skip to main |
skip to sidebar
Ahh keşke şu cümleyi cumhuriyetin 88.yılında gönül rahatlığıyla kurabilseydim.Maalesef necip milletimiz uzun yıllardır mührü cumhuriyetle alakası olmayan insanlara teslim etmekteler.Sayelerinde şehitlerimizin aziz kanlarıyla kurtardığımız vatan birilerine itina ile peşkeş çekilmekte,cumhuriyet değerleri ince ince kıyılmakta.
"Cumhuriyet kutlanacak değil kurtarılacak hale geldi" Uyan Türkiye.
Kaybedenler Kulübünün yeniden popüler ettiği Asu Maralman'ın şarkısı Bağrı Yanık Dostlara (Sigaramın dumanı da dumanı) bu aralar dilime bir dolandı sormayın hemen hergün 2-3 sefer dinlemezsem içim rahat etmiyor.Dinledikçe her seferinde ayrı bir lezzet alıyorum ne varsa eskilerde var arkadaş.Sanırım teknoloji hayata hakim oldukça duygular yavaşça uzaklaşıyor bizden belkide o yüzden eskisi kadar anlamlı şarkılar dinleyemiyoruz artık...
Asu Maralman - Bağrı Yanık Dostlara - Sigaramın dumanı da dumanı Şarkı Sözleri
Pencerede oturmuşum oturmuş,
Türküler tutturmuşum, tutturmuş
Şu garip baş bir yerlere vurulmaz
Gurbet ellerde gayrı durulmaz
Sigaramın dumanı da dumanı
Yoktur aman şu yarimin imanı
Bağrı yanık dostlara da merhaba
Boynu bükük eşlere de merhaba
Pencerede oturmuşum oturmuş,
Türküler tutturmuşum, tutturmuş
Kaç yıl oldu söz verip te gideli
Tükendi bitti ömrüm çileli
Kıvrılsa da tütünümün dumanı
Elimdedir şu aklımın dümeni
Bak buraya ey zalimin adamı
Vardır elbet her şeyin bir zamanı
Zor günlerde belli oluyor azizim ciddiyim bu konuda ne kullandığın son model telefon, ne teknolojiye olan aşinalığın, ne giydiğin kıyafet, ne bindiğin araba, ne okuduğun kitap senin medenilik göstergen değil.Bir depremden ya da doğal afetten sonra girdiğin ihtiyaç kuyruğudur aslolan gösterge bütün insanlar aç açıktayken onların hakkına saygı duyabiliyormusun, kurallara riayet edebiliyormusun cevabın evetse medenileşebilmiş bir insansın demektir.Yok ben açım ben açıktayım diye tarumar ediyorsan önüne geleni, yardım etmeye çalışanı dövüyor ve elinden alıyorsan mallarını hatta gidip hayasızca zor durumdaki insanlara satmaya çalışıyorsan yağma malını kusura bakma bilader biraz ağır olcak ama hakkın ancak Neyzen Teyfiğin şu sözleri olur "Ben sana b.k demem, b.klar duyar ar eder,bir zerren b.ka düşse onuda mundar eder."
İki fotoğraf var tam ibretlik biri Japonya'da çekilmiş diğeri Van'da.Aradaki farkı görünce insan irkiliyor japonlar 9 şiddetinde bir deprem ve ardından yaşanan tsunamiden sonra alabildiğine ağırbaşlı ve vakar içinde çizgileri dahi aşmadan sıraya girmiş bekliyorlar hepsi aç hepsi açıkta.Hatta söylenenlere göre ne kadarı doğru bilemem ama bu kareden sonra inanırım elektirikler kesildiğinde marketten alacaklarını geri raflarına koyup çıkmış insanlar japonlar.

Van'da yaşayan bir grup vandal ise ihtiyaç sahiplerine giden tırın önünü kesmiş tepesine çıkıp malları yağma ediyorlar.Hatta CnnTurk canlı yayında gösterdi adamlar öyle organize olmuşlar ki arabalara dolduruyorlar bazıları götürüp satıyor bu yardım mallarını.Yahu kardeşi bıraksan da 1-2 saat sonra senin de kapına gelse ya yardım bu ne acele, bu ne hırs, bu ne öfke insan gördüklerinden sonra insan sıfatından utanıyor.Bunu kimse bana cahillikle falan açıklamaya kalkmasın tamamiyle içindeki insaniyetle alakalı.Kızılay genel müdürü bu şekilde 17 tırın yağmalandığını söylüyordu el insaf.Depremin ardından hasarlı evlere gidip biz kontrole geldik diyerek evdeki ziynetleri indiregandi edenler bile varmış düşün pes.
*İçinde insaniyet kalmış kurallara uyan dürüst vanlıları tenzih ederim.
M.Ali Brand efendi çıkmış ekranlarda yağmacıları savunuyor vay efendim organizasyon yokmuşta bilmemneymiş insanlar çaresiz kalmış bak sen şu işe.Japonya'da insanlar çaresiz değil mi keriz mi sırasını bekliyor o adamlarda açıkta aç bilaç dolaşmıyorlar mıydı yaşadıkları o koca felaketin ardından.Neden bir allahın kulu çıkıpta evleri dükkanları yardım malzemelerini yağmalamadı?
Ayrıca japonları bir sefer daha takdir ettiğim konu var adamlar daha kendi yaralarını doğru düzgün kapatamamışken bizim büyükelçiliğin posta kutusuna zarfların içine iyi dileklerini bildiren birer geçmiş olsun notu ile buna iliştirilmiş paraları gizlice atıp kaçıyorlarmış kimsecikler görmeden ve bunların arasında küçücük çocuklar da var ne kadar zarif ve asil davranış.Yüzbin doların üzerinde rakamlarla ifade ediliyor bu şekilde ulaşan yardımın miktarı.
Tamam kimseden japonlar kadar duyarlı ve hassas olmasını beklemiyorum ama insan birazcık başkasının hakkına riayet etmezmi yahu çok şey mi istiyorum?
Van depreminin ardından sosyal medya mecrasında gözlemlediğim bazı vakaalar açıkçası beni ciddi manada endişelendirdi.Bu toplum ne zaman bu kadar nefretla donandı böylesi nefret bir bünyeye nasıl ağır gelmez hayretler içerisindeyim.
Bazı şaşkalozlar neredeyse depremde ölen kürtler oldu diye zil takıp oynayacaklar.Vay efendim oradaki insanlar pkk destekçisiymiş polise taş atıyormuşta bilmemne yahu varsın isterse vatan haini olsun orada yaşayan insanlar seninle aynı kimliği taşıyor mu taşıyor aynı oksijeni aynı suyu paylaşıyormusun paylaşıyorsun birde aynı dindensin ve sen bu insanların felaketinden kıvanç duyuyorsun ya yuh olsun sana.Bu tavrınla Marmara depreminden sonra 7.4 yetmedi mi diye pankart açan akıl fukarasından ne farkın kaldı aynı bokun laciverdisin sende.Seçim sonuçlarına bakarsan o bölgedeki insanların en az yarısı birlik ve bütünlük için oy vermiş yani o enkazların altında yatan her 2 kişiden birisi senden benden bizden.
Hele yardım çalışmalarına büyüklük taslayarak yaklaşanlar var onları da bir kaşık suda boğasım var.Siz böyle yaptınız ama bak başınıza bir iş geldi mi yine biz yetişiyoruz safsatası.Tabi sen yetişeceksin şaşkaloz onlar senin vatandaşın ettiğin yardım belki orada şimdiye kadar sana başka gözle bakmış birtakım insanların fikirlerinde değişim yaratacak bölge halkının indindeki Türk algısı bir nebze olsun değişecek ama sen böyle yaptığın zaman buna fırsat vermiyorsun ki.Adamın başına kakarsan yaptığın yardımın ne kıymeti kalır.Ha yüzüne küfretmişsin ha yaptığın yardımda büyüklük taslamışsın bir fark yok.
Birde madalyonun öbür yüzü var tabi devlet nerde niye bize - bölge halkına çabucak yardım ulaşmadı diyen dangozlar mevcut onlarıda unutmamak lazım.Bre gafil bunu senin deprem telaşene ve üzüntüne vermek isterdim ama bu gün kadar yaptığınız söylemler bunun bir gaflet belirtisi olmadığını ortaya koyuyor daha bu sene içerisinde Kütahya'da yaşanan depremde de devlet anca sana ulaştığı sürede ulaştı kütahyadaki insanlara ama oradakiler ağlamadı senin gibi "dövlet bize bahmiir" demediler.Büyük Marmara depreminde devlet oraya tam anlamıyla ancak bir haftada hakim olabildi hafızanı yoklarsan hatırlayacaksın.Ayrıca sen böyle saçma sapan yakınma diye ekstradan hızlı olmaya çalıştı.Millet sana kucağını sen açtı hala "dövlet bize bahmiir" kısmını bir geçemedin.İnan bölgede terör melaneti olmasa çok daha candan yaklaşırdı kalan insanlar.Yardıma bizzat gelmek isteyipte pkk'nın fenalığından ürküp gelemeyenler var haberin var mı?
Deprem dolayısıyla yardıma gelmek isteyen israil'in yardım önerisinin reddinden sevinen gebeşlerede bir çift sözüm var.Yahu insan hiç siyasi gerekçelerle yardım önerisini reddeder mi bu kadar mı çıktınız insanlıktan.İsrail'den gelecek uzman ekipler enkazdan 3-5 kişiyi kurtarsa fena mı olurdu yazık değilmi hiç canlar üzerinden siyasi hesap yapılır mı? Vay efendim israil yardım ederek bizi dünya nezdinde küçük düşürecekmiş ulan bunu ancak senin mercimek kadar beynin tahayyül edebilir.Sana ve senin gibi düşünenlere ancak BSG denir.Kafan birazcık çalışırsa (Rabbin bir mucizesi olurda) açılımının ne manaya geldiğini rahatça anlarsın.
Hayatınız boyunca hiç çalıştığınız yerden bando eşliğinde istifa etmeyi düşündünüz mü? Zannetmiyorum düşünmüş olsanız haberimiz olurdu :)
Amerikalı Joey DeFrancesco zorlu çalışma koşullarına sahip ve uzun süreler çalışmaları istenen işyerinden en nihayetinde istifa ederken arkadaşlarından mürekkep bir bando ile işyeri müdürüne dilekçesini veriyor şaşıran müdürün yüz ifadesi muhteşem sinirinden kudurmuş.İzlediğimde çok güldüm hiç aklımın ucundan geçmeyecek bir yöntem bulmuş.Düşün ne kadar sevindiğini.
Eğer Amerikada yaşayan işverenlerden birisi olsam bu genci dakika sektirmeden işe alırdım sonuçta böylesi sevimli bir yaratıcılık sergileyebilecek pek az insan var.

Yine hain saldırılar,kalleşçe pusular yine yitip giden canlar arkalarından söylenebilecek sadece bir çift söz VATAN SAĞOLSUN.
Sigaraya zam - içmeyin kardeşim zaten zararlı
İçkiye zam - Az için şu mereti günah
Ete zam - Memlekette hayvan kalmadı yurtdışından getiriyoruz yine yetmiyor ne yapalım eti çok yemeyin kolestrol yapıyor gittikçede obezleşiyoruz az yiyin kardeşim.
Telefona zam - Fakir olduğunu söyleyen adamın elinde çifter çifter telefon konuşmayın kardeşim zaten dinliyorlar
Doğalgaza zam - Az kullanın kardeşim bizden çıkmıyor ki bu meret 2 kat giyinin idareli kullanın
Elektiriğe zam - Her evde çifter çifter televizyon buzdolabı çok lüks azaltın kullanımını
Benzine zam - Kardeşim binmeyiverin azcıkta arabaya toplu taşıma kullanın
Otomobile zam - Porshe kullanmayın yerli arabaya binin hem kaza falan oluyor neme lazım biz sizin canınızı düşünüyoruz
vs vs uzarrr gider Bu ülkede herşey olursunuz bir tek rezil olamazsınız o nedenle arkanız sağlamsa yönetmek kolaydır bu coğrafyayı.Ne de olsa halk cefakar,sessiz ve munis gıkı çıkmaz vurursun ensesine alırsın ekmeğini bir türlü dökülmez sokağa.Çıkanada çıktı diye kızarlar içten içe.Bir kaçyıl önce devletine sahip çıkmak için meydanlarda olanlar nerede silivride necip milletimin oldukça büyük bir kısmıda terörist olduklarını düşünmekte ne denirki bu işe
Durmak yok uyumaya devam kazıklar çok güzel alıştık devamı yok mu vesselam :)
Hava soğuk,
Kemiklerime kadar işliyor yalnızlığın ve hayırsızlığın ürpertisi.
Uzun zamandan beri ilk defa çıktım yağmura şemsiyesiz,
Islanmak istedim,
Amaçsız dolandım boş sokaklarda.
Nedendir bilinmez,
Bir an için kıskandım denizdeki balıkları.
Tek tük ben gibi avere gezenlere rastgeldim,
Bakıştık inceden.
Aynada her sabah gördüğüm yüzün yansımalardıydı sanki,
Aynı donuk acı ifade,
Yerleşmiş yorgun simalara,
Nedendir bilinmez.
16.10.2011
Cemo
Denize düşen bir oyuncaktır Kız Kulesi
Soruyorum berber koltuğundan
İki ayna arasında akıp giden görüntüme
Şair olanımız hangisi?
Pencere tüllerine gelinlik diye sarılan
O küçük kız nerede şimdi?
Gemim battı çoktan
Denize inen tüm filikalarıma erkekler bindi
Duvardaki yangın düğmesini örten cam parçasıyım
Kurtuluşun olacaksa hiç düşünme ayakkabının topuğu ile kır beni
İnanmıyorum uzaylılara duymalıyım birilerinden
Yıldızlardan nasıl görünürdü diye mahallemizdeki yazlık sinema
Öğrendim saat kulelerini kibrit kutularından
Bağışla beni iki dünya savaşının yaşandığı yüzyılda
Nüfus cüzdanımdaki 62'den yaptığım tavşan
Sunay Akın
Zaman zaman hepimizin aklından en az bir sefer geçmiştir ayrı eve çıkmak.İstediğin saatlerde eve girebilmek,karışanın görüşeninin olmaması kısacasına alabildiğine özgürlük.
Lakin iş gerçekleştiğinde getirileri olduğu gibi götürülerinin olduğu gerçeğiyle yüzyüze gelirsiniz.Kimi hakkını verir dağ gibi tek başına ayakta durur kimi köhne bir duvar gibi ilk darbede yerle yeksan olur.
Evden ayrılmak ayrılabilmek bile başlı başına bir sorundur.Kopamazsınız ailenizden onların siz giderken ki halini görür yüreğiniz parçalanır.Aynı şehirde hatta aynı semtte bile olsanız ayrısınızdır artık ve o hasret hiç bitmeyecektir ne kadar görüşürseniz görüşün gece gelince herkes ayrı damlar altında yatacaktır artık.
Evi tutmak dayamak döşemek mesele değil.
Akşamları işten yorgun argın eve geldiğinizde kapıyı anahtarla açmak zorundasınızdır ve o anahtarı kullanmadan girebilmek inanın hertürlü özgürlükten çok daha âlâ dır.Sizi gülümseyen bir yüzün karşılaması kadar büyük bir nimetin farkına ancak o zaman varırsınız.
İçeri girdiğinizde aç karnınızı doyurmak zorundasınızdır.Dakika bir gol bir tas sıcak yemeğiniz ya da o yorgunlukla mayışmış kalmışken size yemek getirecek birisi yoktur.Kalkar paşa paşa bekar evi yemeğinizi yapmaya başlarsınız hamaratsanız biraz uğraşla ağzınızın tadını bozmadan karnınızı doyurmayı başarırsınız yok yemekten anlamıyorsanız kısıtlı imkanlarınızla yemek getirtirsiniz paranız yoksa evdekilerle allah ne verdiyse işkembeyi doldurup karın gurultunuzu bastırırsınız.
Karnımızı doyurduk şöyle tv'nin karşısında 2 tek atalım diye geçtik salona o da ne yaşadıklarınızı sevinçlerinizi paylaşacak kimseniz yok üzgünseniz başınızı dizine yaslayacağınız teselli bulacağınız.Masanın üzerinde birikmiş faturaları nasıl ödeyeceğinizi düşünürsünüz kara kara.
Yatmaya gidersiniz yatak buz gibi gelir ev ne kadar sıcak olursa olsun.Zira o evi asıl ısıtan sevgi olmaz tek yaşayan insanların barınağında.
Sabahları kalkmak hazırlanmak ayrı zahmettir kimi zaman kabus gibi tabi uyanabilirseniz vakti zamanında.Çok zaman kahvaltı bile yapmadan ayrılırsınız akşam döneceğiniz soğuk ve kasvetli evinizden.
Aslında yazılacak o kadar çok şey varki ben yazdıkça bunalmaya başladım o yüzden kısa kestim.
Kalın sağlıcakla...