Gülü Susuz Seni Aşksız Bırakmam Şarkı Sözleri:
Seninle tattım ben her mutluluğu
Bırakıp gidersen bil ki yaşayamam
Ömrümde canımdan ne istersen al
Gülü susuz seni aşksız bırakmam
Üşüdüm diyorsan güneş olurum
Yanarım sevginle ateş olurum
Dolarım havaya nefes olurum
Gülü susuz seni aşksız bırakmam
Gönlümdeki derdi siler atarım
Ümit pınarından coşar akarım
Kış göstermem sana ben hep baharım
Gülü susuz seni aşksız bırakmam
Bestekâr : Zekâi Tunca
Güftekâr : Aşkın Tuna
10 Mart 2010 Çarşamba
Gülü Susuz Seni Aşksız Bırakmam - Zekai Tunca
Ne zaman dinlesem beni benden alan ender Türk Sanat Müziği şarkılarıdandır "Gülü Susuz Seni Aşksız Bırakmam".Sözler muhteşem yorum deseniz Zekai Tunca daha ne olsun insanın içine işliyor notaları.Kürdi makamındaki eserin Güftesi Aşkın Tuna'ya ait Bestekâr'ı ise Zekai Tunca.Dinleyin TSM dinlemeyenler bile eminim beğeneceklerdir.
Elazığ Depremi ve Kerpiç Ev Sorunsalı
Hepimizin bildiği üzere yurdumuzun büyük bir kısmı deprem kuşağında yeralmakta (%92 inanmayan araştırsın - Nüfusun %98'i) başka bir ülkede olsa insanlar ne yapar bu gerçek üzerine önlem alır ya biz ne yapıyoruz ufak tefek çabaları saymazsak kocaman bir hiç.Ekonomimizin yarısı İstanbul'da yani ekonominin kalbi İstanbul'da atıyor buna karşın İstanbul'un nerdeyse %70-80'i kaçak,ruhsatsız.İstanbul'u her an bekleyen 7.5 şiddetinde olacağı tahmin edilen deprem riski varken Belediye Başkanı Hazretleri Kadir Topbaş'a deprem konusunda ne yaptıkları neden bu kadar az önlem alındığı sorulunca Muhalefet elimizi kolumuzu bağlıyor diyor pişkince.Suçu başkasına atmakta oldukça mahiriz vesselam.Bundan çokta uzun olmayan bir süre önce 17 Ağustos 1999'da 7.4 şiddetinde yaşanan depremle Gölcük ve İzmit tarumar oldu.Arkasından 12 Kasım 1999'da 7.2 şiddetindeki depremde Düzce.Süper hızlı "dürüst" müteahitlerimizin marifetleri sayesinden 2 depremde 20.000'e yakın insanımız hayatlarını kaybetti.
Biz ders aldık mı almadık hala hızla kaçak yapılaşma devam etmekte,"Dürüst" müteahitlerimiz cukkalarını doldurmakta.Elimizdeki binaları güçlendiriyormuyuz hayır.Yahu İstanbul'da deprem için acil durum konteynırları oluşturuldu adamlar içindeki jenaratörleri,matkapları çaldılar ve çalmaya devam ediyorlar.Utanmadan ekonomimiz dünyada ilk 20 içinde demeyi biliyoruz ama insana verdiğimiz değer sıralamasında 150.sırayı falan zor buluruz benden söylemesi.
Elazığ'da yaşanan 6.0 şiddetindeki depremden sonra 41 vatandaşımız hayatını kaybetti.Elazığ Depremi ortaya çıkardı ki deprem konusunda çok hazırlıksızız.Ölenlerin sayısını bile doğru düzgün tespit edemedik depremin ertesinde 51 denilen ölü sayısı gün itibariyle 41'e düşmüş durumda.Kuşkusuz depremdeki ölümlerin en büyük sebebi bölgedeki yapılaşmanın kerpiç diye tabir edilen saman - killi çamur karışımı inşaat malzemesinin kullanımından kaynaklanıyor.İnsanlar kerpiç'i babasının hayrına kullanmıyor yokluktan, fakirlikten çünkü ucuz, evini yapabilmek için elinde başka malzeme de yok.Betonarme yapmaya kalksa parası mümkün değil hayatta yetmez.
Bilim adamlarımız vakti zamanında deprem olabileceği konusunda yetkilileri uyarmışlar.Her zamanki gibi bürokrasimiz bu uyarıları kaale almamış.Alsalardı da bişey değişmezdi zira koca bir bölgenin tamamı kerpiç evlerden oluşmakta.İşin kolayına kaçıp devleti suçlamayacağım tabiki kusuru var ancak kusurun en büyüğü yine bizde bizim duyarsızlığımızda 1999'daki depremler bize ders olsaydı Toplum olarak bilinçlenmiş olsaydık belki bu gün 41 vatandaşımız hayatını kaybetmemiş olurdu.İnsanlar gırtlağından keser evini güçlendirirdi.Biz bilinçli olmadığımızdan bizim gibi insanlardan müteşekkil devlette bilinçlenemedi o da alması gereken önlemleri almadı.Vatandaşlarına evlerini güçlendirsinler diye yardım etmedi yol göstermedi teşvik etmedi yeterince.
Şili'de 8.8 şiddetindeki depremin hemen ardından ortalık toparlandı 3-5 gün içinde hayat normale döndü neden ? Şilililer daha önceki depremlerden dolayı önlemlerini almışlar üst ve alt yapılarını güçlendirmişlerdi de ondan.Bizde aynı şiddette deprem olsa Allah muhafaza ülke birdaha toparlanmamacasına yerle yeksan olur.
9 Mart 2010 Salı
Siyasi Hayatımızın Gidişatı
İnsanlar ölür geriye arkalarında bıraktıkları eserler ve sözleri kalır Sözleri onların kalitesini ortaya koyar.Bakalım ülkemizi yönetenler neler demiş
Gazi Mustafa Kemal Atatürk:Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir, ilim ve fenden başka yol gosterici aramak gaflettir, dalalettir, cehalettir..
İsmet İnönü:Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur.
Adnan Menderes:Siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz,Karşınıza odunu koysam seçtiririm
Bülent Ecevit:Toprak İşleyenin, Su Kullananın
Kenan Evren:Asmayalımda besleyelim mi?
Turgut Özal:Benim memurum işini bilir,Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz
Süleyman Demirel:Demokrasilerde çareler tükenmez.
Necmettin Erbakan:Bizden olmayanlar patates dinindendir.
R.Tayyip Erdoğan:Lan terbiyesizlik yapma,Hadi ananı al git buradan.
Herşey ayan beyan ortadayken fazla söze ne hacet...
Gazi Mustafa Kemal Atatürk:Hayatta en hakiki mürşit ilimdir fendir, ilim ve fenden başka yol gosterici aramak gaflettir, dalalettir, cehalettir..
İsmet İnönü:Bir memlekette, namuslular, namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memlekette kurtuluş yoktur.
Adnan Menderes:Siz isterseniz hilafeti bile geri getirirsiniz,Karşınıza odunu koysam seçtiririm
Bülent Ecevit:Toprak İşleyenin, Su Kullananın
Kenan Evren:Asmayalımda besleyelim mi?
Turgut Özal:Benim memurum işini bilir,Anayasayı bir kere delmekle bir şey olmaz
Süleyman Demirel:Demokrasilerde çareler tükenmez.
Necmettin Erbakan:Bizden olmayanlar patates dinindendir.
R.Tayyip Erdoğan:Lan terbiyesizlik yapma,Hadi ananı al git buradan.
Herşey ayan beyan ortadayken fazla söze ne hacet...
8 Mart 2010 Pazartesi
Netbook nedir ne işe yarar?
Netbook mini bilgisayar - laptop olarak değerlendirilebilecek bir cihazdır.Basit işler için kullanılabilir internete girersiniz, ofis yazılımlarını kullanabilirsiniz, film izleyebilirsiniz.Hemen hemen herşey Onboard'dur.Bu yüzden boyutları ufaktır ve sistem özellikleri de çok düşüktür.Bazıları fiyatının ucuzluğuna aldanıp bilgisayar-Laptop niyetine netbook alma yoluna giriyorlar.Aman dikkat netbook asla bir bilgisayarın ya da laptopun yerini tutmaz.Düşük maliyetine aldanıpta netbook almaya kalkmayın.Oyun ve işlemciye yüklenen programları kurduğunuz takdirde yarı yolda kalacağınızı unutmayın.Netbook almadan önce şu hususları dikkate alın.İşletim sistemi olarak genelde xp ve linux kullanlır minicik bir klavyeye ve oldukça ufak (8-10 inç)ekrana sahiptirler.Almadan önce mutlaka klavyesini deneyin sonra parmaklarınızın sığmadığı bir cihazla ne yaparsınız bilmem.İşlemci ve ram miktarıyla harddisk kapasitesini ihtiyacınıza göre seçin.Ram ve işlemci mutlaka yüksek olsun.Kart okuyucusu ve bol usb bağlantısı olsun ki klavye harici harddisk ve harici CD-DVD rom kullanabilesiniz.
Nasıl daha iyi bir blog yapılır?
Epeydir yazmayı düşündüğüm bir konu bu aslında blog işinde çok tecrübeli sayılmam ama iyi bir site nasıl olmalıdır konusunda iyi kötü bir fikrim var.Ortalık blogdan geçilmiyor azı gerçekten kaliteli ancak çoğunluk yerlerde sürünüyor.Yeni başlayanlar için birkaç tavsiyede bulunabilirim diye düşündüm.Blog kişisel fikirlerinizi ya da bazı konular hakkında görüşlerinizi beyan ettiğiniz bir nevi web günlüğüdür.Amacı budur bazı bloglar görüyorum her telden çalıyorlar mübarek forum sitesi ya da haber portalı.Sanal alemde ne bulurlarsa toplayıp bloglarında veriyorlar.Örnek vermeyeceğim insanlar alınıp kırılmasınlar.Elnizdeki bloğunuzdan memnun değilseniz ve okunmadığınızı düşünüyorsanız birde benim tavsiyelerime uymayı deneyin bakalım faydası olacak mı?
Nasıl daha iyi bir blog yapılır?
1-İlk olarak oturup düşünün ve bloğunuzun konusuna karar verin hangi konularda daha güzel fikir beyan edebileceğinize karar verin.
2-Çok fazla konuya dalmayın en iyisi tek konuda yazmak ancak yapabilirim diyorsanız 3-4 temel konuyu aşmayın.Yoksa hedef kitlenize ulaşmanız zor olur ve google amca'da sizi sevmez.Google amca szi sevmezsen ne olur tabiki aramalarda taa en alt sıralarda çıkarsınız ki arama motoru kullanan ziyaretçilerin ilk sayfadan sonrasına pek geçmedikleri gözönüne alınırsa yazılarınız okunmaz.
3-Konularımıza karar verdik şimdi ne yapacağız tabiki bloğumuzun temasını seçeceğiz.Sakın abartılı bol grafikli göz yoran temalara itibar etmeyin mümkün mertebe sade olsun.
4-Biraz HTML,CSS ve en önemlisi Photoshop öğrenin.
5-Temanızı kendinize göre düzenleyin.Hatta yapabiliyorsanız kendi özgün temanızı yapın
6-Antin kuntin zımbırtılarla bloğunuzu bozmayın.Yok oranın hava durumu yok flash saat takvim vs vs bunlar hiçbir işe yaramazlar.
7-Kesinlikle kopyala yapıştır mantığını unutun.Sanal alemde bulduğunuz herşeyi bloğunuza tepiştirmeyin.Google amca sizi çöplük kategorisinde değerlendirmesin.
8-Özgün içerik üretin kendi makalelerinizi yazın ve mümkünse güzel görsellerle destekleyin.Makaleleriniz ne çok uzun nede çok kısa olmasın ikisinin ortasında ayarlı bişeyler tutturun.
9-Çok mecbur kaldınız ve bir yerden alıntı yaptıysanız mutlaka kaynağını link olarak yazınızın altına verin. Orjinal makaleye doğru link vermek her zaman sizin lehinize olacaktır.
10-Diğer bloglara takılın,izleyici olun, yorumlar yapın arkadaş çevresi yaratın ki onlarda sizi izlesinler ve arada bir bloğunuzu ziyaret etsinler.
11-Aynı içeriğe sahip olduğunuz bloglarla link değişimi yapın.
12-Bloğunuzun görünür bir yerine rss butonunuzu eklemeyi unutmayın.Blog takip edenlerin bir kısmı rss reader kullanır.Bloğunuzun rss besleme ayarlarından kısıtlı seçeneği seçin ki hem reader okuyucuları okumak için bloğunuza gelsinler hemde rss'den içerik sömüren beleşçi siteler sizin blogunuzu sömüremesinler.
13-Mail abonelik sistemlerinden birine yer verin insanlar bloğunuzdaki gelişmeleri maillerinden takip edebilsinler.
14-Çok özelinizi yazmıyorsanız ve kimsenin okumasında bir sakınca yoksa yakın çevrenizi bloğunuzdan haberdar edin.
Umarım yukarıdaki fikirlerim sizin işinize yarar.İnanın işinize yararsa bende sevinirim okuyacak doğru düzgün bloglar olur :)
Kolay Gelsin...
Nasıl daha iyi bir blog yapılır?
1-İlk olarak oturup düşünün ve bloğunuzun konusuna karar verin hangi konularda daha güzel fikir beyan edebileceğinize karar verin.
2-Çok fazla konuya dalmayın en iyisi tek konuda yazmak ancak yapabilirim diyorsanız 3-4 temel konuyu aşmayın.Yoksa hedef kitlenize ulaşmanız zor olur ve google amca'da sizi sevmez.Google amca szi sevmezsen ne olur tabiki aramalarda taa en alt sıralarda çıkarsınız ki arama motoru kullanan ziyaretçilerin ilk sayfadan sonrasına pek geçmedikleri gözönüne alınırsa yazılarınız okunmaz.
3-Konularımıza karar verdik şimdi ne yapacağız tabiki bloğumuzun temasını seçeceğiz.Sakın abartılı bol grafikli göz yoran temalara itibar etmeyin mümkün mertebe sade olsun.
4-Biraz HTML,CSS ve en önemlisi Photoshop öğrenin.
5-Temanızı kendinize göre düzenleyin.Hatta yapabiliyorsanız kendi özgün temanızı yapın
6-Antin kuntin zımbırtılarla bloğunuzu bozmayın.Yok oranın hava durumu yok flash saat takvim vs vs bunlar hiçbir işe yaramazlar.
7-Kesinlikle kopyala yapıştır mantığını unutun.Sanal alemde bulduğunuz herşeyi bloğunuza tepiştirmeyin.Google amca sizi çöplük kategorisinde değerlendirmesin.
8-Özgün içerik üretin kendi makalelerinizi yazın ve mümkünse güzel görsellerle destekleyin.Makaleleriniz ne çok uzun nede çok kısa olmasın ikisinin ortasında ayarlı bişeyler tutturun.
9-Çok mecbur kaldınız ve bir yerden alıntı yaptıysanız mutlaka kaynağını link olarak yazınızın altına verin. Orjinal makaleye doğru link vermek her zaman sizin lehinize olacaktır.
10-Diğer bloglara takılın,izleyici olun, yorumlar yapın arkadaş çevresi yaratın ki onlarda sizi izlesinler ve arada bir bloğunuzu ziyaret etsinler.
11-Aynı içeriğe sahip olduğunuz bloglarla link değişimi yapın.
12-Bloğunuzun görünür bir yerine rss butonunuzu eklemeyi unutmayın.Blog takip edenlerin bir kısmı rss reader kullanır.Bloğunuzun rss besleme ayarlarından kısıtlı seçeneği seçin ki hem reader okuyucuları okumak için bloğunuza gelsinler hemde rss'den içerik sömüren beleşçi siteler sizin blogunuzu sömüremesinler.
13-Mail abonelik sistemlerinden birine yer verin insanlar bloğunuzdaki gelişmeleri maillerinden takip edebilsinler.
14-Çok özelinizi yazmıyorsanız ve kimsenin okumasında bir sakınca yoksa yakın çevrenizi bloğunuzdan haberdar edin.
Umarım yukarıdaki fikirlerim sizin işinize yarar.İnanın işinize yararsa bende sevinirim okuyacak doğru düzgün bloglar olur :)
Kolay Gelsin...
6 Mart 2010 Cumartesi
The Road - Yol İzlemeye değer bir film
The Road (Yol) daha önce izlediğim ve blogumda izlenimlerime yer verdiğim The Book Of Eli (Tanrının Kitabı)ya da Will Smith'in I Am Legend(Ben Efsaneyim)filmlerinin bir türevi, geleceğe yönelik felaket senaryolarından biri daha.Bilinmeyen bir sebepten dolayı dünya büyük bir yıkıma uğramıştır.Ağaçlar kurumuş, bitkiler yokolmuş,Hayvanlar ölmüştür.Geriye çok az sayıda insan kalmış ve bu insanlar arasında büyük bir yaşam mücadelesi başlamıştır.Anne dayanamayıp evi terketmiştir Baba ise en sonunda oğlunuda alıp sıcak güneye Amerikanın yanmış kavrulmuş yamyamlık gibi büyük tehlikelerle dolu toprakları üzerinde umuda doğru bir yolculuğa çıkar.Ellerinde kendilerini savunabilecek sadece 3 kurşunlu bir silah vardır.Cormac McCarthy'in aynı adlı eserinden uyarlanmış filmde Charlize Theron - Anne, Viggo Mortensen - Baba, Kodi Smit-McPhee - Çocuk rollerini üslenmişler.Yönetmen John Hillcoat senaryo ise Joe Penhall'a ait.The Road kıyamet sonucunda hayatta kalan insanların dramına,hayat mücadelesine, çaresizliklerine parmak basıyor.Bizi ince ince kıyıyor,duygularımızı parçalıyor.Bilim Kurgu öğelerinden çok biraz macera ve bolca dram ağırlıklı.Dram dediysemde üzülmeyin sizi sıkmayacağını havaleler geçirmenize neden olmayacağını garanti ederim.İzlemeyenler için ufak bir spoiler vereyim (filmin tadını kaçırmadan) ilginç bir süprizle bitiyor(Filmin ortalarında buldukları evle alakalı).Bana kalırsa izlemeye değer ilginç bi yapıt eğer boş vaktiniz varsa izleyin.Ama baştan söyliyeyim filmden sonra evlenip bu dünyaya bir çocuk getirmekten vazgeçebilirsiniz. :))) Unutmadan İMDB 7.7 puan vermiş.

The Road - Yol Fragman
5 Mart 2010 Cuma
Avatar :The Last Airbender Geliyor
Nickelodeon'da yayınlanan bir anime olan Avatar :The Last Airbender M. Night Shyamalan'ın elinde sinemeya uyarlandı.Fragmandan yola çıkarak konuşmak gerekirse gayet güzel bir film geliyor sıkılmadan defalarca izlenebilir.Çizgi filmin fanatikleri ve Fantastik film severler için ideal bir yapıt.Çizgi film uyarlaması olduğuna bakmayın Avatar sadece çocuklar için değil her yaştan izleyici keyifle izleyebilir.Film 3 bölüm halinde yayınlanacak bu üçleme işi sinema dünyasını bu sıralar oldukça revaçta.Son zamanlarda ne kadar iyi film çıkıyorsa illa üçleme olarak yapılıyor.Avatar :The Last Airbender'de Dünyada 4 ulus yaşamakta 4 temel elementi simgeleyen Hava, Su, Toprak, Ateş Ateş ulusu zamanla bütün diğer ulusları savaşarak kontrolü altına almaya çalışmaktadır dünya hızla büyük bir yıkıma doğru sürüklenmektedir.Bu savaşı sona erdirebilecek tek kişi 4 elementide kontrol edebilen AVATAR'dır.Ne yazıkki son avatarda 100 yıldır kayıptır ta ki su bükücü Katara ve Sokka onu buzların altında bulana kadar.
Filmde Noah Ringer "Aang" , Nicola Peltz "Katara" ,Jackson Rathbone "Sokka" ve Dev Patel "Prens Zuko" rolünde
Avatar :The Last Airbender Türkçe Fragman
4 Mart 2010 Perşembe
Soykırım Tasarısı Kabul edildi
Sonunda olan oldu ABD Temsilciler Meclisi Komitesinden Ermeni Soykırımı tasarısı geçti.Böylece ABD nezdinde bir mevzii daha kaybetmiş olduk.Kesinlikle Türk - Amerikan ilişkilerine ağır bir darbe indi .Bundan sonra ilişkilerin toparlanması zor gözüküyor toparlansa bile eskisi gibi olmayacağı aşikar.Bizimkiler Washington Büyükelçimiz Namık Tan'ı geri çektiler tepki olarak bakalım Amerikadaki yankıları nasıl olacak.Şurası açıkki biz bu lobi işini pek beceremiyoruz.Para gücümüz mü yok var insan gücümüz mü yok o da var ama bir türlü organize olamıyoruz.En bariz örneği Fransa.Fransadaki Ermeni nüfusuyla nerdeyse başabaş bir nüfusa sahibiz ama organize olamadığımız için adamların %1'i kadar bile etkin değiliz.Almanya'ya ne demeki nerdeyse 3.5 milyon Türk yaşıyor ama her zaman ermeniler lehine kararlar çıkıyor.Eğer organize olsak ve bizim devletimizde etkin dış politika yapabilseydi bu insanları bir çatı altında toplayabilse neler yaparlardı neler.Şu dünya üzerinde bizim kadar zulme uğrayan başka kaç millet vardır açıkçası merak ediyorum.Stalin Rusyasında sürgün yiyen,Çinde günümüzde bile asimile edilmeye çalışılan,Balkanlardan sürülen soykırıma uğrayan hatta bizim yadigarımız olan boşnaklar bile daha 90'larda soykırıma uğradılar,Anadoluda Batısında Yunanlılar doğusunda Ermenilerce katledilen kimdi?
Hocalı bile gözlerinin önünde yaşandı daha acısı geçmedi yarası hala kanamakta yüreklerde...Orada Katledilen,yakılan,vurulan,kesilen kimdi?
Batı dünyasına sorsan haberleri bile yoktur.Aslında var da görmezden gelirler zira katledilen Türklerdir katleden Hristiyan olduktan sonra katledilenin ne önemi var değil mi?
Bence Batı kendi tarihine baksın kan göllerinden tükselen tarihine.Kıtaya ayak bastıklarında Amerika da 60 milyona yakın yerli yaşarken 1900'lerin başında Tüm Kıtadaki yerli sayısını saysak 10 milyonu bulurmuydu.Nereye gitti bu insanlar kuş olup uçmadılarya? Portekizliler ve ispanyollar Güney Amerikada İngilizler ve Fransızlar Kuzey Amerikada yerlilere neler yaptılar? Yüzyıllar boyunca kölelik ve sömürü düzeni ile haklarını refaha erdirirken ne kadar insanı soykırımdan geçirdiler.
Ama iş bize gelince Kendi yurdunu arkadan vuran hainleri sürdük ve bir kısmı yolda bir kısmıda karşılıklı mukatele sırasında öldü diye bizi soykırımla suçlayacaklarsa varsın olsun.Ben asla utanmayacağım neden utanayım ki Benim vatandaşlarımı öldürenleri kendimi savunmak açacıyla sürdüm diye neden utanayım.
Eminim bizim yerimizde ABD'liler,Almanlar,Fransızlar olsa bu gün 100 bin Ermeni bulamazdınız dünya üzerinde.
Bizim tarihimizdede bazı vahim olaylar yaşanmıştır doğru bazı insanlar haksızlığa zulme uğramıştır bu da doğru ama hiç biri sebepsiz olmamıştır.Ermenilerin yaşadıkları sürgünde durduk yere yaşanmamıştır yani sebepsiz değildir.
Eğer bazıları hala bizden Toprak-Tazminat alma sevdasındaysalar hala kusura bakmasınlar bu hevesleri kursaklarında kalacaktır.Kan dökülerek alınan yer Kan dökmeden verilmez.Eğer yürekleri yetiyorsa gelip alsınlar.Böyle kaçak dövüşlerle bir yere varamazlar.
3 Mart 2010 Çarşamba
Manga - We Could Be The Same - Aynı olabiliriz
Manga Eurovision Şarkı yarışmasında 29 Mayısta Norveç'in başkenti Oslo'da bizi "We Could Be The Same" (Aynı olabiliriz) adlı şarkıyla temsil edecek.Komisyon mangaya yaptırdıkları üç parça arasından bunu tercih etmiş.Kusura bakmasın TRT komisyonu kendi kafasına göre seçmiş ama yanlış seçilen karpuz misali kelek çıkmış.Bu güne kadar dinlediğim en dandik Manga şarkısıydı dersem haksızlık etmiş olmam.Mangadan pek ümitli değildim lakin zottirik bişeyde beklemiyordum.Bu şarkıya Türkçe söz yaz kimse dinlemez.Çıkış Parçası olarak seçme gafletine düşersen hele albümün satmaz.Bilmem anlatabildim mi derdimi vasat olmuş daha ileri gidememiş ne yazıkki.We Could Be The Same ile Eurovisionda şansımız konusuna gelirsek hemen hemen sıfır.Eğer siyaset dönmezse (mucize olmazsa)ilk on şansı bile olduğunu zannetmiyorum.Son yıllarda Eurovision'a katılan en kötü şarkılarımızdan birisi.Yine de her ne olursa olsun kendierine ülkemizi temsil etmeleri nedeniyle başarılar diliyorum zira ihtiyaçları olacak.
Manga - We Could Be The Same - Aynı olabiliriz Klibi
Manga - We Could Be The Same - Aynı olabiliriz Şarkı sözleri
Manga - We Could Be The Same - Aynı olabiliriz Klibi
Manga - We Could Be The Same - Aynı olabiliriz Şarkı sözleri
WE COULD BE THE SAME
You could be the on in my dreams
You could be much more than you seem
Anything I’ve wanted in life
Do you understand what I mean?
I can see that this could be hate
I can love you more than they hate
Doesn”t matter who they will blame
We can beatthem at their own game
I can see it in your eyes
I doesn’t come as’a suprise
I’ve seen you dancing like a star
No matter how different we are
For all this time
I’ve been loving you
Don’t even know your name
For just one night
No matter what they say
And feel I’m turning the page
And I feel the world is a stage
I don’t think the drama will stop
I don’t think they’ll give up the rage
But I know the world could be great
I can love you more then they will blame
Doesn’t matter who they will blame
We can beat them at their own game
AYNI OLABİLİRİZ
Rüyalarımda gördüğüm O sen olabilirdin
Göründüğünden çok daha fazlası,
Hayatta istediğim her şey olabilirdin
Ne demek istediğimi anlıyor musun?
Bunun kader olabileceğini görüyorum
Seni onların senden nefret ettiğinden daha fazla sevebilirim
Kimi ayıpladıkları önemli değil
Onların kendi oyunlarında yenilebiliriz
Bunu gözlerinde görüyorum
Bu bir sürpriz değil
Seni bir yıldız gibi dans ederken gördüm
Ne kadar faklı olduğumuz önemli değil
Bunca zamandır
Seviyorum seni
İsmini bile bilmiyorum
Sadece bir geceliğine
Aynı olabiliriz
Ne derlerse desinler fark etmez
Yeni bir sayfa açtığımı hissediyorum
Dünyanın bir sahne olduğunu hissediyorum
Dramın sona ereceğini düşünmüyorum
Hiddeti bırakacaklarını düşünmüyorum
Ama dünyanın muhteşem olabileceğini biliyorum
Seni onların senden nefret ettiğinden daha fazla sevebilirim
Kimi ayıpladıkları önemli değil
Onları kendi oyunlarında yenebiliriz
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













