Off off dün itibariyle sevimli bir arpacık sahibi oldum.Sol gözümde bu sene 2.seferdir çıkıyor.İllet olmuş durumdayım.Her göz kırpışımda gözümde bulunan minik bir diken batıp duruyor.Televizyona da bilgisayar ekranına da bakmakta güçlük çekiyorum.Kişisel hijyene o kadar dikkat etmeme rağmen çıkmasına bir anlam veremedim.İçim mikrop ondan olabilir :)))
Antibiyotik merhem kullanmaya başladım bakalım ne kadar sürecek bu eziyet...
Cumhuriyetimizin kuruluşunun 87.yılını kutladığımız şu günde aslıda daha güzel bir konuya değinmek isterdim ama maalesef bizi yönetenler buna izin vermiyorlar.
Daha önce İkizdere'de yapılması düşünülen çevre katliamından bahsetmiştim.Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu sağolsun ikizdere'yi doğal sit alanı ilan ederek yapılmakta olan hidro elektirik santrallerini engellemişti.Böylece elimizde bulunan en güzel vadilerden ve ekolojik sistemlerden birisi,tabiat harikası kurtulmuştu ama sevincimizin gursağımızda kalması uzun sürmedi tabiki.
Hükumet meclise sunduğu yeni kanun değişikliğiyle doğal sit alanı ilan etme yetkisini Çevre ve Orman Bakanlığına devretmeyi düşünüyor.Şimdiden hepimize geçmiş olsun artık anadolunun ekolojik sistemleri için el fatiha diyip cenaze namazına durmamızın zamanı geldi.Zaten hali hazırda yurdun nerdeyse %20-25 lik kısmını madencilere peşkeş çekenler bu değişiklikle geri kalan koruma altındaki bölgeleride tarumar edecekler.
Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu kararlarıyla korma altına alınmış her yer yeniden değerlendirilecek.Yeni yapılacak değerlendirmenin nasıl olacağıda ortada hes'lere son gaz devam.Yurdun tüm ekolojik hazineleri artık özel sektör için devlet eliyle kullanıma açılacak.Netice itibariyle yapılacak yasal düzenleme tabiat üzerinde yıkıcı etkilere yol açacak.
Millet doğal dengeyi sağlamak için senelerce yırtınırken biz kendi ellerimizle doğamızı neden tahrip ediyoruz.Neden neden neden...
Para hırsı bu kadarmı kör etti gözlerimizi?
Ne zaman anlayacağız bizi yaşatanın çevre olduğunu? Kızılderililerin asırlar önceden dediği gibi "Son balık öldüğünde, son nehir kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde beyaz adam paranın yenmediğini anlayacak." ama sanırım biz anlayamayacağız.
İyi uykular Türkiye durmak yok doğayı tahribe devam.Paralar gelecek yeşil yeşil vesselam...
Sanırım dün gece nirvanaya ulaştım.Bir haller oldu bana huzur doluydum.Kendimi imanı yalayıp yutmuş bir Nihat Hatipoğlu olmadı içine Dalay Lama kaçmış misali sukunet denizinde sırtüstü yüzerken bir türkü tutturmuş gibi hissediyordum.
Ortalıkta bi dünya deli var kedi keseninimi arasın,keçilere rus görmüş 40 yıllık abazan muamelesi yapanımı,içip içip sağa sola sataşanımı,10 senelik pulları yalamadan uyuyamayanımı.Halimize şükretmek lazım bir eksiğim 35'lik rakı o da olmayıversin canım diyordum ki.
Blog aleminin afacan üyelerinden Baş Harfi Ğ iki sefer mimlemişti beni ama mimleri vaktinde yapamamıştım e biriken mimleri harcamak lazım.Mim Konularımızdan biri "Çantamızdaki 5 önemli şey".İkincisi "Sizi mimleyen kişiyi blogdan tanıdığınız kadar anlatınız"
* Çantamızdaki 5 önemli şey:Aslına bakarsanız erkek bireylerin yanında pek çanta olmaz.Bunu belirten arkadaşa verdiği yanıt "bir yere giderken yaptığın çanta olabilir" olduğundan bende seyahat çantama ne koyarım diye düşündüm
1-Laptop 2-Dinlemek için müzik CD'leri 3-İzlemek için Film CD'leri 4-Kulaklık 5-Sigara
* Sizi mimleyen kişiyi blogdan tanıdığınız kadar anlatınız: Tanıdığım kadarıyla Baş Harfi Ğ abisiyle problemleri olan,klasik ergen sorunlarından muzdarip, biraz alıngan,oldukça espirili çok tatlı bir blogger :)) Severek takip ediyoruz.
Mim havale kısmını boş bırakıyorum isteyenler devam ettirmekte özgürdür :)
Bildiğiniz üzere Ankara'ya taşınmama sadece günler kaldı.Taşınmanın en kötü yönü evdeki dağınıklık her taraf koli deryası oldu anasını satayım.İllallah dedirtti karton kutu görmek.Meğer odamda ne çok ıvır zıvır varmış daha yarısına anca geldim ama odanın oldukça büyük bir kısmı koli yığını oldu.Yarın devam edeceğim daha cdlerimin yarısı elbiselerimin yarısı ve incik cıncıkları kutulara hapsedicem.
Koli yapmakta ayrı bir dert taşınacak aracın yağmur çamurda içeriye su sızdırma ihtimaline karşı kolinin içinin her tarafını naylon poşetle kaplıyorum.Kimi kutuların dibi ağırlığı taşımıyor diye ayrıca koli bantlarını yenilemek gerekiyor.Kenarı köşesi yırtıklardan hiç bahsetmiycem bile.İleride eğer imkanım olursa sadece taşınma işi için koli pazarlaması ve satışını yapabilirim şaka şuka iyi para kırılır :)) Pazarı var kutumdda büyük var hissedebiliyorum Acun bey :)
Bu arada bizimkiler çoğu eşyanın orjinal kutularını atmamış köpüklerine varana kadar hepsi duruyormuş kömürlükte.Ses sistemini (ucuz mucuz iyi ses veriyor valla) orjinal kutusuna geri koyabilmek 1 saat vaktimi aldı :) Tabiki durum kutudan değil bendeki süper zekadan kaynaklanıyor.Yerleştiriyorum yerleştiriyorum hoparlörün biri dışarda kalıyor çıldırmak üzereyken kutunun içindeki köpüğün alt değil üst olabileceğini hissettim zira oldukça dolgun duruyordu alt kısım.Kutunun içindeki herşeyi çıkardım köpüğünüde çıkardım ne göreyim altında oldukça bol mktarda yer var herşeyi koyabilmek için oyukları bile hazır.Hemen düzelttim ve içine itina ile yerleştirdim :)
Buradan yetkililere sesleniyorum ne olur orjinal kutulara geri koyabilmek için de bir kullanım kılavuzu hazırlayın bu ne ya :)))
Çekilmeye başlandığı açıklandığından beri merakla beklediğim Thor'un uzun metraj sayılabilecek fragmanı yayınlandı.Thor'u 2011'in ilk yarısında izleyebileceğimizi tahmin ediyorum :)
The walking dead bir süredir beklediğim bol ödüllü bir çizgi romanın uyarlaması.Amerikan kanalı AMC'de 31 Ekimde yayınlanması beklenen dizinin dün gece internete sızan ilk bölümünü izledim ne yalan söyliyeyim ilk bölümden off şahane öldüm bittim denilecek hali yok ancak ümit vaadettiğini söyleyebilirim.Henüz başlangıç olması itibariyle çok fazla negatif yorumda bulunmayacağım.Senaryo zayıf klasik zombi filmi senaryolarından pek farklı değil makyaj ve görsel efekt konusunda haklarını yemiyelim gayet başarılılar.Oyunculuk mevzusuna pek girmeye lüzum yok zira tüm karakterler henüz ortaya çıkmış değil.Dizinin atmosferinin başarılı olmasının sebebi dizinin hem yazarlığını hem yapımcılığını hemde yönetmeliğini yapan Green Mile (Yeşil Yol) ve The Shawshank Redemption (Esaretin Bedeli) gibi muhteşem filmlerin de yönetmeni olan Frank Darabont olması sanırım.Başrollerde Andrew Lincoln ve Sarah Wayne Callies yeralmakta.Çok çene yapma mevzu ne diyecek olursanız kısaca Şerif memuru olan Rick Grimes bir suçlu kovalamacasının ardından vurulur ve hastaneye kaldırılır.Uzun bir süre sonra kendine geldiğinde hastane bomboştur dışarı çıktığında bildiği dünyanın neredeyse yokolduğunu görür.Henüz iyileşmemiş haliyle evine koşar ancak ailesini yerinde bulamaz üstelik ortalık zombi kaynıyordur.Sağ kalan bir baba oğuldan insanların atlantaya kaçtığını orada güven altında olduğunu öğrenir.Ailesini bulabilme umuduyla yollara düşer.Ancak Atlantada onu büyük bir süpriz beklemektedir.
Bizim muhterem "aydın" demokrasişinas,sorosperest yetmez ama evetçi arkadaşlar sonunda Hayırcıların birazda olsa haklı olabileceğine inanmaya başladılar geç gelen bir günaydın demek istiyorum kendilerine.HSYK seçimlerinde bakanlık listesinin tulum çıkmasıyla bağımsızlığından şüphe ettikleri HSYK tamamen Adalet Bakanlığının kontrolüne geçti.Bu gelişme üzerine kendileri ama biz böyle olacağını düşünmemiştik böyle olmamalıydı diye bızıklamaya başladılar.E be kuzum hani sizim über zekanızın demokrasi getireceğini iddaa ettiği düzenlemeden nasıl olduda bürokrasi ve yürütme egemenliği çıktı.Düzenlemelere Hayır dediğimizi beyan ettiğimiz zaman bizi faşistlikle,demokrasi düşmanlığıyla,hukuk bilmezlikle hatta salaklıkla itham etmemişmiydiniz.Bizim gibi "az eğitimili,kafası az çalışan,hukuk bilmeyen" insanların gördüğünü nasıl olduda göremediniz.HSYK'nın eski düzeni demokratik değildi üyelerin seçildiği yer dar kapsamlıydı falan ama şimdi oluşan manzara daha mı demokratik?Yargı da hükumetin kontrolü altına alındığına göre eski cumhuriyet defteri kapanmıştır gözünüz aydın 2.Cumhuriyet sessizce ilan edildi.Bundan Sonra demokrasinin temeli güçler ayrılığı yerine güçler birliği var.Güçler birliği nerede olur faşist rejimlerde.Buyrun burdan yakın biz ülke faşizma doğru ilerliyor derken evhamlara kapıldığımızı hezeyanlar yaşadığımızı beyan eden siz değilmiydiniz alın sayenizde kurulmaya başlayan 2.Cumhuriyetinizi tepe tepe kullanın.Bundan sonra yargı bağımsızlığından söz etmek mümkün olmadığından "tatlı su demokratları" yargı dolayısıyla görecekleri haksızlıklardan sonra ağlamasınlar...
Şimdi geldiğimiz noktada kimin kafasının az çalıştığı olduğu ortaya çıktı mı :)
YÖK başkanı Yusuf Ziya Özcan'ın yarattığı fiili durum ayrı bir komedi.Şahsen 18 yaşını geçmiş bireyerin kılık kıyafetine karışılamayacağı özgür düşüncenin kaynağı üniversitelerinde kıyafet serbestisi olması gerektiğine inanan biriyim.Ancak bu demek değildir ki idare kendi kafasına göre kanunların ve mahkeme içtihatlarının aksine uygulama yapabilsin.Beyfendi kendi kafasına göre üniversitelere talimat yolluyor türbanla girenler dersten çıkartılamaz tutanak tutun diye.İyide Üniversitelerde Türban serbestisi getirilmeye çalışıldığında anayasa mahkemesi bu düzenlemenin değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek maddelere aykırı olduğunu tescillemdi mi? Anayasamızın 138.maddesinde "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez."yazmıyor mu e o zaman bu uygulama açıkça anayasa mahkemesinin kararlarına aykırı olmuyor mu? YÖK başkanı bu cesareti nerden buluyor?
YÖK başkanı kanunlara uymazsa "imam ossurursa cemaat s.çar" ilkesi gereği millet ilköğretimdeki çocukları Türbanla derse sokmaya çalışmaya başladı.Umarım daha fazla yaygınlaşmaz.Tabi ilköğretim zorunlu olduğundan ilk birkaç gün direnen eğitmenler çocukların derslerden daha fazla geri kalmaması için mecburen tutanak tutarak göz yummak zorunda kaldılar alın size ayrı bir fiili durum.Ayıkla pirincin taşını :)
Siyasi partiler acilen bir araya gelip bu konuda Anayasa Mahkemesinden dönmeyeek şekilde kalıcı bir düzenleme yapmaları şart.O düzenleme yapılana kadar uygulanacaklar yasadışı olacaktır.Umarım kısa zaman içinde sorun halledilir ancak pek öyle de gözükmüyor halledilirse ülke gündemindeki bir açmazda ortadan kalkacak kısır çekişmeler yerine daha realist ve halkı doğrudan ilgilendiren konular konuşulur hale gelecektir...
Gün geçmiyorki yeni bir mimde misafir oyuncu larak yeralmayalım.Bu seferki mim'i bana paslayan ™ мγdяєaм ve mim konumuz "İstatikler Top 5 İstatistiklere Göre En Çok Okunan İlk 5 Yazı"mız.Tabi soruda zaman belirtilmediğinden doğal olarak istatistiklerde ilk karşıma çıkan bu haftanın en çok okunan yazılarını vereceğim :)
İstatikler Top 5 İstatistiklere Göre En Çok Okunan İlk 5 Yazı
Kimdir deyü merak eden olursa Ankaranın Cebeci kazasında hazana çalan eylül ayında doğuvermiş bu insan evladı.Hayata melankolizmin penceresinden bakan çokta ahım şahım olmayan birisidir kendisi.Ne okur derseniz bildiğini okur ,döner döner yine okur.Bol miktarda cigara tüketir.Boş zamanlarında cigara içmeyenlerin cigara içenler üzerinde kurduğu emperyal ve faşizan baskılara kafa yorar.Hobi olarak amatörce şiir yazar,ahkam keser,kafa açar.Arkadaşları için can ciğer kuzu sarması,kaymaklı ekmek kadayıfıdır.Siyasi görüşünü sorarsanız Kamerist - Gençist hareketin yılmaz savunucusudur.
*-Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupery *-Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali *-Grey - E L James *-Tutsak Güneş - Ayşe Kulin *-Fi - Akilah Azra Kohen