Pazar günü izlediğim takım bütün sezon takip ettiğim Fenerbahçe değildi kesinlikle her ne olduysa (Azizsilin mi acaba) artık sahada basmadık yer bırakmayan rakip takıma daha defanstayken baskı kuran uzun süre pres yapabilen bir takım hüvviyetine bürünmüşlerdi.İlk yarın boyunca Trabzonspor doğru düzgün Fenerbahçe kalesine bile gelemedi.Çabuk gelen gollerden sonra üzerine yatacaklarını zannederken maç boyu gayet dişe diş bir mücadele sergilediler.Beceriksizlik ve saçmalama abidesi selçuk bile adam akıllı futbol oynadı :) Hayretler içerisinde kaldım madem bu oyunu oynayabiliyordunuz neden bu güne kadar oynamadınız diye sormak lazım ama maçtan sonra yaşanan keyfin üzerine turp sıkmamak adına sormayalım şimdilik.İnşallah bundan sonraki maçlarda da pazar günki oyunun benzerini sergileyebilirlar ama bana sorarsanız bu konuda o kadar umutlu değilim.Bu takımdan devamlı düzgün top oynamasını beklemek devenin artistik patinaj yarışmasında derece almasını beklemekten pek farklı değil.
31 Ocak 2011 Pazartesi
Yumurta kapıya gelince oynayan takım olarak Fenerbahçe
Pazar günü izlediğim takım bütün sezon takip ettiğim Fenerbahçe değildi kesinlikle her ne olduysa (Azizsilin mi acaba) artık sahada basmadık yer bırakmayan rakip takıma daha defanstayken baskı kuran uzun süre pres yapabilen bir takım hüvviyetine bürünmüşlerdi.İlk yarın boyunca Trabzonspor doğru düzgün Fenerbahçe kalesine bile gelemedi.Çabuk gelen gollerden sonra üzerine yatacaklarını zannederken maç boyu gayet dişe diş bir mücadele sergilediler.Beceriksizlik ve saçmalama abidesi selçuk bile adam akıllı futbol oynadı :) Hayretler içerisinde kaldım madem bu oyunu oynayabiliyordunuz neden bu güne kadar oynamadınız diye sormak lazım ama maçtan sonra yaşanan keyfin üzerine turp sıkmamak adına sormayalım şimdilik.İnşallah bundan sonraki maçlarda da pazar günki oyunun benzerini sergileyebilirlar ama bana sorarsanız bu konuda o kadar umutlu değilim.Bu takımdan devamlı düzgün top oynamasını beklemek devenin artistik patinaj yarışmasında derece almasını beklemekten pek farklı değil.
30 Ocak 2011 Pazar
Ondan bundan birazda şundan bölüm 16
Sehven Adalet
*Ergenekon davasında ilginç gelişmeler yaşanıyor sessizce.Polis'in kanıt uydurduğu tescillendi lakin farkındamısınız medyada pek sansasyon yaratmadı nedense? Oysa gerçek bir demokraside böylesi olaylar davanın seyrini değiştirir savcı ve bu işe imza atmış polisler okkalı cezalar alırlardı.Hizb-ut Tahrir'le ilişkilendirilen teğmen'in cep telefonuna başka bir Hizb-ut Tahrir örgüt üyesinin telefon rehberinden ekleme yapıldığı kesinleşti Emniyet "sehven" (yanlışlıkla) olduğunu beyan etti (tabi yersen)
*Yine Ergenekon davasında İşçi Partisinde ele geçirilen dökümanlar arasında suç isnadı yapılan ancak arama tutanağında olmayan 4 adet cd de nasıl olduysa "sehven" girmiş delillerin arasına :)
*Şantaj ve askeri casusluk'la suçlanan emekli albay'ın suçlanmasına neden olan telefon konuşmasınında tutanaklara farklı aktarıldığı kısaca "sehven" bir durum olduğu ortaya çıktı :D
Şimdi bu insanların hayatını karartan "sehven"ciler hakkında neler yapılacak bence hiçbirşey yine görevlerine devam edecekler "sehven" deliller yaratılmaya,insanlar mağdur edilmeye devam edilecek.Gelde "ADALET"e güven...
*Okullar yarıyıl tatiline girdi e-okul sistemide hacklendi :) Bizim afacanlar heralde karneden ozonla not değiştirmeyi yeterli bulmamış olacaklar e-okul sistemine sızıp pek çok öğrencinin notlarını değiştirmişler.Kpss sorularının bile çalındığı bir memlekette daha başkası beklenmezdi zaten...
*Ergenekon davasında ilginç gelişmeler yaşanıyor sessizce.Polis'in kanıt uydurduğu tescillendi lakin farkındamısınız medyada pek sansasyon yaratmadı nedense? Oysa gerçek bir demokraside böylesi olaylar davanın seyrini değiştirir savcı ve bu işe imza atmış polisler okkalı cezalar alırlardı.Hizb-ut Tahrir'le ilişkilendirilen teğmen'in cep telefonuna başka bir Hizb-ut Tahrir örgüt üyesinin telefon rehberinden ekleme yapıldığı kesinleşti Emniyet "sehven" (yanlışlıkla) olduğunu beyan etti (tabi yersen)
*Yine Ergenekon davasında İşçi Partisinde ele geçirilen dökümanlar arasında suç isnadı yapılan ancak arama tutanağında olmayan 4 adet cd de nasıl olduysa "sehven" girmiş delillerin arasına :)
*Şantaj ve askeri casusluk'la suçlanan emekli albay'ın suçlanmasına neden olan telefon konuşmasınında tutanaklara farklı aktarıldığı kısaca "sehven" bir durum olduğu ortaya çıktı :D
Şimdi bu insanların hayatını karartan "sehven"ciler hakkında neler yapılacak bence hiçbirşey yine görevlerine devam edecekler "sehven" deliller yaratılmaya,insanlar mağdur edilmeye devam edilecek.Gelde "ADALET"e güven...
*Okullar yarıyıl tatiline girdi e-okul sistemide hacklendi :) Bizim afacanlar heralde karneden ozonla not değiştirmeyi yeterli bulmamış olacaklar e-okul sistemine sızıp pek çok öğrencinin notlarını değiştirmişler.Kpss sorularının bile çalındığı bir memlekette daha başkası beklenmezdi zaten...
28 Ocak 2011 Cuma
Turkcell sen nelere kadirsin :)
Bildiğiniz üzere Türkiye'nin en büyük cep telefonu operatörü Turkcell'i (en büyük kazıkçısı mı demeliydim acaba?) yıllardır kullanırım.Bu gün gelen faturadan sonra kalitesi malitesi cehennemin dibine ben oynamıyorum arkadaş dedim.Bir süre önce hesaplı olsun diye kendime sabit bir ücret vaadeden tarife seçmiştim lakin bir türlü o sabit ücreti tutturamadık.Nasıl oluyorsa her ay ödemem gereken faturanın 2 katı fatura öder oldum.Hani konuşsam içim yanmayacak toplasan yarım saat ya konuşurum ya konuşmam ama fatura gelir kol gibi :) Ne diyordum ha fatura sevinçle açtım zarfını heralde bu ay tutturduk diye ümit içinde ama nerdeee bonuslarla beraber fatura olmuşmu yine double.Dört lira mesaj parasını anladım da 14 lira bas konuş nerden çıktı hafız? Bu güne kadar ne kimseye bastım nede konuştum bu ücret nerden çıktı? Böyle giderse sizin için basma konusunda bir istisna yapabilirim.Peder bey bir yandan valide hanım bir yandan zaten fiks bitmeyen bikbikleriyle kafamı 5 dakikada kasparovla 4 el maç yapmışçasına kazana çevirdiler benim sinirler oldumu sana alt üst.Müşteri hizmetlerini arayıp biraz saydırayım diyordum vazgeçtim nasıl olsa ellerinde sistem al işte konuşmuşsun diye lakırdı edip beni hepten dellendirirler diye vazgeçtim.Anında ampül parladı yemişim faturalısını bilmemnesini kontör biter derdi yaşarım yine her ay haybeden yedirmem paramı yarın gidip en kontörlüsünden bi hatta geçicem off bunaldım yeter....
27 Ocak 2011 Perşembe
Ateş ile suyun hikayesi
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında sevdalanmış onun deli dalgalarına......
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa
Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren mucizem ol...
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüregim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına...
Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su...
Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları... Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu...
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını...
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmuş.. Ateşin yüreğini sadece su, suyun yüreğini Sadece ateş alır olmuş...
Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, yüreğindeki duruluğa
Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, hayatıma anlam veren mucizem ol...
Su dayanamamış ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüregim sana armağan...
Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına...
Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya başlamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı...
Baştan alınlarına yazılmış olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su...
Ateş kızmış, ateş yakmış ormanları... Aramış suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu...
Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış; aşkın bazen gitmek olduğunu. Ama gitmenin yitirmek olmadığını...
Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşden kaçar olmuş.. Ateşin yüreğini sadece su, suyun yüreğini Sadece ateş alır olmuş...
CAN YÜCEL
25 Ocak 2011 Salı
Birinci geleneksel cemo - lolla Ankara buluşması ve petshop tavaf günleri
Pek sevdiğim blogdaşım aynı zamanda arkadaşım lollacığımla sonunda bu gün birbirimize kavuştuk.Aslına bakarsanız uzun zamandır tanışmamıza rağmen farklı şehirlerde olmamız görüşmemize engel teşkil ediyordu.Sonunda onun İngiltere'den benimde Antalya'dan dönüşümüz akabinde karşılıklı oturup bir hoşbeş yapmamız farz olmuştu."Müsait" olduğumuz zaman bu güne denk gelince öğlen dost kitabevinin önünde başlayıp akşam otobüs duraklarında sona eren maceramız başlamış oldu.Önce yüksel caddesi üzerinde bulunan cafe'de popomuz dona dona ve ölüm tehlikesi yaratan tüplü ısıtıcı başımızda beklerken modadan siyasete, memleket meselelerinden kuru fasulyenin pilav üzerindeki emperyal baskısına kadar geniş bir yelpazede kahve eşliğinde bol bol konuştuk.Zaman su gibi akıp geçtikten sonra ikimizde varolan hayvan sempatisi sebebiyle yakınımızda yöremizde bulunan tüm petshopları tavaf eyledik,köpüşleri sevdik, balıklara baktık fiyatlar coşmuş beyler :) Bir çift erişkin diskus fiyatı sorduk duyunca şok oldum şimdi buradan söylemiyeyim :)Tavafımızın ardından otobüslerimize gitmeden lollacığımın güzel aklına uyup sıcacık bir ortamda yeniden çay kahve sefası yaparak duraklarda beklemeye başlamadan önce soğuktan donmuş kemiklerimizi ısıtmaya ve petshop kritiği yapmaya karar verdik.Heyhat kendisi petshop'da gördüğümüz yavru Rottweiler'e aşık olmuştu bile iş işten geçmiş,yapılacak birşey kalmamıştı :D Uzun uzun bu hususta konuştuktan sonra cafeden ısınmış bir şekilde ayrıldık ve evlerimize dağıldık.
Not:İnşallah rottweiler yerine french bulldog almaya razı edebilmişimdir :) Sebebi aşşağıdaki videoda fazla söze gerek yok...
24 Ocak 2011 Pazartesi
Mustafa Çilekeş - Dur Gitme Ne Olur
Yine süpersonik bir kliple karşınızdayım.Aslında Mustafa Çilekeş'in enteresan klibiyle uzun bir süre önce müşerref olmuş ve bunalımlara gark olduktan takriben bir kaç ay sonra anca kendime gelebilmiştim.Bu nedenle klipten sözetmeyi pek düşünmüyordum lakin Beyaz bile Mustafa Çilekeş taklidini yapıp programına çıkardıktan sonra paylaşmak farz oldu.Arabanın içinde tek mekanda geçen klip çekmek her babayiğidnin harcı değil.Hem çalan şarkıya playback yapacaksın,hemde şarkıyla uyumlu jest ve mimiklerle triplere gireceksin vallahi pes bu kadar yetenek biraraya gelmişken şimdiye kadar nasıl meşhur olamadı hayret.
Mustafa Çilekeş insanın kendi kendine klibini çekebilmesidir.
Mustafa Çilekeş - Dur Gitme Ne Olur Şarkı Sözleri
Seni sevdiğimi bile bile
Beni böyle gözgöre göre bırakıp gidemezsin
Ne olur vazgeçtiğini söyle
Düşürme dilden dile vurma yerlerden yere
Lütfen dur bırakıpta gitmeyeceğini söyle
Sensiz nefes alamam,hasretine dayanamam,
can bedenden çıkmadan senden ayrı duramam
Beni yalnız bırakma, Dünyamı karartma
Şayet gideceksen eğer beni de al yanına
Unutmak kolay olsa unuturdum sessizce
Hasretini çekemem uzaklara gidince
Mani olamıyorum gönül böyle sevince
Nasıl yüzün gülecek ben aklına gelince
Gün gelirde birgün eğer beni ararsan
Nasılım diye hatır sorarsan
İşte o gün ... İşte o gün
Son nefesim ismin olacak
Mustafa Çilekeş insanın kendi kendine klibini çekebilmesidir.
22 Ocak 2011 Cumartesi
Kübra Bebek
Küçücüktün,ayağında yamalı çoraplarınla,
Uzanıyordun bir hastanenin morgunda,
Boyluboyunca,
Yapayalnız,
Buz gibi odada tek başına,
Alışkındın aslında soğuğa,
Doğduğundan beri adamakıllı ısınmamıştı ki küçük bedenin.
Tek göz gecekonduda,
Doğru düzgün yanmayan bir soba başucunda,
Her gece aç yatardın ananın koynuna.
Rüyalarında görürdün ancak doyduğunu,
Tıpkı diğer kardeşlerin gibi.
Daha görecek günler var demek isterdim sana
Gezilecek parklar,oynanacak bebekler
Okula bile gidemedin ki bebecik
Ama sen hiç bilmedin bunları,
Görmedin,
Göremedin
Üzgünüm yaşatamadık,
Isıtamadık,
Doyuramadık.
Pamuklara sarıp sarmalamamız gerekirken seni,
Bir metre kefen ancak düştü nasibine,
Açlıktan sırtına yapışan midenle,
Kara toprağa emanet ettik,
İyi halt ettik...
Uzanıyordun bir hastanenin morgunda,
Boyluboyunca,
Yapayalnız,
Buz gibi odada tek başına,
Alışkındın aslında soğuğa,
Doğduğundan beri adamakıllı ısınmamıştı ki küçük bedenin.
Tek göz gecekonduda,
Doğru düzgün yanmayan bir soba başucunda,
Her gece aç yatardın ananın koynuna.
Rüyalarında görürdün ancak doyduğunu,
Tıpkı diğer kardeşlerin gibi.
Daha görecek günler var demek isterdim sana
Gezilecek parklar,oynanacak bebekler
Okula bile gidemedin ki bebecik
Ama sen hiç bilmedin bunları,
Görmedin,
Göremedin
Üzgünüm yaşatamadık,
Isıtamadık,
Doyuramadık.
Pamuklara sarıp sarmalamamız gerekirken seni,
Bir metre kefen ancak düştü nasibine,
Açlıktan sırtına yapışan midenle,
Kara toprağa emanet ettik,
İyi halt ettik...
Kübra Bebeğe ithafen
Cemo
22.01.2011
Cemo
22.01.2011
20 Ocak 2011 Perşembe
Açlıktan ölen çocuklar
İktidar yanlısı polyannalara ya da tuzu kuru zenginlere sorsanız trallalla trallalla ne güzel memleket kuşlar böcükler herşey dört dörtlük.Tabi onlar için hayat kolay elma şekerinin elmasını onlar yediğinden kazığın kime girdiğiyle ilgilenmiyorlar.Zira onlar eğlendikleri bardan çıkarken araçlarını park eden valelere dargelirli bir ailenin bir aylık toplam geliri kadar bahşiş bırakırlar...Tok açın halinden ne anlar?Bazı arkadaşlarım bana neden sürekli karamsar olduğumu soruyor,arkadaşım ben olmayayımda kim olsun baksana nüfusun %5'i Milli Gelirin %50 sini alırken geri kalan %95'i kalan %50'ye talim ediyor.
Hal böyleyken geçtiğimiz günlerde Samsun'un Tekkeköy İlçesi'nde 2.5 aylık Kübra Bebek yetersiz beslenmeden dolayı hayatını kaybetti.Anlı şanlı medyamız nedense bu konuya pek lütuf göstermedi e tabi birsürü magazin konu varken 21.yüzyılın ortasında milli geliri (güya) 15.000 dolara çıkmış bir ülkede bir çocuk açlıktan ölmüş kime ne ?
İşin en acı tarafı bir mülki amir çıkıp biz bu aileye son 5 yıl içerisinde 10 bin törkiş liradan fazla yardımda bulunduk diyebiliyor.Be kardeşim yapacaksın tabi yardımı devlet zaruret içindeki vatandaşına yardım etmek için var ama bak işte yaptığınız yardım kübra bebeğin açlıktan ölmesini engelliyememiş.Ben senin yerinde olsam basına açıklama yapacağıma kafamı iki elimin arasına alır düşünürüm bu kadar yardım yapmamıza rağmen nasıl oldu da bu çocuk öldü biz nerde yanlış yaptık diye.
İnsanları fakirlik çukuruna itip ondan sonra sadaka boyutunu aşmayan miktarda yardımlara gebe bırakarak bu memleket yönetilmez.Bakın işte yardım niyetine verdiğiniz sadakalar insanların açlığını bile gidermekten çok uzak.Siz bu insanlara ayni ve nakdi yardım yapacağınıza bir iş verseydiniz bu insanlar ekmeklerini taştan çıkartır yinede aç kalmazlar ve kübra bebek hayatını kaybetmezdi.
Siyasetçilerin zaten umrunda değil varsa yoksa şu ihaleyi hangi yandaşa versek,bu arsayı hangi yandaşa peşkeş çeksek.Düşünün dışişleri bakanının konutu için aylık 46 bin 500 lira kira ödeniyor bu ülkede (39 bin dışişleri konutu - 7500 koruma müd.evinin kirası) bu sadece kira parası bina için harcanan teşrifat bütçesi ne kadar belirsiz.Konutta çalışan hizmetlilerin maaşları vs daha hesabın içinde değil.Ha dışişleri konutu olmasa başımla beraber diyeceğimde bakıyoruz dışişleri konutunda cumhurbaşkanımızın eşyaları var hazret kendi eşyalarını çankaya köşküne götürmemiş dışişleri konutunuda işgal etmekte.Böylece devlet her ay kafadan 46.500 törkiş lira haybeden para harcamakta.Kübra bebeğin ailesine beş yılda yapılan yardımın 4.5 katı vicdanınız sızladı mı şimdi?
Kübra Bebek duyabildiklerimizden sadece birisi daha ne kübra bebekler var ama kimin umurunda ? Her gece barlarda dikolarda hadi eller havaya gençler.Yurdumun anlı şanlı "Aydın"larıda gazete köşelerinde içtikleri talisker viskiden bahsetsinler.Boşverin takmayın kafanıza nasıl olsa her gece aç yatan sizler değilsiniz...
Durmak yok uyumaya devam...İyi uykular Türkiyem...
18 Ocak 2011 Salı
Murç sesleri ovalara yayılırrrrrrrrrrrr insan buna hayran olur bayılırrrrr
Başlıktan da anlaşılabileceği üzere son iki gündür evimizde tatlı bir inşaat telaşesi var.Ortalık öyle çok dağılmış falan değil lakin ses yüzünden ve onarım faaliyetlerinin erkenden başlaması sebebiyle bende oldukça ağır uykusuzluk ve sinir bozukluğu yarattı.Yahu ne var altı üstü gürültü diyenler olursa ki olacağına eminim onarım sırasında çalışanların dibinde dursunlar inanılmaz melodiler çıkabiliyor taşlama makinası,hilti,balyoz ve murç sesleri öyle ahenkle beyninizin içinde dansediyor ki anlatamam yaşamanız lazım.Neyse efenim nereden çıktı bu onarım faaliyetleri diye soracak olursanız eve taşındığımız gün koridordaki fayansların kabarmış ve duvarlarda nem birikimi olduğunu görünce anlaşıldı ki bizim kombi tesisatında bir yamukluk var bariz biçimde su sızdırıyor.Uyanık kiracı sağolsun tozu toprağı ben çekmiyeyim bir süre idare ederim benden sonra gelen (biz oluyoruz) alsın başına püsküllü belayı diyerek tamirat işine girişmemiş.Onarım şarttı fakat yeni taşındığımızdan dolayı maddi durumlar pek elvermediğinden gözümüz masrefları yememiş ertelemiştik.Birkaç gün evvel en alt kattaki komşunun evine su sızınca çağırılan tesisatçı apartmanın su tesisatının baştan ayağa babalara geldiğini tespit edince haliyle apartmanın yarısı komple tesisat yenilenek zorunda kaldı.İşi üstenen tesisatçı da bizm siteden olduğundan peder bey ile ufak bir muhabbet sonucunda koridordaki sızıntı işinide halletmeye daha doğrusu aradan çıkartmaya karar verdiler.
Dün evin su tesisatı bu günde koridorumuzda ki kombi tesisatı yenilendi ama göreceksiniz kooperatif evi olduğundan mütevellit o kadar güzel malzeme kullanmışlar ki tesisatın neresine dokunsan elinde kalıyor.Şimdiye kadar yaşanan sızıntılarla alt kata göçmediğimize ya da üzerimizdekilerin ansızın bizim kucağımıza düşmediğine şükürler olsun.
Birdaha ki inşaatlarda görüşmek üzere :)
16 Ocak 2011 Pazar
Çin işkencesi
Çin İşkencesi denilince akla çinlilerin suçlulara ve kendi düşmanlarına uyguladığı insanlığa sığmaz kötü muameleler,zalimlikler gelir.Youtube'da rastladığım bu video klip işkencenin artık pik noktası denilebilir.Ben ajdar sadece bize özgü zannediyordum meğer çinde bunlardan 3 tane birden varmış :) Düşünün 3'ü bir arada eziyete bak... Bu arkadaşlara "Çin Ajdarları" tabirini kullanmak tam yerinde bir teşbih olur.Ancak içlerinde biri var ki akıllara ziyan kendisi ajdar,kuşum aydın ve dr.bilal karışımı bi canlı.Arkasında şuursuzca dans eden (danstan ziyade ritmik tepinme) 2 dişi ajdar ise jest ve mimikleriyle erkeğin içinde dişilerden korkma - tiksinme gibi hisler yaratacak denli gudubet.Nüfus planlaması için kullanlılabilecek en etkin yöntem bu klip :) Şarkı için zaten söylenecek söz yok uzun süre dinlendiği takdirde şizofreniye yolaçabilir.Bir dakikadan fazla dinlerseniz mesuliyet kabul etmiyorum zira video takriben 6 dakika sürüyor klibin devamında ki hareketlere bakmak istiyorsanız eğer sesini mutlaka kapatın.:)))
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












