Epeydir yazmaya karşı bir hevessizlik var içimde sebebi belki geleceğe dair kaygılarım belki içinde bulunduğum ülkeme dair karamsar ruh halidir bilemiyorum. İçimde birikenleri yazmak isterken ucundan döndüğüm ,neredeyse yazının yarısındayken bıraktığım, hatta yayınla düğmesine basacağım yerde tümden sildiğim yazı çok oldu. Umarım en kısa sürede geçer bu halet-i ruhiye zira gerçekten sıkıldım bu durumdan.
Birileri çıkar Allahın Takdiri belgesi basar, bir "milli" eğitim müdürü çıkar din kültürü öğretmenlerine “Sizler okul müdürlerinin başdanışmanısınız. Okul müdürü bir adım atacak, size soracak. Müdürler kusura bakmasın. Bundan sonra işler ve işlemler, din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerinin kontrolünde gerçekleşecek. Bunu Ankara da böyle istiyor. Bunu valilik de böyle istiyor. Milli eğitim müdürü de böyle istiyor. Biz de böyle istiyoruz. Allah da böyle istiyor” der nerden tutsan elinde kalır bu insanlara dinden haberleri yok demek istemiyorum zira ağır bir kelam olur ama yaptıkları düpedüz şirk sınırları içerisine girmekte bilmem farkındalar mı? Birey kendine müslüman diyorsa eğer haşa kendini Allah gibi konumlayarak onun adına hareket ediyor intibaa bırakamaz. Kalkıp Allahın Takdiri diye belge düzenleyemez ya da Allah böyle istiyor diye söylev çekemez kimseye, neyse bu sıkıcı mevzuları geçelim.
Bu arada bu gün 2 temmuz malum Sivas Katliamının yaşandığı meşhum gün ülkenin geldiği hale baktıkça yeni sivaslar olmaz diyemiyorum zira karanlık zihinler ve zihniyetler egemen artık.
Gelde geleceğe dair umut besle...
2 Temmuz 2013 Salı
24 Haziran 2013 Pazartesi
Çapulcu sanatı - Diren Karadeniz
Gençler trende Apolas Lermi'nin Şarkısı Diren Karadeniz'i o kadar güzel seslendirmişler ki dinler dinlemez paylaşmak geldi içimden dinleyin kulağınızın pası silinsin.Birazda memleketin dertleri ile ilgili şarkılar dinlemek lazım :)Sözlere ufak bi ekleme yapmışlar bakalım dikkatinizi çekecek mi :)
Apolas Lermi - Diren Karadeniz
karardi karadeniz aca' ne oldi bize
bu sene da funduklar gülmedi yüzumuze
topla topla bitmeyi çay da para etmeyi
tarladaki lahana o da bize yetmeyi
yastığumuz çürudi döviz aldi yürudi
hamsi da tutamaduk karadeniz kurudi
seçim zamani geldi da astiler bayraklari
çayırlarda çürudi nenemun ayakları
bu sinavlar, yasalar hep yolları tıkadi
tarikatlar mafyalar beyinleri yıkadi
gökten şimşek çakayi yoldan seller akayi
fakiri çalup soyan (amerikan uşağu) ankara'ya çıkayi
sahil yoli (barajlari) yaptiler paralari kaptiler
üç beş kuruş liraya memleketi sattiler
ha bu yalan dünyanun çilesini çekerum
memlekeri satanun anasini severum
hakli olani değil de haksizi koruyiler
doğruyu söyleyeni (doğrusuni yazani) arkadan vuriyiler
Sözler: Apolas Lermi
Müzik:Anonim
20 Haziran 2013 Perşembe
Duran adam'a karşı duran adam'a karşı duran adam.
Gezi parkı olayları artık bitse de başka konularda da yazabilsem temennisindeyim gel gelelim bizim devlet-i âl-i'miz gösteri yapan vatandaşların dertleri ile zerrece ilgilenmediği kulağının üstüne yattığı için gösteriler gün geçtikçe farklı boyutlara taşınıyor.Bu gidişlede duracağa pek benzemiyor değişik şekillere evrilecek başka boyutlarda devam edecek belli oldu artık.
En son duran adam peyda oldu pasif direniş için gayet güzel bir örnekti oldukça tutulan pasif direniş şekli gittikçe yaygınlaştı tabi haliyle rahatsız olanlarda konuyu provoke etmekte gecikmedi güya hiçbir siyasi görüş ve organizasyonla bağlantılı olmayan bu sakallı beyzadeler tamamen bireysel hareket ediyorlardı lakin üzerlerindeki tek tip ünüformamsı tşört pek dedikleri kadar masum olmadıklarının bariz bir kanıtıydı.Allahtan uzun sürmedi de tatsızlıklar yaşanmadı.
Sevgili devlet-i âl-i'mizin toplumun beklentilerinden ne kadar uzak olduğu en baştakilerin açıklamalarından ortaya çıktı kendileri demokrasiyi sandığa endekslediklerinden onlara oy vermeyen geri kalan vatandaşların zerrece kıymeti yok,ne isterler ne dertleri var umurlarına bile değil. Devlet sadece onlara oy verenlere ait gibi davranmayı adet bellemişler gerçi bu zihniyete sahip olan yöneticilerin kendilerine oy veren kitle için de aynı şeyleri düşündüğü azcık kafası çalışan her insan evladı tarafından farkedilebilir ancak bizim muhteremlere oy veren arkadaşların partizanlıkları maalesef durumu görmelerine engel.
Zat-ı alileri etrafındaki danışmanlardan ve yalaka medyadan kafasını kaldırabilse belki gerçeği bir nebze olsun görecek (en azından ben öyle olacağını temenni ediyorum aksi korkunç olurdu zaten) ama adamcağızı öyle sarıp sarmalamışlar ki memlekette ne olup bittiğinden haberi yok gösterilerde polis'in silah kullanmadığını beyan edecek kadar gerçeklikten ve hayattan kopmuş. Hadi diyelim ankarada yakın mesafeden başına aldığı polis kurşunuyla hayatını kaybeden ve kendisine doğru düzgün bir cenaze töreni bile çok görülen Ethem Sarısülük'ten haberi yok hiç mi polis müdahalesini izlemedi gaz bombalarıya hedef gözeterek insanları adeta ördek avlarcasına kafalarından bedenlerinden vuran, yaralayan ve bazılarının bundan garip bir haz aldıklarını vatandaşları vurduktan sonra zafer işareti yaptıkları havalara zıpladıkları videolardan belli olanları hiç mi görmedi.Çok enteresan doğrusu...
Çevreci bir hareketin polis şiddetiyle evrilip temel hak ve özgürlükler için yapılan bir mücadeleye dönüştüğünü kavrayamayan büyük bir organizasyon var maalesef biz bunlara kısaca yalaka medya diyoruz kabaca türk medyasının %90'ı bunlardan müteşekkil onlar hâlâ olayların arkasında yabancı bir kaynak, mihrak aramaya, bir mihrak uydurmaya çalışıyorlar.Bu kutsal hak arama hareketini darbe girişimi olarak görenleri bile var okudukça, izledikçe iğreniyorum.
Ve en son sözüm devlet yetkililerine bu güne kadar gösterilerde ölen, ağır ya da hafif yaralananlar için bir çift söz etmeyi özür dilemeyi bile çok gördünüz hâlâ şu kadar mal gitti şu kadar zarar ettik aman ülkenin itibarı yerle yeksan oldu derdindesiniz yahu bırakın giden malın yerine yenisi konur zarar ve kaybedilen itibar bir şekilde zamanla telefi edilir ama siz diyiverin hele canını kaybedenin canını,gözünü kaybedenin gözünü geri verebilecek misiniz?
En son duran adam peyda oldu pasif direniş için gayet güzel bir örnekti oldukça tutulan pasif direniş şekli gittikçe yaygınlaştı tabi haliyle rahatsız olanlarda konuyu provoke etmekte gecikmedi güya hiçbir siyasi görüş ve organizasyonla bağlantılı olmayan bu sakallı beyzadeler tamamen bireysel hareket ediyorlardı lakin üzerlerindeki tek tip ünüformamsı tşört pek dedikleri kadar masum olmadıklarının bariz bir kanıtıydı.Allahtan uzun sürmedi de tatsızlıklar yaşanmadı.
Sevgili devlet-i âl-i'mizin toplumun beklentilerinden ne kadar uzak olduğu en baştakilerin açıklamalarından ortaya çıktı kendileri demokrasiyi sandığa endekslediklerinden onlara oy vermeyen geri kalan vatandaşların zerrece kıymeti yok,ne isterler ne dertleri var umurlarına bile değil. Devlet sadece onlara oy verenlere ait gibi davranmayı adet bellemişler gerçi bu zihniyete sahip olan yöneticilerin kendilerine oy veren kitle için de aynı şeyleri düşündüğü azcık kafası çalışan her insan evladı tarafından farkedilebilir ancak bizim muhteremlere oy veren arkadaşların partizanlıkları maalesef durumu görmelerine engel.
Zat-ı alileri etrafındaki danışmanlardan ve yalaka medyadan kafasını kaldırabilse belki gerçeği bir nebze olsun görecek (en azından ben öyle olacağını temenni ediyorum aksi korkunç olurdu zaten) ama adamcağızı öyle sarıp sarmalamışlar ki memlekette ne olup bittiğinden haberi yok gösterilerde polis'in silah kullanmadığını beyan edecek kadar gerçeklikten ve hayattan kopmuş. Hadi diyelim ankarada yakın mesafeden başına aldığı polis kurşunuyla hayatını kaybeden ve kendisine doğru düzgün bir cenaze töreni bile çok görülen Ethem Sarısülük'ten haberi yok hiç mi polis müdahalesini izlemedi gaz bombalarıya hedef gözeterek insanları adeta ördek avlarcasına kafalarından bedenlerinden vuran, yaralayan ve bazılarının bundan garip bir haz aldıklarını vatandaşları vurduktan sonra zafer işareti yaptıkları havalara zıpladıkları videolardan belli olanları hiç mi görmedi.Çok enteresan doğrusu...
Çevreci bir hareketin polis şiddetiyle evrilip temel hak ve özgürlükler için yapılan bir mücadeleye dönüştüğünü kavrayamayan büyük bir organizasyon var maalesef biz bunlara kısaca yalaka medya diyoruz kabaca türk medyasının %90'ı bunlardan müteşekkil onlar hâlâ olayların arkasında yabancı bir kaynak, mihrak aramaya, bir mihrak uydurmaya çalışıyorlar.Bu kutsal hak arama hareketini darbe girişimi olarak görenleri bile var okudukça, izledikçe iğreniyorum.
Ve en son sözüm devlet yetkililerine bu güne kadar gösterilerde ölen, ağır ya da hafif yaralananlar için bir çift söz etmeyi özür dilemeyi bile çok gördünüz hâlâ şu kadar mal gitti şu kadar zarar ettik aman ülkenin itibarı yerle yeksan oldu derdindesiniz yahu bırakın giden malın yerine yenisi konur zarar ve kaybedilen itibar bir şekilde zamanla telefi edilir ama siz diyiverin hele canını kaybedenin canını,gözünü kaybedenin gözünü geri verebilecek misiniz?
10 Haziran 2013 Pazartesi
Eskişehir'de direnişçilere ekmek dağıtan eli öpülesi nine
Mübarek yüzünden insanı ümitlendiren ne güzel bir ışık yansıyor ninemin, sanki ona bakanı nuru ile sarıp sarmalıyor. İzledikten sonra gözlerimden akan yaşlara hakim olamadım aslına bakarsanız öyle pek sulugöz biri değilim ama ne yapayım o kadar duygusal bir sahne ki insanı deriden sarsıyor. Kıyamam ninem elinden geldiği kadar direnişçi gençlere yardım etmek istemiş o kadar da ince düşünceli ki gençtir yer diye cips bile almış,belki de imkanı bu kadardı orasını bilemem,buraya eklerken yeniden izledim bak yine gözlerim doldu demek hâlâ böyle saf ve temiz yürekli insanlar yaşıyormuş...
Yazamıyorum da sözler boğazıma düğümleniyor.
Belki de rahmetli annaneme benzettiğimdendir bu duygusallık bilemiyeceğim ama çok etkileyici bir video eminim izleyen herkesi en az benim kadar etkileyecektir...
1 Haziran 2013 Cumartesi
Yeni birşeylerin başlangıcıdır bu

Önce çevreci bir eylemdi,taksim gezi parkında toplananlar ağaçların kesilmemesi için naif, kimseye zararı olmayan bir protest duruş sergiliyorlardı sadece. Devletin ve polisin akıl almaz müdahaleleriyle an be an çığ gibi büyüdüler kalabalıklaştılar her yerden destek yağdı çevreci protesto yaşam tarzlarını tehdit altında hissedenlerin özgürlük için haykırdıkları bir çığlığa dönüştü.Oysa en baştan polis göstericilere saldıracağına onların güvenliğini sağlayacak tedbirleri alsa devlet ne istiyorsun kardeşim itirazın niye diye görüşse, müzakere etse kitlesel bir eyleme dönüşmeyecekti. Kendileri zorla taşırdılar bardağı.
Şu an Türkiyenin her yerinden destek gösterileri yapılıyor ve hemen hemen her yerde polis ve devlet aynı şiddeti göstericilere karşı uyguluyor.Bu tavır siyasi görüşleri itibariyle bir araya gelmesi imkansız toplulukları özgürlük isteyen büyük bir kitleleye çevirdi hâlâ bunun farkına varamadılar.
Bu satten sonra ne kadar baskı yaparlarsa yapsınlar, ne kadar şiddet uygularsa uygulasınlar ellerindeki tüm gazları bile insanların üzerine sıksalar bu güzel kalabalığı ruhen dağıtmaları mümkün değil.
Tonla yaralı ve pekçok hayatını kaybeden insan var ve kimse de bir yılgınlık yok...
Bizim yavşak medya yine yavşaklığını gösterdi yurdun her yerinde yer yerinden oynarken eğlence programları ve alakasız konularla milleti oyaladılar, normalde gazetelerde manşetten girilmesi gereken haberleri görmediler bile.Yurtdışındaki gazeteciler, koskoca hollywood yıldızları bile bu aymazlıklarıyla resmen dalga geçti ama değişen birşey yok zaten olması da mümkün değil patronları göbeklerinden bağlı muktedire, onu üzecek dara sokacak bişeyler yayınlamaları mümkün değil.
Hele hele satılık yalaka kalemlere denilecek birşey bulamıyorum o kadar aşşağılık o kadar necisler ki bunlar boka değse boku bile murdar edebilecek tıyniyette insanlar tiplerini gördükçe öğürme hissi uyanıyor bende.
İçim umutla dolu demek ki bardak taşınca üzerine ölü toprağı serpilmiş insanlar ortak bir konuda birleşip birşeyleri değiştirebilmek için harekete geçebiliyorlarmış.
24 Mayıs 2013 Cuma
Kanal tedavisi yaptıracaklara tavsiyeler...

Uzun zamandır amannn günde 2 sefer fırçalıyorum dişleri bişey olmaz bahanesiyle dişçiye uğramayı savsaklamam yüzünden başıma gelmedik kalmadı.Pazartesi günü bizimkilerle dışarı çıkmadan önce ağzım kokmasın diye bi sakız aldım çiğnemeye başlamamla birlikte eski dolgularımdan biri sanırım yerinden oynadı ya da hava aldı dişimde öyle şiddetli ağrı başgösterdi ki tarifi mümkün değil. Neyse gezdik dolandık geldik ama ben ağzımı açamıyorum ağrısından, gittikçe de şiddetleniyor namussuzun oturduğum yerde duramıyorum kendimi sıkıyorum ama katlanması imkansız gözümden yaş geliyor resmen.İdare edeyim belki bir kaç güne geçer dedim 6 saatte bir ağrı kesici alıyorum tuzlu suyla gargara yapıyorum falan bi şekilde idare etmeye çalışıyorum ama nafile.
Baktım olmayacak çarşamba günü sabahtan doğru dişçiye gittim.Doktor hanım benim artık tarumar olmuş bakımsız dişlere baktı başladı yazmaya şu yapılcak bu yapılcak vs vs ama liste döndü alışveriş listesine.Dişlerim sıkışık olduğundan ne kadar fırçalasam da araları temizleyemiyormuşum bu yüzden diş ipi kullanmam şartmış.Oturduk konuştuk acil olanları önceliğe aldık malum diş sektörü dediğin ucuz hizmetin yakınından geçmiyor 3 kanal tedavisi aynı dişlere 3 porselen kaplama ve 1 dolgu yenilemeyle şimdilik zevahiri kurtardık lakin giren girdi. Akabinde bu güne randevu aldım.
Öğlen 12 civarı oturdum malum koca koca delikanlıları süt dökmüş kediye çeviren koltuğa. Maşallahı var doktorumun eli çok hafif hayatımda ilk defa neredeyse hiç hissetirmeden dişimi uyuşturmayı başarabilen birine denk geldim. Neyse üst çene burnuma kadar uyuştu 2-3 dakika içinde ve başladı o malum zımbırtının vızıltısıyla dişleri oymaya. Dişçi koltuğundan nefret ediyorsam birinci sebebi iğne ikinci sebebi o uğursuz vızıltı. Acı falan hakgetire hiçbir şey hissetmiyorum ama bu seferde vakit geçtikçe çeneyi açmaktan yanaklar kasılmaya başladı. Çürüyen dişlerim arkada olduğudan erişmesi zor oluyor haliyle de koltukta kaldığım süre uzadıkça uzuyor ben uzanmaktan yıldım doktor oymaktan yılmadı ilk önce en arkadakini sinirlere kadar açtı sonra o korkutucu, sinirleri temizlemek için kullanılan iğneler kanalların içinde cirit atmaya başladı ama iyi uyuştuğundan herelde zerre hissetmedim akabinde dişimde o iğnelerle beraber bi röntgen çekildi kanalların durumuna bakıldı ve hemen geçici dolguyla kapatıldı ve ikinci dişte de aynı süreç tekrarlandı takriben 1 saatte işim bitti. Tekrar radevu aldım pazartesi ve çarşamba günü malum dişler kontrol edilip kalıcı olarak kapatılacak tabi bu arada muhtemelen 3. kanal tedavisi ve kalan bir dolgu yenileme işlemini de aradan çıkartacağız.En son olarak porselen kaplama yapılcak.
Şimdi gelelim tavsiyelerime
1- Kesinlikle dişlerinizi ihmal etmeyin günde en az 2 sefer fırçalayın eğer benim gibi sıkışıksa mutlaka diş ipi kullanın sonra bencileyin kallavi bir yapılacaklar listesiyle karşılaşırsınız.
2- Düzenli olarak muayne olmak için dişçiye gidin etrafınızdan soruşturun eli hafif hangi dişçi varsa ona abone olun zararlı çıkmazsınız.
3- Düzenli muayne ve hemen tedavi olmak sizinde işinize gelecektir zira sonra benim gibi kol misali bir fatura ve pazarlık sürecinde bulursunuz kendinizi :)
4- Korkmayın...
Ankarada yaşıyorsanız bana mail atın adresini vereyim kendisi çok hanım hanımcık ve gayet ilgili pişman olmazsınız :)))
17 Mayıs 2013 Cuma
Gözyaşı

Bazen dayanamıyorum kendimi politik mevzularda yazmak zorunda hissediyorum, biliyorum söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil ama ne yapayım elimden gelen sadece yazmak bir de zamanı gelince sandıkta nacizane oyumu kullanmak.
Reyhanlı'da resmi rakamlara göre 51 vatandaşımız hayatını kaybetti ancak oralardan yayılan söylentiler aslında hayatını kaybeden insanlarımızın sayısının resmi rakamın birkaç katı olduğu yönünde.Gerçi önemli olan bu değil ha 3 kişi ölmüş ha 300 sonuçta bir kıyım sözkonusu.Gazetelerde köşelerden televizyonlarda programlarda bangır bangır bağırıyorlar bombayı şu terör örgütü patlattı yok bu istihbarat örgütü patlattı diye inanın zerrece umrumda değil katil ha ahmet olmuş ha mehmet farkeder mi? Önemli olan o bombanın oraya konulmasına sebep olan devlet ve politikaları değil mi? Bence katil her ne kadar düğmeye basan ya da basanlar olsa da onu teşvik eden, tahrik eden bizim neo osmanlıcı über zekalar.
Burada kaç sefer yazılarımda dile getirdim bu açma sapan hayallerin bize mutlaka bir maliyeti olacağı belliydi.Kendi ülkende barış sürecini işleme koyarken komşundaki güya "muhalefet" aslen teröristleri ve onların eylemlerini maddi ve lojistik olarak desteklemek ne kadar hazin ve ağır bir ikiyüzlülüktür? Üstelik terörden bizzzat senelerce en büyük acıları yaşamış ve en ağır faturaları,bedelleri ödemişken. Elalemin verdiği gazla kurduğun saçma sapan hayallerin yüzünden gün gelir işte böyle kendi hanende de acılara yol açarsın.
Büyükbaşlar ekranlarda boy gösterip haberimiz vardı, takipteydik, enselerindeydik vs diye beyanlar veriyorlar. Nasıl oluyorsa hep böyle acı olaylardan önce istihbarat alınıyor kimin yapacağı, nasıl yapacağı belli ama bir türlü engellenemiyor ya bizim emniyette ve istihbaratta bir sorun var ya da birileri bizimle fena dalga geçiyor.
Daha uzun uzun yazasım var tonla değinecek konu başlığı toplamıştım bu konu hakkında ama vazgeçtim ne de olsa neticeye bir etkisi olmuyor 3-5 gün sonra olayın sorumluları unutulacak, yetkililerce vatandaşın ağzına bir parmak bal çalınacak ve bu saçmalığın müsebbibi olanlar mecliste hiç utanmadan boy göstermeye devam edecekler nutuklar ata ata hatta ilk seçimlerde bizim necip milletimiz meşhur maluliyeti nisyanı ile yine bu muhteremlere oy yağdıracak ki yeni felaketlere yol açabilsinler diye...
Ölenlere Allahtan rahmet kalanlara da başsağlığı dilerim...
13 Mayıs 2013 Pazartesi
Gidememek
Çekip gitmek istersinde,
yollar uzun menzil ırak gelir,
gözün kesmez
ya da
adımların kısadır olması gerektiğinden,
beceremezsin,
çakılı kalırsın olduğun yerde.
Boğazın düğüm düğüm,
çaresizliğine hırslanırsın,
gözlerin nemlenir,
ve aniden
bir kaç damla dökülüverir...
yollar uzun menzil ırak gelir,
gözün kesmez
ya da
adımların kısadır olması gerektiğinden,
beceremezsin,
çakılı kalırsın olduğun yerde.
Boğazın düğüm düğüm,
çaresizliğine hırslanırsın,
gözlerin nemlenir,
ve aniden
bir kaç damla dökülüverir...
Cemo
14.05.2013
14.05.2013
9 Mayıs 2013 Perşembe
Anneler günü hediyesi

Malumunuz önümüz Anneler Günü sıradan hediyelerden bıkan arkadaşlara tavsiyem bir değişiklik yapsınlar annelere organik biber gazı hediye etsinler nasıl olsa artık moda oldu.Piyasada gırla var kabı swarovski işlemeli falan değişik bişeyler bulursunuz heralde. Devlet-i alimizin ithal ettiği tamamen organik ve çocuklar üzerinde dahi kullandığı biber gazlarını tecih edebilirsiniz :)
Artık anneler bu sayede eski usül yaramaz çocuklara ağzına biber sürerim demek yerine doğrudan ağız göz biber gazıyla dalmak suretiyle aynı etkiyi yaratabilirler hatta aile içi tüm sorunların çözümü bile olabilir nasıl olsa evde sıktığınızda uzunca bir süre eve giremeyeceğinizden dolayı hane içinde bir sorun da kalmaz böylece.
Siz girişimciler de bunu bir fırsata çevirebilirsiniz Anneler günü için gaz maskesi,taşıma kılıfı ve biber gazından müteşekkil setler hazırlayıp paranın anasını ağlatabilirsiniz.
Benden söylemesi :)
3 Mayıs 2013 Cuma
Biraz neşemiz yerine gelsin hadi angaralılar oturmaya mı geldik :)
Enteresan bir günden herkese merhaba, bazı insanların özellikle akraba cemaatine mensupların yüzsüzlükte çığır açmalarına şahit olup hayret ve insaf hatta ohhhaaaa duvarını aşmaları üzerine biraz keyiflenme ihtiyacı hissettim.Bu keyfi tek başıma yaşamak yerine tüm angaralı okurcanlarımla paylaşayım dedim.
Güzide oyun havalarımızdan Ankara'nın Bağları Ümit Ortaç ve Ömer Koca tarafından caz sounduyla muhteşem coverlanmış dinlerken çok eğlendim umarım siz de eğlenirsiniz.Bazı insanlar tarafından hakir görülen Ankara Havaları değişik ezgilerle yeniden yorumlanınca ne kadar hoş olabiliyor onlarda izleyip-dinleyip ibret alsınlar :)
Güzide oyun havalarımızdan Ankara'nın Bağları Ümit Ortaç ve Ömer Koca tarafından caz sounduyla muhteşem coverlanmış dinlerken çok eğlendim umarım siz de eğlenirsiniz.Bazı insanlar tarafından hakir görülen Ankara Havaları değişik ezgilerle yeniden yorumlanınca ne kadar hoş olabiliyor onlarda izleyip-dinleyip ibret alsınlar :)
Ankara'nın Bağları Şarkı Sözleri
İp attım ucu kaldı da
Daraz da gücü kaldı
Ben sevdim eller aldı
İçimde acı kaldı
Ankara’nın bağları da
Büklüm, büklüm yolları
Ne zaman sarhoş oldun da
Kaldıramıyon kolları
Anmayı yüke koydun da
Ağzını büke koydum
Aldın yari elimden
Boynumu büke koydun
Ankara’nın bağları da
Büklüm, büklüm yolları
Ne zaman sarhoş oldun da
Kaldıramıyon kolları
Astarda urganım varda
Yün basma yorganım var
O yar senin derlerse
On koyun kurbanım var
O yar benim derlerse
On koyun kurbanım var
Ankara’nın bağları da
Büklüm, büklüm yolları
Ne zaman sarhoş oldun da
Kaldıramıyon kolları
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














