğim su üstü bitkisinden ekstra 4-5 kök atıverdi poşete sağolsun.Bu sefer ne kadar dayanacak bitkiler merak ediyorum.Bu arada ramirezi çabuk adapte oldu akvaryuma daha önceden aldığım keyhole cichlidler ile tatlı bir rekabete başladılar bile yer sahiplenme konusunda.

Mesonauta festivus (Bayrak Cichlid, Festivum)
Hazır merkeze inmişken Akvaryumcuya uğramadan duramadım bişeyler dürttü beni.Nedense şu dünyada içinden çıkamadığım tek mağaza türü akvaryumcular.Bu seferde kanım kaynadı iki balığa alıverdim biri ramirezi biri festivum ama sanırım festivum'u almakla biraz hata ettim şu anda bile akvaryumun içinde Kiraz Karidesleri kovalamakla meşgul keşke onu alacağıma ramireziyi çift alsaymışım.Pişmanlık için çok geç aldığım balığıda iade etmek gibi bir alışkanlığım da yok dursun zaten taşınırken büyük ihtimalle iade edicem balıkları akvaryumcuya karşılığında da heralde balıkların yerine malzeme takası yaparım ankaraya gidip kurduğumda da yeniden akvaryum alemine dalarım.

Microgeophagus altispinosa (Bolivian Ram) Ramirezi
Bitkilerim hepten nanay olmuştu akvaryumcuylada aram iyi olduğundan bana birkaç kök saz bitkisi verdi çıkarken de adının pistia olduğunu öğrendiğim su üstü bitkisinden ekstra 4-5 kök atıverdi poşete sağolsun.Bu sefer ne kadar dayanacak bitkiler merak ediyorum.Bu arada ramirezi çabuk adapte oldu akvaryuma daha önceden aldığım keyhole cichlidler ile tatlı bir rekabete başladılar bile yer sahiplenme konusunda.
1 Mayıs 2010 Cumartesi
Akvaryum Dünyasının Dehası Takashi Amano

Akvaryumla ilgilenenler az çok duymuşlardır Takashi Amano ismini.Hatta kendi adında karides türü bile var.Adam akvaryum dizayn etmiyor adeta sanat eserleri meydana getiriyor.Elinden çıkmış akvaryumların seyrine doyum olmuyor.İnanın başında saatlerce oturup seyredersiniz yinede doymazsınız.Akvaryum dünyasının Michelangelo'su dersem abartmış olmam.Her akvaryum sever kendi akvaryumlarına özenir güzelleştirir fakat bizim basit akvaryumları Amano akvaryumlarıyla mukayese bile edilemez.Aşşağıda sadece birkaç örneğini verdim resimlere tıklayın büyük hallerine bakın ince işçiliğin dehanın farkını göreceksiniz.Bu resimlerden sonra akvaryumlara bakış açınız değişecektir...

Takashi Amano Melek Akvaryumu
Takashi Amano Roma'da bir Workshopta Akvaryum düzenliyor
5 Nisan 2010 Pazartesi
Balık takası yaptım şekilli oldu
Dün akşam akvaryuma bakarken aslında epey bir süre önce yapmam gereken bir takasın farz haline geldiğini farkettim çokta büyük sayılmayan bir akvaryumum bol miktarda da balığım var fakat içlerinden üçü beni deli ediyor.İkisini (Ters yüzen çöpçü - Synodontis nigriventris) amcama verip kurtuluyorum elimde kala kala labio bicolor (Epalzeorhynchus bicolor) denen psikopat deli canlı kaldı.Labio aslında uyumlu türlerle bakılınca çok sevimi bir canlı elim akvaryumdayken gelip didiklemesine bayılıyordum ama dediğim gibi dün gece gözlemlerken benim dişi betalara hepten sardığını gördüm yazık garibanları bir o tarafa bir bu tarafa kovalıyor dişi betaların kuyrukları didiklenmekten tel tel olmuş.Yerimden kalkmaya mecalim yoktu ama ne yapayım garibanlar ölmesinler diye sabah erkenden kalkıp labioyu yakaldım poşetine güzelce yerleştirip akvaryumcunun yoluna koyuldum.
Akvaryumcuya geldiğimde daha önceden beğendiğim balıkların olmadığını görüp ufak bir hayal kırıklığı yaşasam da netice olarak bu vandal balıktan kurtulmam gerekliydi verdim gitti onun yerine iki adet keyhole cichlid diye bilinen Cleithracara maronii aldım üzerine biraz para verip 2 adet leopar zebra bir miktar yem aldım.Gayet mutlu ve huzurlu bir şekilde dönüş yoluna koyuldum fakat bacaklarımın ağrısından yol bir türlü bitmek bilmedi aksilik birde dolmuş bekledim neyse mahalleme döndüm elimi cebime attım anam ne göreyim sigara paketi düşmüş len zaten olmuş bi tomar para bide gittik bi paket daha aldık girdi kol gibi.Şimdi balıkların hepsi huzur içindeler arkalarından kovalayan ve didikleyen kimsecikler yok dişi betalarım daha önce inmeye korktukları akvaryumun alt ve orta kısımlarında yüzmekte keyifleri yerinde yani.Şu ters yüzen çöpçülerden de bir kurtulayım şahane olucak ama Ankaraya giderken akvaryumu bozmak zorunda kalıcam büyük ihtimalle sadece betaları götürebilirim yanımda diğerlerini akvaryumcuya ya da amcama bırakıcam bakalım o zaman nereden eserse rüzgar.
Akvaryumunuz varsa eğer siz siz olun cichlid harici balıkların yanına labio bicolor koymayın hayvanlarda huzur bırakmıyor aynısı ters yüzen çöpçü için de geçerli.
25 Aralık 2009 Cuma
Balıklar huzura erdi
Nihayet yavru Lepisteslerim bir ısıtıcıya kavuştular.Neredeyse bir aydır garibanlar soğuktan tir tir titriyorlardı.Aslında maddi anlamda ciddi bir külfeti yoktu ısıtıcının ama merkeze inip bişeyler almaya başlayınca alınacak şeyler listesi uzun olduğundan mütevellit masraf çok olacağından mecburen erteliyordum.Isıtıcının yanında akvaryumcuyla derin pazarlıklar neticesinde elimdeki kurbanlık dana boyutlarına gelmiş semiz ters yüzen çöpçülerimi (Synodontis nigriventris) takas etmek için anlaştık.Pek takas niyetinde değildim ama ne yapayım bi anda godzilla kadar oldular diğer balıkları ürkütüyor bitkileri kökünden söküyor ve ilk aldığım zamanki kadarda hareketli değiller bi tek yem zamanı ortaya çıkıp yemleri mideye indirip hemen motorun altına saklanıyorlar.Kısacası akvaryum için yeterince faydalı değiller.Ters yüzen çöpçüleri (Synodontis nigriventris) bronz çöpçülerle (Corydoras aeneus) değiştircem artık.Bronz çöpçüler hem daha çalışkan hemde ortalığı dağıtamayacak kadar ufak kalıyorlar.Ters Yüzen çöpçü dendiğine bakmayın tamamen farklı bir tür biraz araştırdım şimdiki boyutlarınıda rahatlıkla aşabileceklerini biliyorum birkaç ay içerisinde o zaman hiç başa çıkamam bunlarla.Şimdi 6-7 cm daha sonra 15 cm ve üzeri olabiliyorlarmış.Belkide hiç vermem yinede bronz çöpçü ya da Panda Çöpçü alabilirim akvaryum konusunda biraz manyağımdır da üzerinize afiyet.Ters Yüzen Çöpçü (Synodontis nigriventris)
Bronz Çöpçü (Corydoras aeneus)
Yakında ev yapımı mayalı CO2 sistemi yapacağım.Bitkilerim çok zayıf toparlansınlar diye sıvı gübre aldım o da yakıyor bitkileri anlamadım nasıl bir iş :)
Elma Salyangozu (Apple Snail)
Ayriyetten akvaryumda yalnız kalan Elma Salyangozum (Apple Snail) için arkadaşlar aldım 2 tane balıkçı yanında 1 tanede bonus verdi.Şimdi 4 tane Elma Salyangozum var
26 Ekim 2009 Pazartesi
Yağmur ve ben
İlginçtir hayatım boyunca yağmurdan nefret ettim.Sebebini sakın sormayın bende bilmiyorum.Acayip hüzünlenirim,boğulurum,daral gelir o havalarda.Orhan Veli'nin dediği gibi "Beni bu havalar mahvetti" Bu günde o mahvedici havalardan birini yaşadım şükür ki bitti.Yağmurun sesi gelmiyor artık antalya semalarından.Ne penceremde tıkırtısı var ne de yoldaki birikintilerden çıkan yağmur tanelerinin şıpırtısı.Demin,desdemin kesildi yağmur, gök gürültüsü eşliğinde şenlendirirken dünyayı benim iç dünyamı harab ettiğinin farkında bile olmadan.Neden olsundu ki?
***
Aşklarının bitmesinden dert yanarak bahseden insanlardan bıktım.E tabi bitecek aşkta biter her güzel şeyin sonu olduğu gibi o da bitiyor tükeniyor sonunda .Koca koca ömürlerin biterken sonsuz,bitmeyecek aşkın peşinde koşmak saçma değil mi?
***
Gün ortasında telefonum çaldı arkadaş hadi gel bi sinema bileti almaya gidelim dedi.Atladık arabaya gittik bileti aldıktan sonra bende yakınlardaki bir akvaryumcuya uğrayalım dedim.Daha önce kapıma kadar siparişlerimi getirmişti ramazandayken üstelik...Daha sonra babamla beraber uğradığımda elinde doğru düzgün malzeme yoktu alışveriş yapamamıştım bu sefer aradıklarımın hepsi olmasa da ihtiyaçlarımın bir kısmını karşılayabildim.7-8 kök bitki,5 kiraz karides,4 lepistes ve birazda akvaryum için bitki gübresi aldım hepi topu 15 liraya maloldu ,Bizim evin altındaki hem camcı hem akvaryumcu arkadaşa sipariş vermiştim sadece bitki gübresine 38 lira demişler ben 3 liradan aldım bakalım faydası olacakmı? Bitkiye bi dünya para bastık inşallah güzelleşir akvaryum :D Birde önceden aldığım mavi ışık bir halta yaramıyormuş onu öğrendim.Para olursa gidip gün ışığı özelliği olan bir florasan almam gerekiyor birde akvaryum için aliminyum kapak yaptırmak lazım üzerinde emaneten duran cama monte edemem forasanı...
10 Eylül 2009 Perşembe
Fenalardayım
Çok sinirliyim valla.Dün sevindirik bir vaziyette akvaryumcuların mekanına gittim uzun zamandır aksiklerini tamamlamadığım küçük su altı dünyama yeni arkadaşlar ekleyeyim dedim.2 inci gurami,1 cüce (kırmızı) gurami,2 lepistes,2 vatoz ,3 kök tütün bitkisi be birde kütük aldım.Akabinde yeni balıklardan sonra benim akvaryumdaki hayvanatlardan bir tanesi sabaha karşı yüzgeçleri dikti..İnsan beslediği hayvan ölünce bir tuhaf oluyor sanki içinden bir parça kopuyor gidiyor bende öyle hissettim.Acayip melülleşiyor hüzün dalgalarında sörf yapıyorsunuz gibi ...Şu anda da dün aldığım vatozlardan biri yüzgeçleri dikti ha dikecek baktım su üstünde ters yüzüyo kepçeyi kaptığım gibi motorun dibine yanaştırdım (şok hava tedavisi)1 saattir orda duruyordu biraz düzelir gibi oldu bıraktım şimdi yine yüzgeçleri dikmiş kenarda 2 büklüm duruyor.Hani akvaryumda hastalık falan da yok zehirli bir maddede dün aldığımda su değişimi şoku yaşadı desem oldukça özen gösterdim olması imkansız..Gitti gider :(((
Eskisi gibi sağlam yapmıyolar balıkları alayı çürük.Pehhh nerde eski balıklar.
4 Eylül 2009 Cuma
Vaziyet-i halim
Kafam çok karışık ey ahali duyduk duymadık demeyin.Yine melankoli sardı beni ulan bu geceler bir gün beni yiyip bitirecek ama hayırlısı.Şiir patlatasım geldi mevzusal sıkıntılar içine girdim ulan bi şiire tema bulmak bu kadar mı zor olur.İlham periside gelmedi (ne menem bişeyse işte millet g.tümden uyduruyorum dememek için bunuda g.tünden uydurmuş heralde artistik bir hava katsın deyü)
off off off ulan bu gün başıma acayip bişeyde gelmedi ki akvaryumdaki midyelerden iki tanesinin yürüyüşe çıkması dışında :) zirzobun biri gitti taa en arkadaki kayaların dibine girdi ne güzel yığmıştım kayaları içine etti resmen.Ama akşam gittim eşşek kadar bi taş buldum yarın temizleyip arkaya onu koyucam sıkıyosa onuda kaydır deyyus.Öbürüde bu akşam ona özenmiş nümayişe çıkmış ulan sen bir garip midyesin ne deyü kendini Evliya çelebi sanarsın otur oturduğun yerde...
Neyse bu günlük bu kadarla idare ediverin gari beni afakanlar bastı bende onlara kontraya çıkıcam onlara basıp gelicem
Not:Çok fazla ulan kullanmışım kendimden tiksindim.Amma ağzı bozuk biri oldum çıktım be..
off off off ulan bu gün başıma acayip bişeyde gelmedi ki akvaryumdaki midyelerden iki tanesinin yürüyüşe çıkması dışında :) zirzobun biri gitti taa en arkadaki kayaların dibine girdi ne güzel yığmıştım kayaları içine etti resmen.Ama akşam gittim eşşek kadar bi taş buldum yarın temizleyip arkaya onu koyucam sıkıyosa onuda kaydır deyyus.Öbürüde bu akşam ona özenmiş nümayişe çıkmış ulan sen bir garip midyesin ne deyü kendini Evliya çelebi sanarsın otur oturduğun yerde...
Neyse bu günlük bu kadarla idare ediverin gari beni afakanlar bastı bende onlara kontraya çıkıcam onlara basıp gelicem
Not:Çok fazla ulan kullanmışım kendimden tiksindim.Amma ağzı bozuk biri oldum çıktım be..
22 Ağustos 2009 Cumartesi
Antin Kuntin İşler
Hava acayip sıcak bunalmış durumdayım.Ramazanda geldi kimse çekilir bir halde değil oruç başına vuran insanlar saatli bomba gibiler ortamların tadı tuzu yok.Sağda solda sörf yaparken bi dünya materyal buldum üzerine yazacak lakin yazasım gelmiyor.İşin aslı keyfim yok.Kısa bir süre için bile olsa tatile bize gelen kuzenler gitti,ev bomboş kaldı,aldığım balıklardan 3 tanesi telef oldu hele ki bir tanesi ayıla bayıla aldığım Botia macracanthus cinsi balığım.Acayip üzüldüm yahu.
Neyse onlara vitamin aldım yemlerine karıştırmam gerekiyormuş ama pond cinsi yemlere o vitamini nasıl karıştıracağımı kestiremedim ne yapayım bende yemleri ufalayıp üzerlerine damlattım ve kurumalarını bekleyip öyle verdim palucuklarıma...Bakalım 1 hafta içinde belli olur vitaminler işe yarıyor mu yaramıyor mu :) Aslında bitki takviyeside yapmam lazım amma velakin para durumları sakatta açıkçası korkuyorumda o kadar cebelleşip kurduğum akvaryum'a dışardan hastalık gelir diye birde mango kökü bulsam fena olmayacak vatozlar yapışsın pek seviyolarmış keratalar.
Neyse onlara vitamin aldım yemlerine karıştırmam gerekiyormuş ama pond cinsi yemlere o vitamini nasıl karıştıracağımı kestiremedim ne yapayım bende yemleri ufalayıp üzerlerine damlattım ve kurumalarını bekleyip öyle verdim palucuklarıma...Bakalım 1 hafta içinde belli olur vitaminler işe yarıyor mu yaramıyor mu :) Aslında bitki takviyeside yapmam lazım amma velakin para durumları sakatta açıkçası korkuyorumda o kadar cebelleşip kurduğum akvaryum'a dışardan hastalık gelir diye birde mango kökü bulsam fena olmayacak vatozlar yapışsın pek seviyolarmış keratalar.
12 Ağustos 2009 Çarşamba
Sıkılganlık
Bu ara pek bir sıkılganım.Halbuki hiçte fena olmayan bir hayatım var.Belki istediğim kadar iyi değil ancak halime bakarak şükretmemek ayıp olur.Elimiz ayağımız yerinde,sağlığımız ehh işte herkes kadar,aç değiliz açıkta değiliz,Antalya gibi yurdumun cennet köşelerinden birinde denize yakın bir evde ikamet ediyorum ne istiyorum daha ulan :D Düşünüyorumda herhalde artistliğim tuttu anlamsızca.Büyük olasılıkla bu artisliğim kapalı ve nemli boğuk havadan kaynaklanıyor,birde birtürlü düzenine,havasına,suyuna,insanına alışamadığım bu Antalya denen şehirden.
Sabah şehir merkezinde birtakım işlerim vardı (Ayıptır söylemesi geçenlerde yaptırdığım akvaryuma balıklar aldım - Ahanda Burada Bahsetmiştim hemde) Antalyanın en işlek yeri olan ışıklar'a gittim kasabaya dönmüş her taraf toz duman sağolsun Menderes Türel tranvay yapacağım diye sokak düzenini altüst ettirmişti hala düzeltilememiş şahane şaheseri.Dolmuşlar otobüsler karman çorman yollardan gidiyor, yolun ortasına koca koca kazıklar dikmişler vs vs neyse anlayacağınız şehircilik anlayışı bakımından yerlerde sürünen bir ortam var millet abidik gubidik kaldırımlara takılıp düşüyor tam komedi.
Amcamdan aldığım adres tarifi üzerine Akvaryumcular nerede diye bakınıyordum.Bir türlü adresin tam yerini bulamadım (adres bulma özürlü olduğumu zannetmeyin şıppadanak bulurum normal bir yerde) bir esnafa danışayım dedim yakınlarda bulunan cafemsi bir yerden adresi sorduğum garsonlardan ikiside bilemedi Allahtan dükkanın kıdemli elemanı geldide tarif etti ula 50 metre ötesindeki yeri bilmezmi bir insan Akvaryumcular çarşısı birde yani o kadarda kolay akıldan çıkacak bir mekanda değil neyse efenim adresi bulur bulmaz daldım çarşının içine uygun bir dükkan varmı diye bakındım.Hemen hemen tüm akvaryumcular istisnasız ciklet denen türe geçmiş eski düzen canlı doğuran satan bir yer bulmak neredeyse imkansız.İşin tuhafı deniz kıyısındaki bu koca kentte ankaradaki orta büyüklükte bir akvaryumcuda bile rahatlıkla bulabileceğiniz materyallerin,donanımların bulunamaması koca çarşıda doğru düzgün akvaryum bitkisi yok alayı plastik yahu akvaryumcuda canlı bitki olmaz mı hiç.Sonunda aradığım yeri buldum girdim içeri alışverişimizi yaptık paramızı bayıldık.Haftaya yine gideceğim bakalım istediğim kiraz karides ve tatlı su yengecini temin edebilecekler mi ?.Dolmuştaki maceramızı hiç anlatmayayım insanlarımızın ne kadar yüzsüz olduğunu bilmeyin...
Eve geldikten sonra balıkları akvaryuma koydum ancak içlerinden türü Botia macracanthus olan bana bir tuhaf geldi sanırım henüz adapte olamadı ya da akvaryumcuda eleman yakalayayım derken biraz örseledi hayvancağızı.Kayaların içinde sürekli inşallah düzelir büyüyünce çok sevimli oluyorlar.Bu arada akvaryumcudan aldığım dişi lepistes eve getirdikten 3-4 saat sonra doğurmuş görebildiğim kadarıyla 2-3 adet yavru kalmış yediler heralde :( Bu günlük bu kadarus....
Sabah şehir merkezinde birtakım işlerim vardı (Ayıptır söylemesi geçenlerde yaptırdığım akvaryuma balıklar aldım - Ahanda Burada Bahsetmiştim hemde) Antalyanın en işlek yeri olan ışıklar'a gittim kasabaya dönmüş her taraf toz duman sağolsun Menderes Türel tranvay yapacağım diye sokak düzenini altüst ettirmişti hala düzeltilememiş şahane şaheseri.Dolmuşlar otobüsler karman çorman yollardan gidiyor, yolun ortasına koca koca kazıklar dikmişler vs vs neyse anlayacağınız şehircilik anlayışı bakımından yerlerde sürünen bir ortam var millet abidik gubidik kaldırımlara takılıp düşüyor tam komedi.
Amcamdan aldığım adres tarifi üzerine Akvaryumcular nerede diye bakınıyordum.Bir türlü adresin tam yerini bulamadım (adres bulma özürlü olduğumu zannetmeyin şıppadanak bulurum normal bir yerde) bir esnafa danışayım dedim yakınlarda bulunan cafemsi bir yerden adresi sorduğum garsonlardan ikiside bilemedi Allahtan dükkanın kıdemli elemanı geldide tarif etti ula 50 metre ötesindeki yeri bilmezmi bir insan Akvaryumcular çarşısı birde yani o kadarda kolay akıldan çıkacak bir mekanda değil neyse efenim adresi bulur bulmaz daldım çarşının içine uygun bir dükkan varmı diye bakındım.Hemen hemen tüm akvaryumcular istisnasız ciklet denen türe geçmiş eski düzen canlı doğuran satan bir yer bulmak neredeyse imkansız.İşin tuhafı deniz kıyısındaki bu koca kentte ankaradaki orta büyüklükte bir akvaryumcuda bile rahatlıkla bulabileceğiniz materyallerin,donanımların bulunamaması koca çarşıda doğru düzgün akvaryum bitkisi yok alayı plastik yahu akvaryumcuda canlı bitki olmaz mı hiç.Sonunda aradığım yeri buldum girdim içeri alışverişimizi yaptık paramızı bayıldık.Haftaya yine gideceğim bakalım istediğim kiraz karides ve tatlı su yengecini temin edebilecekler mi ?.Dolmuştaki maceramızı hiç anlatmayayım insanlarımızın ne kadar yüzsüz olduğunu bilmeyin...
Botia macracanthus
Eve geldikten sonra balıkları akvaryuma koydum ancak içlerinden türü Botia macracanthus olan bana bir tuhaf geldi sanırım henüz adapte olamadı ya da akvaryumcuda eleman yakalayayım derken biraz örseledi hayvancağızı.Kayaların içinde sürekli inşallah düzelir büyüyünce çok sevimli oluyorlar.Bu arada akvaryumcudan aldığım dişi lepistes eve getirdikten 3-4 saat sonra doğurmuş görebildiğim kadarıyla 2-3 adet yavru kalmış yediler heralde :( Bu günlük bu kadarus....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)




















