Ne Mutlu Türküm Diyene

11 Ekim 2010 Pazartesi


Maşallah

0 Yorumgaçlı Okurcan
Maşallah

Maşallah :)))

9 Ekim 2010 Cumartesi


Ömer Hayyam - Niceleri Geldi

7 Yorumgaçlı Okurcan
Niceleri geldi neler istediler
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler
Sen hiç gitmeyecek gibisin değil mi?
O gidenlerde hep senin gibiydiler
Bu dünya kimseye kalmaz bilesin
Er geç kuyusunu kazar herkesin
Tut ki , Nuh kadar yaşadın zor bela
Sonunda yok olacak sen değil misin ?

Ömer Hayyam

7 Ekim 2010 Perşembe


Mimlendim Vol.10 - İki mim bir arada

11 Yorumgaçlı Okurcan
Epey bir zaman önce cellyy beni mimlemişti sonra yaparım demiştim bir türlü fırsat olmamıştı üzerine Baş Harfi Ğ'de mimleyince beni ikisinide aradan çıkartayım dedim :)

Keman

İlk mim cellyy'e ait:mim konusu herhangi bir günde sevgilinizin yada olacak sevgilinizin size yapmasını istediğin sürprizi yazmak.. ama ben bu mim'i yapmak istediğim süpriz olarak yazacağım Erkek tarafı olduğumuzdan süpriz yapmak bana yakışır öyle anlaşmıştık kendisiyle.Baştan paşa paşa anlaşalım öyle süper romantik bir erkek değilimdir sonra ne kütük bi elemanmış bu demeyin.Biraz klasik olabilir.

Büyük ihtimalle 1.yıldönümüzde yapardım bu süprizi önce bir limuzinle kapısına giderdim ama gelmeden önce hemen hazırlan 5 dakikaya kapıda ol derdim ne de olsa süpriz değil mi o kapıda beklerken limuzini önünde durdurur elimde güllerle onu alırdım.Sonra daha önce rezervasyon yaptırdığım çok hoş bir manzarası olan güzel bir restoranda romantik bir akşam yemeği yerdik.Tam yemeğin ortasında keman içeri gelir en sevdiğimiz şarkıları çalardı.Bu sırada cebimden daha önce aldığım üzerinde 1.yılımıza dair birkaç kelime yazan pahalı olmayan ama çok sevimli kolye'yi boynuna takar ve hediyesini vermiş olurdum.Romantik gecenin içine limon suyu sıkmadan evine bırakırdım.

Ohh rahatladım :) yazarken bile feci kasıldım be bu romantik süpriz işi bana göre değil galiba

Misket

İkinci mim Baş Harfi Ğ'den geliyor.Çocukluk anılarımızdan birini anlatıcaz.Gerçi benimki anı değil anılar silsilesi kategorisine giriyor birkaç anı birarada

Yaşı 30 civarı olanlar bilirler bir zamanlar mahallelerde çocuklar aralarında misket oynarlardı.İşte o zamanlar sürekli yaşadığımız garip bir durum haline gelmiş anımızı anlatayım.Hep birlikte misket oynardık ismini yazmıyayım tesadüf ederde görürse ayıp olmasın dombili bir arkadaş vardı sürekli yenilirdi.Yenildikten sonra sinirlenir eve giderdi onun arkasından bu dombilinin bizden takriben 10 misli büyük olan ultradombili bakıcısı olan kız gelirdi.Bende oynayacağım diye oyunumuza girerdi.Küçücük çocuğuz gıkımızı çıkartamazdık.Sürekli yaptığı gibi hile yapar dombilinin kaybettiği misketlerin 2 katını bizden zorla söke söke geri kazanır giderdi.Tabi 2-3 sefer yaşadıktan sonra akıllandık haliyle dombiliyi yendikten sonra ultradombili gelmeden hepimiz kaçardık :)))

Mimlerimiz bu kadar birdahaki mimde görüşmek üzere hoşçakalın...

6 Ekim 2010 Çarşamba


Yeni Nesil Aydın Tiplemesi

4 Yorumgaçlı Okurcan
Kafein
Bir dünya kitabı okudunuz hatmettiniz marks,engels,Fukuyama acımadınız ezberlediniz "Aydın" sıfatını haketmek istiyosunuz sadece okumak yetmez Yeni devrin trendi Atatürk ve Dönemine eğer maça yemiyorsa İsmet İnönü'ye saldırmak.Bu iki eylemden birini sürekli yapmıyorsanız "Aydın" sayılmıyorsunuz.Ne televizyonlarda programlara çıkabiliyorsunuz ne de "yeni" medya da köşe sahibi olabiliyorsunuz.Mümkünse Fetullahçı,eski "sol"cu,liboş,dinci olmalısınız.Hele Atatürkçü,Kemalist,ulusalcı,milliyetçiyseniz o sıfata imkansız ulaşamıyorsunuz.Haftada bir kurulduğunuz köşeden kuruluş dönemine çakmazlısınız.Kemalist ve Milliyetçinin hayatta yapamayacağı bişey.

Acı olan bu "Aydın"ların yazdıklarından etkilenip onlara inanan bir kitleninde oluşmaya başlaması.Bu inanmış kitleden biriyle herhangi bir sosyal paylaşım platformunda karşılaştığınızı anlamanın en kolay yolu sözlerindeki ama bu "Resmi Tarih" yalanıdır klişesi.Arkadaşlar üşenmemişler belgeleri ve bilgileri eğip bükerek ojektif bir bakış açısından tamamiyle uzak şekilde kendilerine "Alternatif Tarih" yaratmışlar.Hesapta bizim bildiğimiz tüm tarihi gerçekler yalanmış zira hepsi "resmi tarih" anlayışı içinde yazılmışlar.Allah Allah adadolu'ya biz 1071 de değil heralde 1800'lerde girdik haberimiz yok yoksa İstanbul'u Fetheden Fatih Sultan Mehmet değilde Kavalalı Mehmet Ali paşa mıydı? Belkide biz Kurtuluş Savaşı bile yapmamışızdır toplu bir halüsünasyon görmüşüzdür.İngilizler,Yunanlılar,Fransızlar,İtalyanlar yurdun dörtbir köşesini işgal etmemiş bize yardıma gelmişlerdir bizde daha sonra onlarla oturup 5 çayında yaptığımız muhabbetler neticesinde kibarca kapıyı göstermişizdir olamaz mı? Belkide onlar sıkılıp gitmişlerdir.Aslında Ermeni çeteleri müslüman ahaliyi van sokaklarında kesmemiş camilere doldurup yakmamıştır biz ermenilerin gözü üzerinde kaş olduğundan tehcir etmişiz bu tehcir sırasında da canımız sıkıldığından katledivermişizdir.

Ermenileri tehcir etmekle itham ediliriz ama bizim balkanlardan tehcir edildiğimiz hiç söylenmez.Hatta Türk milliyetçiliği yapanların aslında Türk bile olmayan balkan göçmenleri olduğunu söyleyebilecek kadar dengesiz,müfteri ve kara cahildirler.O kadar okumuş adamların evlad-ı fatihanlardan haberinin olmaması beklenemez.Bu kadar eşşeklik ancak tahsille mümkündür başka açıklaması yok :)

Yeni "Aydın" arkadaşların ayrı bir merakı da Kuruluş döneminde demokrasi aramak.Bu günün demokrasi anlayışıyla o günü terazinin kefesine koymak.Yok efendim neden çok partili hayata geçilmemiş yok efendim devrimler tepeden inmeciymiş,halka sorulmamışmış yok kurucular jakobenmiş.Hani insan biraz tarih bilmese inanacak yahu dünyada kaç devrim halka sorulup yapılmış ki? Fransız devrimi jakoben değil midir? Rus Ekim devrimi jakoben değil midir? Hangi devrimde yapılacaklar halka sorulmuştur?

Tarih 20'lerde 30'larda iken kaç demokrasi vardı dünyada? İstiklal mahkemelerinde masumlar gümbürtüye gitmişde bilmem ne.Hangi devrim sırasında masumlarda gümbürtüye gitmedi ki? Robespiyerin giyotininin sonunda kelle dağları olmadı mı?,ekim devriminin akabinde binlerce devamında sibiryaya sürülen yüzbinlerce insan ölmedi mi? Ayrıca dünyanın neresinde kuruluş devri bu kadar fütursuzca eleşirilmekte merak ediyorum.Hani kötü niyetli olsam cumhuriyete düşmanlar diyeceğim ama dilim varmıyor.Arada bir düşünüyorum keşke Atatürk'ün hiç varolmadığı paralel bir evrene geçip bu gün Türkiye'nin durumu ne olurdu bir görsek.Pakistan "demokrasisi" ya da mısır "demokrasisi" mi olurdu yurdumuz 5-6 parça mı olurdu bir yaşayarak öğrensek.

Mevzu günümüze gelince geçmişte demokrasi arayan beylerin nedense demokrasiyle yakından uzaktan alakası yok.Silivride herhangi bir sağlam delillere dayalı suç isnadı bile olmadan yıllardır yatan insanlara karşı usulü boşverin amaç ulvi diyebilecek kadar arsızlar.Usulsüz mahkeme kararıyla yapılan dinlemelerin metinleri,gizli olması gereken davaların ifadeleri köşelerinde ve gazetelerinde çarşaf çarşaf yayınlanarak haysiyet katilliği yapılmakta.Sadece soruşturulan insanları bile kafadan hapislere mahkum ederek hem savcı hem hakim olmakta bir beis görmemekteler.

Bu yeni tiplemelerin hemen hemen hepsinin ortak noktası iktidarın beslemeleri olmaları.Tabi iş usulüne uygun olsun diye arpalıklardan doğrudan para almıyorlar.Yurtdışında yapılan konferanslardan katılım ücretleri, eşe dosta sağlanan ayrıcalıklar,piyasada yazamayacak insanların gazetelerde "abilerin" yardımlarıyla tuttukları köşelerle oldukça semirmekteler.Bu muhteremler herşey olurlarda bir tek Türk olamazlar Hrant ölür Ermeni olurlar,Bir papaz ölür hristiyan olurlar ne diyeyim Allah Bülent Ersoy'a uzun ömürler versin...

Bu yazıyı okuyan omzundan arkaya tuz atsın,etrafında 10 kere dönsün rüyasında demokrasiyi görüyor yapmayanın poposunda sivilce çıkıyor.Denedim %100 çalışıyor.

5 Ekim 2010 Salı


30 Days Of Night: Dark Days nasıl bir film? - Fragman

0 Yorumgaçlı Okurcan
30 Days Of Night: Dark DaysÇoğu zaman devam filmleri ilkinin tadını heyecanını yakalıyamaz.30 Days Of Night: Dark Days'de öyle mallesef ilk filmin orjinalliğinin üzerine yatmak,sermayeden yemek dışında ekstra bişey katmamış.Sıradan,çekiciliği olmayan bir yapıt meydana gelmiş.Öncülü olan 30 Days Of Night'ın en sevdiğim yönü gerçekçi Vampir tasviriydi diğer filmlerdeki yarı tanrısal güçlere sahip değillerdi aynı hoşluk devam filminde de mevcut tek istisna elebaşları olan kraliçe (Lilith) onuda pek abartmadan yapmışlar.Oyuncuları bir iki istisna dışında pek bilindik değil Harold Perrineau Jr.,Mia Kirshner,Diora Baird,Kiele Sanchez,Monique Ganderton,Rhys Coiro,Ben Cotton,Harold Perrineau,James Pizzinato,Katie Keating,Stacey Roy,Troy Ruptash Yönetmen koltuğunda Ben Ketai oturuyor senaryoda da aynı ismin imzası var görüntü yönetmeni ise Eric Maddison sanırım filmdeki bu havanın kaybolma nedenide yönetmenlerde yaşanan değişim.Maalesef 30 Days Of Night: Dark Days 3.sınıf televizyon filmi klasmanından öteye geçememiş.Çok daha iyi televizyon filmleri izlemiştim.Kısaca vakit kaybı denilebilir.Vampir filmlerine çok çok çok meraklıysanız o zaman izlerseniz en azından genel kültürünüz açısından faydalı olabilir :)

Konumuza gelirsek Alaska'da yaşanan 30 günlük gecede Barrow kasabasındaki katliamdan kurtulabilen tek insan Stella Olemaun orada yaşananları tüm dünyaya açıklamaya çalışmaktadır ancak ona inananların sayısı çok azdır bu çabaları vampirlerin dikkatini çeker ve doğal olarak başı onlarla derde girer ancak bu sefer mücadelesinde yalnız değildir bununla beraber rakibide eskisi gibi sadece sıradan vampirler değil vampirlerin anasıdır(lilith).

30 Days Of Night: Dark Days 30 Days Of Night: Dark Days 30 Days Of Night: Dark Days

30 Days Of Night: Dark Days - Fragman


4 Ekim 2010 Pazartesi


Aslıhan Gürbüz

8 Yorumgaçlı Okurcan
Yahşi Cazibe
Aslıhan Gürbüz'ün dikkatimi çekmesi Yahşi Cazibe dizisiyle oldu neden daha önce farkına varamamışım hayret.Hakan Yılmaz ile güzel bir ikili olmuşlar çok oyunculuğunu ise gayet başarılı buluyorum.Dizinin sıkı takipçisi değilim ama televizyonda zaplarken denk geldiğinde mutlaka izliyorum Aslıhan Gürbüz'ün Azeri lehçesi ise muhteşem bayılıyoum ya o kadar tatlı konuşuyor ki bir azeri kadar iyi desem yeridir yalan yok aynı lezzeti yakalıyorsunuz.Kendisi 16 Şubat 1982 Çanakkale doğumluymuş Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunu Yahşi Cazibe'den önce Goncakaranfil ve Bir Bulut Olsam dizilerinde ayrıca Kanalizasyon filmindede rol almış.Hakkını yemeyelim kendisi çok tatlı balık etli Türk Kadını tipolojisine gayet uyumlu.

Bu arada hala Yahşi Cazibe'yi izlemediyseniz en azından bir bölümünü izlemenizi tavsiye ederim :)


Aslıhan Gürbüz Aslıhan Gürbüz Aslıhan Gürbüz

3 Ekim 2010 Pazar


Ondan bundan birazda şundan bölüm 10

7 Yorumgaçlı Okurcan
Pikaşu
Necip Türk büyüklerimiz bu hafta boş durmamış çok ama çok güzel konuşmuşlar inanılmaz akıllara seza.Memleketin burnunun b.ktan neden çıkmadığı ortada :) Kendi beyanlarının üzerine fazla bir yorum yapmayacağım zaten gerekte olmadığını göreceksiniz.

İlk devlet büyüğümüz Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Bardakoğlu kendisi şöyle buyurmuş;"Din görevlimiz sadece namaz kıldıran memur değil. Sosyal hayata müdahale eden kanaat önderi olmalı" breh breh breh yahu biz devrimlerin bir kısmını din görevlilerinin camide kalması amacıyla yapmadık mı? Ne çabuk unuttunuz devrimleri? Osmanlının başına ne geldiyse ulema sınıfı yüzünden gelmedimi? Sosyal hayata müdahaleleriniz bu insanların hayatını cehenneme çevirmedi mi? Zor bela aydınlanmaya başlamışken insanlar bu yolu tıkamayın. Ne olur düşün artık bu milletin yakasından cenderelerinize hapsetmeyin.Ortaokul-Lise mezunu doğru düzgün arapça okuyamayan,anlayamayan ve konuşamayan kerameti kendinden menkul imamlar mı bu milletin önünü açacak kanaat önderi olacak? Bin senedir tüm islam alemine uyduruk hurafelerle cahiliye devrini kim yaşattı.Sizin kanaat önderliğinizi gördük en son Endonezya'da aylarca millete kıble diye başka yöne döndürüp namaz kıldırdınız.Bırakın bundan sonra Bilim Adamları kanaat önderi olsun.Yetti artık iktidar hırsınızdan gına geldi.

İkinci devlet büyüğümüz Eski Milli Eğitim bakanı Hüseyin Çelik zat-ı Muhterem buyurmuşlar ki; "Doktora yapmış biri ile ilkokul mezunu bir kişiye aynı süre askerlik yaptırmak doğru olmaz".Söze gelince demokrat ve eşitlikçiydiniz hani geçen sene benim oyumla dağdaki çobanın oyu bir mi diyen Aysun Kayacı'ya neden o kadar yüklendiniz peki rezil kepaze etmeye kalktınız her biriniz bir koldan saldırdınız? Aynı mantık değil mi? Ha çobanla oyunu bir görmeyen Aysun Kayacı ha sizin okumuşla okumamış arasıdaki askerlik süresi farkından yana olan tavrınız arada ne fark var? Demekki işinize gelince söz konusu olan oy olunca "Salon Demokratı" çizginizden kayıp basbayağı ayrımcılık yapabiliyormuşsunuz.Aysunun Suçu ne idi?

Üçüncü ve son devlet büyüğümüz Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan son dahiyane sözü tam bomba;“Bizde ne yazık ki üniversiteye yerleşen öğrenci hayatının artık garanti altına alındığına inanıyor. Dünyanın hiçbir yerinde her üniversite mezunu işe yerleşir diye kural yok” olmuş.Madem öyle ne diye habire yeni üniversite açıyorsun diye sormazlar mı adama? Madem iş bulamayacak elimizdeki mezunlar yeni "işsiz üniversiteli" yaratmaya ne hacet.Ya iş yaratın bu insanlara ya da yeni üniversite açmayı bırakın.Açın meslek yüksek okullarını insanlar iş öğrensinler.Millet canını dişine takarak biriktirdiği paralarla çocuklarını dershaneye, kazanırlarsa üniversiteye yolluyor yazık değil mi bu insanlara? Biraz tutarlı olun insaf yahu.Tabi hazretin kendisinin tuzu kuru arkadaşının sözde "bursuyla" okuttu çocuklarını herbirini iş güç sahibi etti geri kalan başının çaresine baksın.

Allah hepimize sabır ve Akıl fikir ihsan eylesin.İhtiyacımız var

2 Ekim 2010 Cumartesi


Kesin dönüş

9 Yorumgaçlı Okurcan
TaşınmakTaşınmak zor zenaat azizim.Öncelikle eşyalarını toplayacaksın sonra güzelce paketleyip kolilere istif edeceksin.Kolileri düzgün yerleştirmez ve içinde ne olduğunu yazmazsan taşıyan adamda içinde ne olduğunu bilmediğinden kırığın çıkığın çok olur iş bittiğinde.Düzenli tertipli bir çalışmanın ardından varacağın yerde yine aynı özenle açacaksın kolileri ve eşyalarını yerleştireceksin yepyeni bir düzene geçeceksin.Ekim geldi dolayısıyla bize kesin dönüş yolu göründü Ankara'ya, büyük bir aksilik çıkmazsa önümüzdeki ay eski minnacık odamdan yazıyor olacağım şimdikinin yarısı ya eder ya etmez.Tabiiki bir süre afallayacağım yeniden adapte olana kadar.Havasına suyuna insanına kışının ayazına.İşim zor anlayacağın gerçi dönüş yapacağım yer doğup büyüdüğüm yer bile olsa kolay olmayacak.Ne zaman taşınsam bir tuhaf oluyorum zaten kendime gelmem uzun sürüyor. Benim gibi alışkanlıklarına sıkı sıkıya bağlı yaşayan bir insan için taşınmak harbiden zor ve külfetli.Arkada bırakılacak hatıralar, dostluklar,yürekteki yaralar da cabası...

Antalya'ya alışamadım bir türlü, millet bayılıyor yazları gelmeye de temelli kalınca insanı bayıyor.Gece dışarı çıkmak ve denize girmekten başka bir etkinlikte bulunamıyorsun.Benim gibi gece dışarı çıkmaktan hoşlanmayan biri içinde deniz deniz nereye kadar.Kar yağmayan memleketi napayım ben.

Dün eşyalarımın bir kısmını kolilerken aklıma bunlar geldi.Maalesef chip-pcnet-level karma dergi kolleksiyonumun tamamını atmak zorunda kaldım Ankara'daki evde onları koyacak yer bulamam.Amma ağırmış mübarekler 6 koca poşet dolusu dergi her biri lök gibi ağır içine 3-5 dergi daha atsam yerinden kalkmayacak.Ayrılmak kolay olmadı tabi herbirinin sayfa sayfa okumuşum, okurken neler düşünmüşüm, üzerine hatıralar işlemiş.Anılardan ayrılmak gibiydi adeta.Gerçi tek tesellim eski lemanlarımımdan ayrılmak zorunda kalmamak oldu hepsi koli içindeydi ve o kadarda ağır değillerdi.Ankaraya dönüşte güzelce kolisinden çıkartıp üzerine ağırlık koyarak düzeltmem gerekecek ama olsun o kadarcık.

Bu ara ufak tefeği topluyoruz henüz bir yoğunluk,karmaşa ve telaş yok.Kiracımız henüz taşınmış değil bir çıksında hayırlısıyla daha taşıma şirketi bulunacak fiyatta anlaşılacak buradaki elektirik su kapatılacak telefon ve tabiki adsl öbür eve transfer ettirilecek.Bi dünya tatava.Yakında başımı kaşıyacak vakit bulamayabilirim.Offf offfff biri şu ışınlanma olayını icadediversin lütfen.

Bir an önce yaşansada bitse :)

Ömer Hayyam - Sarhoş

0 Yorumgaçlı Okurcan
Gül de şarab da bilene güzel gelir;
Sarhoş olmayan için sarhoşluk nedir?
Cebi boş gönlü dolu olmayan kişi
Her şeyden geçmenin tadını ne bilir?

Ömer Hayyam

1 Ekim 2010 Cuma


Machete - Monsters İnceleme 2 film birarada - Fragman

4 Yorumgaçlı Okurcan
Machete Monsters

Aslında Machete ve Monsters filmini ayrı ayrı inceliyecektim ama monsters'de machete'de beni hayal kırıklığına uğrattığından ikisini birden kısa kısa yazayım dedim.

Machete:Robert Rodriguez bu sefer beni üzdü açıkçası.Ben çok daha iyi bir film bekliyordum umduğumu bulamadım.Danny Trejo,Jessica Alba,Robert De Niro,Michelle Rodriguez,Lindsay Lohan'ı oynattığına yazık olmuş.Oyunculuk konusunda söylenecek söz yok Allah var adamlar çatır çatır oynamışlar vasatın sebebi konu ve işleniş.İzlenmez mi diye soracak olursanız tabiki izlenir ama heralde ben yine fazla beklenti içine girmişim sükut-u hayalimin sebebi bu.Kan,şiddet ve seks satarın ötesine geçmemiş machete, bol bol kan ve güzel hatunlar var.Konuya gelelim machete meksikalı bir polis memurudur uyuşturucu mafyasının satın alamadığı ezemediği nadir polislerden.Bir baskın sırasında yakalanıyor ve gözlerinin önünde karısı mafyanın başı (Steven Seagal) tarafından katlediliyor.Mafya Machete'yi yaralı halinde yaktıkları evde bırakıyor.Daha sonra machete teksasta ortaya çıkıyor kaçak göçmen olarak yaşıyor günlük işlerin peşinde koşuyor.Bir gün kiralık katil olarak tutuluyor takip eden olaylar machete için intikam fırsatına dönüşüyor.

Monsters:İzlediğim en dandik,en sıkıcı ve en komik yaratık figüreri olan filmlerden biri desem heralde yeter anlatmaya (Yaratıklar bildiğin ahtapot yahu).Takriben 1.5 saat süren sıkıntı ve eziyet.İMDB notunun 7.1 olmasına güvenip izlemiştim belli oluyorki bundan böyle İMDB notuna da güvenilmez.Heralde figüranlar için İMDB'ye girip yüksek puan versinler diye ekstra bütçe ayrılmış :)Film izlerken uyumaya bayılıyorsanız birebir ama harbi bilim kurgu ve aksiyon arıyorsanız sakın izlemeyin ve izletmeyin.Başrolde iki tanınmamış isim var Whitney Able ve Scoot Mcnairy zaten filmde bu iki karakterin aralarındaki saçma sapan ve gereksiz dialoglar üzerine kurulmuş etraftaki diğer oyuncular süs olsun diye var desem yeri.Filmin tek güzel tarafı hakikaten iyi yansıtılmış atmosferi.Hem filmi yöneten aynı zamanda da görüntü yönetmeni olan Gareth Edwards'ı sadece bu konuda tebrik edebilirim.Konusunun kaynağı klasikleşmiş olan "nasanın bi halt karıştırmasına" dayanıyor.Nasa güneş sistemimizde yeni bir yaşam kaynağı keşfediyor tabi doğal olarak buraya bir uzay aracı gönderiyorlar numuneleri toplayan uzay aracı dünyaya dönerken ABD ve Meksika arasında bir bölgeye düşüyor.Kazanın ardından bölgede yeni yaşam türleri peyda oluyor.Yaratıklardan korunmak amacıyla bölge karantinaya alınıyor.Amerikalı gazetecimiz burada sahneye çıkıyor patronun kızını kurtarıp amerikaya dönmeye çalışıyorlar fakat yaşadıkları talihsizlikler onları karantina bölgesinden geçmek mecburiyetinde bırakıyor.

Machete Fragman



Monsters Fragman

Yeni kayıtlar Önceki kayıtlar Anasayfa