Başlığı okuyupta hemen aşk meşk yazacağımı zannedenler varsa baştan söyliyeyim olay tamamiyle politik zihin egzersizidir :)
Muhterem dincilerimizden bir kısmı şu günlerde alevli bir şekilde gettolaşma insanların hayrına mıdır yoksa değil midir konusunda tartışıyorlar.Malum çevrelerin bir kısmı bizim gibi "laik" insanların onların yaşayış tarzına uyamadığımızdan hareketle bizler için kurulacak gettolarda yaşamamızın toplumsal barış açısından daha hayırlı olacağı kanaatindeler.Bu sayede biz kendi istediğimiz gibi içip,giyinip, çoşabileceğimiz kurtarılmış bölgelerimizde mutlu mesut gözlerden ırak yaşarken onlarda huşu içinde ibadetlerini edip kendi dalgalarına bakabileceklermiş.Bizlere şartlar öyle gerektirdiğinden tahmmül ediyorlarmış vs
Madem iş tahammül seviyesine geldi ben daha ilerisini öneriyorum gettolaşmaktan ziyade aynı devlet çatısı altında etnik temele dayanmayan siyasi görüş ve sosyal yaşayış bakımından farklılardan mürekkep federal bölgelere ayrılalım.Trakya,ege ve akdeniz sahil şeridi sosyal demokrat ve laiklere,iç ege ve anadolunun bazı kesimleri milliyetçilere,doğu anadolunun bir kısmı kürt miliyetçilerine,geri kalan topraklarda "dindar" ve liboş kesime kalsın her eyaletin kendi başkenti,hukuku,özerk bütçesi ve iç güvenlik teşkilatı olsun.Federal başkent yine Ankara ve bayrağımız vs aynı kalsın.Yalnız tek şartla herkes kendi bölgesinde yaşayacak ve diğerine hiç bir surette karışmayacak.Taşınma,göç vs olmayacak insanlara kendi bölgelerine işlerini ve evlerini taşıyabilmeleri için 1 yıl boyunca devlet ücretsiz olanak sağlayacak.
Her iddiaaya varım böyle bir bölünmenin ardından 10 yıl sonra yaşanacak ekonomik refah farklılığı ve diğer federal bölgelerde oluşacak zorlu toplumsal yaşam koşulları gereği sahil şeridine göçmen olmak için malum %50 içinden ve diğer eyaletlerden büyük yığılmalar yaşanacaktır.Hem iş hem sosyal hayatlarında baskıdan bunalacak iş güç bulamayacak milyonlar sosyal demokratların içinde yaşamak için ölesiye can atacaklardır.
Her ne kadar sözlerinde gettolaşmayı dile getirenler onlar olsada onlardan sonra gelecek nesil kendi elleriyle yarattıkları baskıcı rejimde yaşamak istemeyecektir.
15 Ağustos 2011 Pazartesi
12 Ağustos 2011 Cuma
Ağaçları Kesmeyin
Düş bir yaş dalından düşerse
Nereye düşer hiç düşündünüz mü?
Yerde bir iz kalmayacak mı izdüşüm?
Düşen yaş dalından düşünce
Gözlerinizdedir pınarı
Bir yaş bir daldan düşünce
Kökündedir yaşı
Bir yaş düşer bir daldan
Hepimizin ölen arkadaşı
Ve çok eskilere dair bir düşünce
Nereye düşer hiç düşündünüz mü?
Yerde bir iz kalmayacak mı izdüşüm?
Düşen yaş dalından düşünce
Gözlerinizdedir pınarı
Bir yaş bir daldan düşünce
Kökündedir yaşı
Bir yaş düşer bir daldan
Hepimizin ölen arkadaşı
Ve çok eskilere dair bir düşünce
Can Yücel
Bizim medyada hakkaten bir dünya sapık var
Başlığı bu kadar srt yazdığım için kusuruma bakmayın maalesef olandan bahsederken "bizim köyde göte göt derler".Daha iki gün evvel otobüste darp edilen Nurcan İbrahimoğluyla ilgili bir yazı yazmıştım.Ama bir noktayı atlamışım bizim muhterem rabıta medyamızın hemen dezenformasyona gireceğini düşünmüştüm lakin bu kadar çabuk olmasını beklemiyordum.Olayın onbeşgünlük bir mevzu olmasından tutun karakoldaki ifadesine kadar birçok ipe sapa gelmez bahaneler yaratmışlar.Otobüs şöförü ve otobüs yolcularından olduğu söylenen iki kişinin beyanlarını vermişler ancak ifadelerdeki çarpıklığı yazıyı alel acele yazdıklarındn atlamışlar :) Otobüs şöförü kızın ön tarafta olduğunu söylerken görgü şahidi olan yolcu kendisinin önde olduğunu olayın ise arkada cereyan ettiğini beyan ediyorlar.Güya kızcağızın ayağına takılanlar nurcandan özür dilemişler efendilik yapmışlar ama nurcan kızımız otobüste on kaplan gücünde olduğundan kendisiyle münakaşa eden erkeklere kafa göz girişmiş :) Yani şu ifadeere inanan varsa ben başka bişey demiyorum :)))
İkinci vakaamız ise takvim gazetesinin internet sitesinde yayınlanan bir haber ile ilgili tabi bu haberi takvim gazetesine servis edende ihlas haber ajansı (İHA) Samsunda devlet gözetiminde yaşayan 12 (oniki) yaşında bir kızcağız yurttan kaçarmış sürekli tabi kaçınca boş durmazmış erkeklerle kendi rızasıyla birlikte olur başlarını derde sokarmış pek çok insanın hapislere girmesine neden olmuş vah ki ne var :) Bir haber ajansındaki zihniyete bakarmısınız söz konusu olan bir kız çocuğu ve kızdan yararlanan erkekler var ama bundan kız sorumlu doğruya kız otursaydı yurtta erkeklerle fingirdemeseydi değil mi efenim ama kızın bir çocuk olması 12 yaşında bir bireyin yaptıklarının ayırdına varamayacak olması hiç önemli değil.Peki küçücük kızdan faydalanan erkeklerin kabahati yok mu hiç hani 16-17 yaşında olsa dersinki adamlar 18 yaşında veya büyük zannettiler şeytana uydular.12 yaşındaki minnacık çocuğun güya yaşının farkına varamayan (farkında olupta yaptıklarını düşünmek dahi istemiyorum) adamların savunluacak nesi olabilir be kardeşim ayıptır günahtır.
Gelen tepkiler üzerine takvim gazetesi bu haberi internet sitesinden çıkarmış maşallah büyük iş başarmışlar bu gazetenin hiç mi editörü yok yayınlanan haberleri okuyan hadi gazeteyi geçtim internet sitesinin sorumlusuda mı yok okurken haberleri ayıklasın gazetenin editörüne, yazı işlerine haber versin.Nerdeeee
Ben kime ne anlatmaya çalışıyorum ki koskoca kelli felli köşe yazarları bile Defne Joy Foster'in ölümünün ardından su testisi su yolunda kırılır yorumunda bulunmuşken iha'nın takvimin yazdıkları az bile.
Böyle abuk subuk gazeteleri almaya ve okumaya devam edin siz, onlarda abuk subuk saçma sapan haberleri doluşturmaya devam etsinler.
İkinci vakaamız ise takvim gazetesinin internet sitesinde yayınlanan bir haber ile ilgili tabi bu haberi takvim gazetesine servis edende ihlas haber ajansı (İHA) Samsunda devlet gözetiminde yaşayan 12 (oniki) yaşında bir kızcağız yurttan kaçarmış sürekli tabi kaçınca boş durmazmış erkeklerle kendi rızasıyla birlikte olur başlarını derde sokarmış pek çok insanın hapislere girmesine neden olmuş vah ki ne var :) Bir haber ajansındaki zihniyete bakarmısınız söz konusu olan bir kız çocuğu ve kızdan yararlanan erkekler var ama bundan kız sorumlu doğruya kız otursaydı yurtta erkeklerle fingirdemeseydi değil mi efenim ama kızın bir çocuk olması 12 yaşında bir bireyin yaptıklarının ayırdına varamayacak olması hiç önemli değil.Peki küçücük kızdan faydalanan erkeklerin kabahati yok mu hiç hani 16-17 yaşında olsa dersinki adamlar 18 yaşında veya büyük zannettiler şeytana uydular.12 yaşındaki minnacık çocuğun güya yaşının farkına varamayan (farkında olupta yaptıklarını düşünmek dahi istemiyorum) adamların savunluacak nesi olabilir be kardeşim ayıptır günahtır.
Gelen tepkiler üzerine takvim gazetesi bu haberi internet sitesinden çıkarmış maşallah büyük iş başarmışlar bu gazetenin hiç mi editörü yok yayınlanan haberleri okuyan hadi gazeteyi geçtim internet sitesinin sorumlusuda mı yok okurken haberleri ayıklasın gazetenin editörüne, yazı işlerine haber versin.Nerdeeee
Ben kime ne anlatmaya çalışıyorum ki koskoca kelli felli köşe yazarları bile Defne Joy Foster'in ölümünün ardından su testisi su yolunda kırılır yorumunda bulunmuşken iha'nın takvimin yazdıkları az bile.
Böyle abuk subuk gazeteleri almaya ve okumaya devam edin siz, onlarda abuk subuk saçma sapan haberleri doluşturmaya devam etsinler.
11 Ağustos 2011 Perşembe
Ömer Hayyam - Masal
Sevdiğini mertçe seven kişi,
Pervane gibi özler ateşi,
Sevip de yanmaktan korkanın,
Masal anlatmaktır bütün işi.
Pervane gibi özler ateşi,
Sevip de yanmaktan korkanın,
Masal anlatmaktır bütün işi.
Ömer Hayyam
9 Ağustos 2011 Salı
Ata sporu olarak Namus Bekçiliği
Ata sporu olarak sadece güreş cirit ve futbol üçlüsü var diyenlerdenseniz yanıldınız.Toplumda en yaygın ata sporumuz aslında Namus Bekçiliğidir.Taa bebeklik,çocukluk yıllarında zihnimize kazınınan bu olgu biz büyüdükçe genellikle daha da pekişerek fanatiklik boyutuna ulaşır.Küçükken ve delikanlıyken kendi ailemizin ve mahallemizin namusu ilgilendirir bizleri. O yüzdendir ki mahalle abileri vardır mahallenin kızlarına takılan gençleri itina ile ayıklarlar.Mahleye yeni taşınan ya da amacı sadece o bölgeden geçip gitmek olan insanları "kim la bu" edasıyla kesen tipleri görürseniz ki bilin bunlar o bölgenin namus bekçileridir.
İşte bu tipler zaman ilerledikçe mahallenin dar çevresiyle yetinmezler gittikler her noktada kendi ahlaki değerlerini çevrelerine sözlü taciz ve veya kaba kuvvet şeklinde dayatırlar.Mini etek giyen kızlara laf atan,sarkan da bunlardır aynı kızlara namus bekçiliği yapmayı,uyarmayı gerekirse şiddet kullanmayı kendine görev edinelerde.
Bu tiplerin hele birde "dindar" olanları vardır ki evlere şenlik.Ahlakçılığın dibine vurmaktan kendilerini alamazlar lakin 13-14 yaşında minicik çocukları "kadın" niyetine nikahlamakta beis görmezler vs vs
Neyse bende olayı tirada bağlamadan esas mevzuya geleyim geçtiğimiz günlerde yaşanan bir mevzu üzerne yazmaya başladım bu yazıyı.Beşiktaş Bayan Voleybol Takımı PAV kadrosundaki Nurcan İbrahimoğlu antreman çıkışı yorgun argın otobüse biniyor üzerinde ise şort var.Otobüs oldukça boş ve kendisi yorgun olduğundan ayaklarını uzatma ihtiyacı hissediyor aradan bir müddet geçtikten sonra 40-45 yaşlarında bir eleman gelip önce ayağına vurarak taciz ediyor akabinde vay efendim sen toplumun ahlakını bozuyorsun diye bayan sporcuyla ağız münakaşasına giriyor ve abaratıp olayı darp boyutuna kadar taşıyor bunun üzerine Nurcan İbrahimoğlu telefonla polisi aramak istediğinde ise otobüstekilerden enteresan bir tepki görüyor başımıza iş çıkarma diyerek polisi bile aramasını engellemeye çalışıyorlar.Tabi bu arada saldırgan el sallayarak dalga geçercesine uzaklaşıp gidiyor.Haksızlığa uğrayan üstüne darp edilen kızcağızı savunacakları yapanı kıskıvrak yakalayıp polise götürecekleri yerde suçluyu kolluyorlar.Üzerine birde şikayet etmeye gittiği karakolda gördüğü ilgisizlik vs üzerine tuz biber ekiyor haliyle.
Çocukluğumuzdan beri bize itina ile empoze edilmiş bilinç altımıza resmen kazınmış bu saçma ahlakçılık yüzünden yaşanıyor bu olaylar.Hadi diyelim şorttan rahatsız oldu da nereden,hangi hakla müdahale etme cürretini kendinde buluyor bu dangoz? Biliyor başına bişey gelmeyeceğini de ondan.O yüzden oruç tutmayanda dayak yiyor bu ülkede,farklı giyinende farklı yaşayanda,farklı inananda.Yapanın yanına kar kalmayacağını bilseler akıllarının ucundan bile geçiremezler.Nurcan'a elini kaldıranı yakalasa polis mahkemeler savcılar derken hayatından bezse hatta hapis cezasını alsa şöyle 2-3 yıl gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlansa rezil rüsva edilse olur mu tekrar sanmam.
Adım gibi eminim kızcağıza ahlak bekçiliği yapan vandal o otobüslerde fortçuluk yapıyordur,elalemin karısını kızını kesiyordur hatta fırsatını bulsa tecavüz bile edecek kapasite var belli.
Hadi bu olayda şort var diyelim e yarın öbürgün başka bir kadının başı açık diye dayak yemeyeceği ne malum? Belki yiyor ama bizim haberimiz olmuyor medyanın hali ve sansürün boyutları ortada.
Bu tipleri ben anlamıyorum nasıl çürük bir ahlakları varsa en ufak şeyden bozuluyor :) Şahsen benim karşımda birisi istediği kadar açık saçık giyinsin umrumda olmaz.Belki ilk karşılaştığımda dikkatimi çeker ama sonra kafamı döner işime gücüme bakarım.
Cidden eğer birinin ahlakı,namusu bir şort yüzünden bozulabiliyorsa ağır abaza ya da ciddi manada sapıktır.
Benim asıl üzüldüğüm saldırıya uğrayan kızcağıza kimsenin yardm etmemesi hatta saldırganın yakalanmaması için köstek olmasıdır.Hiçbirinin aklına gelmiyor aynı şekilde saldırıya uğrayan belki bir gün benimde kızım,kardeşim,karım olabilir diye.
Toplum böyle saçma bir şekilde bozulmamalı.
İşte bu tipler zaman ilerledikçe mahallenin dar çevresiyle yetinmezler gittikler her noktada kendi ahlaki değerlerini çevrelerine sözlü taciz ve veya kaba kuvvet şeklinde dayatırlar.Mini etek giyen kızlara laf atan,sarkan da bunlardır aynı kızlara namus bekçiliği yapmayı,uyarmayı gerekirse şiddet kullanmayı kendine görev edinelerde.
Bu tiplerin hele birde "dindar" olanları vardır ki evlere şenlik.Ahlakçılığın dibine vurmaktan kendilerini alamazlar lakin 13-14 yaşında minicik çocukları "kadın" niyetine nikahlamakta beis görmezler vs vs
Neyse bende olayı tirada bağlamadan esas mevzuya geleyim geçtiğimiz günlerde yaşanan bir mevzu üzerne yazmaya başladım bu yazıyı.Beşiktaş Bayan Voleybol Takımı PAV kadrosundaki Nurcan İbrahimoğlu antreman çıkışı yorgun argın otobüse biniyor üzerinde ise şort var.Otobüs oldukça boş ve kendisi yorgun olduğundan ayaklarını uzatma ihtiyacı hissediyor aradan bir müddet geçtikten sonra 40-45 yaşlarında bir eleman gelip önce ayağına vurarak taciz ediyor akabinde vay efendim sen toplumun ahlakını bozuyorsun diye bayan sporcuyla ağız münakaşasına giriyor ve abaratıp olayı darp boyutuna kadar taşıyor bunun üzerine Nurcan İbrahimoğlu telefonla polisi aramak istediğinde ise otobüstekilerden enteresan bir tepki görüyor başımıza iş çıkarma diyerek polisi bile aramasını engellemeye çalışıyorlar.Tabi bu arada saldırgan el sallayarak dalga geçercesine uzaklaşıp gidiyor.Haksızlığa uğrayan üstüne darp edilen kızcağızı savunacakları yapanı kıskıvrak yakalayıp polise götürecekleri yerde suçluyu kolluyorlar.Üzerine birde şikayet etmeye gittiği karakolda gördüğü ilgisizlik vs üzerine tuz biber ekiyor haliyle.
Çocukluğumuzdan beri bize itina ile empoze edilmiş bilinç altımıza resmen kazınmış bu saçma ahlakçılık yüzünden yaşanıyor bu olaylar.Hadi diyelim şorttan rahatsız oldu da nereden,hangi hakla müdahale etme cürretini kendinde buluyor bu dangoz? Biliyor başına bişey gelmeyeceğini de ondan.O yüzden oruç tutmayanda dayak yiyor bu ülkede,farklı giyinende farklı yaşayanda,farklı inananda.Yapanın yanına kar kalmayacağını bilseler akıllarının ucundan bile geçiremezler.Nurcan'a elini kaldıranı yakalasa polis mahkemeler savcılar derken hayatından bezse hatta hapis cezasını alsa şöyle 2-3 yıl gazetelerde çarşaf çarşaf yayınlansa rezil rüsva edilse olur mu tekrar sanmam.
Adım gibi eminim kızcağıza ahlak bekçiliği yapan vandal o otobüslerde fortçuluk yapıyordur,elalemin karısını kızını kesiyordur hatta fırsatını bulsa tecavüz bile edecek kapasite var belli.
Hadi bu olayda şort var diyelim e yarın öbürgün başka bir kadının başı açık diye dayak yemeyeceği ne malum? Belki yiyor ama bizim haberimiz olmuyor medyanın hali ve sansürün boyutları ortada.
Bu tipleri ben anlamıyorum nasıl çürük bir ahlakları varsa en ufak şeyden bozuluyor :) Şahsen benim karşımda birisi istediği kadar açık saçık giyinsin umrumda olmaz.Belki ilk karşılaştığımda dikkatimi çeker ama sonra kafamı döner işime gücüme bakarım.
Cidden eğer birinin ahlakı,namusu bir şort yüzünden bozulabiliyorsa ağır abaza ya da ciddi manada sapıktır.
Benim asıl üzüldüğüm saldırıya uğrayan kızcağıza kimsenin yardm etmemesi hatta saldırganın yakalanmaması için köstek olmasıdır.Hiçbirinin aklına gelmiyor aynı şekilde saldırıya uğrayan belki bir gün benimde kızım,kardeşim,karım olabilir diye.
Toplum böyle saçma bir şekilde bozulmamalı.
7 Ağustos 2011 Pazar
Rise of the Planet of the Apes izlenir
Eminim benim gibi bilim-kurgu meraklıları Maymunlar Cehennemi serisinin pek çoğunu izlemiştir işte serinin sonuncusu "Rise of The planet of the apes"de ana karakter sezar'ın gözünden maymunların dünyaya nasıl hakim olmaya başladığının hikayesi.Görsel efektleri yapanları cidden tebrik etmek lazım büyük emek ve özen gösterilerek çalışıldığı belli.Maymunların yüz ifadeleri hareketleri benim gibi belgesel manyağı denebilecek insanları bile tatmin edecek düzeyde gerçekçi ufak tefek kusurları saymazsak :) Serinin diğer filmlerinde olduğu gibi dolu dolu aksiyon bekleyenler varsa baştan söyleyeyim sonları haricinde aksiyon falan yok boş yere ümide kapılmasınlar filmin gayeside o değil zaten mevzunun başını anlatmak.Yönetmen Rupert Wyatt'ı ayrıca Görüntü Yönetmeni Andrew Lesnie tebrik etmek gerekir abartıya kaçmadan gayet güzel bir şekilde işlemişler hiç sıkmadan izleyeni efekt bombardımanıyla boğmadan rahatça akıyor yapım.Will Rodman rolündeki James Franco ve onun alzheimer hastası babası Charles Rodman rolünde John Lithgow ise takdire şayan Maymun Sezar rolünde Yüzüklerin efendisi serisindeki gollum rolünden hatırlayacağımız Andy Serkis resmen döktürüyor.Dikkatlice izleyenler serinin önceki filmlerine ufak tefek göndermeleride yakalayacalar ayrıca belirtmek gerekirse filmin sonu devam için açık bırakılmış sanırım ileride serinin re-makeleri çekilebilir. Konumuza gelecek olursak Will Rodman(James Franco) bir ilaç şirketinde hasar görmüş beyin hücreleri üzerine araştırma yapan bir bilim adamı.Babasının Alzheimer rahatsızlığı dolayısıyla ekstra bir şevkle çalışıyor ilacı maymunlar üzerinde denemeye başlıyorlar ancak ilaç beyin hücrelerini yenilediği gibi zekayıda arttırıyor.Deneyler sırasında ufak bir sorun çıkıyor şempanzelerden birisi birden hırçınlaşıp tam da yapılan sunumun ortasındayken labaratuarı ve binayı tarumar ediyor çıkan rezalet üzerine denemeler duruduruluyor ve denek maymunlar itlaf ediliyor maymunlarla ilgilenen eleman kafeslerde ufak bir yavru keşfediyor ve bunu Will Rodman(James Franco)ya veriyor tabi will yavruyu öldürmeye kıyamadığından gizlice evine götürüyor ve adını sezar koyuyor.Ve olaylar böyle başlıyor daha fazla anlatmayayım iş spoiler'e doğru gidiyor :)
Eğer Planet of the apes hayranıysanız benden size tavsiye gidip izleyin pişman olmazsınız.

Rise of the Planet of the Apes Fragmanı
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Just Pide
5 Ağustos 2011 Cuma
Kalbim dinamit kuyusu
Beni, gözlerin götürür
Gözlerin
Aşkla, acıyla...
Kuşatmışlar
Sesimi, soluğumu
Kesilmiş
Tuz-ekmek payım
Vurgunum
Ve darda,
Gözaltındayım.
Dal, kor keser
Penceremde açarsa
Kuş, vurulur
Üzerimden uçarsa.
Ve hal böyle böyle,
Yol bu yöndeyken
Gelir,
Ki her gelişinde
Daha da içten
Gelir,
Soluk soluğa
Benim olursun.
Amansız sarmasında
Kollarımın
Esrik,
Çığlık çığlığa
Erir, kar gibi vücudun...
Nicedir,
Kahpe ağzında
Bir salgın,
Bir deprem gibi künyemiz.
Nicedir,
Başımıza zindan dünyamız.
Biz ki
Yarınıyız halkın,
Umudu, yüzakıyız,
Hıncı, namusu...
Şafakları,
Taa şafakları
Hey canım,
Kalbim
Dinamit kuyusu...
Gözlerin
Aşkla, acıyla...
Kuşatmışlar
Sesimi, soluğumu
Kesilmiş
Tuz-ekmek payım
Vurgunum
Ve darda,
Gözaltındayım.
Dal, kor keser
Penceremde açarsa
Kuş, vurulur
Üzerimden uçarsa.
Ve hal böyle böyle,
Yol bu yöndeyken
Gelir,
Ki her gelişinde
Daha da içten
Gelir,
Soluk soluğa
Benim olursun.
Amansız sarmasında
Kollarımın
Esrik,
Çığlık çığlığa
Erir, kar gibi vücudun...
Nicedir,
Kahpe ağzında
Bir salgın,
Bir deprem gibi künyemiz.
Nicedir,
Başımıza zindan dünyamız.
Biz ki
Yarınıyız halkın,
Umudu, yüzakıyız,
Hıncı, namusu...
Şafakları,
Taa şafakları
Hey canım,
Kalbim
Dinamit kuyusu...
Ahmed Arif
4 Ağustos 2011 Perşembe
Salaklık parayla olmayınca salaktan geçilmiyor ortalık
Gün geçmiyorki güzide memleketimizde yepyeni bir salaklıkla daha uyanmayalım.Daha önce ev yapıcaz diye ormanları piç ettiniz 2B yok 4Z kalıplarına soktunuz gözden kaçırmak için,Hiç yapılaşmaması pamuklara sarılması korunması gereken tarih fışkıran,endemik bitki ve hayvan türlerine sahip coğrafyaları HES yapacağız ülkemize enerji lazım bahanesiyle mahkeme kararlarını bile takmadan fütursuzca işgal ve tahrip ettiniz,memleketin neredeyse %30'unu maden ruhsatlarıyla yokolmaya mahkum ettiniz yetmedi atıklarına sahip çıkamayan çevresine zehir saçan işletmelere sırf para için göz yumdunuz yenilerinin açılmasını teşvik ettiniz onlarda yetmedi şimdi Dünyanın her yerinden gelecek kimyasal atıklar için toplama istasyonu kuruyorsunuz pes hatta ohaYanlış duymadınız hollandalı Royal Vopak Türkiyenin en kalabalık şehri İstanbul'un hemen dibinde Yalova'da kimyasal atık toplama tesisi kuracak.Aptalların ülkelerinde istemediği değerli kimyasal atıklarını bizim über zekalı saygın yöneticilerimiz 3 kuruş para için ülkemizde saklayacak biz uyanığız onlar aptal zira :) Ne var canım memleket kazansın biraz fazla paradan ne olur.Kimyasal sızıntı yaşanırmış insanlar ölürmüş,çocuklar sakat kalırmış,doğa yokolurmuş kim takar yalova kaymakamını?
Biz akıllıyız gelişmiş ülkeler aptal adamlar para kazanacakları yerde sanayileşme hırsıyla tahrip olmuş doğalarını geri kazanabilmek için yardırıyor,tarihlerine bir kibrit çöpü bile olsa sahip çıkıyor,ülkelerinin her yanını ormanla donatıyor,kimyasal atıklarını başka ülkelerde gömüyor.Ülkeleri temiz kalsın insanları hastalanmasın diye birde üzerine para veriyor akılsızlar :)))
Heralde muhterem yöneticilerimizin bundan sonraki hamlesi Nükleer Atık depolama tesisi kurmak olur onda daha iyi para var bence :)
Çünkü gelişmiş ülkelerde yaşayanlar aptal biz akıllıyız.
Durmak yok uyumaya devam, kimyasal atıklarla nurlu ufuklar çok güzel vesselam
2 Ağustos 2011 Salı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)













