Ne Mutlu Türküm Diyene

19 Ekim 2011 Çarşamba


Vatan Sağolsun

2 Yorumgaçlı Okurcan
vatan-sagolsun
Yine hain saldırılar,kalleşçe pusular yine yitip giden canlar arkalarından söylenebilecek sadece bir çift söz VATAN SAĞOLSUN.

17 Ekim 2011 Pazartesi


Koyun

3 Yorumgaçlı Okurcan
koyun
Sigaraya zam - içmeyin kardeşim zaten zararlı

İçkiye zam - Az için şu mereti günah

Ete zam - Memlekette hayvan kalmadı yurtdışından getiriyoruz yine yetmiyor ne yapalım eti çok yemeyin kolestrol yapıyor gittikçede obezleşiyoruz az yiyin kardeşim.

Telefona zam - Fakir olduğunu söyleyen adamın elinde çifter çifter telefon konuşmayın kardeşim zaten dinliyorlar

Doğalgaza zam - Az kullanın kardeşim bizden çıkmıyor ki bu meret 2 kat giyinin idareli kullanın

Elektiriğe zam - Her evde çifter çifter televizyon buzdolabı çok lüks azaltın kullanımını

Benzine zam - Kardeşim binmeyiverin azcıkta arabaya toplu taşıma kullanın

Otomobile zam - Porshe kullanmayın yerli arabaya binin hem kaza falan oluyor neme lazım biz sizin canınızı düşünüyoruz

vs vs uzarrr gider Bu ülkede herşey olursunuz bir tek rezil olamazsınız o nedenle arkanız sağlamsa yönetmek kolaydır bu coğrafyayı.Ne de olsa halk cefakar,sessiz ve munis gıkı çıkmaz vurursun ensesine alırsın ekmeğini bir türlü dökülmez sokağa.Çıkanada çıktı diye kızarlar içten içe.Bir kaçyıl önce devletine sahip çıkmak için meydanlarda olanlar nerede silivride necip milletimin oldukça büyük bir kısmıda terörist olduklarını düşünmekte ne denirki bu işe

Durmak yok uyumaya devam kazıklar çok güzel alıştık devamı yok mu vesselam :)

16 Ekim 2011 Pazar


Yağmur

0 Yorumgaçlı Okurcan
Hava soğuk,
Kemiklerime kadar işliyor yalnızlığın ve hayırsızlığın ürpertisi.
Uzun zamandan beri ilk defa çıktım yağmura şemsiyesiz,
Islanmak istedim,
Amaçsız dolandım boş sokaklarda.
Nedendir bilinmez,
Bir an için kıskandım denizdeki balıkları.
Tek tük ben gibi avere gezenlere rastgeldim,
Bakıştık inceden.
Aynada her sabah gördüğüm yüzün yansımalardıydı sanki,
Aynı donuk acı ifade,
Yerleşmiş yorgun simalara,
Nedendir bilinmez.

16.10.2011
Cemo

15 Ekim 2011 Cumartesi


62 Tavşanı

1 Yorumgaçlı Okurcan
Denize düşen bir oyuncaktır Kız Kulesi
Soruyorum berber koltuğundan
İki ayna arasında akıp giden görüntüme
Şair olanımız hangisi?
Pencere tüllerine gelinlik diye sarılan
O küçük kız nerede şimdi?
Gemim battı çoktan
Denize inen tüm filikalarıma erkekler bindi
Duvardaki yangın düğmesini örten cam parçasıyım
Kurtuluşun olacaksa hiç düşünme ayakkabının topuğu ile kır beni
İnanmıyorum uzaylılara duymalıyım birilerinden
Yıldızlardan nasıl görünürdü diye mahallemizdeki yazlık sinema
Öğrendim saat kulelerini kibrit kutularından
Bağışla beni iki dünya savaşının yaşandığı yüzyılda
Nüfus cüzdanımdaki 62'den yaptığım tavşan

Sunay Akın

13 Ekim 2011 Perşembe


Ayrı eve çıkmak

2 Yorumgaçlı Okurcan
Zaman zaman hepimizin aklından en az bir sefer geçmiştir ayrı eve çıkmak.İstediğin saatlerde eve girebilmek,karışanın görüşeninin olmaması kısacasına alabildiğine özgürlük.

Lakin iş gerçekleştiğinde getirileri olduğu gibi götürülerinin olduğu gerçeğiyle yüzyüze gelirsiniz.Kimi hakkını verir dağ gibi tek başına ayakta durur kimi köhne bir duvar gibi ilk darbede yerle yeksan olur.

Evden ayrılmak ayrılabilmek bile başlı başına bir sorundur.Kopamazsınız ailenizden onların siz giderken ki halini görür yüreğiniz parçalanır.Aynı şehirde hatta aynı semtte bile olsanız ayrısınızdır artık ve o hasret hiç bitmeyecektir ne kadar görüşürseniz görüşün gece gelince herkes ayrı damlar altında yatacaktır artık.

Evi tutmak dayamak döşemek mesele değil.

Akşamları işten yorgun argın eve geldiğinizde kapıyı anahtarla açmak zorundasınızdır ve o anahtarı kullanmadan girebilmek inanın hertürlü özgürlükten çok daha âlâ dır.Sizi gülümseyen bir yüzün karşılaması kadar büyük bir nimetin farkına ancak o zaman varırsınız.

İçeri girdiğinizde aç karnınızı doyurmak zorundasınızdır.Dakika bir gol bir tas sıcak yemeğiniz ya da o yorgunlukla mayışmış kalmışken size yemek getirecek birisi yoktur.Kalkar paşa paşa bekar evi yemeğinizi yapmaya başlarsınız hamaratsanız biraz uğraşla ağzınızın tadını bozmadan karnınızı doyurmayı başarırsınız yok yemekten anlamıyorsanız kısıtlı imkanlarınızla yemek getirtirsiniz paranız yoksa evdekilerle allah ne verdiyse işkembeyi doldurup karın gurultunuzu bastırırsınız.

Karnımızı doyurduk şöyle tv'nin karşısında 2 tek atalım diye geçtik salona o da ne yaşadıklarınızı sevinçlerinizi paylaşacak kimseniz yok üzgünseniz başınızı dizine yaslayacağınız teselli bulacağınız.Masanın üzerinde birikmiş faturaları nasıl ödeyeceğinizi düşünürsünüz kara kara.

Yatmaya gidersiniz yatak buz gibi gelir ev ne kadar sıcak olursa olsun.Zira o evi asıl ısıtan sevgi olmaz tek yaşayan insanların barınağında.

Sabahları kalkmak hazırlanmak ayrı zahmettir kimi zaman kabus gibi tabi uyanabilirseniz vakti zamanında.Çok zaman kahvaltı bile yapmadan ayrılırsınız akşam döneceğiniz soğuk ve kasvetli evinizden.

Aslında yazılacak o kadar çok şey varki ben yazdıkça bunalmaya başladım o yüzden kısa kestim.

Kalın sağlıcakla...

10 Ekim 2011 Pazartesi


Rutkay Aziz ve samimiyet üzerine

3 Yorumgaçlı Okurcan
Bazen düşünüyorumda bizim insanımız biraz tuhaf gibi geliyor bana.Kendi hakkını savunana inanımaz bir öfkeyle söven başka bir millet var mıdır acaba? Böylesi zamanlarda atasözümüz "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar"ın bu topraklarda cidden yaşandığına kâni oluyorum.Antalya Altın Portakal Film Festivali ödül töreninde ülkemizde yaşanan yanlışlıklardan konuşan Rutkay Aziz'e bazı sosyal medya mecralarında abuk sabuk yüklenilmesini başka türlü nasıl izah edebiliriz ki?

Adamcağızın mesleğini icraa ederken aldığı rollerden tutun da geçimini sağlamak için oynadığı reklamları bile söylediği sözleri çürütebilecek bir doneleri olmadığından ad hominem yapmak için kullanan kelli felli, okumuş yazmış insanları gördükçe irkiliyorum.Sırf siyasi görüşleri farklı olduğundan yüzde yüz haklı olduğunu bildikleri bir konuda dahi Rutkay Aziz'e hak vermemiş olmak için akla hayale gelmeyecek ayaklara yatmaları, bahanelere sığınmaları yok mu ister istemez çileden çıkıyorsun.

Tabi alışmışlar sanatçının da yalakasının konuşmasına ciddi ve dik duruş sergilendiği zaman gocunuyorlar yaralarından.Aman ağam aman paşam demeyen birileri karşılarına çıktığında onca kalabalıklarına ve güçlerine rağmen ifade edemeselerde ölesiye tırsıyorlar.Herkes Ali Kemal olsun bir Hasan Tahsin daha çıkmasın istiyorlar.

Medya bastırılmış,susuturulmuşken televizyon programlarında ya da gazete köşelerinde hatta bloglarda yaşanan baskı ve zulme karşı kimse birşey diyemez, diyeninde anında kellesi kovularak,tazminat davalarıyla tırstırılarak ya da hapse tıkılarak alındığı bir dönemde birinin sesini yükseltmesi adaletsizliğin karşısında milyonlar izlerken dik durması takdir edilmesi gerekirken yeriliyor ya gördükçe,okudukça utanıyorum.

Hele hele haber kanalıyım diye geçinen şimdilerde hepten yalaka bir duruşa sahip bir medya kuruluşunun bu konuşmayı bile kesmeden yayınlamaya ödünün patlamasına ne demeli :)

Şimdi gel bu vatandaşların hak-özgürlük bağlamında samimiyetine inan bu zibidilerin seçtiği vekillerle yapılacak anayasanın ülkeye özgürlük getireceğini tahayyül et olur mu olmaz.

Rutkay Aziz'in konuşmasının videosu ve tam metni



Ben biraz değişik konuşacağım, izninizle...

Öncelikle 48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali'nin, başta başkanı olmak üzere, tüm yaratıcılarını, tüm emekçilerini, Çağdaş Sinema Oyuncular Derneği adına en içten duygularımla selamlıyorum. Ayrıca bu festivalde yarışan arkadaşlarımızı, onların tüm yaratıcılarını, emekçilerini yürekten selamlıyorum.

Ama asıl önemli olan bir olay da, sayın başkanın da (Anlatya Büyükşehir Belediye Başkanı) değindiği gibi, 1979-80 yılında yaşanılan sansür ve darbe döneminde ödüllerine ulaşmamış arkadaşlarımızın 30 yıl sonra bu ödülleriyle buluşmalarıdır.

Bu çok ciddi, tarihî, örnek alınacak bir adımdır. Dilerim bu dönen dünyamızda; faşizm ve darbe sürecinden geçmiş ülkelerin sinemacıları da bunu örnek alarak bu tarihi adımı onlar da kendi ülkelerinde paylaşırlar.

Onun için de, o ödül sahibi arkadaşlarımı... Ne yazık ki aramızda Ömer Kavur yok, Zeki Ökten yok. Onlar da ışıklar içinde yatsınlar. Bu anlamda da -dernek olarak- tekrar yürekten kutluyorum.

Bana verdiğiniz ödüle gelince...

Lütfettiniz, teşekkür ederim. Dilerim hak etmişimdir; dilerim yaşadığım sürece de hak etmeye çalışırım. Ola ki, moda deyimle, bir döneklik ya da sapma olursa bu verdiğiniz ödülü özgürce geri alma hakkına da sahipsiniz!

Gerçek sanatçılar, ülkesinin ve dünyanın gerçeklerine tanık olmakla yükümlüdür. Benim Türkiye'min gerçeklerine tanık olduğum olay; hukukun üstünlüğünün yittiği, adaletsiz bir kalkınma gidişinin hızla yol aldığı, "parasız eğitim" diye pankart açan genç arkadaşımın 16 ay tutuklu kalması ama Şili'de o çocukların devrim yapması...

(Burada, yaklaşık 45 saniyelik uzun bir alkış tufanı kopuyor.)

Burada festival "KADIN"ı tema alyor; dünyanın hiçbir yerinde kadın, çocuk, bu kadar cinayete, tacize maruz kalmıyor.

Goethe'nin dediği gibi, "Dünyanın en tehlikeli hali, cehaletin örgütlü eyleme geçme halidir." Bu da benim üklemin bir gerçeğidir. Dünyanın gerçeğine dönüyorsunuz: savaş çığlıkları, açlık, işgal, sömürü! İşte gerçek sanatçılar bunlara tanık olmakla yükümlüdürler...

Ve şuna inanıyorum ki, sinema -Şarlo'nun (Charlie Chaplin'in) dediği gibi- gerçek anlamıyla bir barış sanatıdır. Ve sinema kendi içindeki o "barış" içeriğini koruyarak, hem Türkiye'ye, hem de dünyaya demokrasi, özgürlük, barış ve insanlığa katkı sağlayacaktır.

Bu festivalin de bu katkıyı sağlamasını diliyor, hepinizi bir kez daha sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.


Konuşma videosu ve metni beyn.org'dan alınmıştır

8 Ekim 2011 Cumartesi


Eş, dost, akraba, talikat vs.

2 Yorumgaçlı Okurcan
Bu gün ne güzel sabahın köründe akrabaların eve doluşmasıyla başladı.İnsan sabah 10'da misafirliğe gelir mi bizimkiler geliyor arkadaş benim daha afyonum patlamamış gözlerim mahmur alel acele fırladım yataktan doğal olarak hemen bi el yüz yıkama üst baş düzenleme faslından sonra eniştemlerin huzuruna çıktım.Uzun zamandır görüşemediğimizden konuşacak pek çok konu duyulacak aile sülale içi bir çok dedikodu birikmiş bizimkiler saatlerce muhabbete devam ettiler bende kaçırdığım uykumu koltukta hafiften yarı uyur vaziyette tamamlamaya çalıştım.

Daha ben kendimi toarlayamamışken ikinci dalga kapıda beliriverdi kuzenlerde damladı ev oldu mu sana panayır yeri.Bir tarafta dedikodu kazanları kaynarken diğer tarafta tavla turnuvası.İki ucu boklu değnek nereye gitsem huzur yok.En temizi odama çekileyim dedim odada da kuzenin ufaklık damladı mı abi gitar çal vs allahtan gitarın la teli kopmuştuda çal mevzusunu atlattık tabi arada hala gitara tel almadın mı diye barnak kadar çocuktan ayar yedikya neyse :)

Akşam yemeği yaklaşırken babam bir anda çiğköfte malzemelerini çıkarttı ve bu günün en güzel olayına imza attı.Hiç haberim yoktu cidden mutlu oldum ne yalan söyliyeyim.Epeydir böylesi içim sevinçle dolmamıştı eski bir dostu görmüş gibi oldum ahh bide yanında bi büyük olsaydı tadından yenmeyecekti ama napalım buncağızla idare ettik :)

Yemeğin üzerine eniştemin bitmek bilmeyen siyasi vaazlarını dinlemek kafamı kazana çevirdi.İnsan hiç mi değişmez biraz daha alçak sesle konuşsa yan siteden duyacaklar insanın sesinin ayarı olmaz mı hiç.Zamanında sağdan şaşmayan insanların bile benim yoluma gelip benimle aynı çizgide oy kullandıklarını görmek tebessüm yarattı.

Geç vakitlere kadar bizde kaldılar.Rahmetli annanemin zamanından beri kuzenin düğünü hariç bu kadar kalabalık ve gürültülü olmamıştık :) Allahtan da olmamışız bir daha aynısı yaşanırsa evden firar etmeyi düşünüyorum.

Ha birde hayatımda ilk defa aynı arkadaşım aynı gün içinde 2 defa müsait olmadığım bir anda aradı :)

Bu bir işaret olmasın sakın :)

6 Ekim 2011 Perşembe


Kime güvenelim?

0 Yorumgaçlı Okurcan
İleri demokrasi sayesinde 19 aydır içeride olan Berna Yılmaz ve Ferhat Tüzer sonunda tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiler.Gözünü sevdiğimin memleketinde arabanla adam ezer öldürürsün 2 ayda çıkarsın ama parasız eğitim yani"hak" arasan böyle senelerce içerde kalırsın işte.

Yazık değil mi bu gençlere başbakanın önünde açtıkları bir pankart yüzünden hayatlarını kaydırdılar.Dünyaları götüren kodamanlara bişeycikler olmazken çetenin allahı olanlar davalara bile uğramazken? Şimdi berna ve ferhat'ın içerde kaldığı günlerin vebalini kim ödeyecek söylermisiniz? Hadi maddi olarak karşılandı 19 ay ya manevi acısını yarasını kim ve nasıl onaracak ?

Berna ve Ferhat pankart açmaktan 19 ay içerdeyken yasak olmasına rağmen kapalı kasa kamyonetle taşıdığı 8 işçinin ölümüne neden olan kişi sadece 5 yıl hapis cezası aldı ve 3 ay cezaevide kaldı.ironi mi deseeem adaletsizlik mi bilemedim.

Ya kocaelinde kocası tarafından tehdit edildiğini yetkili mercilere bildiren kadının yine korunamaması olayına ne demeli? Yazık değil mi kadıncağıza yanına bir koruma veremediniz diye rahmetli oldu ama işinize gelince 100-200 korumayı yığıyorsunuz başkasına ama bir kadıncağızın yardım çığlığına kapanıveriyor kulaklarınız.

Peki biz kime güveneceğiz şimdi ???

3 Ekim 2011 Pazartesi


Fenerbahçeli olmak

0 Yorumgaçlı Okurcan
Fenerbahçe Taraftarı
Fenerbahçeli olmak gözlerin görmese de stada gelip kulaklıktan maçı dinlerken yapılan tezahuratlara eşlik etmektir.

(Not:Fotoğraf Fenerbahçe - İstanbul Büyükşehir Belediyespor maçında çekilmiştir)

1 Ekim 2011 Cumartesi


Hobinin bokunu çıkarmak diye buna denir herhalde

2 Yorumgaçlı Okurcan
Deniz_Akvaryumu
Hemen hemen her normal insan evladı gibi benimde bir hobim var balık besliyorum.Yıllardır bu hobiyle ilgileniyorum hiç bir zaman aşırıya kaçmadım.Hep makul ölçülerde makul miktarlarda kaldım.Biraz olsun büyütmeyi istemedim de değil yalan yok ama abartmayı hiç düşünmedim.

Geçenlerde bir akvaryum forumunda gezinirken rast geldiğim eleman ipin ucunu fena kaçırmış hangi akla hizmet bir insan evinin garajını komple akvaryum odasına çevirir ki? Tabi bu muhteremin Türk olmadığını belirteyim Taylandlıydı yanılmıyorsam.

Forumda tek tek hangi aşamalardan geçtiğini fotoğraflarla aktarmış hayret ve ibretle baktım fotoğraflarına :) Link bulabisem sizde bakın diycem ama bulamadım sadece elimde birkaç fotoğrafı kalmış buncağızlarla idare ediverin gari.

Deniz_Akvaryumu Deniz_Akvaryumu Deniz_Akvaryumu

Akvaryum değil de mübarek sanki yarı olimpik yüzme havuzu yaptırmış.İçine girsen yüzme bilmesen boğulursun.İçinde aynı anda 2-3 kişi birbirine değmeden çalışabiliyor dersem heralde daha anlaşılır olacaktır.

Ha işin güzelliğine gelirsen Allah var adam döktürmüş.Karşısına geç günlerce bıkmadan usanmadan izlersin.Denizin dibini almış odanın ortasına koymuş.

Masraf konusuna hiç girmeyeyim adam garajı komple akvaryum odası yapmış derken abartmıyorum garajı baştan aşşağı akvaryum tesisatına uygun olarak yenilemiş değme hayvanat bahçesinde öyle tesisat yoktur.Ayrı bir bölmede alttan giden borularla vs su temizliği yapılıyor dalgalanma sağlamak için zibilyon tane ekipman takılmış odanın duvarları oturma grubu vs vs hep sıfır kısacası yok yok.Para var huzur var kardeşim...

İleride acayip derecede zengin olsam bile böyle bişey yaptırmam gerçi bizim memlekette bu kadar sistematik ve tertipli bir deniz akvaryumu yapabilecek know-how var mıdır o da belli değil ya neyse :)

En iyisi hiç bulaşmayıp sadece fotoğraflarına bakıp vay be adamlar yapmış demek.
Yeni kayıtlar Önceki kayıtlar Anasayfa