Ne Mutlu Türküm Diyene

7 Mart 2008 Cuma


Bloga Favicon eklemek

0 Yorumgaçlı Okurcan
Bloğunuza favorite ikon eklemek isterseniz kod aşşağıda yalnız kodu head tagından sonra yerleştirmelisiniz Buradan istediğiniz resmi ikon haline getirebilirsiniz.Daha sonra herhangi bir resim yükleme sitesine ikonumuzu yükleyelim ve aşşağıdaki kodlardan /favicon.ico yerine ikonumuzun linkini yerleştirdiğimizde işimiz tamamlanmış oluyor.

Kolay gelsin.....




<link rel="shortcut icon" href="/favicon.ico" type="image/x-icon" />

Vasiyet

0 Yorumgaçlı Okurcan
Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
alıp götürün
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni.

Hasan beyin vurdurduğu
ırgat Osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.

Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.

Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.

Ama bu türküleri söylemişim ben
daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.

Benim sessiz komşulara gelince,
şehit Ayşe'yle ırgat Osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki de farkında bile olmadan.

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
- öyle gibi de görünüyor -
Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani...

Nazım Hikmet Ran

Tahirle Zühre Meselesi

0 Yorumgaçlı Okurcan
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil,
bütün iş Tahirle Zühre olabilmekte
yani yürekte.

Meselâ bir barikatta dövüşerek
meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken
meselâ denerken damarlarında bir serumu
ölmek ayıp olur mu?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Seversin dünyayı doludizgin
ama o bunun farkında değildir
ayrılmak istemezsin dünyadan
ama o senden ayrılacak
yani sen elmayı seviyorsun diye
elmanın da seni sevmesi şart mı?
Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık
yahut hiç sevmeseydi
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden?

Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil.

Nazım Hikmet Ran

Davet

0 Yorumgaçlı Okurcan
Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdenize bir kısrak başı gibi uzanan
Bu memleket bizim!
Bilekler kan içinde, dişler kenetli
ayaklar çıplak
Ve ipek bir halıya benzeyen toprak
Bu cehennem, bu cennet bizim!
Kapansın el kapıları bir daha açılmasın
yok edin insanın insana kulluğunu
Bu davet bizim!
Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
Ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim!


Nazım Hikmet Ran

5 Mart 2008 Çarşamba


Navbarı yoketmek

0 Yorumgaçlı Okurcan
----------------------------------------------- */

#navbar-iframe {
height:0px;
visibility:hidden;
display:none

}


Bu kodları girdiğiniz zaman nav bar kaybolacak.Şekil 1a da görüldüğü üzere.

3 Mart 2008 Pazartesi


Chris Angel Uçtu.....

0 Yorumgaçlı Okurcan
Bilim dünyası, havada asılı durabilen insanları inceledi. Gerçek olduğunu gördü ama nasıl olduğunu açıklayamadı.

Bilim dünyası şu sıralar 'levitasyon' ya da havada asılı durabilen insanları inceliyor. Tarih boyunca bu tür olayların yaşandığı biliniyor. Mitolojide uçmak tanrılara özgü bir yetenek sayılıyordu. Ancak çok az sayıda da olsa bazı insanların da uçabildiğinden söz ediliyor. Örneğin Hindu Brahmanlar, Yogiler, Hint fakirler, Saint Hermitler...

Hinduların Sanskrit yazılarında 'havada asılı durmanın yöntemleri' tek tek rehber halinde yer alıyor. Hint tarihi belgeleri, yerden 90 santim yükseklikte havada durabilen ustaların örnekleriyle dolu.

M.Ö 527'de Zen Budizminin kurucusu Bodhidharama'nın Tibet'teki Şaolin Manastırı'nı ziyaret edip, buradaki Budist rahiplere 'levitasyon sanatını' nasıl öğrettiği birçok tarihi belgede yer alıyor. Dahası günümüzde bile Hindistan'da ve Tibet'te 'havada durabilen' insanlar hiç de az değil.

Avrupa'da ise bilinen ilk 'levitasyon ustası' bir rahibe olan Azize Theresa. Onun 'uçuşuyla' ilgili belgeler 1565 yılından kalma ve bu deneyimi 230 kişinin gözleri önünde yaşadığı anlatılıyor.

Ancak asıl önemlisi günümüze 'uçan adam' olarak anılan Amerikalı Chris Angel olayı.

Chris Angel; David Coperfield ya da David Blaine gibi bir sihirbaz değil. Ama uçabiliyor. Ya da havada asılı durabiliyor. Tam bir 'levitasyon' ustası. Bilim adamları onun bu 'uçuşlarını' tekrar tekrar izlediler. "Gerçek mi?" sorusuna "Gerçek" dediler. Buna getirebildikleri açıklama ise beyin enerjisi ile yaratılan bir çeşit yerkeçimsiz ortam sayesinde 'havada asılı durmanın' mümkün olabileceği yönünde... Ancak bu beyinsel enerjinin nasıl oluşturulabildiği sorusu bir cevap bulamadı.

Süper-iletkenlerle yapılan bir deney sonucunda bir insanın bir süper-iletken üzerinde durduğu zaman yerden 5 santim kadar yükselebildiğini gösterdi. Ancak süperiletken kullanmadan 'uçabilen' insanların sırrı hala çözülemedi.

Mermi tren diye bilinen Japonların ve Fransızların süper-hızlı trenleri de "manyetik levitasyon" denilen teknoloji ile saatte 350 km hızı aşabiliyor. Süper-iletkenler sayesinde bu trenler seyir halindeyken raylara deymeden gidiyor. Ancak bu şekilde bu yüksek hızlara ulaşabiliyorlar.



Videoyu İzleyemiyorsanız Flash 7 gereklidir Yüklemek için tıklayınız!!!





Aşk (a) Dair

0 Yorumgaçlı Okurcan
"İki kalp arasında en kısa yol:
Birbirine uzanmış ve zaman zaman
Ancak parmak uçlarıyla değebilen
İki kol.
Merdivenlerin oraya koşuyorum,
Beklemek gövde kazanması zamanın;
Çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
Bir şeyin provası yapılıyor sanki.

Kuşlar toplanmış göçüyorlar
Keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



Cemal Süreya

Lavinia

0 Yorumgaçlı Okurcan
Sana gitme demeyeceğim
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar,
Yanımda kal.

Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalan istiyorsan yalanlar söyleyeyim.
İncinirsin.

Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.

Özdemir Asaf

Bilemezdim ki

0 Yorumgaçlı Okurcan
Peşin aşklar yaşadım
Ümitsizce
Unutmaya çalıştım seni
Kaybetmeyi denedim başkalarında kendimi

Ellerim morarana kadar
Dolandım soğuk sokaklarda
Özlemin dinsin diye
Başaramadım

Layık değildim ben bu ızdıraba
Kimin kanına girdim ki ?
Bu acıları hakedecek
Ne yaptım ?

İlkbahardı gözlerin
Daima nemli
Sildim gözyaşlarını
Derman aradım dertlerine

Bilemezdim ki
Bu kadar vefasız olduğunu
Ve dahi kalpsiz
Herzaman acımasız olduğunu aşkın.

Hayaller

0 Yorumgaçlı Okurcan
Küçüktüm
Geceleri gökyüzüne bakar
Yıldızları tek tek saymaya çabalar
Kayacak bir yıldızı beklerdim.
Sadece bir dilek tutmak için
İnanırdım o dileklerimin birgün gerçek olacağına
Benim için onlar cennetten inen meleklerdi
Her inişlerinde bir dilek kabul olurdu
Saf ve temiz duygularım vardı

Büyüdükçe öğrendim
O kayanların yıldız değil aslında koca koca taşlar olduğunu
Ve dileklerin gerçekleşmesiyle en ufak bir alakalarının olmadığını
Senide o saf ve temiz duygularla sevmiştim işte
Meleğimdin benim gönlüme gökyüzünden inen
Gözlerinin içine bakardım geceleri gökyüzüne baktığım gibi
Yine yıldızları sayıyordum o zamanlar ki gibi
Tek farkla her seferinde seni dilemek için.

Nereden bilebilirdim günün birinde öğreneceğimi
Sendeki kalbin aslında o gökyüzünden kayan meteorlar kadar taş olduğunu.
Yeni kayıtlar Önceki kayıtlar Anasayfa