Malumunuz bu aciz kulunuz Fenerbahçeli ve bu güne kadar ki hayatında da Türkiye Kupası kaldırmış Fenerbahçe görememiş bir bedbaht.Geçen yıl'da finalde cortladık bu sene daha elemeleri bile tamamlayamadık rabbimden tüm fenerbahçelilere sabır niyaz ediyorum ne yapayım elimden başkaca birşey de gelmiyor.Sezonun ilk yarısında ki futbol evlere şenlikti hasbelkader dördüncülükle bitirilen yarının ardından ben takıma birkaç sağlam takviye yapılır diye düşünürken ara nerdeyse bitti ne gelen var ne giden.Takımda düzelme,pozitif gelişme olsa amenna alma yeni oyuncu ama antremanlarda da mı görmüyorsunuz oyuncuların acizliğini? Yok eğer antremanda süper oynuyorda maçta yatıyorlarsa bulamaz mı bir antrenör sebebini.Yeni Malatyaspor karşısında sezonun en rezil futbolu oynandı lamı cimi yok.Yeni Malatyaspor'u da ayrıca tebrik ederim ellerinden gelenin en iyisini yapmayı başardılar ve galibiyeti alan - hakeden taraf oldular.Mücadele edersin yenilirsin anlarım talihsizliktir dersin geçer lakin sahada futbol oynamaya niyetli bir fenerli olmaz mı arkadaş? Maçın başlangıcından onbeşinci dakikaya kadar oynanan oyun belli ediyordu maçı süprizlere gebe olduğunu.Ben bile ekran başından nacizane futbol bilgimle yaşanacakları görebilirken Aykut Kocaman nasıl göremiyor hayret doğrusu.Teşekkür ediyorum kendilerine bizlere ikinci pendik faciasını yaşattıkları için.Milyonlarca lirayı cukkala sonra maçta yerlerde sürün.Aldıkları paranın onda birini bana verseler sahada ayakta yeni malatyasporlu oyuncu bırakmam,bunlar süt dökmüş kedi gibi sahada gezindiler mübarek.Sanki pikniğe gelmişler önlerinde mangal altlarında çizgili gaffur pijamaları eksik.
Takım acilen transfer şart diye dörtlüleri yakmış ikaz ediyorken Aziz Yıldırım ve Aykut Kocaman'ın aklından neler geçiyor acaba?Anlaşılan bu sezonda şampiyonluk hayal bari Avrupa'ya gidebilsek gerçi bugünki kadro ile Avrupa'ya gitsen ne olur anca Bursaspor gibi averaj takımı olursun.
Bana kalırsa bu saatten sonra yapılacak tek şey kaldı geriye,Antrenör dahil baştan aşşağıya tüm takımı yenilemek oyuncuların içlerinde ruhtan eser kalmamış.Ne yapsan fayda etmez bundan başka.
Neyse birazda gülelim Fenerbahçe'nin kupa macerası için Rahmetli Kazancı Bedih'in Mardin Kapısından Atlıyamadım türküsüne yeni sözler yazdım (sözleri yürütmeyin külahları değişiriz ona göre) melodisiyle beraber tempo tutarak söyleyin neşelenin
Türkiye kupasında tur atlayamadım Kramponum çözüldü bağlayamadım Uzaktan bir şut çektim gol atamadım Dinleyin arkadaşlar ben kupasızam El alem kupa almış ben yaralıyam
Hemen hemen bir aydır dizilerden haber vermemişim ilginç bir durum.Neyse bu açığımızı hemen kapatalım bir adet başlamış bir adette başlayacak olan diziden bahsedeyim zira allah muhafaza yanlış dizileri izleyipte beyniniz dumura uğramasın.
İlk Kurbanımız The Cape (Pelerin):The Cape izlediğim en sevimli süper kahramanlardan biri neden diyecek olursanız uğradığı oldukça büyük bir haksızlığın ardından mecburen süper kahraman olmaya çalışan bir aile babası kendisi.Ahım şahım bir kahraman değil bol bol dayak yiyor ayrıca çok beceriklide sayılmaz yapabildiği çoğu şeyi mücadeleye girdikçe öğreniyor.Bu yönüyle oldukça insani.Dizinin en güzel yanı uzun zamandır televizyonda göremediğimiz dişi terminatörümüz Summer Glau ile yeniden karşılaşmak o kadar.Şimdilik sadece iki bölümünü izlemek nasip oldu ancak baştan söyliyeyim pek yüksek umutlarla izlemeye başlamayın süküt-u hayal'e uğrarsınız.Konusu kısaca şöyle Palm City'de polis memuru olan Vince Faraday işlemediği hatta önlemeye çalıştığı bir suçtan dolayı firari konuma düşer ve bir patlamada öldüğü sanılır ne yazıkki en sevdiği dostuda komplonun bir parçasıdır.Vince Faraday patlamadan yaralı çıkar ve bir grup hırsız tarafından kurtarılır.Bu olayın ardından onu kurtaranlarında yardımıyla oğlunun en sevdiği süper kahramana (The Cape) dönüşür ve onu bu hale getirenlerden intikam almak için peşlerine düşer.
*** *** *** *** ***
İkinci kurbanımız Camelot:Televizyon dünyası bıkmadı şu Kral Arthur mevzusundan habire aynı temadan yeni şeyler üretmeye çalışıyorlar fakat sonuç hep hüsran bu güne kadar ne film ne de dizi olarak beni tam anlamıyla tatmin eden birine raslamadım.Starz kanalıda ne duruyoruz bizde çekelim bitane demiş kadro olarak oldukça kaliteli ve izlediğim fragman az da olsa umut verici fakat hala nisanda yayınlanmaya başlanacak camelot konusunda şüphelerim var.En azından ilk birkaç bölüm kadroda yeralan Eva Green,Claire Forlani ve Joseph Fiennes hatrına izlenir ancak devamı için net konuşamam :)
Dün özenle beslediğim frontosa yavrularımdan biri daha poseidon'un yanına gitti.Ortada herhangibir hastalık belirtiside yokken bir gün evel neşeyle yüzgeçlerini sallayan balığım sabah uyandığımda su yüzeyinde zorlukla nefes alır vaziyetteydi kepçeyle yakalayıp suya hava veren motorun ön kısmına yerleştirdim şok'a girdiyse kendine gelsin hesabı, ııh banamısın demedi ikindiye müteakip çöpe salladım kendisini ardından toprak toprağa,küller küllere,sular sulara sonra hepsi birden küçük frontosa'ya diye mırıldandım inceden.
Bir ihtiyaç olarak ayakkabı süngeri ve duş başlığı
Kardeşimle süpermarket'e alışverişe gittik ıvır zıvır abur cubur almaya normal bir insan evladı cips ve benzeri atıştırmalıklara aşerirken ben koşa koşa ayakkabı süngeri aldım hemde 1 değil 2 adet nerde kullanıcam acaba diye düşünüyorum zira hepi topu o süngerleri kullanabileceğim 2 ayakkabım var artık biri birine diğeri diğerine kardeş kardeş geçinirler.Üzerine yetmiyormuş gibi tutamacıyla beraber birde 3 kademeli duş başlığı aldım sanırım şuurumu hepten yitirmeye başladım.
Akşam oldu cepten paralar uçtu bak yine
Alışverişten döndük yemeğimizi yedik üzeine sohbet edelim az kakara kikiri edelim derken kapı çaldı.Kapıyı açtığımda karşımda en alt katta oturan komşu teyze ile yüz yüze geldim.Efenim üzerinize afiyet bizim kombi tesisatının vedahi apartmanın su tesisatının cılkı çıktığından mütevellit kendi dairelerine sürekli pis su akışı yaşanmaktaymış.Kendileri için çağırdıkları tesisatçı ve babam evde gezerek yapılması gerekenleri konuştular sanırım önümüzdeki günlerde evde süper günler bizi bekliyor inşaat vakti yaklaşıyor.Koridorda bulunan tüm kombi tesisatı sökülecek yeniden yapılandırılacak ayrıca apartmanın su sistemi içinde ayrı bir güzellik düşünüyorlar.Tabi bizim cukkadan yine bol miktarda bir meblağ çıkacak.Bu eve harcadığımız ıvır zıvır parasını biriktirsek heralde 2.evi almıştık hemde daha lüks bir semtten :))) ve bu masraflar bu sene içerisinde ve gelecek sene yapılacak masrafların yanında deve de kulak.Daha komple bütün sitenin dış cephe mantolaması yapılacak yandı gülüm keten helva...
Türk'ün ilüzyon'la imtihanı
Bizim ahali pek bayıldılar yeteneksizsiniz yarışmasında çıkan ilüzyonist genç aref ghafouri'ye.Yahu durun ortada abartacak bir durum yok bilinen numaralar bunlar dediğime pek itibar etmediler e ne yapsınlar ilüzyon onlar için Sermet Erkin'in şapkadan çıkardığı tavşanla özdeş olduğundan kaşık bükme kart tahmini falan biraz bizimkilerde ufo gören masum köylü efekti yaratıyor.Youtube'a girerek aşşağıdaki video'daki hamburger numarasını izlettiğimde ağızları bir karış açıkta kaldı :))) Ne demek istediğimi anladılar sanırım
Pek "muhterem" başbakanımız Kars gezisi sırasında karşılaştığı Mehmet Aksoy tarafından yapılmaktayken bir süredir "Sanatkar" belediyenin girişimleriyle yapımı sit alanı içinde olduğu gerekçesiyle durdurulan İnsanlık Anıtı heykelini ucube olarak nitelendirmiş ve yıkılması gerektiğini beyan etmiş.Bazı köşe yazarları vay efendim başbakan hazretleri nasıl olurda heykele ucube der diye celallenmişler.Aşkolsun koskoca başbakan hazretlerinden daha iyi mi bileceksiniz siz sanatı?
Memlekete heykel lazımsa onu da başbakan yapar siz kimsiniz de heykel yapmaya kalkarsınız bre gafiller. Alayınızı teğet geçer bu konuda alimallah kendisi bizzat sanatkarın daniskasıdır bre dangozlar siz ne anlarsınız eğer anlıyor olsaydınız parti kurar başbakan olurdunuz ilk seçimde.Bizim "necip" milletimiz başbakanın da sanatkarında hasını biliiiiiiiiiir :D
Zaten bişeye de benzemiyor ortadan ayrılmış 2 adam ne manası var antin kuntin mesajlar veriyor olmasın yoksa abooo :) Tiz anasınıda alıp gitde Mehmet Aksoy denen zat
Daha önce sanatın içine tüküren birini senelerdir Başkent Ankara'nın değişmez belediye başkanı yapanlarda bizim "necip" milletimiz değil mi? Yüksek sanat anlayışıyla Tandoğan Meydanındaki su perileri heykelini kaldırıp yerine semaver dikmedimi bir vakitler :D
Şimdi hatırladım başkan hazretlerinin içine tükürdüğü heykel de Mehmet Aksoy'un değilmiydi :)) Sonra dava açılmıştı da başkan hazretleri mecburen heykeli yerine koydurmuştu cık cık cık çok ayıpçıl işler bunlar muhterem
Mehmet Aksoy'da bir gariplik var bence önce belediye başkanı hazretlerini kızdıracak heykel yap sonra başbakan hazretlerini olacak iş mi bu bir tesadüf olmaz kesin derin devlet var bu işin altında :)))
*** *** ***
Önemli Not:Mehmet Aksoy lütfen rica ediyorum git buralardan biz senin kıymetini bilemiyoruz belki başka bir ülkede sana hakettiğin değeri verirler ne olur bir an önce git yoksa seni de harcarlar bundan önce harcadıkları diğer aydınlar,sanatçılar gibi...
Akrep gibisin kardeşim, korkak bir karanlık içindesin akrep gibi. Serçe gibisin kardeşim, serçenin telaşı içindesin. Midye gibisin kardeşim, midye gibi kapalı, rahat. Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim. Bir değil, beş değil, yüz milyonlarlasın maalesef. Koyun gibisin kardeşim, gocuklu celep kaldırınca sopasını sürüye katılıverirsin hemen ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye. Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani, hani şu derya içre olup deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf. Ve bu dünyada, bu zulüm senin sayende. Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak kabahat senin, — demeğe de dilim varmıyor ama — kabahatın çoğu senin, canım kardeşim!
*Muhteşem Yüzyıl dizisi üzerinde kopartılan fırtınaları çok anlamsız buluyorum.Özelliklede bu fırtınayı kopartanların hayatları boyunca okul kitaplarının dışında tarih okumamış olmaları ve yok efendim şöyleydide böyleydide diye kulaktan dolma yalan yanlış bilgilerle ahkam kesmeleri oldukça komik.Dizinin bir kısmını izledim görsel manada ellerinden geleni yapmışlar tecrübeli oyuncular ve genç - popüler isimleri harmanlayarak reyting işinide garantiye almaya çalışmışlar.Tarihsel olarak hatalar elbette var ve dizinin ilerleyen bölümlerinde de olmaya devam edecek lakin bu hataları abartmaya lüzum olmadığı kanısındayım.Netice olarak bu televizyonda izlensin diye yapılmış bir dizi tarih olabildiğince yansıtmak ve bununla beraber diziyi de izletmek zorundalar.Bu sebeple izleyicinin ilgisini çekecek değişik atraksiyonlara yer vermek gerekli ki bu atraksiyonlarda %100 gerçek tarihle uyumlu olmak zorunda değil.Ayıla bayıla izledikleri hangi tarihsel film veya dizi tamamiyle birebir tarihle örtüşüyor?
Güya Kanuni Sultan Süleyman kadın zaafı olan keyfine düşkün biri olarak lanse ediliyormuş ta harem genelev gibi aktarılıyormuşta kardeşim ne kadar inanmasanızda gerçekler hemen hemen bu ve buna yakın siz padişahları evliya zannetsenizde onlar cariyeleri ve hasekileri olan çok eşli hükümdarlardı ve saltanatlarının devamının garantisi olacak erkek çocukları dünyaya getirebilmek için kadınlarla beraber olmak zorundaydılar (İmkanları ölçüsünde dinin de izin verdiği kadarıyla) Ne kadar kudretli olursa olsun bir hükümdar mitoz bölünme yoluyla çoğalamaz ya da o zamanlar maalesef teknoloji imkan vermediğinden mütevellit hücre ve dna transferi yöntemiyle labaratuarda çocuk yapamazlardı kafanıza yerleştirin artık bunu.Onlarda eşleri ve cariyeleriyle halvet olmaktaydılar her ademoğlu gibi.Ayrıca dizi saray içindeki entrikaları ve kanuni hürrem ilişkisini ana konu olarak alacak gibi durmakta bu sebeple harem - padişah münasebetleri ağırlıklı olarak ekranda görünecek daha doğal ne olabilir.Koca koca savaşları bu kısıtlı bütçelerle diziye yansıtabilmek maalesef mümkün değil.
Muhteşem Yüzyıl'ı Kanuni Sultan Süleyman'a hakaret ediyor gerekçesiyle protesto edeninden tut facebookta bu konuda gruplar açanlar hatta diziyi yayınlayan grubu protesto etmeye tüm ürünlerini ve hizmetlerini boykot etmeye çağıran oluşumlar var ki saçmalıktan başka bişey değil.Ülkenin bunca önemli sorunları varken insanların böyle abidik gubidik işlere enerji harcamaları çok anlamsız geliyor.
Aynı şahsiyetlerin tarihteki diğer önemli kimliklere yapılan saygısızlıklara gık çıkarmamaları hatta içten içe desteklemeleride apayrı bir ikiyüzlülük örneği.Öyleki bu yayagara kopartan cenahın gözünde Modern Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu ve kurtarıcısı Atatürk'te içki masalarından kalkmayan, çengi oynatmaya bayılan, zevk-i sefa düşkünü birisi.Hatta içlerinden bazıları Kurtuluş Savaşı bile yapılmadığını söyleyecek kadar hadsiz ve tarihi yamultmaya meraklı kimseler.Cumhuriyet'in resmi tarihi beğenmezler inanmamaya meyillidirler lakin kendi inandıkları osmanlı tarihini de yazanların o gün ki resmi tarihçiler (Vakanüvis) olduğunu yazdıkları belgeler karşılığı devletten okkalı miktarda altın aldıklarını (Tarafsız - objektif tarih :) yazabilirler mi acaba?) hiç akıllarına getirmezler.
Beğenir izlersiniz ya da beğenmezseniz kumanda elinizde başka kanala geçer izlemekten vazgeçersiniz.Bu kadar basit....
***
Yargıtay yürürlüğe yeni giren cmk 102 madde'yi yorumladı ve tutukluluk süresini ağır cezalık suçlarda 5 örgütlü suçlarda ise 10 yıl olarak tespit etti.Doğal olarak hala sürmekte olan ve veya yargıtayda bulunan davaların bir kısmında insanlar tahliye edildi bunların arasında hizbullah gibi bir terör örgütünün lider kadrosu olduğu gibi dışarı çıktı.Ayrıca kamunun vicdanını sızlatan pek çok ağır cezalık davalarda yargılanan insanda hürriyetlerine bir süreliğine kavuştular kimse beraat ettiklerini zannetmesin sadece artık tutuklu olarak yargılanmayacaklar ancak onların kaçmamaları için bir engelde yok ortada sınırlarımız delik deşik olduğundan içlerinden isteyenler kolayca yurtdışına kaçabilecektirler buna eminim.
Şimdi bu gelişmeler üzerine insanlar durumdan kimin sorumlu olduğunu kabahatin yargıtay'da mı yoksa hükumette mi olduğunu sorgulamaya başladılar.Hükumet suçu yargıtay'a atıyor ama bana kalırsa sorumlu sadece hükumettir bu yasayı çıkarttıktan sonra yargıtay'a ısrarla boş sandalyeler için üye atama ,yargının hızlanması için yeni mahkemeler kurup yeni hakimler atama,adli kolluk sistemini oluşturup harekete geçirme,adli tıp'ı düzgün işleyen bir hale getirme, istinaf mahkemelerini kurmak için 2005'te yasa çıkart 2007 de tamamlanacak de ondan sonra hiçbirine el sürme suçu başkalarına at oh ne ala :)
***
Son günlerin hararetle tartışılan bir olgusuda Bilgi Üniversitesinde tez amaçlı olarak Deniz Özgün tarafından çekilen porno film.Vay efendim üniversitede böyle ahlaksızlık olurmuda öğretim görevlileri nasıl izin verirler bunada bilmem ne.Ulan yolda el alemin bacısına karısına sarkan, eli apışarasından çıkmadan yaşayan,dünyanın en büyük porno müşterisi,izleyicisi siz değilmisiniz nedir bu yayagara şimdi mi geldi ahlak aklınıza.Türkiyeden yapılan aramaların büyük çoğunluğu cinsel içerikli değil mi? Geçin bu işleri :)
Hele hele filmde oynadığını söyleyen Elif Şafak Urucu hepten vahim durumda bundan sonra heralde adını,tipini falan değiştirmek zorunda kalır yoksa hayatta rahat bırakmazlar.Öğretim görevlileri şimdiden ayvayı yediler işlerinden atıldılar artık iş güç bulmalarıda zor yaftalandılar.
Türkiyede yaşamak zor vesselam...
***
Sevgili Cumhurbaşkanımız lütfedip öğrencilerin sorunlarını dinlemek için öğrenci temsilcileriyle görüştü ama ortada başka bir sorun vardı görüştüğü öğrencilerin ona anlatabilecek herhangi bir sorunları yoktu zira büyük çoğunluğu özel üniversite öğrencisi ve tuzu kuru takımındandı :)
Bu zihniyetin üniversite öğrencilerinin gerçek sorunlarını çözebileceğine inanıyormusunuz?
***
Amerikada ve isveçte gökyüzünden ölü kuşlar yağdı malumunuz.Bazıları bu olayların kıyametin alametleri olduğunu düşünüp endişeye kapılmışlar.Endişeye kapılmakta haksızda değiller insanlara, hayvanlara, dünyaya onca eziyet ettikten sonra öbür tarafta başlarına gelecekleri biliyorlar tabi ama boş yere endişe etmesinler şimdilik paçayı yırttılar ölen kuşların büyük ihtimalle ani bir fırtınaya yakalanmış olduğu,iç travma geçirdikleri düşünülüyor ve bu yönde bulgular var.Hadi yine iyisiniz :D
cellyy ve Pilli Petro tarafından mimlenip üzerine birde cellyy'den ödül alınca bunu paylaşmamak olmazdı.Sağolsun hem mim hemde ödüle layık görmüş beni.Ödül için kendisine kocaman teşekkürler ediyorum.Mim konusu oldukça ilginç tamamiyle kişisel bilgiler soruluyor yanıtlasam mı yanıtlamasam mı diye çok düşündüm ama birbirinden çok sevdiğim iki bayan tarafından sorulunca yanıtlamak farz oldu
6)Ailenizin kaçıncı çocuğusunuz? - İlk gözağrısı :D
7)En sevdiğiniz şarkı ? - Sezen Aksu - Tükeneceğiz
8)Sizce esmer mi sarışın mı? - Sarışının adı esmerin tadı var ise ben Kumral diyorum
9)Sigara kullanıyor musunuz? - Kullanmak ne kelime yerim tabiri caizse :) Sigara,puro,pipo ne varsa içerim bir tek nargileyi sevmiyorum o da çok zahmetli olduğundan pretik bişey olsa tömbekiyi sırtıma asar tüttüre tüttüre gezerim
10)Alkol? - Sosyal içici sınıfındayım aramam ancak dost meclislerinde ve özel günlerde.
11)Çayı fincanda mı içersiniz,çay bardağında mı? - Çayı nerde olsa içerim bardak,fincan,sürahi,demlik, yalak, tanker göl olsa acımam.... İlla iki seçenekten birinin seçmek zorundaysak bardak...
Şimdi ödül'ü Zennube'ye havale ediyorum mim ise garibim mim fakiri yeşiL'e zaten mimlerde olmasa yazıcak pek konusu yok ders ders nereye kadar diyoruz :D
Karabükspor sonunda ağzındaki baklayı çıkardı Fenerbahçe ve Galatasaray'ın almak istediği Emenike için yurtdışındaki klüplerde devreye girince 10 milyon euro bonservis bedeli açıkladılar.Bu bedele denebilcek tek söz var "yok artık alisami" tamam Emenike iyi bir futbolcu, oldukça güçlü, ayaklarına hakim gibi vs güzel özellikleri var ancak 10 milyon euro edecek kadarda değil.Gol krallığını alexle paylaşıyor üstelik alex'te birde asist mevzusu var demekki o da aşşağı yukarı 10 milyon euro eder :D hem daha tecrübeli belirli bir çizgisi de var...
Bizim spor klüpleri bir acayip futbolcuların çok pahalı olduğundan dem vurup yıldızı hafif parlayan genç futbolcuları için milyonlarca euro bonservis bedeli koyuyorlar.Kendi elleriyle kendi ayaklarına kurşun sıkıyorlar.Birkaç sene önce 300 bin euroya transfer ettiğin gelecekte ne olacağı muallakta oyuncuya 10 milyon euro fiyat biçmek insafsızlığın kazıkçılığın önde gidenidir.
Sevgili LoLLacığım bana bir mim paslayıvermiş konusu "anılarımız ve anılarımızın eşyalarımıza yüklediği anlamlar" enteresan bir mim benim açımdan.Neden diyecek olursanız anılarımı temsil eden pek eşyaya sahip değilim.
*Fotoğraf makinası:Rus yapımı olduğunu tahmin ettiğim (üzerinde krill alfabesiyle bişeyler yazıyor) fi tarihinden bu yana bizde bulunan kesin olarak ne zaman satın alındığı veya nerden geldiğini bilmediğim eski bir fotoğraf makinem var.Küçüklüğüme ait fotoğraflar bu makinayla çekilmiş dolayısıyla benim küçüklüğümdeki hemen hemen tüm hatıraları temsil eden yegane obje.Bazen eski fotoğraflara bakıyorum bir kenarı sarı renkli bizimkiler bir türlü ayarlamayı becerememiş olcak doğru düzgün çekilememiş fakat o kadar güzel günleri,anıları,hatıraları içine hapsetmiş ki sanırım dünya üzerinde onun kadar anlamlı birşey yoktur benim için.
*Akustik Gitarım: Üniversite zamanında staj yaparken kazandığım paralarla aldım kendisini :) Ne zaman baksam staj zamanı ayakta saatlerce dikildiğim ve hiç haketmediğim halde otel müdüründen yediğim fırça akabinde otelin sahibi tarafından fırçalanan müdür gelir aklıma.Hesapta stajda hiç ücret almayacaktık fakat otel sahibinin gönlü razı olmadığından her ay sonunda harçlık mahiyetinde bir rakam banada verilirdi hey gidi günler hey :)
*Klasik Gitarım: Gitarı aldığım ilk zamanlar arkadaş çevremdeki bazı "deli" insanlarla beraber ilginç besteler yapardık.Bunlardan birisinde bu "deli" bünyelerden birinin evinde "beste" çalışmaları yaparken tema olarak kullandığımız hasan amcaya espiri sınırlarını aşan sözler yazdığımız şarkı yüzünden o sırada evde olduğunun farkında olmadığımız arkadaşın annesi tarafından kibarca evden kovulmuştuk :) insan beste yaparken pek kopuyor canım :)))
"Nihat Doğan sakal gibidir,kestikçe daha gür çıkar" gibi özlü sözleri bulunan güzide şarkıcımız "Benim olmazsan taciz ederim" şarkısıyla adeta "İnsanlar üçe ayrılır normal doğan,sezeryanla doğan ve nihat doğan" önermesinin ispatı olmuş.Televizyon ekranlarında dinden, imandan ,delikanlılıktan ,güzel ahlaktan dem vurup her konuda ahkam kesen Nihat Doğan bu şarkıyla kendinde varolduğunu beyan ettiği ilkelere biraz ters düşmüş gibi :) Neyse çok ciddiye almamak lazım gülmemize eğlenmemize bakalım :))) Hayat kısa eğlen coş işte kiboş diyoruz...
Kimdir deyü merak eden olursa Ankaranın Cebeci kazasında hazana çalan eylül ayında doğuvermiş bu insan evladı.Hayata melankolizmin penceresinden bakan çokta ahım şahım olmayan birisidir kendisi.Ne okur derseniz bildiğini okur ,döner döner yine okur.Bol miktarda cigara tüketir.Boş zamanlarında cigara içmeyenlerin cigara içenler üzerinde kurduğu emperyal ve faşizan baskılara kafa yorar.Hobi olarak amatörce şiir yazar,ahkam keser,kafa açar.Arkadaşları için can ciğer kuzu sarması,kaymaklı ekmek kadayıfıdır.Siyasi görüşünü sorarsanız Kamerist - Gençist hareketin yılmaz savunucusudur.
*-Küçük Prens - Antoine de Saint-Exupery *-Kürk Mantolu Madonna - Sabahattin Ali *-Grey - E L James *-Tutsak Güneş - Ayşe Kulin *-Fi - Akilah Azra Kohen